06 Temmuz 2022 Çarşamba Saat:
12:35

Yalancı Cennet & Sınırsız Lezzet (2)

29-03-2022 12:49


 

 

 

 

 

 

 

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

 

 

 

Sanal Gerçeklik Metaverse

 

Bir önceki makalemizde Metaverse değinmiş yani kısaca gözden geçirmiştik. Cumhurbaşkanı’nın 21 Mart’ta “Gelecek onu tasarlayanlara aittir” sloganıyla Metaverse tanıtımı yaparak ve sonuçta “dijital seferberlik” ilan ederek yeni bir döneme girmiş olduk. Merkeziyetsiz internetten beslenen dijital bir yeni dönem. Peki bu dönemde bizi, en önemlisi evlatlarımızı neler bekliyor? Bu yazıda bunu inceleyeceğiz.

 

Pandemi ile birlikte baş döndüren gelişmeler yaşıyoruz, akıntıya kapılmış sürüklenir bir haldeyiz. İki yıldır tüm gündemimiz Pandemi ile meşgul iken Rusya’nın Ukrayna operasyonu ile bir anda gündemimiz (medyanın tabiriyle) “Savaş” oldu. Pandemi bitti mi bitmedi mi henüz anlayamadık. Biz hala açık alanda maske takalım mı takmayalım mı tartışmaları ile meşgul iken, bizim hayvan pazarlarından yayıldığını sandığımız virüslerin ve benzerlerinin Ukrayna’daki 30 biyolojik laboratuvarlarda görüldüğü, yarasa ve göçmen kuşlar üzerinde deneyler yapıldığı ifşa edildi.

 

Her gün bir zamla yatıp yeni bir zamla uyanıyoruz. 17 lira zam yapılan yakıta 5 lira indirim yapılınca sevinir hale geldik. Neye sevinip neye üzüleceğimizi bilemez olduk. Toplumca şaşkın haldeyiz. Medya tarafından insanlara sürekli korku pompalanıyor. Üçüncü dünya savaşı mı geliyor kıtlık mı bizi bekliyor ülkeler arası göç dalgaları gerçekten tedirginlik veriyor. Toplum olarak ayrıştırıldık bölüştürüldük. Aşılı aşısız, maskeli maskesiz… Bugün hiç olmadığımız kadar birbirimize ihtiyacımız var. Bu zihinlerdeki bulanıklık ancak düşmanın bulanık suda balık avlayanların ve dumanlı havayı seven kurtların işine gelir.

 

Z kuşağı diye adlandırılan ve genelleme yapılan bizim evlatlarımızdır. Senin benim evladım. Evlatlarımızı hayata hazırlayan bizleriz. Onların kendi ayakları üzerine durabilen, kendi kararlarını verebilen, kendilerine yetebilen özgür insanlar olabilmeleri için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Dünya hayatında edindiğimiz tecrübeleri evlatlarımıza aktarıyoruz, akı karayı onlara biz gösteriyoruz. Sevgimizle bilgimizle aydınlatıyoruz. Evet bu dünya hayatına ait tecrübelerimizi aktarıyoruz. Peki ya onları bekleyen sanal hayata (Metaverse) dair ne biliyoruz? Bu dünyadan biz ne kadar haberdarız? Ebeveynler olarak dijital okuryazarlığımız WhatsApp’ta durum paylaşmaktan, Facabook ta resim paylaşmaktan ne kadar öteye geçebiliyor? Daha en yakın akrabalarını tanımayan evlatlarımızın YouTube’da hangi fenomen abileri var ablaları var biliyor muyuz? Bizimle kendi ailesiyle bütünleşemeyen, kendi öz değerlerini benimseyemeyen evlatlarımız internet ortamında hangi zihniyette insanları tanıyıp dünya görüşlerini benimsiyor biliyor muyuz? Tik Tok’u icat eden Çin, kendi gençlerine yasaklayan yine Çin ama tüketen bizim gençlerimiz. Teknolojide büyük gelişme kaydeden Çin 18 yaş altı çocuklara haftada sadece 3 saat bilgisayar oyunu oynamalarına izin veriyor. Bizim evlatlarımız haftada kaç saatini ekran başında geçiriyor bir fikrimiz var mı? Biz evlatlarımıza böyle bir sınır koymaya kalksak baskıcı ebeveyn yaftası yeriz. Çünkü onlar ellerindeki teknolojinin tehditlerinin farkındalar. Bir profesöründe ifade ettiği gibi “bilim hem dinamiktir hem dinamit”[1]. Ve yine İmamımız Hz. Ali’nin (as) buyurduğu gibi evlatlarınızı bulunduğunuz zamana göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin. Bunu başarabilmemiz için vizyon sahibi ebeveynler olmamız gerekir. Yaşadığı zamanı tanımış gününün donanımıyla teçhizatlınmış, geçmişteki tecrübeleri ile bulunduğu günü aydınlatan ve geleceğe yön verebilen feraset sahibi müminler olmamız gerekir. Belki evlatlarımızı bekleyen geleceği biz belirleyemeyebiliriz ama geleceğe miras bırakacağımız insanlar bizim elimizdedir.

 

Artık bir şeylerin farkına varmanın, sorgulamanın vakti geldi de geçiyor bile. Biz aşımızın ekmeğimizin derdinde iken birileri gözlerini geleceğimize, evlatlarımıza dikti. Bizler Bir yandan sanala alemde (Metaverse) arazi alırken onlar parsel parsel bizim topraklarımızı alıyorlar. Biz ipteki cambaza odaklanmışken onlar ayağımızın altındaki halıyı çekiyorlar. Biz savaşa odaklanmışken Covid-19 salgınıyla mücadelesindeki başarısından dolayı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından sağlık bakanı Fahrettin Koca’ya ödül veriliyor. Salgınla mücadelesindeki başarısından dolayı mı yoksa aşılama oranındaki başarısından dolayı mı? Hakikaten de Sağlık Bakanımızın bu süreç boyunca her gün yılmadan ekran karşısına çıkarak halktaki korku ve tedirginliği canlı tutması, elindeki metni özenle tane tane okuması ve haritayı itinayla renklendirmesindeki başarısını hafife almamak lazım.

 

Sayın Cumhurbaşkanı’nın artık tüketen değil üreten bir ülke olduk söylemi de manidar. Bir zamanlar tarımda ihraç ederken şimdilerde dışa bağımlı hale gelmişiz. İthal ettiğimiz buğdayın yüzde 66’sını Rusya’dan yüzde 18’ini de Ukrayna’dan almışız. Savaşan onlar ama açlık tehdidi altında kalan biziz. Hayvancılıkta da durum bundan farklı değil. Hayvanımıza yem ithal eder olduk, buğday, mercimek ve daha nice tahıl ürünlerini üretip ihraç ederken ithal eder olduk. Şimdi de gelmiş teknoloji üretiminden bahsediyoruz. İcat mı yoksa var olan bir teknolojiyi alıp geliştirmek mi? Öyle görülüyor ki yenidünya düzeninde yerimizi alacağız söylemi hız kazanmış durumda. Aşılamada elde edilen başarının ardından şimdi de yeni dünya düzeni projesinin önemli adımı olan Metaverse projesini ülke çapında etkin kılma, geliştirme ve yaygınlaştırmada başarı elde etmenin derdine düşülmüş. Çin’den sonra teknolojinin ikinci laboratuvarı da Türkiye mi oldu? Faz 3 aşaması tamamlanmamış aşıda yetişkinleri denek olarak kullandılar şimdide gençlerimizi bu yeni teknolojide kobay olarak mı kullanacaklar?

 

Biz televizyonların evlerin başköşesine kondurulmuş olduğu bir dünyaya doğduk. İzlemeyi ve sadece seyirci kalmayı ondan öğrendik. Evlatlarımız internetin var olduğu akıllı telefonların akılları baştan aldığı bir dünyaya doğdular. Ve torunlarımız dijital bir gelecekte sanal bir dünyaya doğacaklar. Gerçeğin ve yalanın ayırt edilemediği, sanal olanın daha cazip olduğu neyin gerçek neyin sanal olduğunun kimsenin umurunda olmadığı bir dünya. Merkeziyetsiz bir dünya. Kendimizi ve evlatlarımızı ekranların afetlerinden ne kadar koruyabildik? Ve bu mecralarda Müslüman ve inanan insanlar olarak ne kadar yer edinebildik ne derece var olduk?

 

Evet, televizyon da üretiyoruz, TV kanallarımız da var, yayınlanan dizilerin, sinemaların, gündüz kuşağı programlarının ne kadarı bizi, değerlerimizi ve inançlarımızı yansıtıyor?

 

Metaverse, gerçek dünyanın sanal bir yansıması. Olabildiğince ve alabildiğince sınırsız ve kuralsız bir dünya. Gerçek hayata hâkim kılamadığımız değer yargılarımızı, inançlarımızı, vicdani ve ahlaki kurallarımızı sanal bir hayata taşıyabilecek miyiz? Yoksa kural tanımaz bir dünya mı olacak?

 

Evet, yarından tezi yok seferberlik ilan edilmelidir, ülkece, milletçe, ebeveynler, okuryazarlar ve âlimler bir araya gelerek bu konunun (Metaverse) sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve dini boyutunu tartışmalı ve aydınlanmalıyız. Bu dijital çağda artık her türlü bilgiye tek tık ile ulaşa bilme imkanına sahip iken bilmemek ayıptır. Söz konusu olan evlatlarımızdır, torunlarımızdır. Belki göremeyeceğiz mezarda olacağız. Tercih bizim, nur içinde mi yatacağız yoksa kemiklerimiz mi sızlayacak?

 

Kalın sağlıcakla…

 

 

 

 

 

 


[1] Beyin Cerrahı Dr. İsmail Hakkı Aydın

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !