04 Ağustos 2021 Çarşamba Saat:
10:09
10-04-2021
  

Şia’nın Terimsel Anlamı

Şia, Hz. Ali’nin (a.s) has izleyicileri ve Hz. Muhammed’in (s.a.a) açık istek ve öğretisi üzerine onun imamet ve hilafetine inanan kimselerdir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

‘Şia’ kelimesi Arapçada izleyici, bir kaç kişi veya izleyen topluluk anlamına gelmektedir. ‘Şia’ kelimesi Kur’an-ı Kerim’de de birkaç yerde bu anlamda kullanılmıştır. Örnek olarak;

 

فَوَجَدَ ف۪يهَا رَجُلَيْنِ يَقْتَتِلَانِۘ هٰذَا مِنْ ش۪يعَتِه۪ وَهٰذَا مِنْ عَدُوِّه۪ۚ فَاسْتَغَاثَهُ الَّذ۪ي مِنْ ش۪يعَتِه۪ عَلَى الَّذ۪ي مِنْ عَدُوِّه۪ۙ فَوَكَزَهُ مُوسٰى فَقَضٰى عَلَيْهِۘ


“…orada iki adamın kavga etmekte olduğunu gördü; bu, kendi taraftarlarındandı (şialarındandı) öbürü, düşmanlarından. Derken, taraftarlarından (şialarından) olan, düşmanlarından olana karşı Mûsâ’dan yardım istedi”[1]


Bu ayette Hz. Musa’nın (a.s) izleyicilerinden biri hakkında, “Musa’nın Şiası” şeklinde söz edilmektedir.


Kur’ân-ı Kerim’in başka bir yerinde ise Hz. İbrahim’i (a.s) Hz. Nuh’un (a.s) Şiası olarak tanıtmaktadır:

 

وَاِنَّ مِنْ ش۪يعَتِه۪ لَاِبْرٰه۪يمَۢ


“Ve şüphe yok ki İbrâhim de onun taraftarlarındandı (Şia’larındandı) elbet.”[2]

İslam’ın başlangıcında ‘Şia’ kelimesi sözlük anlamı olarak bir kişi ya da belirli bir grubun takipçisi anlamında kullanılıyordu. Örnek olarak; bazı rivayetlerde Ali b. Ebu Talib’in Şia’sından ve bazı rivayetlerde de Muaviye b. Ebu Süfyan’ın Şia’sından söz edilmektedir.

 

Ama zamanla bu kelime daha sonraları sadece Hz. Ali’nin (a.s) imametine inananlar için kullanılmaya başlanmıştır.


Şehristanî (548 h.k) İslami mezhep ve fırkaları ile ilgili önemli kaynaklardan biri olan “el-Milel Ve’n-Nihel” adlı kitabında şöyle diyor:


“Şia, Hz. Ali’nin (a.s) has izleyicileri ve Hz. Muhammed’in (s.a.a) açık istek ve öğretisi üzerine onun imamet ve hilafetine inanan kimselerdir.”

Şehristanî’nin bu tarifi oldukça dakiktir. Çünkü Şiîler şahsi isteklerinden dolayı değil, Hz. Peygamber’in (s.a.a) isteği üzerine Ali’nin (a.s) imametine inanmaktadırlar. Ama Şia’nın dışındaki mezhepler Peygamber’in (s.a.a) hilafet meselesini halka bıraktığına ve Peygamber’in (s.a.a) vefatından sonra da Sakife’de seçilen kimseyi izlediklerine inanmaktadırlar. Oysa Sakife’de bu şekilde seçilen ilk halife Ebu Bekir’in kendisi bu düşüncenin tersine, halifeyi kendisinin seçmesi gerektiğine inanıyordu. İkinci halife Ömer b. Hattab ise altı kişilik bir şura kurup özel emirler vererek, içlerinden birini kendi yerine halife seçmeleri için görevlendirdi.

İlginç olan ise; dördüncü halife olarak Ali b. Ebu Talib’in takriben bütün Müslümanlar tarafından seçilmesidir. Üçüncü halife Osman b. Affan’a düzenlenen suikasttan sonra halkın baskıları sonucu, halifeliği kabul etmek zorunda kalmıştır.

 

Ünlü araştırmacı Hasan b. Musa Nevbahtî (313 h.k) “Şia Fırkaları” adlı kitabında şöyle diyor:


“Şia, Ali b. Eb-u Talib’in fırkası ve cemaatidir. Onlara hem Peygamber’in hayatında, hem de Peygamber’den sonra Şia deniliyordu. Ali’nin izleyicileri ve onun imametine inananlar diye tanınıyorlardı.”

Geçmiş dönemlerin seçkin âlimlerden Şeyh Müfid (413 h.k) Şia’yı şu şekilde tanımlamaktadır:


“Ali’yi (a.s) izleyen ve onun Peygamber’in (s.a.a) ilk halifesi olduğuna inananlardır.”

 

Şeyh Müfid, Şia’nın “İmamiye” olarak adlandırılmasını şu şekilde açıklıyor:


“Bu unvan, imametin her zaman gerekli olduğuna, imamın Allah (c.c) tarafından seçilmesinin, masum ve kâmil olmasının gerekliliğine inanan kimseler içindir.”

 
Bu anlatılanlara dayanarak Şia’nın Hz. Peygamber’in (s.a.a) halifesi hakkındaki inançlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

1- Peygamber’in (s.a.a) halifesi olmak ilahî bir makamdır.

 

2- Peygamber (s.a.a) nasıl Allah tarafından seçildiyse, halife veya imamda aynı şekilde Allah tarafından seçilir ve Peygamber’in (s.a.a) aracılığı ile halka tanıtılır.


3- İslam Peygamberinin (s.a.a) ilk halifesi Ali’dir.

 

 

 

 


[1] Kasas/15

[2] Saffat/83

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler