22 Mayıs 2022 Pazar Saat:
16:36
19-01-2022
  

Sofra Tuzunda Siyanür Tehlikesi

Ham tuzların bu olumsuzluğunu gidermek “Potasyum Ferrosiyanür K4Fe(CN)6” ilave edilir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

"Sofra tuzunda siyanür tehlikesi" manşetlerini yıllar önce görmeye başladı bu ülke insanı..

 

Peki, bu gerçek mi? Gazete, TV ve programlara katılan akademisyenler haklı mı? Haklıysa bize zararı ne?

 

Tuz Diye Siyanür Tüketiyoruz!

 

İnsan bedeni 84 elementten oluşmaktadır. Şaşırtıcı bir biçimde doğal tuz kristalinde de 84 element mevcuttur. Yani doğal tuz insan vücudunun mineral ihtiyacının neredeyse tamamına karşılık gelmektedir. Bu gerçeğe rağmen bugünkü modern tıp tuzsuz beslenmemizi öneriyor. Peki, ama neden?

 

Rafine Sofra Tuzu

 

Genel olarak zararlı addedilen tuz, rafine edilmiş Sodyum Klorür (NaCl)’dür. Gerçekten de bu tuzdan uzak durulması gerekiyor. Zira günümüzde market raflarında satılan tüm rafine tuzlar aslında sanayinin kullanamadığı atık tuzlardır. Tuz üretiminin çok büyük bir kısmı direkt olarak sanayiye yöneliktir. Tuz olmadan neredeyse hiçbir şey üretilememektedir. Dolayısıyla üretim aşamasında rafine edilen doğal tuzdan geriye sadece NaCl kalmaktadır. İşte bu atık tuz da insanlar tarafından tüketilmek üzere piyasaya sunulmaktadır. Üstelik rafine tuzda tuzun akıcılığını kolaylaştıran ve topaklanmasını önleyen birçok kimyasal da bulunmaktadır.

 

Deniz, göl ve kaya tuzlalarından elde edilen Sodyum Klorür/NaCl ham tuzlar, bünyesinde nem barındırması ve buna bağlı olarak topaklanma eğilimi göstermesinden dolayı billur/akışkan halde değildir. Bu sebeple sofra tuzu olarak kullanılmaya da elverişli değildir. Ham tuzların bu olumsuzluğunu gidermek ve sofra tuzu olarak kullanıma sunmak gayesiyle tüm üretim usullerinde, mekanik/mikronize, rafine vs. üretilen tuzlara Uluslararası Gıda Kodekslerinde E536 kod numarasıyla anılan “Potasyum Ferrosiyanür K4Fe(CN)6” ilave edilir.

 

Potasyum Ferrosiyanür, ileri derecede toksik/zehirli bir maddedir. Erime noktası 70 derece santigrad olan bu zehir; asitler ve oksitleyici maddelerle reaksiyona girerek parçalanır ve yine üst düzey toksik bir madde olan Hidrojen Siyanüre (HCN) dünüşür. Amerikan Gıda ve İlaç Ajansı (FDA) tarafından gıda katkı maddesi olarak kullanımı yasaklanmıştır. Fakat ne yazık ki ülkemizdeki tüm tuz imalatçıları tarafından hala istisnasız ve fütursuzca kullanılarak insanlarımız zehirlenmektedir.

 

Bu madde vücuda girdikten sonra şu belirtiler sıklıkla görülmektedir:

 

Kısa vadede; aşırı yorgunluk, bitkin ve tükenmişlik hissi, zaman zaman kalp atışında yükselme ve kalpte sıkışma ve çarpıntı hissi, yemek sonrası yaşanan mide ağrıları, böbrekte tahribat, diz ve eklemlerde ağrı ve uyuşukluklar, yemek yedikten sonra midede ağrılar gibi birçok etkiye neden oluyor.

 

Uzun vadede; Kullanılan miktara yasal olarak izin verilmiş olsa bile, uzun vadede yavaş yavaş ölümlere sebep olabileceğinden endişe ediliyor.

 

Bireysel Olarak Ne Yapılabilir?

 

Bu yönetmelikler iptal olana kadar, katkı maddesi olmayan kaya tuzu ya da katkı maddesi olmayan saf deniz tuzu kullanmak gerekir. Kaya tuzu derken, öğütülmüş, fırınlanmış E536 (siyanür) ilave edilmiş el değmeden paketlenmiş kaya tuzunun da iri tanecikli ve içinde siyanür katkı maddesi olan göl tuzunun da kaya tuzu diye satıldığı unutulmamalı ve “öğütülmemiş bizzat, kaya şeklide olan kaya tuzu” satın alınmalı.

 

Kendi Kaya Tuzumuzu Nasıl Üretebiliriz?

 

1- Satın aldığımız kaya şeklindeki tuzu çekiç ile kıralım, su içinde eritilip temiz kalın bir kumaş ile süzelim. Biraz bulanık olan bu tuzlu suyu berraklaşması için birkaç saat kovada bekletelim. Dibe çökmüş olan çamuru kaldırmadan yavaşça başka bir kaba temiz berrak tuzlu suyu yavaşça aktaralım. Daha sonra tencerede bu tuzlu suyu kaynatınca rafine edilmiş tertemiz kaya tuzumuz olacak. Kişi başı günde ortalama 10 gramdan yılda yaklaşık 4 kilo temiz tuza ihtiyacımız olacak.

 

2- Fırın ve marketlerde satılan ekmeklerde de siyanür katkılı tuz kullanıldığından bunları tüketmeyip, tam kepekli buğday unundan kendi evinizde ekmek pişirmeniz en doğrusu.

 

3- Marketlerdeki tuzlu ürünlerde ve tuzlu kuruyemişlerde de siyanürlü tuz kullanıldığından bu ürünlerden uzak durmakta fayda var. Ya da tuzsuz olanları tercih edelim.

 

4- Katkısız temiz tuz kullanamayan sporcuların, özellikle tuzlu gıda tükettikten hemen sonra, zorlayıcı egzersiz yapmaktan kaçınmaları daha uygundur, aksi takdirde spor yaparken kalp krizi ve ölüm riski artar.

 

 

 

Kaynak: Sosyal Medya

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler