<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Ehl-i Beyt Âlimleri Derneği</title>
    <link>https://www.ehlibeytalimleri.com</link>
    <description>Ehl-i Beyt Âlimleri Derneği</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 24 Jul 2026 18:56:31 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Ayetullah Hamanei'nin Dilinden Erbain Yürüyüşü]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/sehit-ayetullah-hamaneinin-dilinden-erbain-yuruyusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/sehit-ayetullah-hamaneinin-dilinden-erbain-yuruyusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şehit İran İslam Devrimi Lideri Ayetullah Hamanei, son yıllarda birçok kez Erbain yürüyüşüne değinmiş veya bu konuda konuşmalar yapmıştı. Ayetullah Seyyid Ali Hamanei, konuşmalarında 9 önemli konuya dikkat çekmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify">Şehit Ayetullah Hamanei, son yıllarda birçok kez Erbain yürüyüşüne değinmiş veya bu konuda konuşmalar yapmıştı. Bu konuşmaların ortak noktası ise, Erbain yürüyüşünün büyük bir birlik gösterisi olarak değerlendirilmesidir.</p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify">Erbain yürüyüşünün başlamasına birkaç gün kala, şehit liderin bu büyük manevi tören hakkında işaret ettiği 9 önemli konuyu yeniden gözden geçirelim:</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>1. Erbain töreni ilahi şiarlardan biridir</strong></p>

<p style="text-align:justify">"Bu nedenle, bu törene katılma ve ilahi bir lütufla şereflenen ziyaretçiler, Allah'ın şiarlarından birini koruma şerefine eriştiklerini daima hatırlamalıdır."</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2. Erbain, Hüseyni Hareketin ebedi simgesidir</strong></p>

<p style="text-align:justify">"Erbain'in önemi, bu günün, Hz. Peygamber (s.a.a.) ailesinin ilahi takdiriyle Hüseyni hareketin ebediyen hatırlanacak bir simge haline gelmiş olmasıdır. Eğer şehitlerin ardında kalanlar ve bu olayın gerçek sahipleri, Hz. Hüseyin’in (a.s.) Kerbela’da şehit düşmesi gibi olayları unutmamaya çalışmazlarsa, gelecek nesiller bu şehadetin faydalarından pek yararlanamayacaktır."</p>

<p style="text-align:justify"><strong>3. Erbain'den öğrenilecek dini ve kültürel mesajlar</strong></p>

<p style="text-align:justify">"Hz. Hüseyin'in ve yarenlerinin mücadelesi ne kadar zorsa, Hz. Zeyneb'in (a.s.) ve İmam Seccad'ın (a.s.) mücadelesi de o kadar zordu. Ancak onların sahnesi askeri değil, tebliğ ve kültürel bir sahneydi. Bu noktalara dikkat etmeliyiz. Erbain’in bize verdiği ders, hakikatin ve şehadetin anısını düşman propagandaları karşısında diri tutmamız gerektiğidir."</p>

<p style="text-align:justify"><strong>4. İslam dünyasının birlik ve büyüklüğü</strong></p>

<p style="text-align:justify">"Sadece sözlerimizde bile yan yana durmamız, İslam dünyasına büyüklük kazandırır; İslam ümmetinin kişiliğini yükseltir; bu tür toplantılardan ne zaman bir örnek gördüysek, bedenler yan yana gelse bile, bunun dünyadaki yansıması İslam ve Müslümanlar için şeref ve itibar kaynağı olmuştur; Peygamber Efendimiz (s.a.a.) için itibar kaynağı olmuştur... Eğer biz birlikte olursak, İslam ülkeleri, Müslüman milletler - Sünni ve Şii, farklı mezhepler - birbirlerine karşı kötü niyet beslemezlerse, birbirlerine saygısızlık etmezlerse, dünyada ne olacağını düşünün; İslam için ne büyük bir onur yaratılacaktır! Birlik; birlik."</p>

<p style="text-align:justify"><strong>5. Milyonların katılımı, mücadele düşüncesinin yükseldiğinin işaretidir</strong></p>

<p style="text-align:justify">"Dünyanın dört bir yanından gelen bu muazzam milyonlarca kalabalık - birkaç milyon İranlı ve milyonlarca Iraklı ve diğer ülkelerden gelen - bu büyük hareket, her zaman var olan ve bugün de var olan terör tehdidine rağmen, son derece büyük bir olaydır; çok önemlidir. Bu, Allah yolunda ve İslam yolunda mücadele düşüncesinin yükselişini ve bu yolda genel ve yaygın bir hazırlığı gösteriyor. Ve umarız ki Allah-u Teâla, bu hareketlere ve insanlara bereket verir."</p>

<p style="text-align:justify"><strong>6. İran ve Irak arasındaki dostane ilişkiler</strong></p>

<p style="text-align:justify">"Erbain töreni yürüyüşü, İran ve Irak halkları arasındaki bu dostane ilişkinin bir örneğidir; öyle ki, Irak halkı, İranlı ziyaretçilere ikramda bulunmak için hiçbir şeyden geri kalmaz. İki ülke yetkilileri, bu atmosferden ve fırsattan iki ülkenin çıkarları için en iyi şekilde yararlanmalıdır."</p>

<p style="text-align:justify"><strong>7. Irak halkının misafirperverliği</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">"Tüm İranlı ziyaretçilerin geri dönüşlerinde kalpleri, Irak halkının misafirperverliğine olan şükran duygularıyla doluydu; bu, Iraklıların İranlı ziyaretçilere gösterdiği en büyük misafirperverliğin bir göstergesidir ve bu misafirperverlik ve iki halk arasındaki sevgi ve dostluk dolu ilişki, ancak sanat diliyle ifade edilebilir."</p>

<p style="text-align:justify"><strong>8. Maddi dünyada Irak halkının manevi sevgisi</strong></p>

<p style="text-align:justify">"Erbain ziyaretçilerini karşılarken gösterilen misafirperverlik ve cömertlik, Irak halkının seçkin özelliklerinden biridir. Bu manevi sevgi dolu davranış, bugünün maddi dünyasında çok önemli ve dikkat çekicidir ve henüz Irak halkının bu erdeminin derinliği tam olarak anlaşılamamıştır."</p>

<p style="text-align:justify"><strong>9. Irak halkının eşsiz cömertliği</strong></p>

<p style="text-align:justify">"Nasıl ki Erbain yürüyüşü tarihte benzersizse, sizin cömert davranışlarınız da gerçekten benzersiz ve benzeri yoktur. Siz, İslam'ın ve Arap dünyasının cömertliğini kendi davranışlarınızda ve eylemlerinizde gösterdiniz ve hepsi de Seyyidü’ş-Şüheda'ya (a.s.) olan sevgi içindir... Hüseyin bin Ali'ye (a.s.) olan bu sevgi, olağanüstü bir şeydir; bunun benzerini ne bir yerde ne de bir zaman diliminde bulamadık ve bulamayacağız."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Düşünce | İslamî Araştırmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/sehit-ayetullah-hamaneinin-dilinden-erbain-yuruyusu</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/erbaahamane00i-1.jpg" type="image/jpeg" length="49473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnanç Psikolojisi ve Erbain Yürüyüşü: Manevi Bağların Psikolojik Etkileri]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/inanc-psikolojisi-ve-erbain-yuruyusu-manevi-baglarin-psikolojik-etkileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/inanc-psikolojisi-ve-erbain-yuruyusu-manevi-baglarin-psikolojik-etkileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milyonlarca insan bu sıcaklıkların altında nasıl 80 km yürüyorlar? Bu kadar farklı coğrafyalardan, farklı mezheplerden, farklı yaş gruplarından insanları birleştiren şey nedir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h5 style="text-align:right"><strong>Rugeyye Öz</strong></h5>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify">Daha önce hiç inanmayan birisini gördünüz mü?</p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify">Bir yaratıcıya inanmadığını söyleyen biri bile aslında yokluğa inanıyordur. İnanma ihtiyacı insanın devredilemez temel varoluşsal ihtiyacıdır. Tarih boyunca insanlar bir yaratıcıya inanmış ve bu inançlar farklı dönem ve kültürlerde çeşitlilik göstermiştir. Şüphesiz ki dinler ve etrafında oluşan inançlar da insan yaşamının temel yapı taşlarını oluşturmuştur. Varoluşçu psikoloji temsilcilerinden Avusturyalı nörolog ve psikiyatrist Viktor Emil Frankl insanın içgüdüsel bir anlam arayışına sahip olduğunu, bu anlam arayışının bireyin kendisi tarafından bulunması gerektiğini ancak o zaman kişi içindeki anlam istemini doyurabileceğini savunur.</p>

<p style="text-align:justify">John Hopkins Üniversitesi tarafından 48 üniversitenin 7948 öğrencisiyle yürütülen çalışmada kendileri için neyin <i>"çok önemli"</i> olduğu sorulduğunda, öğrencilerin yüzde 16'sı <i>"çok para kazanmak"</i>, buna karşılık yüzde 78'i <i>"yaşamımda bir amaç ve anlam bulmak"</i> şıkkını işaretlemiştir. Bu çalışmadan da görüldüğü üzere yaşamda bir anlam arayışı insandaki temel güdülendirici bir güçtür.</p>

<p style="text-align:justify">Eğer insan bu yaşama bir anlam atfedemez ise ruhsal zorlantı yaşar. Batı toplumlarında bu anlam arayışını keşif ve icat olarak ortaya çıkarken, İslam toplumlarında bu anlam arayışı Allah’a bağlılık, ibadet, ahlaki değerler ve maneviyat gelişimi olarak görülür. İnsan ruh yapısının en belirgin özelliklerinden biri de bir yaratıcının varlığına inanmaktır. Bir yaratıcının varlığına inanmak kişide evreni anlama çabası içerisinde ruhsal bir rahatlatma yaratır. İnanan kişi evrenle bütünleştiğini, bu dünyada yalnız olmadığını ve karşılaştığı zorluklar karşısında yardım isteyeceği biri olduğunu bilir.</p>

<p style="text-align:justify">Batı toplumlarının güncel sorunlarından biri de artan refah düzeyine karşılık insanlarda düşen mutluluk düzeyidir. İnançlar beyinde mutluluk hormonu salgılayarak psikolojik iyi oluş hali yaratırlar ve bu iyi oluş hali insanın psikolojik sağlamlığını artırır. Yaşam birçok belirsizlik ve bilinmezliklerle doludur. Bu belirsizliklerle başa çıkma konusunda başarısız kişilerde bir kaygı duygusu doğar. Eğer bu kaygı kontrolü sağlanamazsa kişinin yaşam kalitesi oldukça düşer. Bu kaygının kontrolünde inançlar bir nevi kişinin elinden tutar ve yaşam merdivenlerini daha rahat çıkmasında ona yardımcı olur. Bu uzatılan bu eli sıkı tutabilmek için de kişinin Allah'a karşı tam bir teslimiyet duygusu geliştirmesi gereklidir. Allah'a teslimiyetini oluşturan kişi hem ruhen hem de aklen dengeli bir yaşam sürer. Bu dengeli yaşam hali insanın tekâmül yolculuğu veya Abraham Maslow'un tabiri ile kendini gerçekleştirme yolunda önemli bir adım almasına yardımcı olur.</p>

<p style="text-align:justify">İnancı pratiğe dökme ve Allah ile ilişkileri geliştirmek için dini ritüeller devreye girer. Dini ritüeller Allah'a adanmışlığın ve teslimiyetin göstergeleridir. Dini ritüeller aracılığıyla Allah'a teslimiyet ifade edilir. Her kültürde farklı şekillerde ortaya çıkan dini ritüeller insanın manevi ve duygusal ihtiyaçlarını karşılar.</p>

<p style="text-align:justify">Psikoloji dünyasındaki ünlü kişilik kuramcılarından Carl Jung her insanın bir kolektif bilinçdışına sahip olduğunu savunur. Kolektif bilinçdışı, atalardan gelen kalıtsal yolla aktarılmış ve kuşaklarca tekrar eden ortak deneyimlerin kaydı olarak tanımlanabilir. Kısaca özetlemek gerekirse kolektif bilinçdışı aslında bizlerin ruhsal mirasıdır. Kolektif bilinçdışı toplumsal ritüellerin, inançların ve anlamların kökeni olarak görülür. Dini ritüeller de bu kolektif bilinçdışının bir ifadesidir. Ritüeller aracılığıyla toplumsal bellek canlı tutulur. Zamanla daha da büyüyen dini ritüeller topluluklara geleneksel bir kimlik de yaratır. Yaşam içerisinde kendisine rol bulmakta zorlanan kişi dini ritüeller aracılığı ile kendisine bir yaşam amacı bulup bir kimlik oluşturabilir. Bir gruba ait olma duygusu ve bir amaç uğruna belirli eylemlerde bulunmak kişinin kendisini keşfetmesi yolunda işlerini kolaylaştırmakla beraber teslimiyet inancı geliştirmesine vesile olur. Teslimiyet inancı ve dini ritüeller birlikte gerçekleştirildiğinde kişinin yaşam kalitesini artırır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu bağlamda Erbain yürüyüşü dünyada sayılı olarak görebileceğiniz bir teslimiyet inancını içerir. Erbain yürüyüşü Jung’un kuramındaki kolektif bilinçdışının bir yansımasıdır. Erbain ziyaretinde katılımcılar bir araya gelerek Hz. Hüseyin ve onun yarenlerini anarak toplumsal belleklerini canlı tutmanın yanı sıra maneviyat bağlarını da güçlendirirler. Erbain yürüyüşü sefer ayının 20. günde yani Hz. Hüseyin'in şahadetinin 40. gününde dünyanın her ülkesinden, din ve mezhep fark etmeksizin ziyaretçilerinin bulunduğu Necef’ten Kerbela’ya kadar yaklaşık 80 km yürünülen bir dini ritüeldir.</p>

<p style="text-align:justify">Milyonlarca insan bu sıcaklıkların altında nasıl 80 km yürüyorlar? Bu kadar farklı coğrafyalardan, farklı mezheplerden, farklı yaş gruplarından insanları birleştiren şey nedir? İşte bu soruların cevabı teslimiyettir. Hz. Hüseyin’e saygı duymak onun mesajını devam ettirmek aslında Allah’la kurulan ünsiyetin sonucudur.</p>

<p style="text-align:justify">Erbain için bırakın yola çıkmayı, gitme fikrine niyet ettiğiniz ilk andan geri döndüğünüz ana kadar içinizi bir heyecan kaplar. Irak’a yolculuğunuzda başınıza ne kadar aksilik gelirse gelsin yolun sonunda Kerbela’ya varma hayalini kurup yaşadığınız tüm sıkıntıları unutursunuz. Yolda giderken davet edilme sebebinizi düşünürsünüz <i>“Ben ne yaptım da bu sene Erbain bana nasip oldu?”</i> Bu soruyu düşünüp cevabını bulmaya çalışmak yaşamdaki olumlu taraflarınızın hatırlamanızı ve bunun sonucunda özsaygınızın artmasına vesile olabilir. Erbain’in öyle bir etkisi vardır ki belki günlük hayatınız da 2 saat yürümek çok yorucu gelirken Erbain’de yürürken sanki ayaklarınız Hz. Hüseyin'in haremine doğru çekilir sırtınızdan da bir el yürümenize yardımcı olur gibi hissedersiniz.</p>

<p style="text-align:justify">Yol boyunca bebekler, yaşlılar, tekerlekli sandalye ile yürüyüşe devam edenler, engeli bulunan insanlar, tanınmış kişiler, farklı sosyoekonomik düzeyden, farklı mesleklerden insanlarla <i>“aynı”</i> olarak yürürsünüz. Bu <i>“aynı“</i> olarak yürümek evrenle bütünleşmiş, tamamlanmış hissettirir ve anlarsınız ki burada olan şeyin sadece bir yürüyüş değil çok daha derin anlamlar içerir.</p>

<p style="text-align:justify">Erbain öyle bir yerdir ki aklınızdan su geçse hemen önünüzde su çıkar veya herhangi bir yemeği canınız çekse bir bakarsınız ki ileride o yemek dağıtılıyor. Yürüyüş yolu boyunca sayısız yemek, su ikramları, hasta olanlar için sağlık hizmetleri hatta ayakkabısı, kıyafeti yırtılanlar için terzi hizmeti gibi çok ince düşünülmüş dünyanın hiçbir yerinde görülemeyecek bir ev sahipliği sunuluyor. Yolda yürürken sizi evlerine davet eden gelmeniz için ağlayan çocuklar görürseniz şaşırmayın.</p>

<p style="text-align:justify">Bu bahsettiğim hizmetler belirli bir yerde değil tüm yol boyunca mevcut. Evlerine misafir olduğunuz ev sahipleri sizleri öyle bir ağırlar ki onların bu ev sahipliği karşısında kendinizi mahcup hissedersiniz. Ev sahipleri sizleri hiç tanımıyor hatta dilinizi dahi bilmiyorken nasıl sizlere böyle kucak açtığını düşünürken aslında unuttuğumuz gerçek İslam kökenlerini hatırlarsınız. Aynı dili konuşmadığınız daha önce hiç görmediğiniz bu insanlarla sohbetten nasıl olur da bu kadar keyif alırım sorusu aklınıza geldiğinde anlaşılır ki bir kişiyle iletişimde aynı dili konuşmaktan daha öte ögeler vardır. Aynı değerlere sahip olmak. Evet belki ne dediğini tam olarak anlayamazsınız fakat bilirsiniz ki bu kişinin kalbi ile sizin kalbiniz aynı dili konuşuyor.</p>

<p style="text-align:justify">İnsan sadece var olduğu bu dünya ile sınırlı bir varlık değildir. Ne zaman ki gözleriniz artık var olduğunuz dünya ile sınırlı kalmaması gerektiğini öğrenirse işte o zaman yaşamın farklı boyutları ile tanışırsınız. Bu konuda Erbain bu farklı boyutlarla sizi tanıştırır. Daha önce de belirtiğim teslimiyet inancını Irak halkında o kadar net görülür ki onların bu inançları karşısında bir anda kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz; <i>“Ben olsam ne yapardım?”</i> sorusunun cevabı ile kendiniz hakkında bir keşfe çıkıyorsunuz. Erbain yürüyüşü kişisel olarak sizlere sayısız mesaj verir. Bu mesajların en büyüğü ve en önemlisi tabi ki Hz. Hüseyin’in mesajıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Onun bu mesajını algılayabilenler kalpten bir şekilde <i>“lebbeyk ya Hüseyin biz senin mesajını aldık biz buradayız mesajını canı gönülden kabul ettik!”</i> derler. Bu mesajları alabilmek için de tabi ki alıcı konumunda olmalısınız. Eğer yürüyüş yolu boyunca sizden farklı olan bu kültürün size göre eksikliklerine odaklanırsanız alıcı konumundan çıkarsınız. Erbain başta olmak üzere tüm yaşamınızdaki yaşadıklarınız ve gördüklerinizdeki manayı görmeye odaklanmalısınız. Yani bir elmaya bile baktığınızda elmanın içindeki çekirdeği değil çekirdeğin içindeki tohumları gördüğünüz takdirde yaşamınızın birçok alanı değişmeye ve gelişmeye başlar.</p>

<p style="text-align:justify">Kerbela’ya vardığınız ilk andan kalbiniz sanki sıkılıyor gibi olur. Su içmeden geçirdiğiniz 1 saat sonunda dudaklarınız kuruduğunda yıllardır bildiğiniz, duyduğunuz İmam'ın o susuzluğunu ancak şimdi anlarsınız. Ya Hüseyin ben 1 saat dayanamadım peki sen nasıl dayandın diye düşünürken gözlerinizden yaşlar süzülebilir. Psikolojik araştırmalar okumayı seviyorsanız bilirsiniz denize veya nehre bakmanın insan üzerindeki olumlu etkilerinin çeşitli araştırmalarla kanıtlanmışken Fırat nehrine bakınca neden insanın içini bu kadar hüzün kaplar? Koskoca Fırat nehrinin bir şişe suyu mu Peygamber’in Ehlibeyt’ine çok geldi diye düşünürken Kerbela olayıyla alakalı bazı kısımları yeni idrak ediyor olabilirsiniz. Hz. Hüseyin’in haremini görür görmez kalp atışlarınız hızlanmaya başlar. Selamınızı verirken tüm vücudunuzun titremeye başladığını hissedersiniz.</p>

<p style="text-align:justify">Mahşer yerini anımsatan Hz. Hüseyin’in hareminde farklı ırktan, yaştan, mezhepten, dinden insanlarla bir olmanın <i>”aynı”</i> olmanın hep birlikte <i>“Hüseynî”</i> olmanın tadı yaşamda deneyimlenebilecek sayılı tecrübelerdendir. Haremden dönüş yolunda ise sanki ayaklarınız geri çekilir gibi hissedebilirsiniz.</p>

<p style="text-align:justify">Dönüş için yola çıktığınız anda Kerbela özlemi başlar kalbinizde. Keşke bir şey olsa da geri dönsem diye kalbinizden geçer. Dönüş yolunda burada gördükleriniz, yaşadıklarınız hakkında düşünmek ve bilinçli farkındalık ile kendinizin daha iyi bir versiyonu olmanız için size kapılar açar. Hz. Hüseyin bir öğretmen, yolunuzu aydınlatan bir ışık gibi sizdeki eksiklikleri sizlere fark ettirir. Bu ziyarette bulunmanız basit bir ziyaret gibi değildir burada yaşadıklarınızdan kendiniz hakkında en doğru mesajı alıp bunu yaşamında uygulamaya döken kişiler en faydalılar olarak Kerbela’dan ayrılır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Düşünce | İslamî Araştırmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/inanc-psikolojisi-ve-erbain-yuruyusu-manevi-baglarin-psikolojik-etkileri</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 21:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/oz-inanczzz-1.jpg" type="image/jpeg" length="13951"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erbain: Cömertlik ve Kardeşlik Okuludur]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/erbain-comertlik-ve-kardeslik-okuludur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/erbain-comertlik-ve-kardeslik-okuludur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erbain ziyareti cömertliğin, affetmenin ve yüce gönüllülüğün eşsiz bir örneğidir ve yalnızca Iraklı ev sahipleriyle sınırlı değildir; dünyanın dört bir yanından çok sayıda Ehl-i Beyt (a.s) sevdalısı, İmam Hüseyin (a.s) ziyaretçilerine hizmet etmeye kendilerini adamıştır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<blockquote>
<p style="text-align:right">el-Fırat News web sitesinde yayınlanan ve Muhsin el-Hekimi’nin kaleme aldığı Erbain konulu yazıdan notlar..</p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Irak’ta her yıl Sefer ayının başlangıcından Erbain Günü’ne kadar düzenlenen Erbain ziyareti, cömertliğin, bağışlayıcılığın ve yüce gönüllülüğün eşsiz bir örneği olup, bu cömertlik yalnızca Iraklı ev sahiplerine mahsus bir konu değildir. Dünyanın dört bir yanından Ehl-i Beyt sevdalısı muhibbinler, para biriktirerek enerjilerini, çocuklarını, evlerini, Hüseyniyeleri Erbain ziyaretçilerine hizmet için açarlar.</p>

<p style="text-align:justify">Bu ziyaret Cenab-ı Hakk’ın Âl-i İmrân suresi 92. ayetinde buyurduğu <strong><i>“Allah yolunda sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça iyiliğe asla eremezsiniz. Ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.”</i></strong> hakikatinin gerçek bir örneğidir.</p>

<p style="text-align:justify">Samimi ve salih kişilere ihsan edilen iyi ameller, kişinin sevdiği şeylerden vermesini gerektirir. Bu, Hz. Hüseyin’in (a.s) Erbain’inde açıkça görülmektedir. Bu durum, Erbain ziyareti sırasında açıkça görülmektedir. Burada ev sahibi, ziyaretçinin kim olduğunu bilmeden veya onun düşünsel veya dini eğilimlerini dikkate almadan evine kabul eder ve sadece İmam Hüseyin'in ziyaretçilerinden biri olduğu için onu evine alır ve en yüksek derecede cömertlik gösterir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Erbain Ziyaretinin Boyutları</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Manevi boyut:</strong> Erbain ziyaretçilerine hizmet edenler, Yüce Allah’ın <strong><i>“Ne harcarsanız Allah onu bilir.”</i></strong> buyurduğu gibi, her geçen yıl geçimlerinin arttığını ve büyüdüğünü vurgulamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla Allah yolunda yapılan harcamalar, Allah katında emniyette kalır ve ahiretten önce, dünyada kat kat mükâfatlandırılır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İstatistiksel boyut:</strong> Yarı resmi kaynaklar, tüm Erbain ziyaretçilerinin yaklaşık %80’inin Iraklı olduğunu ve bunun önemli bir halk katılımının varlığına işaret ettiğini gösterir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Toplumsal boyut:</strong> Âlimler, kurumsallaşma ve resmi örgütlenmeden bağımsız olarak, ziyaretin halk yüzünü korumanın önemini vurgulamaktadır. Bu ziyaret gücü, Irak ve dünyada halk seferberliği ve gönüllü çalışmalar aracılığıyla kurulması ve yönetilmesinde yatmaktadır. Bu ziyaretin özü, İmam Hüseyin’in şehadeti için düzenlenen ve halkın kalbinde derin kök salmış ve İslam dinine bağlılıklarını güçlendiren yas ritüelinin somutlaşmış halidir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Değer boyutu:</strong> Erbain ziyareti, toplumu ahlaki ve insani açıdan besler; çünkü ziyaretçilerin çoğu en yüksek iman ve kardeşlik seviyesindedir ve birbirlerine hizmet etmek için iş birliği yaparlar. Bu ziyaretçi kardeşlerin birbirlerini savunduğu, birbirlerine şefkatle baktığı ve ziyaretçilerin hizmetinde ve ihtiyaçlarını karşılamak için birbirleriyle yarıştığı canlı bir kardeşlik örneğidir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu iş Yüce Allah’ın Maide suresi 2. ayetinde buyurduğu <strong>“İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, çünkü Allah’ın cezası çetindir.”</strong> bir örneğidir.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Din Âlimlerinin Rolü</strong></p>

<p style="text-align:justify">Erbain konusunda insanları bilgilendirme ve eğitiminde âlimlerin ve fıkıhçıların rolü yadsınamaz. Onlar bu ziyaretin öncüleri ve kurucularıydı ve birçoğu bu büyük olayı gerçekleştirmek için idam edilerek veya hapsedilerek hayatlarını feda ettiler.</p>

<p style="text-align:justify">Kur’an-ı Kerim, âlimlere uymayı şöyle tavsiye ediyor: <strong><i>“...Kulları içinden ancak bilenler, Allah’ın büyüklüğü karşısında heyecan duyarlar. Şüphesiz Allah üstündür, çokça bağışlayıcıdır.”</i></strong></p>

<p style="text-align:justify">Erbain ziyareti, İmam Hüseyin (a.s.) katında herkesin eşit olduğuna dair genel bir inanç ve kolektif bir zihniyet yaratmış olup genç ve yaşlı, zengin ve fakir, günahkâr ve dindar, özellikleri, soyu ve sosyal statüsü ne olursa olsun, herkes <i>“İmam Hüseyin hizmetkârları”</i> olarak anılır.</p>

<p style="text-align:justify">Herkesin aynı kıyafetleri giydiği, dünyevi zevklerden vazgeçtiği ve Yüce Allah yolunda küçük olmanın sevincini yaşamak için aynı yerde ve aynı anda Yüce Allah’a ibadet ettiği yer.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Erbain’de Sosyal Diplomasi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dünyanın dört bir yanından farklı etnik grupların katılımı, halklar arasındaki farklılıkların ve toplumsal hassasiyetlerin giderilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bu Erbain ziyaretinin <i>“toplumsal diplomasisi”</i> olarak adlandırılabilir çünkü milletler arasında kardeşlik ve sevginin oluşmasında ve bazı hassasiyetlerin unutulmasında rol oynamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Erbain ziyareti sıradan bir yıllık etkinlik değil; katılımcılarının kimliğinin bir tezahürü, insanlık, sevgi ve bağışlamanın bir örneğidir. Tüm bunlar, kalpleri birbirine yakınlaştırır ve dini ve sosyal bir boyuta sahip olsa da diplomatik bir eylem işlevi görür.</p>

<p style="text-align:justify">Hüseyin (a.s) sevgisi bir mutluluk vesilesidir ve İmam Hüseyin (a.s) Uluslararası Okulu'nda büyümek bir gurur ve onur sembolüdür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Düşünce | İslamî Araştırmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/erbain-comertlik-ve-kardeslik-okuludur</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 19:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/erbaainezzzzz-1.jpg" type="image/jpeg" length="81937"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erbain Yürüyüşü, Zulme ve Adaletsizliğe Karşı Direnişin Sembolüdür]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/erbain-yuruyusu-zulme-ve-adaletsizlige-karsi-direnisin-semboludur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/erbain-yuruyusu-zulme-ve-adaletsizlige-karsi-direnisin-semboludur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağustos / 2025'te Profesör Doktor Liyakat Takim'in, IQNA ile yaptığı ropörtajın tam metni..]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify"><strong>Aslen Tanzanya, Zanzibarlı olan Profesör Liyakat Takim, Kanada McMaster Üniversitesi’nde Sharjah Küresel İslam Kürsüsü Başkanı ve İslam alanında uluslararası alanda tanınmış bir akademisyendir. Takim, 140’tan fazla akademik eser yayınlamış ve dünya çapında 120’den fazla akademik konferansta konuşma yapmıştır. Araştırma alanları arasında İslam reformu, Kur’an tefsiri, İslam hukuku, muhacir topluluklar, tasavvuf, İslamofobi ve cinsiyet konuları yer almaktadır.</strong></p>
</blockquote>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Muhabir –</strong> Erbain dünyanın en büyük yıllık barışçıl buluşması olarak tanımlanıyor. Sizce Erbaini sadece ölçek olarak değil, anlam ve mesaj olarak da diğer dini ziyaretlerden ayıran nedir?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Prof. Takim -</strong> Erbainin diğer dini ziyaretlerden farklı olmasının nedeni sadece kapsamı değil, aynı zamanda anlamı ve mesajıdır. Erbain sadece fedakarlık değil, aynı zamanda haksızlığa ve zulme karşı direniş ruhunu temsil eder.</p>

<p style="text-align:justify">Düşünceme göre, bu olay bize görünürdeki zaferin geçici olabileceğini, ancak gerçek zaferin ahlaki bir zafer olduğunu gösteriyor. Hakikati savunduğunuzda asıl galip siz olursunuz. Zira zalimler geçici olarak galip gelebilirler ama asıl ve ebedi zafer, adalet, eşitlik ve hakikat için ayağa kalkıp zulme boyun eğmediğiniz zamandır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Muhabir –</strong> Erbaini Şii maneviyatının daha geniş çerçevesi içinde teolojik önemini nasıl yorumluyorsunuz? Erbain, Kerbela anlatısının bir devamı olarak hangi açılardan işlev görüyor?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Prof. Takim -</strong> Bunun cevabı ilk soruda zaten verilmişti. Eklemek istediğim şey, sadece İmam Hüseyin’in değerlerine değil, aynı zamanda Allah’a (cc) olan tam teslimiyetine ve bağlılığına da bakmamız gerektiğidir. Erbain’in ve genel olarak Kerbela’nın manevi önemi budur. İmam Hüseyin, son gecesine kadar ibadet etmek, teslim olmak ve Allah’a ibadet etmek için bir gece daha istemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Dahası, savaş meydanında bile, namaz kılmak için savaşı bırakmıştı. Bu bize, genel olarak İslam’daki ve özellikle İmam Hüseyin örneğindeki maneviyat ruhunu göstermektedir. Kerbela hikayesini hayatımızda sürdürmek ise bize düşüyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Muhabir –</strong> Erbain küresel Şii toplumu için birleştirici bir eksen haline nasıl geldi ve bu, Erbain güzergahı boyunca paylaşılan ayinlere veya anlatılara nasıl yansıyor?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Prof. Takim - </strong>Erbain sadece dünyanın yüzlerce ülkesinden milyonlarca insanı biraraya getirerek kesinlikle birleştirici bir eksen haline geldi. Bu insanlar sadece İmam Hüseyin’in acısını paylaşmak ve onun fedakarlıklarını anmak için değil, aynı zamanda birbirleriyle bağlantı kurmak, farklı ülkelerdeki Şiilerin İmam Hüseyin için nasıl fedakarlık yaptığını görebilmek ve aynı zamanda çok derin bir manevi düzeyde birbirleriyle bağlantı kurabilmek ve ayinleri paylaşabilmek için bir araya geliyorlar.</p>

<p style="text-align:justify">Şii İslam’ın temeli aynıdır. Elbette kültürel farklılıklar vardır, çünkü insanlar farklı ülkelerden gelir. Ancak olan şu ki, Erbain dünyanın farklı yerlerinden Şiiler için birleştirici bir sembol haline gelmiştir. Herkes İmam Hüseyin’in yüce fedakarlıklarını anmak için oraya gelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Muhabir –</strong> Günümüz medya ve siyasi ortamında, Erbain, büyüklüğüne rağmen uluslararası alanda çok az ilgi görüyor. Sizce böylesine güçlü bir bağlılık gösterisi neden küresel söylemde sıklıkla göz ardı ediliyor veya marjinalleştiriliyor?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Prof. Takim - </strong>Sorunun bir kısmı bizde yani biz, İmam Hüseyin’in ve Ehl-i Beyt’in (as) takipçileri olarak medyaya gidip İmam Hüseyin’in kim olduğunu ve ne gibi fedakarlıklar yaptığını anlatmadık.</p>

<p style="text-align:justify">Sosyal medya, televizyon, gazeteler, herhangi bir gazetecilik veya medya türü olsun, medyada farklı düzeylerde çok daha belirgin bir varlığa ihtiyacımız var. Ve bugün sosyal medya çok güçlü ve İmam Hüseyin’in fedakarlıklarını ve Erbain’in bizim için neden bu kadar önemli olduğunu anlamak için sosyal medyayı yeterince iyi kullandığımızı sanmıyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Muhabir –</strong> Binlerce Irak halkının ücretsiz yüyecek, sağlık hizmeti konaklama sunması amacıyla gösterdiği misafirperverlik Erbain’nin belirleyici özelliklerinden biri haline geldi. Şii düşüncesindeki bu özverili hizmet geleneğinin temelinde hangi ahlaki veya manevi ilkeler yatıyor?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Prof. Takim - </strong>Bu olayın bize öğrettiği şeyin büyük bir fedakarlık, affedicilik, nezaket ve birbirimize karşı sevgi duygusu olduğuna inanıyorum. İmam Hüseyin bizi sadece birbirimize bağlamakla kalmıyor aynı zamanda birbirimize olan sevgi ve şefkatin tezahürlerinde de tanık olabileceğimiz değerleri de tesis ediyor. Biz İmam Hüseyin’e (a.s.) olan sevgimizle ve Ehli Beyt’e (a.s.) olan sevgimizle birbirimize bağlıyız ve elbette Allah’a olan sevgimizde bir oluyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">İmam Hüseyin ve Erbain sayesinde farklılıklarımıza rağmen, farklılıklarımızın çoğunlukla kültürel ve yüzeysel olduğunu; içsel, daha manevi düzeyde ise derin bir bağlılık duygusunu paylaştığımızı biliyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Muhabir –</strong> Günümüzde adaletsizlik ve zulme bir tepki olarak Erbain’in sembolizmini nasıl anlayabiliriz?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Prof. Takim - </strong>Benim düşünceme göre Erbain adaletsizliğe ve zulme karşı durmayı simgeliyor.Erbain’nin kendisi bir duygu ve bu yüzden yas tutuyoruz. Buda tüm dünyaya iletmemiz gereken bir mesaj.</p>

<p style="text-align:justify">Bu, İmam Hüseyin’in acısıyla bağ kurmanın veya özdeşleşmenin bir yolu; kanımızı vereceğiz, her şeyimizi vereceğiz, ancak Hz Peygamber’in değerlerinin, öğretilerinin ve İlahi değerlerin yok edilmesine izin vermeyeceğiz. Başka bir deyişle, Erbain, adaletsizlik karşısında sessiz kalamayacağımızı veya sessiz kalamayacağımızı simgeler.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yüzden Gazze örneğinde, yaşananlara tepki gösterenlerin ağırlıklı olarak İran ve dünyanın diğer bölgelerinden gelen Şiiler olduğunu, aynı zamanda Gazze halkına ellerinden geldiğince yardım ettiklerini ve zalimlere karşı durduklarını görüyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Muhabir –</strong> Son olarak, Erbain’in günümüz Müslüman olmayan kitleleri için ne gibi bir mesaj taşıdığını düşünüyorsunuz? İmam Hüseyin’in (a.s.) mirası ve Erbain yolculuğu, dinler arası veya insani diyalog için daha derin bir köprü görevi görebilir mi?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Prof. Takim - </strong>Batı’da Müslümanlar ve gayrimüslimler arasında yoğun bir diyalog var. Kerbela anlatısını bu diyaloğa dahil etmek önemli. Çünkü İmam Hüseyin’i (a.s.) bir insan figürü olarak da görüyoruz ve savunduğu değerler, Müslüman veya gayrimüslim olsun, tüm insanlar için ortaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Evet, İmam Hüseyin’in fedakarlığı farklı bir düzeyde derin bir dinler arası diyalog için bir köprü görevi görebilir ve görmelidir. Ancak diyalog sırasında, derslerimizde, okullarımızda veya ne öğretiyorsak, İmam Hüseyin’i resme dahil etmeli ve Müslüman olmayanlara, özellikle de İmam Hüseyin’in kim olduğunu anlatmalıyız. Neden bugün hala yas tutuyoruz? Birçok kişi "Neden İmam Hüseyin için ağlıyorsunuz?” diye soruyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ve biz onlara, bu fedakarlıkların ve İmam Hüseyin’in bizim için söylediği yüce örneklerin asla unutulmaması için yapıldığını ve daha da önemlisi, bu değerleri günlük hayatımıza uygulayıp somutlaştırmamız gerektiğini anlatmaya çalışmalıyız.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Düşünce | İslamî Araştırmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/erbain-yuruyusu-zulme-ve-adaletsizlige-karsi-direnisin-semboludur</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/symbole-1.jpg" type="image/jpeg" length="32991"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erbain'e Gidenler İçin Bilinmesi Gerekenler]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/erbaine-gidenler-icin-bilinmesi-gerekenler-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/erbaine-gidenler-icin-bilinmesi-gerekenler-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Ey Ebazer! Gerçekten de yeryüzü, müminin ölümünden sonra ona kırk gün boyunca ağlar"]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right"></h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right"></h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h5 style="text-align:right"><strong>Serhat Aktaş</strong></h5>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"><i>"Erbain"</i> İslam anatomisinde sıkça kullanılan bir terimdir ve şöhretinden dolayı bütün dillere kalıbını koruyarak girmiştir ama mana olarak <i>"Kırk" </i>sayısı anlamına gelir.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Bu terimlere örnek olarak; kırk hadis ezberlemenin fazileti, kırk gün ibadet etmenin önemi, nefis tezkiyesinde kırk gün bazı zikirlerin yerine getirilmesi ve kırk yaşının insan üzerindeki etkileri ve... bir çok örnek verebiliriz ama bu kırk sayısının nereden geldiği ve bu önemini nereden aldığına bakmak istersek ilk önce müracaat etmemiz gereken kitap tabi ki Kuran-ı Kerim olacaktır; toplam dört yerde 'Erbain' kelimesi geçmiştir. İki tanesi Hz. Musa'nın (as) Tur Dağı'na gitmesini konu etmiş ve vaat edilen otuz günün on gün artırılarak kırka tamamlamasını ve bunun neticesinde İsrailoğulları'nın nasıl buzağıya taparak hak yoldan saptıklarını anlatıyor<a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Üçüncü ayette yine İsrailoğulları hakkında onların Hz. Musa'nın (as) sözüne bakmadıkları için kırk yıl çöllerde nasıl avare olarak dolaştıklarına işaret ediyor.<a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a> Aslında bu süre İsrailoğulları'nın cezalandırılma süresi olarak da yorumlanabilir ama neden kırk yıl diye sorarsanız belki de peygamberin sözüne bakmayan neslin ölmesi ve yeni bir neslin vaat edilen topraklara girmesi olarak da kabul edilebilir.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Ve dördüncü ayet<a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a> insanın yaradılış devrelerini beyan ederken özellikle kırk yaşını zikreder ve insanın Rabbine bu yaşta nasıl yalvardığını, Allah'a olan yakınlığını aklının kemale erdiğini anlatır aslında bu ayet kırk yaşının insanın ömründe ne kadar önemli olduğunu daha da ötesi bir dönüm noktası olduğunu beyan eder.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Ama konumuzla ilgili olan "Erbain" yani vefat eden bir kimsenin kırk gün sonra ziyaret edilmesinin kaynağı nedir?</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Bütün ölülerin vefatlarının Kırkıncı Günü ziyaret edilmesi gerektiği veya bunun tavsiye edildiği rivayetlerde şeffaf olarak beyan edilmemiştir. Bu konuya sadece hadiste işaret edebiliriz. O da Hz. Peygamber (saa) Ebuzer'e şöyle buyurur:</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<blockquote>
<p dir="LTR" style="text-align:justify"><strong>"Ey Ebazer! Gerçekten de yeryüzü, müminin ölümünden sonra ona kırk gün boyunca ağlar"</strong><a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a></p>
</blockquote>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Örfen bütün vefat eden müminler için ölümünün kırkıncı günü taziye merasimi düzenlemek meşhur olan bir gelenektir ama bu konuda rivayetlerde bir tavsiye bulunmamaktadır.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Ama İmam Hüseyin (as) hakkında durum böyle değildir. Bir çok rivayette üzerine vurgulayarak İmam Hüseyin'in şehadetinin kırkıncı gününde, o güne özel bir ziyaret duası ile yad edilmesi emredilmiş ve hatta bu ziyaretin, imanın göstergelerinden olduğu üzerinde durulmuştur.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Bu tavsiye Ehl-i Beyt İmamları tarafından onaylanmış ve siretlerinde önemli bir yer tutmuştur. Örnek olarak İmam Hasan Askeri (as) şöyle buyurmaktadır:</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">"Mümin'in<a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a> beş tane alameti vardır; her gün elli bir rekat namaz kılmak, (İmam Hüseyin'in (as) şehadetinin) kırkıncı günü onu ziyaret etmek, sağ eline yüzük takmak, toprağa secde etmek ve namazda Besmeleyi sesli söylemek."<a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Bu rivayetlere ek olarak Kerbela'da esir olan Ehl-i Beyt'in (as) tarihi nakillerden birisine göre Erbain'de yani Aşura'dan kırk gün sonra tekrar Kerbela'ya dönerek İmam Hüseyin'in (as) başsız bedenini ziyaret edip, ağlamaları onları sevenlere bu sünneti devam ettirmek için yeterli bir delil olsa gerek.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Bu nedenle Erbain'de Kerbela'ya adım adım gitmek isteyen gönüllülerin dikkat etmeleri gereken en önemli hususları beyan etmekte fayda var. Neden diye soracak olursanız; yolculuk eğer manevi bir hedef için yapılırsa onun en önemli kısmı niyet olacaktır ve ziyarete giden kimsenin niyeti ne kadar halisane olursa ibadeti de o kadar değerli olacaktır. İmam Hüseyin'in (as) ziyaret yolculuğu gibi bir ibadet eğer halisane yapılmazsa ve ne için bu yolculuğa çıktığının farkında olmazsa sahibine vakit kaybından başka bir şey kazandırmayacaktır.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">İşte bu yüzden her ibadetin ilahi renge bürünmesi için sadece Allah rızası için yapılması yani ihlas şarttır.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">İkinci olarak şunun bilinmesi gerekiyor ki; Kerbela'ya doğru atılan adımlar bir ölü ziyaretine gitmek için, bir mezara doğru gitmek için atılan adımlar değildir. Kerbela hayatı gerçek manada tatmışların şehridir. Kerbela şehadet ile ahireti dünya hayatına tercih edenlerin şehridir. Kerbela Hüseyin ve yarenlerinin şehridir. Oraya giden gerçek hayatı tatmak için gitmelidir, ölüleri ziyaret etmek için değil. Oraya giden bilmelidir ki; onlar görürler, işitirler ve konuşmalarımızın cevabını verirler. Asıl işitmeyen ve gaflet uykusunda olanlar bizleriz.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Üçüncü olarak diğer bir dikkat edilmesi gereken konu ziyaret adabına uymak ve bu ziyaretin insanın hayatında bir dönüm noktası haline getirmektir;</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Bunun için yapılacak şey ziyaretine gittiğimiz imamın inayetini cezbetmek için ona bir hediye vermektir. Bu hediye Ehl-i Beyt (as) için yazılmış bir şiir ve ya bir kitap gibi manevi bir hediye olabilir. Zira tarihte meşhur şairlerden olan Eşce-i Süllemi İmam Sadık'a (as)<a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a>, Ferezdak İmam Seccad'a (as)<a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftn8" name="_ftnref8" title="">[8]</a>, ve Dibil-i Hüzai İmam Rıza'ya (as)<a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftn9" name="_ftnref9" title="">[9]</a> şiirlerini hediye etmişlerdir.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Bu tür manevi eseri olmayan kimseler bunun yerine yanlış bir alışkanlığın terk edilmesi veya manevi bir ibadetin yerine getirilmesi şeklinde bir hediye de verebilir. örneğin namazların vaktinde terk edilmeden kılınması veya günlük belirli bir miktar Kuran-ı Kerim okumak gibi olabilir.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Karşılığında İmam Hüseyin'den (as) ona teveccüh etmesini, manevi ve maddi hayatının düzene girmesini istemesidir.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Unutulmamalıdır ki bütün bunlar Allah'ın onlara verdiği makam ve derecenin bereketidir.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Dördüncü olarak Ziyaret adaplarından birisi de ziyaretine gittiğimiz Masumun ziyaret duasındaki manaya teveccüh etmektir. Zira genelde ziyaret duaları masumların dilinden nakil edilmiş dualardır. Bu duaların içeriğinde Şia Mektebinin inanç esasları mevcuttur. Bunun en belirgin örneği her masumun ziyaretinde okunması tavsiye edilen "Camia-i Kebire" ziyaret namesidir. Her ne kadar ziyaret duası diye anılsa da aslında Şii inancına göre tam bir İmamet kimliğidir ve o duada anlatılan şeyler Şia'nın inanç esaslarında İmameti tanıtan en güzel belgedir.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Beşinci olarak Ziyaretin diğer bir adabı ise metanet ve sabırdır; yolculuğun getirdiği yorgunluk ve sıkıntılar, hedefi masum imamı ziyaret etmek olan kimseler için tartışma ve ihtilaf vesilesi olmamalıdır ve bununla birlikte ortak işlere yardımcı olmalı, bunu bir ibadet olarak görmelidir.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">İmam Sadık'a (as) Hac'dan dönen birisi yolculuklarında çok ibadet eden birisinden övgüyle bahseder ve İmam bunun üzerine şöyle sorar: 'Onun işlerini kim yerine getiriyordu?' Onlar da cevapolarak 'Tabi ki bu şeref bize aitti deyince' İmam cevabında "Öyleyse siz ondan daha üstünsünüz" diye yanıt verir.<a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftn10" name="_ftnref10" title="">[10]</a></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Altıncı olarak Ziyaret adabının en önemlisi gördüğü her şeyden ibret almak ve ders çıkarmaktır. Mesela milyonlarca insanın binlerce km. uzaktan sıkıntı ve zorluklarla göğüs gererek ziyarete gelmeleri, orada bulunan fakir halkın can-ı gönülden ziyaretçilere hizmet etmeleri, insanların birbirlerine saygı ve ihtiramları, manevi göz yaşları ve... Her şey gönlünde Ehl-i Beyt sevgisini çoğaltan birer etken olarak görmelidir.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Tabi bundan sonraki hayatında Ehl-i Beyt Mektebi için maddi ve manevi olarak daha fazla fedakarlık etmek için kendine söz vermeli ve bu fedakarlıkların İmam-ı Zaman'ın (ac) zuhuruna zemin hazırladığını bilmeli ve buna can-ı gönülden inanmalıdır.</p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify">Yedinci olarak İmam Hüseyin'e veda ederken bu buluşmanın son buluşma olmamasını, onun da kıyamette iadeyi ziyarette bulunmasını talep etmesidir.<a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftn11" name="_ftnref11" title="">[11]</a></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p dir="LTR" style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>- - - - - - - - - - - - - - - -</strong></p>

<h5 dir="LTR" style="text-align:justify"><a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftnref1" name="_ftn1" title="">[1]</a>Bakara/51, Araf/142</h5>

<h5 dir="LTR" style="text-align:justify">[2] Maide/26</h5>

<h5 dir="LTR" style="text-align:justify"><a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftnref3" name="_ftn3" title="">[3]</a>Ahkaf/15</h5>

<h5 dir="LTR" style="text-align:justify"><a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftnref4" name="_ftn4" title="">[4]</a> Tebersi'nin oğlu Şeyh Hasan, m.6.yy, Mekarimu'l Ahlak, s.466</h5>

<h5 dir="LTR" style="text-align:justify"><a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftnref5" name="_ftn5" title="">[5]</a>Burada kastedilen; Mümin Şia ve İmamet çizgisinde olan kimselerdir</h5>

<h5 dir="LTR" style="text-align:justify"><a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftnref6" name="_ftn6" title="">[6]</a> Fital-i Nişaburi; m.508 h.k., Ravzatu'l Vaizin; s.195</h5>

<h5 dir="LTR" style="text-align:justify"><a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftnref7" name="_ftn7" title="">[7]</a>Şeyh Tusi, Amali, s.176</h5>

<h5 dir="LTR" style="text-align:justify"><a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftnref8" name="_ftn8" title="">[8]</a>Ebu'l Ferec İsfehani, el-Eğani, c.14, s.75</h5>

<h5 dir="LTR" style="text-align:justify"><a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftnref9" name="_ftn9" title="">[9]</a> Tebersi, A'lamu'l Vera, c.2, s.66</h5>

<h5 dir="LTR" style="text-align:justify"><a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftnref10" name="_ftn10" title="">[10]</a>Mutahhari, Dastan-ı Rastan c.1, beşinci hikaye</h5>

<h5 dir="LTR" style="text-align:justify"><a href="file:///C:/Users/TOSHIBA/Downloads/erbain%20adab%C3%84%C2%B1.docx#_ftnref11" name="_ftn11" title="">[11]</a> Ziyeret-i Aşura buyurduğu gibi "Allah benim sizi bu ziyaretimi son ziyaretim karar kılmasın"</h5>

<h5 dir="LTR" style="text-align:justify"></h5>

<h5 dir="LTR" style="text-align:justify"></h5></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kur'an | Ehlibeyt</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/erbaine-gidenler-icin-bilinmesi-gerekenler-1</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/ziyaretz-1.jpg" type="image/jpeg" length="90618"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tehdit İran değil İsrail]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/tehdit-iran-degil-israil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/tehdit-iran-degil-israil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransız gazetesi Le Monde'a verdiği röportajda (Mart 2026) özellikle İran-İsrail-ABD gerilimi ve bölgesel diplomasi hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Umman'dan Körfez'e uyarılar: 'Tehdit İran değil İsrail'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dış politikada diğer körfez ülkelerinin aksine Amerika’ya bağımlı siyaset izlemekten uzak duran ve uzun yıllardır bağımsız bir dış politika izleyen Umman körfez Arap ülkelerini uyardı: <i>“Asıl tehdit İsrail!”</i></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Umman Dışişleri Bakanı, 1979'dan beri İran'a uygulanan çevreleme politikasının kökten yanlış olduğunu vurguladı. Batı koruması odaklı bu anlayışın devasa askeri harcamalara ve ABD üslerinin genişlemesine yol açtığını kaydetti.</p>

<p style="text-align:justify">Umman Dışişleri Bakanı Seyyid Bedir el-Busaidi, Fransız Le Monde gazetesinde yayımlanan makalesinde, en büyük tehdidin Tahran'dan değil, <i>"Tel Aviv'den" </i>kaynaklandığını söyledi. Mevcut dönemin, <i>"geçmişin hatalarına takılıp kalmak yerine onlardan ders çıkarıp geleceğe bakmayı" </i>gerektirdiğini belirten Busaidi, Körfez güvenliğinin 1979'dan bu yana <i>"çevreleme"</i> politikası etrafında şekillendirildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ve ardından Amerika'nın sürece dâhil olmasının devam eden diplomatik çabaları baltaladığını söyledi. Bu durumun yalnızca İran ile ilgili olmadığını, tüm bölgenin güvenliğini tehlikeye attığını ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>"ABD artık Körfez'i koruyamıyor!"</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu politikanın, bölgesel güvenlik mimarisinin temel amacını <i>"Körfez'i ve Batı'nın çıkarlarını İran'ın oluşturduğu varoluşsal tehditten korumak"</i> olarak gördüğünü belirten Ummanlı Bakan, ancak bu varsayımın <i>"kökten yanlış" </i>olduğunu çünkü <i>"Tahran'ın hiçbir zaman varoluşsal bir tehdit oluşturmadığını"</i> vurguladı.</p>

<p style="text-align:justify">Amerika'nın Trump ile <i>"kendi dış politikasının kontrolünü kaybettiğini"</i> söyleyen el- Busaidi; Washington'ın, İsrail'in tercih ettiği çatışma çizgisine sürüklendiğini ve bunun ciddi bir stratejik hata olduğunu dile getirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Busaidi ayrıca söz konusu anlayışın bölgede<i> "devasa askeri harcamaların birikmesine ve Körfez'deki ABD üslerinin genişletilmesine"</i> yol açtığını belirterek, "uzaktan koruma" anlayışıyla çok büyük maliyet ve çaba gerektiren kalıcı bir askeri varlığın sürdürüldüğünü kaydetti.</p>

<p style="text-align:justify">ABD'nin onlarca yıldır Körfez'de kurduğu güvenlik sistemi beklenen sonucu vermedi. ABD'nin askerî üsleri ve askerî varlığı Körfez ülkelerine gerçek anlamda güvenlik sağlamadı.</p>

<p style="text-align:justify">Bölgeye yapılan büyük askerî yatırımların ve Amerikan üslerinin "çok büyük maliyetlerle kurulduğunu, ancak gerçek bir fayda üretmediğini" ifade etti. Körfez güvenliğine yönelik en ciddi tehditlerin İran'dan değil, bölge dışındaki kararlardan geldiğini söyledi ve özellikle Tel Aviv'de alınan kararları işaret etti. Bu, yazısının en dikkat çeken ifadelerinden biriydi.</p>

<p style="text-align:justify">Umman, hem Amerika hem İran ile iletişim kanallarını açık tutan az sayıdaki ülkelerden biri olduğu için Al Busaidi'nin sözleri uluslararası basında geniş yankı buldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ehla-Der Haber</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/tehdit-iran-degil-israil</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/tehditz-1.jpg" type="image/jpeg" length="18667"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ehlader Başkanı Akaras: Milyonların Cenaze Törenlerine Katılımı Velayet Bağlılığının Göstergesidir]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/ehlader-baskani-akaras-milyonlarin-cenaze-torenlerine-katilimi-velayet-bagliliginin-gostergesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/ehlader-baskani-akaras-milyonlarin-cenaze-torenlerine-katilimi-velayet-bagliliginin-gostergesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ehlader Başkanı Kadir Akaras, cuma hutbesinde İmam Zeynelabidin’in Kerbela sonrasında hakikat mesajını koruyan mücadelesini anlattı. Akaras, IŞİD benzeri yapıların İslam’ın değil, zulüm anlayışlarının temsilcisi olduğunu ileri sürerek, bu grupların bölge ülkelerinde istikrarsızlık oluşturduğunu söyledi. İran’da düzenlenen milyonluk cenaze merasimlerini değerlendiren Akaras, bunun halk ile velayet anlayışı arasındaki güçlü bağın göstergesi olduğunu kaydetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Ehlader Başkanı Kadir Akaras, cuma hutbesinde alimlerin, imamların ve dini önderlerin toplum üzerindeki sorumluluğuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p style="text-align:justify">Akaras, insan hayatında bazı yolların büyük bir hassasiyet gerektirdiğini belirterek, özellikle Allah’a ve kurtuluşa götüren yolun hata kabul etmeyen bir sorumluluk taşıdığını ifade etti.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>"Hata yapabilen bir önderin arkasında ne kadar emin bir şekilde yol alınabilir?"</strong></p>

<p style="text-align:justify">“Bir alim hata yapabilir. Hata yapabilen bir imamın veya önderin arkasında insan ne kadar emin bir şekilde yol alabilir?” diyen Akaras, ilahi rehberlik makamında bulunan kişilerin büyük bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p style="text-align:justify">İnsanların hayatlarını etkileyen kararların, doğru rehberlik ve sağlam bilgi üzerine kurulması gerektiğini belirten Akaras, “Bu yol Allah’ın ve cennetin yoludur. Bu yol, hassasiyet isteyen bir yoldur. Bir hata bazen bütün hayatı etkileyebilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Akaras, konuşmasında İmam Ali’nin Nehcü’l-Belağa eserinin 230. hutbesine de atıfta bulundu. İmam Ali’nin alimlerin konumuna ilişkin sözlerini aktaran Akaras, Allah’ın kulları arasında ilahi ilmin taşıyıcıları ve koruyucuları olan kimselerin bulunduğunu belirtti.</p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify"><i>“Bilesiniz ki ey Allah’ın kulları, O’nun kulları içinde Allah’ın ilminin hafızları ve koruyucuları vardır. Onlar bu ilmi en iyi şekilde muhafaza ederler. O ilmin pınarlarını coşturur ve kaynatırlar. Bu alimler, velayet bağıyla birbirlerine bağlıdır; aralarında ilahi muhabbet suyu akar ve birbirlerini bu suyla doyururlar. Bunların arasında gıybet olmaz; karakter yapıları ve ahlakları bu sağlam temel üzerine düğümlenmiştir.”</i></p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify">Bu alimlerin Allah’ın bilgisini sadece aktaran kişiler olmadığını, aynı zamanda onu koruyan ve doğru şekilde yaşatan kimseler olduğunu ifade eden Akaras, İmam Ali’nin bu kişileri “ilmin pınarlarını coşturan kimseler” olarak tanımladığını aktardı.</p>

<p style="text-align:justify">Ehlader Başkanı Akaras, ilahi ilmi taşıyan gerçek alimlerin birbirleriyle manevi bir bağ içerisinde olduğunu belirterek, bu bağın makam, çıkar veya dünyevi beklentiler üzerine değil; velayet, ilahi sevgi ve hakikat anlayışı üzerine kurulduğunu söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kimselerin arasında düşmanlık, kıskançlık ve gıybet gibi olumsuz davranışların bulunmadığını ifade eden Akaras, gerçek ilim ehlinin ahlakının ve karakterinin bu anlayış üzerine şekillendiğini kaydetti.</p>

<p style="text-align:justify">Ehlader Başkanı Akaras, alimleri çiftçilerin tohum seçimine benzeterek, nasıl ki çiftçiler verimli ve sağlam ürün elde etmek için en kaliteli tohumları tercih ediyorsa, toplumların da hakikati taşıyabilecek sağlam ve güvenilir alimleri tercih etmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Akaras, “İnsanlar zayıf tohumu değil, sağlam tohumu tercih eder. Akıl sahipleri de sağlam, rabbani ve hakikatle bağlantılı olanı seçer.” ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Gerçek alimlerin kolay yetişmediğini vurgulayan Akaras, bu kişilerin ağır imtihanlardan, zorluklardan ve manevi sınavlardan geçerek olgunlaştığını belirtti. İlahi sorumluluğu taşıyan kişilerin bu süreçlerden geçerek toplumlara rehberlik edecek seviyeye ulaştığını kaydetti.</p>

<p style="text-align:justify">Ehlader Başkanı Kadir Akaras, cuma hutbesinde İmam Zeynelabidin’in şehadet yıl dönümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Kerbela hadisesinin ve sonrasındaki mücadelenin İslam tarihindeki önemine dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Akaras, İmam Zeynelabidin’in Kerbela faciası sonrasında ağır baskılara ve Emevi yönetiminin zulmüne rağmen hakikat mesajını dünyaya ulaştıran önemli bir şahsiyet olduğunu ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Kerbela’nın yalnızca tarihsel bir olay olmadığını belirten Akaras, bu hadisenin zulme karşı duruşun ve adalet mücadelesinin sembolü olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ehlader Başkanı Akaras, günümüzde bazı terör örgütlerinin ortaya koyduğu anlayışın Emevi zihniyetiyle benzerlik taşıdığını ileri sürdü. IŞİD ve DHKP-C gibi örgütlerin insan hayatını hedef alan eylemlerinin İslam’ın temel değerleriyle bağdaşmadığını belirten Akaras, bu yapıların şiddet, katliam ve kaos anlayışıyla hareket ettiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu grupların İslam’ı değil, tarihsel olarak zulüm ve baskıyla özdeşleştirilen anlayışları temsil ettiğini savunan Akaras, “İnsan, kadın ve çocuk katletmek, insanları yakmak İslam’ın değil, zulüm anlayışlarının ürünüdür.” ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Ehlader Başkanı Akaras, söz konusu yapıların günümüzde de aynı düşünsel çizginin takipçileri olduğunu iddia ederek, bu grupların İslam dünyasında ayrılık ve çatışmayı artıran unsurlar haline geldiğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Bu örgütlerin gerçekte bağımsız hareket etmediğini savunan Akaras, “Bunlar ABD ve İsrail tarafından kontrol edilen aygıtlardır” ifadelerini kullandı. Bu değerlendirmesinin gerekçesi olarak ise söz konusu yapıların İsrail’e karşı herhangi bir mücadele yürütmediğini, bunun yerine sürekli olarak İslam ülkeleri içerisinde çatışma ve istikrarsızlık oluşturduğunu ileri sürdü.</p>

<p style="text-align:justify">Akaras, bu grupların İslam dünyasını bölmeye hizmet ettiğini ve Direniş Cephesi’ne karşı yürütülen propagandanın da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>“Mezhepçilik suçlaması gerçekleri gizlemek için kullanılıyor”</strong></h3>

<p style="text-align:justify">ABD ve İsrail’in İslam ülkelerine yönelik politikalarına tepki gösteren Akaras, bazı çevrelerin Direniş Cephesi’ni mezhepçilikle suçladığını ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Ehlader Başkanı Akaras, “Bir İslam ülkesinin liderine yönelik saldırılar gerçekleştiriliyor, ancak İslam dünyasından yeterli tepki gelmiyor. Bunun sebebi olarak ‘onlar Şia’ deniliyor. Peki Libya Sünni değil mi? Gazze Sünni değil mi? Sudan Sünni değil mi?” şeklinde konuştu.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yaklaşımın mezhep temelli değil, siyasi bir ayrıştırma anlayışı olduğunu savunan Akaras, gerçek İslami anlayışın tüm Müslümanların haklarını savunmayı gerektirdiğini belirtti.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>“Milyonların katılımı velayet sevgisinin göstergesidir”</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Ehlader Başkanı Akaras, konuşmasının devamında İmam Hamanei’nin şehadeti ve ardından İran’da düzenlenen cenaze merasimlerine değindi.</p>

<p style="text-align:justify">Allah’ın İmam Hamanei’ye şehadet makamını nasip ettiğini ifade eden Akaras, düşmanların İran’a yönelik saldırılar sonrasında halk ile devlet arasındaki bağın kopacağını düşündüğünü ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">İran’ın farklı şehirlerinde milyonların katıldığı cenaze törenlerinin bu bağın göstergesi olduğunu belirten Akaras, Tahran, Kum, Meşhed ve Kerbela’da oluşan büyük kalabalıkların halkın liderlerine olan bağlılığını ortaya koyduğunu ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Ehlader Başkanı Akaras, <i>“Bunu velayet aşkından başka nasıl açıklayabilirsiniz?”</i> diyerek, bu katılımın sadece siyasi değil, aynı zamanda inanç temelli bir bağlılığın sonucu olduğunu savundu.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>“İran ve Irak arasındaki yakınlaşma büyük bir dönüşümün göstergesidir”</strong></h3>

<p style="text-align:justify">İran ve Irak arasındaki ilişkilerin geçmişine de değinen Ehlader Başkanı, iki ülkenin geçmişte uzun yıllar süren savaş yaşadığını ancak bugün iki halk arasında güçlü bir yakınlaşma oluştuğunu ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Irak’ta düzenlenen cenaze merasimlerine milyonlarca kişinin katıldığını belirten Akaras, geçmişte savaş yaşamış iki ülkenin halklarının bugün ortak manevi değerler etrafında bir araya geldiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Akaras, bu dönüşümün siyasi hesaplarla açıklanamayacağını belirterek, bunun “velayet anlayışı ve manevi bağlılık” temelinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ehla-Der Haber</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/ehlader-baskani-akaras-milyonlarin-cenaze-torenlerine-katilimi-velayet-bagliliginin-gostergesidir</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/cenaze0-2.jpg" type="image/jpeg" length="82211"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ayetullah Seyyid Ali Hamanei'nin Naaşı Necef'te]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/ayetullah-seyyid-ali-hamaneinin-naasi-necefte</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/ayetullah-seyyid-ali-hamaneinin-naasi-necefte" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran’ın şehit lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei için Irak’ın Necef ve Kerbela kentlerinde düzenlenen cenaze törenlerine milyonlarca yaslı katılım sağladı; Irak makamlarının katılımı 7 milyon olarak kaydettiği, Haşdi Şabi’nin ise Necef’te 2,3 milyon kişiyi doğruladığı belirtiliyor. Tören boyunca ABD ve İsrail aleyhine sloganların yükseldiği, katılımcıların direnişle yeniden bağ kurduğu ve İran’ın yalnız olmadığı mesajının verildiği aktarılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Resmî cenaze alayı, çarşamba günü yerel saatle sabah 6’da Necef’te, İmam Ali türbesinde kılınan cenaze namazının ardından başladı.</p>

<p itemprop="description" style="text-align:justify">Şehit Devrim Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei’in naaşı, Irak Başbakanı Ali Zeydi ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın katıldığı resmî törenle Necef Uluslararası Havalimanı’nda karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Törenlere, Irak Ulusal Hikmet Hareketi lideri Ammar el-Hakim’in de katıldığı; Irak Devleti Hukuk Koalisyonu başkanı ve eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin ise cenazeye katılmanın “bir görev” olduğunu söylediği bildiriliyor. Maliki’nin Irak Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, “Şehit İmam Seyyid Ali Hamaney’in mirasını anmak ve cenazesine katılmak bir görevdir; çünkü o, İran ulusuna zafer getiren büyük bir liderdi” dediği aktarılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Törende, İran ve direniş cephesinin bayraklarının yanı sıra kan davasını simgeleyen kırmızı bayrakların da dalgalandığı; Nijerya Şii lideri Şeyh İbrahim Zakzaki’nin de cenaze alanında hazır bulunduğu aktarılıyor. Necef’teki İmam Ali türbesinin avlularında on binlerce öğrenci, medrese hocası ve vatandaşın cenazeyi karşılamak için beklediği ifade ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Güvenlik kaynaklarının aktardığına göre, törenler boyunca geniş güvenlik önlemleri alındığı ve herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı bildiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ehla-Der Haber</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/ayetullah-seyyid-ali-hamaneinin-naasi-necefte</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/ncfcnze-1.jpg" type="image/jpeg" length="73110"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ayetlerle Verilen Mesajlar..]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/ayetlerle-verilen-mesajlar-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/ayetlerle-verilen-mesajlar-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şehit Lider Ayetullah Seyyid Ali Hüseyni Hamanei için düzenlenen veda töreninde Kur'an tilavetleri, ülkelere incelikli diplomatik mesajlar verildi..]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Şehit lider Ayetullah Seyyid Ali Hamanei için düzenlenen veda töreninde gelen ülke temsilcileri ve heyetlere eşi görülmemiş bir karşılama yapıldı.</p>

<p style="text-align:justify">03 Haziran 2026 Cuma günü düzenlenen cenaze töreninde yetkililer Şehit Lider'in naaşına yaklaşırken her bir ziyaretçi heyetinin farklı bir Kur'an tilavetiyle karşılandığı görüldü.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Katar </strong>Heyeti için Fetih suresi 2. ayet:</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><i><strong>"Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin."</strong></i></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Pakistan </strong>heyeti için İsrâ suresi 80. ayet okundu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><i>"De ki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver."</i></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve heyeti namaz salonuna girerken okunan ayet genel olarak samimiyet, meşruiyet ve ilahi destek arayışını ifade eden bir yakarış olarak anlaşılmaktadır. Gözlemciler, bu seçimin Tahran'ın son çatışma sırasında Pakistan'ın İran'la diplomatik ilişkilerine duyduğu takdiri yansıttığını ve komşu Müslüman ülkeler arasındaki devam eden iş birliğini sembolize ettiğini belirtti.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Afganistan</strong> İslam Emirliği heyeti için Fetih suresinin ilk ayeti:</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><i><strong>"Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik."</strong></i></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Suudi Arabistan </strong>heyeti için Âl-i İmrân suresi 13. ayet:</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><i><strong>"(Bedir’de) karşı karşıya gelen şu iki grupta sizin için büyük bir ibret vardır: Biri Allah yolunda çarpışan (mümin) grup, diğeri ise gözleriyle bunları kendilerinin iki misli imiş gibi gören kâfir grup. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardır."</strong></i></p>

<p style="text-align:justify">Bedir Savaşı'na atıfta bulunan bu ayet, birçok gözlemci tarafından askeri gücün ve stratejik ittifakların nihai zaferi belirlemediğinin bir hatırlatıcısı olarak yorumlandı.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Türkiye </strong>heyetinin geldiği sırada okunan ayet Nisâ suresi  95:</p>

<p style="text-align:justify"><i><strong>"Müminlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturup kalanlar, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad etmekte olanlara eşit olamazlar. Allah, malları ve canlarıyla cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah bütün müminlere o güzel geleceği vaad etmiştir, ama mücahidleri -çok büyük bir karşılıkla- oturanlardan üstün kılmıştır."</strong></i></p>

<p style="text-align:justify">Allah yolunda malları ve canlarıyla cihad edenlerin, geride kalanlardan üstün olduğunu bildiren ayet. Bazı yorumcular bunu Türkiye'nin son çatışmalardaki temkinli tutumuna gönderme olarak değerlendirdi. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. bölümü bun işaret etmektedir.<!--[if gte vml 1]><v:rect id="Dikdörtgen_x0020_6" o:spid="_x0000_s1026" alt="&#127473;&#127463;" style='width:23.85pt;height:23.85pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square; mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;mso-position-horizontal:absolute; mso-position-horizontal-relative:char;mso-position-vertical:absolute; mso-position-vertical-relative:line;mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001; v-text-anchor:top' o:gfxdata="UEsDBBQABgAIAAAAIQC75UiUBQEAAB4CAAATAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbKSRvU7DMBSF
dyTewfKKEqcMCKEmHfgZgaE8wMW+SSwc27JvS/v23KTJgkoXFsu+P+c7Ol5vDoMTe0zZBl/LVVlJ
gV4HY31Xy4/tS3EvRSbwBlzwWMsjZrlprq/W22PELHjb51r2RPFBqax7HCCXIaLnThvSAMTP1KkI
+gs6VLdVdad08ISeCho1ZLN+whZ2jsTzgcsnJwldluLxNDiyagkxOquB2Knae/OLUsyEkjenmdzb
mG/YhlRnCWPnb8C898bRJGtQvEOiVxjYhtLOxs8AySiT4JuDystlVV4WPeM6tK3VaILeDZxIOSsu
ti/jidNGNZ3/J08yC1dNv9v8AAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEArTA/8cEAAAAyAQAACwAAAF9y
ZWxzLy5yZWxzhI/NCsIwEITvgu8Q9m7TehCRpr2I4FX0AdZk2wbbJGTj39ubi6AgeJtl2G9m6vYx
jeJGka13CqqiBEFOe2Ndr+B03C3WIDihMzh6RwqexNA281l9oBFTfuLBBhaZ4ljBkFLYSMl6oAm5
8IFcdjofJ0z5jL0MqC/Yk1yW5UrGTwY0X0yxNwri3lQgjs+Qk/+zfddZTVuvrxO59CNCmoj3vCwj
MfaUFOjRhrPHaN4Wv0VV5OYgm1p+LW1eAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEA3pr5N/sCAACLBgAA
HwAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9kcmF3aW5nMS54bWykVUtu2zAQ3RfoHQjuFUmO/JEQJUj8
KQqkbRCnB6AlWiJCkSpJ/1p03WN02XU3vUAv1CN0SMmx4hRdJAbsDIfDxzdvZpizi23F0ZoqzaRI
cXgSYERFJnMmihR/vJt5I4y0ISInXAqa4h3V+OL89aszkhSK1CXLECAInZAUl8bUie/rrKQV0Sey
pgL2llJVxMBSFX6uyAaQK+73gmDgV4QJfH6AmhBD0EqxZ0Bxmd3TfEzEmmiA5FnS9bQcefZyZJKI
9RtVz+sbZZln79c3CrE8xaCcIBVIhP12ow2DpX90qjgAbJeqsvFyuURbh7Kzvw6Dbg3KwHka9EZx
H6MMtlq7uaP88I9TWTn97zkg01wKRoeIri0NsX6a2WCf2YTd579/KVNQgcCZU52pFP/5/u0nfH88
5L1H0PU1VEUjIcclEQW91DXNDHQZ4O1dSslNSUmurbtRCiRtEJxqBzDQebF5J3OQmKyMdI3zfPUe
VCBJrbR5Q2WFrJFiBSQdOFlfa9Nw2oc4ieSMce4KwMUjB2A2HigcHLV7toSuo7/EQTwdTUeRF/UG
Uy8KJhPvcjaOvMEsHPYnp5PxeBJ+tfeGUVKyPKfCXrOfrjB60roVy5TUcmlOMln50D8so/sJg/kK
g8N8aclZbuEsJa2KxZgrtCY8xTP3aZXvhPmPabgWhlyOUgp7UXDVi73ZYDT0olnU9+JhMPKCML6K
B0EUR5PZ45SumaAvTwltUhz3e31XpQ7po9wC93maG0kqZqhCnFUpHj0EkcQ24lTkrrSGMN7YHSks
/YMUUO59ocHU7YtgtnM3SWZ7JfOdFWwBf6F5lYTmglcCXlswSqk+Y7SBNzTF+tOKKIoRfytgDuIw
iiDMuEXUH/Zgobo7i+4OERlApdhg1JhjAys4sqoVK0q4KXQyCXkJQ7NkbUM3nCw7rs3c7Dh1WTvm
VOQ3RJFb4MxhbgFbeXe3rY4QAckekltpOq9vYWSaQWmyd3JA4NEz7I62/zbsW99dn/8FAAD//wMA
UEsDBBQABgAIAAAAIQBLt/k64QYAADQcAAAaAAAAY2xpcGJvYXJkL3RoZW1lL3RoZW1lMS54bWzs
WU9v3EQUvyPxHUa+t9m/aTbqpspudhto00bZbVGPs/asPc3YY83MJt0bao9ISIiCOFCJGwcEVGol
LuXTBIqgSP0KvJmxvZ6sQ9I2ggqaQ9Z+/s37/968sS9fuRczdECEpDzpevWLNQ+RxOcBTcKud2s8
vLDmIalwEmDGE9L15kR6Vzbef+8yXvcZTScci2AckZggYJTIddz1IqXS9ZUV6QMZy4s8JQk8m3IR
YwW3IlwJBD4EATFbadRqqysxpom3ARyVZjRg8C9RUhN8JkaaDUEJjkH6zSmVBhns1/VzOZd9JtAB
Zl0POAb8cEzuKQ8xLBU86Ho18+etbFxewevZIqZOWFtaNzR/2bpsQbDfMDJFOCmE1oetzqWtgr8B
MLWMGwwG/UG94GcA2PfBTqtLmWdruFbv5TxLIHu5zLtfa9daLr7Ev7mkc6fX67U7mS6WqQHZy9YS
fq222tpsOHgDsvj2Er7V2+z3Vx28AVn86hJ+eKmz2nLxBhQxmuwvoXVAh8OMewGZcrZdCV8D+Fot
gy9QkA1FbmkRU56o6kyL8V0uhvBYwxhWNEFqnpIp9iEf+zieCIo1e7xOcOmJJflyiaQlIekLmqqu
92GKE68Eefns+5fPnqCj+0+P7v909ODB0f0fLSNn1TZOwvKqF99+9uejj9EfT7558fCLarws43/9
4ZNffv68GgjFszDv+ZePf3v6+PlXn/7+3cMK+KbAkzJ8TGMi0Q1yiPZ4DIYZr7iak4l4tRXjCNPy
is0klDjBWkoF/4GKHPSNOWZZdBw9esT14G0BzaMKeHV211F4FImZohWSr0WxA9zhnPW4qPTCNS2r
5ObxLAmrhYtZGbeH8UGV7D5OnPgOZin0zDwtHcP7EXHU3GU4UTgkCVFIP+P7hFRYd4dSx6871Bdc
8qlCdyjqYVrpkjGdONm0WLRNY4jLvMpmiLfjm53bqMdZldVb5MBFQlVgVqH8mDDHjVfxTOG4iuUY
x6zs8OtYRVVKjubCL+MGUkGkQ8I4GgREyqo1NwXYWwr6NQz9qjLsO2weu0ih6H4Vz+uY8zJyi+/3
IxynVdgRTaIy9gO5DymK0S5XVfAd7laIvoc44OTEcN+mxAn36d3gFg0dlRYJop/MREUsrxLu5O9o
zqaYmFYDLd3p1TFN/q5xMwqd20o4v8YNrfL5148q9H5bW/Ym7F5VNbN9rFGfhDvenvtcBPTt785b
eJbsEiiI5S3qXXN+15y9/3xzPqmez78lL7owNGg9i9gx2wzd8Qkz95QyNlJzRq5LM3ZL2HmCIRD1
KnOuJMUJLI3gUtcxsHdwocBmDRJcfURVNIpwCiN73dNMQpmxDiVKuYSDoiFX8tZ4GPuVPWa29QHE
9g2J1Q4PLLmpyfk5o2BjtArNUTYX1NQMziqseSljCra9jrC6VurM0upGNdMSHWmFydrF5jgOLi9M
A2LhTRhpEAxC4OVVONlr0XDUwYwE2u82RnlYTBTOM0QywgHJYqTtXo5R3QQpz5UlQ7QdNhn0ofEU
r5WkdTTbN5B2liCVxbVOEJdH702ilGfwIkrA7Xg5sqRcnCxBh12v0260PeTjtOtN4ZQMl3EKUZd6
isQshHdLvhI27U8tZlPli2h2csPcIqjDaw/r9yWDnT6QCqm2sIxsaphHWQqwREuy+jfa4NbzMqCi
G51Ni+YaJMO/pgX40Q0tmU6Jr8rBLlG07+xt1kr5TBExioJDNGEzsYch/DpVwZ6ASnjZYTqCvoH3
ctrb5pHbnLOiK78NMzhLxyyNcNZudYnmlWzhpiEVOpi7knpgW6XuxrhXN8WU/DmZUk7j/5kpej+B
dw/NQEfAh1e8AiNdKV2PCxVx6EJpRP2hgLHB9A7IFni3C48hqeB9tPkV5ED/2pqzPExZwxFS7dEQ
CQr7kYoEIbvQlkz2ncKsnu1dliXLGJmMKqkrU6v2hBwQNtY9cFXv7R6KINVNN8nagMEdzz/3Pqug
SaiHnHK9OZ2s2HttDfzTk48tZjDK7cNmoMn9X6hYjAeLXdWuN8vzvbdsiH6wGLNaeVWAsNJW0MnK
/jVVeMWt1nasJYsb7Vw5iOKyxUAsBqIU3iAh/Q/2Pyp8Rkwa6w11zPegtyL4cKGZQdpAVl+wgwfS
DdISJzA4WaJNJs3KujYbnbTX8s36nCfdQu4xZ2vNzhLvV3R2MZy54pxaPE9nZx52fG1pJ7oaInu8
RIE0zY8xJjBV37B2cIomYb3rwZckCPQ9uIJvUR7QGprW0DS4gg9MMCzZr0JdL7vIKfDcUgpMM6c0
c0wrp7RySjunwHCWfX/JKavQqfQnE/hgp388lH8dgQku+5qSN1XnQ9/GXwAAAP//AwBQSwMEFAAG
AAgAAAAhAJxmRkG7AAAAJAEAACoAAABjbGlwYm9hcmQvZHJhd2luZ3MvX3JlbHMvZHJhd2luZzEu
eG1sLnJlbHOEj80KwjAQhO+C7xD2btJ6EJEmvYjQq9QHCMk2LTY/JFHs2xvoRUHwsjCz7DezTfuy
M3liTJN3HGpaAUGnvJ6c4XDrL7sjkJSl03L2DjksmKAV201zxVnmcpTGKSRSKC5xGHMOJ8aSGtHK
RH1AVzaDj1bmIqNhQaq7NMj2VXVg8ZMB4otJOs0hdroG0i+hJP9n+2GYFJ69elh0+UcEy6UXFqCM
BjMHSldnnTUtXYGJhn39Jt4AAAD//wMAUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhALvlSJQFAQAAHgIAABMAAAAA
AAAAAAAAAAAAAAAAAFtDb250ZW50X1R5cGVzXS54bWxQSwECLQAUAAYACAAAACEArTA/8cEAAAAy
AQAACwAAAAAAAAAAAAAAAAA2AQAAX3JlbHMvLnJlbHNQSwECLQAUAAYACAAAACEA3pr5N/sCAACL
BgAAHwAAAAAAAAAAAAAAAAAgAgAAY2xpcGJvYXJkL2RyYXdpbmdzL2RyYXdpbmcxLnhtbFBLAQIt
ABQABgAIAAAAIQBLt/k64QYAADQcAAAaAAAAAAAAAAAAAAAAAFgFAABjbGlwYm9hcmQvdGhlbWUv
dGhlbWUxLnhtbFBLAQItABQABgAIAAAAIQCcZkZBuwAAACQBAAAqAAAAAAAAAAAAAAAAAHEMAABj
bGlwYm9hcmQvZHJhd2luZ3MvX3JlbHMvZHJhd2luZzEueG1sLnJlbHNQSwUGAAAAAAUABQBnAQAA
dA0AAAAA
" filled="f" stroked="f"> <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/> <w:wrap type="none"/> <w:anchorlock/>
</v:rect><![endif]--><!--[if gte vml 1]><v:shapetype id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600" o:spt="75" o:preferrelative="t" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" filled="f" stroked="f"> <v:stroke joinstyle="miter"/> <v:formulas> <v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"/> <v:f eqn="sum @0 1 0"/> <v:f eqn="sum 0 0 @1"/> <v:f eqn="prod @2 1 2"/> <v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"/> <v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"/> <v:f eqn="sum @0 0 1"/> <v:f eqn="prod @6 1 2"/> <v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"/> <v:f eqn="sum @8 21600 0"/> <v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"/> <v:f eqn="sum @10 21600 0"/> </v:formulas> <v:path o:extrusionok="f" gradientshapeok="t" o:connecttype="rect"/> <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/>
</v:shapetype><![endif]--><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><v:shape id="_x0000_i1025" type="#_x0000_t75" style='width:23.85pt;height:23.85pt'> <v:imagedata croptop="-65520f" cropbottom="65520f"/>
</v:shape><span style='mso-element:field-end'></span><![endif]--></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çin</strong> heyetinin geldiği sırada okunan ayet: Allah bunu sadece size müjde olsun ve kalpleriniz mutmain olsun diye takdir etti. Zafer ise ancak Allah katındandır. <!--[if gte vml 1]><v:rect id="Dikdörtgen_x0020_2" o:spid="_x0000_s1026" alt="&#127477;&#127480;" style='width:23.85pt;height:23.85pt;visibility:visible;mso-wrap-style:square; mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001;mso-position-horizontal:absolute; mso-position-horizontal-relative:char;mso-position-vertical:absolute; mso-position-vertical-relative:line;mso-left-percent:-10001;mso-top-percent:-10001; v-text-anchor:top' o:gfxdata="UEsDBBQABgAIAAAAIQC75UiUBQEAAB4CAAATAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbKSRvU7DMBSF
dyTewfKKEqcMCKEmHfgZgaE8wMW+SSwc27JvS/v23KTJgkoXFsu+P+c7Ol5vDoMTe0zZBl/LVVlJ
gV4HY31Xy4/tS3EvRSbwBlzwWMsjZrlprq/W22PELHjb51r2RPFBqax7HCCXIaLnThvSAMTP1KkI
+gs6VLdVdad08ISeCho1ZLN+whZ2jsTzgcsnJwldluLxNDiyagkxOquB2Knae/OLUsyEkjenmdzb
mG/YhlRnCWPnb8C898bRJGtQvEOiVxjYhtLOxs8AySiT4JuDystlVV4WPeM6tK3VaILeDZxIOSsu
ti/jidNGNZ3/J08yC1dNv9v8AAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEArTA/8cEAAAAyAQAACwAAAF9y
ZWxzLy5yZWxzhI/NCsIwEITvgu8Q9m7TehCRpr2I4FX0AdZk2wbbJGTj39ubi6AgeJtl2G9m6vYx
jeJGka13CqqiBEFOe2Ndr+B03C3WIDihMzh6RwqexNA281l9oBFTfuLBBhaZ4ljBkFLYSMl6oAm5
8IFcdjofJ0z5jL0MqC/Yk1yW5UrGTwY0X0yxNwri3lQgjs+Qk/+zfddZTVuvrxO59CNCmoj3vCwj
MfaUFOjRhrPHaN4Wv0VV5OYgm1p+LW1eAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAfO9a8PoCAACLBgAA
HwAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9kcmF3aW5nMS54bWykVUtu2zAQ3RfoHQjuFX0ifyRECRJ/
igJpG8TpAWiJtohQpErSvxZd9xg9RYvue6EeoUNKjhWn6CIxYGc4HD6+eTPDnF1sK47WVGkmRYbD
kwAjKnJZMLHM8Me7qTfESBsiCsKloBneUY0vzl+/OiPpUpG6ZDkCBKFTkuHSmDr1fZ2XtCL6RNZU
wN5CqooYWKqlXyiyAeSK+1EQ9P2KMIHPD1BjYghaKfYMKC7ze1qMiFgTDZA8T7ueliPPX45MUrF+
o+pZfaMs8/z9+kYhVmQYlBOkAomw3260YbD0j04tDwDbhapsvFws0Nah7Oyvw6Bbg3JwngbRMOlh
lMNWazd3lB/+cSovJ/89B2SaS8HoENG1pSHWTzOL9pmN2X3x+6cySyoQOAuqc5XhP9+//YDvr4e8
9wi6voaqaCTkqCRiSS91TXMDXQZ4e5dSclNSUmjrbpQCSRsEp9oBDHSeb97JAiQmKyNd4zxfvQcV
SForbd5QWSFrZFgBSQdO1tfaNJz2IU4iOWWcuwJw8cgBmI0HCgdH7Z4toevoL0mQTIaTYezFUX/i
xcF47F1OR7HXn4aD3vh0PBqNw6/23jBOS1YUVNhr9tMVxk9at2K5klouzEkuKx/6h+V0P2EwX2Fw
mC8tOSssnKWk1XI+4gqtCc/w1H1a5Tth/mMaroUhl6OUwigOrqLEm/aHAy+exj0vGQRDLwiTq6Qf
xEk8nj5O6ZoJ+vKU0CbDSS/quSp1SB/lFrjP09xIWjFDFeKsyvDwIYikthEnonClNYTxxu5IYekf
pIBy7wsNpm5fBLOduUky2ytZ7Kxgc/gLzaskNBe8EvDaglFK9RmjDbyhGdafVkRRjPhbAXOQhHEM
YcYt4t4ggoXq7sy7O0TkAJVhg1Fjjgys4MiqVmxZwk2hk0nISxiaBWsbuuFk2XFtZmbHqcvaMaei
uCGK3AJnDnML2Mq7u211hAhI9pDcStNZfQsj0wxKk72TAwKPnmF3tP23Yd/67vr8LwAAAP//AwBQ
SwMEFAAGAAgAAAAhAEu3+TrhBgAANBwAABoAAABjbGlwYm9hcmQvdGhlbWUvdGhlbWUxLnhtbOxZ
T2/cRBS/I/EdRr632b9pNuqmym52G2jTRtltUY+z9qw9zdhjzcwm3Rtqj0hIiII4UIkbBwRUaiUu
5dMEiqBI/Qq8mbG9nqxD0jaCCppD1n7+zfv/3ryxL1+5FzN0QISkPOl69Ys1D5HE5wFNwq53azy8
sOYhqXASYMYT0vXmRHpXNt5/7zJe9xlNJxyLYByRmCBglMh13PUipdL1lRXpAxnLizwlCTybchFj
BbciXAkEPgQBMVtp1GqrKzGmibcBHJVmNGDwL1FSE3wmRpoNQQmOQfrNKZUGGezX9XM5l30m0AFm
XQ84BvxwTO4pDzEsFTzoejXz561sXF7B69kipk5YW1o3NH/ZumxBsN8wMkU4KYTWh63Opa2CvwEw
tYwbDAb9Qb3gZwDY98FOq0uZZ2u4Vu/lPEsge7nMu19r11ouvsS/uaRzp9frtTuZLpapAdnL1hJ+
rbba2mw4eAOy+PYSvtXb7PdXHbwBWfzqEn54qbPacvEGFDGa7C+hdUCHw4x7AZlytl0JXwP4Wi2D
L1CQDUVuaRFTnqjqTIvxXS6G8FjDGFY0QWqekin2IR/7OJ4IijV7vE5w6Ykl+XKJpCUh6Quaqq73
YYoTrwR5+ez7l8+eoKP7T4/u/3T04MHR/R8tI2fVNk7C8qoX337256OP0R9Pvnnx8ItqvCzjf/3h
k19+/rwaCMWzMO/5l49/e/r4+Vef/v7dwwr4psCTMnxMYyLRDXKI9ngMhhmvuJqTiXi1FeMI0/KK
zSSUOMFaSgX/gYoc9I05Zll0HD16xPXgbQHNowp4dXbXUXgUiZmiFZKvRbED3OGc9bio9MI1Lavk
5vEsCauFi1kZt4fxQZXsPk6c+A5mKfTMPC0dw/sRcdTcZThROCQJUUg/4/uEVFh3h1LHrzvUF1zy
qUJ3KOphWumSMZ042bRYtE1jiMu8ymaIt+Obnduox1mV1VvkwEVCVWBWofyYMMeNV/FM4biK5RjH
rOzw61hFVUqO5sIv4wZSQaRDwjgaBETKqjU3BdhbCvo1DP2qMuw7bB67SKHofhXP65jzMnKL7/cj
HKdV2BFNojL2A7kPKYrRLldV8B3uVoi+hzjg5MRw36bECffp3eAWDR2VFgmin8xERSyvEu7k72jO
ppiYVgMt3enVMU3+rnEzCp3bSji/xg2t8vnXjyr0fltb9ibsXlU1s32sUZ+EO96e+1wE9O3vzlt4
luwSKIjlLepdc37XnL3/fHM+qZ7PvyUvujA0aD2L2DHbDN3xCTP3lDI2UnNGrkszdkvYeYIhEPUq
c64kxQksjeBS1zGwd3ChwGYNElx9RFU0inAKI3vd00xCmbEOJUq5hIOiIVfy1ngY+5U9Zrb1AcT2
DYnVDg8suanJ+TmjYGO0Cs1RNhfU1AzOKqx5KWMKtr2OsLpW6szS6kY10xIdaYXJ2sXmOA4uL0wD
YuFNGGkQDELg5VU42WvRcNTBjATa7zZGeVhMFM4zRDLCAclipO1ejlHdBCnPlSVDtB02GfSh8RSv
laR1NNs3kHaWIJXFtU4Ql0fvTaKUZ/AiSsDteDmypFycLEGHXa/TbrQ95OO0603hlAyXcQpRl3qK
xCyEd0u+EjbtTy1mU+WLaHZyw9wiqMNrD+v3JYOdPpAKqbawjGxqmEdZCrBES7L6N9rg1vMyoKIb
nU2L5hokw7+mBfjRDS2ZTomvysEuUbTv7G3WSvlMETGKgkM0YTOxhyH8OlXBnoBKeNlhOoK+gfdy
2tvmkducs6Irvw0zOEvHLI1w1m51ieaVbOGmIRU6mLuSemBbpe7GuFc3xZT8OZlSTuP/mSl6P4F3
D81AR8CHV7wCI10pXY8LFXHoQmlE/aGAscH0DsgWeLcLjyGp4H20+RXkQP/amrM8TFnDEVLt0RAJ
CvuRigQhu9CWTPadwqye7V2WJcsYmYwqqStTq/aEHBA21j1wVe/tHoog1U03ydqAwR3PP/c+q6BJ
qIeccr05nazYe20N/NOTjy1mMMrtw2agyf1fqFiMB4td1a43y/O9t2yIfrAYs1p5VYCw0lbQycr+
NVV4xa3WdqwlixvtXDmI4rLFQCwGohTeICH9D/Y/KnxGTBrrDXXM96C3IvhwoZlB2kBWX7CDB9IN
0hInMDhZok0mzcq6NhudtNfyzfqcJ91C7jFna83OEu9XdHYxnLninFo8T2dnHnZ8bWknuhoie7xE
gTTNjzEmMFXfsHZwiiZhvevBlyQI9D24gm9RHtAamtbQNLiCD0wwLNmvQl0vu8gp8NxSCkwzpzRz
TCuntHJKO6fAcJZ9f8kpq9Cp9CcT+GCnfzyUfx2BCS77mpI3VedD38ZfAAAA//8DAFBLAwQUAAYA
CAAAACEAnGZGQbsAAAAkAQAAKgAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54
bWwucmVsc4SPzQrCMBCE74LvEPZu0noQkSa9iNCr1AcIyTYtNj8kUezbG+hFQfCyMLPsN7NN+7Iz
eWJMk3ccaloBQae8npzhcOsvuyOQlKXTcvYOOSyYoBXbTXPFWeZylMYpJFIoLnEYcw4nxpIa0cpE
fUBXNoOPVuYio2FBqrs0yPZVdWDxkwHii0k6zSF2ugbSL6Ek/2f7YZgUnr16WHT5RwTLpRcWoIwG
MwdKV2edNS1dgYmGff0m3gAAAP//AwBQSwECLQAUAAYACAAAACEAu+VIlAUBAAAeAgAAEwAAAAAA
AAAAAAAAAAAAAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbFBLAQItABQABgAIAAAAIQCtMD/xwQAAADIB
AAALAAAAAAAAAAAAAAAAADYBAABfcmVscy8ucmVsc1BLAQItABQABgAIAAAAIQB871rw+gIAAIsG
AAAfAAAAAAAAAAAAAAAAACACAABjbGlwYm9hcmQvZHJhd2luZ3MvZHJhd2luZzEueG1sUEsBAi0A
FAAGAAgAAAAhAEu3+TrhBgAANBwAABoAAAAAAAAAAAAAAAAAVwUAAGNsaXBib2FyZC90aGVtZS90
aGVtZTEueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhAJxmRkG7AAAAJAEAACoAAAAAAAAAAAAAAAAAcAwAAGNs
aXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54bWwucmVsc1BLBQYAAAAABQAFAGcBAABz
DQAAAAA=
" filled="f" stroked="f"> <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/> <w:wrap type="none"/> <w:anchorlock/>
</v:rect><![endif]--><!--[if gte vml 1]><v:shapetype id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600" o:spt="75" o:preferrelative="t" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" filled="f" stroked="f"> <v:stroke joinstyle="miter"/> <v:formulas> <v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"/> <v:f eqn="sum @0 1 0"/> <v:f eqn="sum 0 0 @1"/> <v:f eqn="prod @2 1 2"/> <v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"/> <v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"/> <v:f eqn="sum @0 0 1"/> <v:f eqn="prod @6 1 2"/> <v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"/> <v:f eqn="sum @8 21600 0"/> <v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"/> <v:f eqn="sum @10 21600 0"/> </v:formulas> <v:path o:extrusionok="f" gradientshapeok="t" o:connecttype="rect"/> <o:lock v:ext="edit" aspectratio="t"/>
</v:shapetype><![endif]--><!--[if mso & !supportInlineShapes & supportFields]><v:shape id="_x0000_i1025" type="#_x0000_t75" style='width:23.85pt;height:23.85pt'> <v:imagedata croptop="-65520f" cropbottom="65520f"/>
</v:shape><span style='mso-element:field-end'></span><![endif]--></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Azerbaycan</strong> heyetinin geldiği sırada okunan ayet: Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer inanıyorsanız en üstün olan sizsiniz.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hindistan </strong>heyetinin geldiği sırada okunan ayet  Âl-i İmrân 173. ayet-i kerime:</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i>"Hasbunallahu ve ni'mel vekîl."</i></strong> ifadesini içeren ayet. İran'ın dış baskılara karşı Allah'a tevekkülünü simgelediği yorumları yapıldı. Birçok yorumcu, ayetin dış baskı karşısında metaneti vurguladığını düşündü. Bazı gözlemciler ise ayetin, İran'ın son çatışma sırasında Hindistan'ın verdiği tepkiden duyduğu hayal kırıklığını yansıttığını ve Tahran'ın uluslararası desteğe değil, inanca güvenme kararlılığının altını çizdiğini öne sürdü.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hamas </strong>temsilcileri için Ahzâb suresi 23. ayet okundu.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i>"Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir."</i></strong></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * * </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hizbullah </strong>heyeti için Mâide suresi 55-56. ayetler okundu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><i>"Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir. Kim Allah’ı, O‘nun peygamberini ve inananları dost edinirse, bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir."</i></strong></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yemen </strong>Ensarullah (Husiler) heyeti için Fetih suresi 29. ayet okundu.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i>"Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir."</i></strong></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Filistin </strong>İslami Cihad heyeti için de Fetih Suresi'nden, ilahi yardım ve zafer vurgusu içeren ayet okundu.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong><i>"Allah geçmiş ve gelecek eksikliklerinizi bağışlasın, üzerinizdeki nimetini tamamlasın, sizi doğru yola iletsin ve size büyük bir zaferle yardım etsin."</i></strong></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Lübnan </strong>Hükümeti resmî heyeti için Nisâ suresi 66. ayet okundu.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i>"Eğer onlara kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın diye emretmiş olsaydık, pek azı müstesna bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu onlar için hem daha hayırlı hem de (imanları için) daha sağlamlaştırıcı olurdu."</i></strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Mısır </strong>heyeti için ise Beyyine suresi 8. ayet okundu.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i>"Rableri katında onların mükâfatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur."</i></strong></p>

<p style="text-align:justify">Cenaze töreninde okunan ayetlerin seçimine ilişkin İran makamlarından resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak her heyet için farklı ayetlerin tercih edilmesi, törenin diplomatik ve sembolik boyutuna ilişkin çeşitli değerlendirmelere yol açtı.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Irak </strong>Haşd-i Şabi temsilcileri için Bakara suresi 154. ayet okundu.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong><i>"Allah yolunda öldürülenler için “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler, fakat siz bilemezsiniz."</i></strong></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Cenaze törenine 70'ten fazla ülke katıldı. Cenaze töreni, İran'ın son yıllarda ev sahipliği yaptığı en geniş yabancı devlet adamları topluluklarından birini bir araya getirdi; Asya, Orta Doğu ve komşu ülkelerden üst düzey yetkililer saygılarını sunmak için Tahran'a geldi.</p>

<p style="text-align:center"><img alt="" height="533" src="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/ceremony-of-foreign-guests-and-officials-paying-tribute-to-the-martyred-imam-ayatollah-khamenei-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p style="text-align:center"><img alt="" height="533" src="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/ceremony-of-foreign-guests-and-officials-paying-tribute-to-the-martyred-imam-ayatollah-khamenei-7.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p style="text-align:center"><img alt="" height="533" src="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/ceremony-of-foreign-guests-and-officials-paying-tribute-to-the-martyred-imam-ayatollah-khamenei-16.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p style="text-align:center"><img alt="" height="533" src="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/ceremony-of-foreign-guests-and-officials-paying-tribute-to-the-martyred-imam-ayatollah-khamenei-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p style="text-align:center"><img alt="" height="534" src="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/ceremony-of-foreign-guests-and-officials-paying-tribute-to-the-martyred-imam-ayatollah-khamenei-8.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ehla-Der Haber</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/ayetlerle-verilen-mesajlar-verildi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/cenazethrn01-1.jpg" type="image/jpeg" length="78954"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünyanın Gözü Tahran'daydı]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/dunyanin-gozu-tahrandaydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/dunyanin-gozu-tahrandaydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırılarının ardından, Batılı ve Arap medya organları gelişmeleri farklı perspektiflerle ele aldı. Uluslararası basın, İran’daki geniş katılımlı cenaze törenlerini ve siyasi yansımalarını öne çıkarırken, uzman değerlendirmelerinde savaşın beklenen hedeflere ulaşamadığı ve stratejik bir çıkmaza dönüştüğü vurgulandı. Analizlerde ayrıca İran’ın askeri, siyasi ve toplumsal düzeyde güç kazandığı yönünde değerlendirmeler yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify">İslam Devrimi'nin şehit lideri Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hüseyni Hamanei'in naaşı, milyonlarca kişinin katılımıyla düzenlenen tarihi cenaze töreni eşliğinde Tahran'da Azadi Meydanı'na doğru uğurlandı.</p>

<p style="text-align:justify">İran'ın dört bir yanından gelen milyonlarca yaslı vatandaş, cenaze töreninin başlamasıyla birlikte başkent sokaklarını doldururken, yetkililer organizasyonu ülkenin yakın tarihindeki en büyük halk buluşması olarak nitelendirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Cenaze kortejinde, Ayetullah Hamaney ile birlikte 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında şehit olan aile fertlerinin İran bayraklarına sarılı naaşları da taşındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Siyah kıyafetler giyen ve sine vurarak matem tutan milyonlarca kişi, cenaze güzergâhı boyunca şehit lider için sloganlar attı. Törene katılanlar İran bayraklarının yanı sıra Ayetullah Hamaney'in posterlerini taşıyarak bağlılık ve direniş mesajları verdi.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Reuters</strong>, Tahran’da düzenlenen geniş katılımlı cenaze törenine ilişkin haberinde, on binlerce İranlının siyah kıyafetlerle ve İran bayraklarıyla İmam Humeyni Musallası’nda toplandığını aktardı. Haberde, “ABD’ye ölüm” sloganları eşliğinde gerçekleşen törenin güçlü bir toplumsal mobilizasyonu yansıttığı ifade edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Reuters ayrıca, törenin İran yönetiminin dış baskılar karşısında daha güçlü bir pozisyona geçtiği bir dönemde gerçekleştiğini belirterek, Washington ile yürütülen geçici uzlaşma ve yaptırımlara ilişkin gelişmelere de yer verdi. Ayrıca ABD eski Başkanı Donald Trump’ın tartışmalı açıklamalarına ve İran’ın bu açıklamalara verdiği tepkilere dikkat çekildi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Associated Press</strong> ise üst düzey İran yetkililerinin ve yeni liderlik kadrosunun halkın yoğun katılımıyla cenaze namazına iştirak ettiğini bildirerek, bu durumun güvenlik açısından yeni bir tabloya işaret ettiğini yazdı. Haberde ayrıca törende yer alan bazı katılımcıların açıklamalarına ve kamuoyunda yükselen siyasi söylemlere yer verildi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>BBC</strong>’nin analizinde ise İran’daki yeni yönetim yapısının önceki dönemlerden farklılaştığı, daha genç ve güvenlik odaklı bir kadronun hem askeri hem siyasi süreçleri daha proaktif biçimde yönettiği değerlendirmesi yapıldı. Analizde İran’ın bölgesel dengeleri etkileyen hamleleri ve olası stratejik sonuçları ele alındı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>El Cezire</strong>, ABD’nin küresel rolü ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerine dair değerlendirmesinde, Washington’un bölgesel güvenlik politikalarının yeniden sorgulandığını ve özellikle İran gerilimi üzerinden yeni tartışmaların ortaya çıktığını aktardı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>El Meyadin</strong> ise ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında sivil ve askeri kayıplara dikkat çekerek, İran’ın karşılık olarak bölgedeki bazı Amerikan askeri üslerini hedef aldığını ve bunun bölgesel dengeleri değiştirdiğini yazdı. Haberde ayrıca Tahran’daki cenaze törenine çok sayıda ülke ve direniş gruplarından katılım olduğu belirtildi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Rai al-Youm</strong> ise savaşı bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendiren bir kırılma noktası olarak değerlendirerek, İran’ın askeri kapasitesini artırdığını, iç bütünlüğünü güçlendirdiğini ve uluslararası ilişkilerde daha geniş bir etki alanı kazandığını ifade etti.</p>

<p itemprop="description" style="text-align:justify"><strong>El Cezire televizyonu</strong>, Tahran'da düzenlenen şehit lider Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamaney'in cenaze törenini canlı yayınla takip ederek milyonlarca kişinin katılım beklendiğini duyurdu. Kanal, sabah saatlerinden itibaren başlayan törene İran halkının yoğun ilgi gösterdiğini ve cenaze programının 10 ila 12 saat sürmesinin öngörüldüğünü aktardı. El Cezire, törene katılan kalabalığın İran tarihinin en büyük cenaze organizasyonlarından birini oluşturduğunu bildirdi.</p>

<p itemprop="description" style="text-align:justify">Siyasi analistler, İran'ın şehit lideri Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hamaney'in cenaze törenine milyonların katılımının güçlü siyasi mesajlar içerdiğini belirtti. El Meyadin'e konuşan uzmanlar, halkın kitlesel katılımının şehitlerin yolunun sürdürüleceğini ve dış baskılara karşı ulusal birlik iradesini ortaya koyduğunu ifade etti. Analizde, ABD'nin İran'a yönelik siyasi ve medya temelli hesaplarının sahadaki tablo karşısında başarısız olduğu değerlendirmesi yapıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Haberde, cenaze törenindeki yoğun halk katılımının, "şehitlerin kanının yerde kalmayacağı" yönünde açık bir siyasi mesaj verdiği belirtilirken, İran halkının direniş çizgisine bağlılığını ve ulusal birlik iradesini güçlü biçimde ortaya koyduğu ifade edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Analistler, İran'da oluşan iç dayanışma atmosferinin siyasi alanda ve müzakere sürecinde etkileri görülecek yeni bir toplumsal bilinç oluşturduğunu kaydetti. Değerlendirmelerde, ABD'nin İran'a ilişkin öngörüleri ile Washington yönetiminin yürüttüğü medya savaşının sahadaki gelişmeler karşısında başarısız olduğunun ortaya çıktığı belirtildi.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * * </strong></p>

<p style="text-align:justify">05 Haziran 2026 Pazar günü düzenlenen cenaze namazını Büyük Ayetullah Cafer Subhani kıldırdı. Törende, Şehit İmam Ayetullah Hamanei'in damadı Dr. Misbahül Hüda Bakiri Keni, gelini Zehra Haddad Adil, 14 aylık torunu Zehra Muhammedi Golpayegani ve kızı Seyyide Büşra Hüseyni Hamanei için de cenaze namazı eda edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Merasim komitesi, cenaze programının salı günü Kum'da devam edeceğini, çarşamba günü Irak'ın Necef ve Kerbela kentlerinde anma ve cenaze törenleri düzenleneceğini duyurdu.</p>

<p style="text-align:justify">Şehit lider için son defin töreninin ise perşembe günü İran'ın Meşhed kentinde gerçekleştirileceği bildirildi. Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hüseyni Hamanei'in vasiyeti doğrultusunda naaşının, İmam Rıza Türbesi'nde defnedileceği ifade edildi.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h5 style="text-align:right"><strong><a href="http://www.on4haber.com" rel="nofollow">http://www.on4haber.com</a></strong></h5></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ehla-Der Haber</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/dunyanin-gozu-tahrandaydi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/cenazethrn-1.jpg" type="image/jpeg" length="39760"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir Cenaze Töreninden Daha Fazlası]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/bir-cenaze-toreninden-daha-fazlasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/bir-cenaze-toreninden-daha-fazlasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şehit Lider Ayetullah Seyyid Ali Hüseyni Hamanei için düzenlenen veda töreni, yalnızca bir cenaze veya matem etkinliği olmanın ötesinde, İran’ın uluslararası görünürlüğü açısından çok katmanlı bir anlam taşıyan siyasi-kültürel bir sahne olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Analistler, farklı ülkelerden gelen heyetler ve isimlerin katılımının yalnızca protokol düzeyinde bir temas olmadığını, bunun aynı zamanda İran’ın dünya ile kurduğu çok katmanlı ilişkinin göstergelerinden biri olduğunu ifade ediyor. Bu ilişkinin yalnızca devletlerarası diplomasiyle sınırlı olmadığı, din, kültür, toplum ve kolektif hafıza üzerinden de sürdüğü vurgulanıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Analize göre, bu tür geniş katılımlı törenler, uluslararası algı açısından İran’ın sadece siyasi çatışmalar ve krizler üzerinden tanımlanan imajını kısmen dönüştürme potansiyeli taşıyor. Farklı ülkelerden gelen dini temsilciler, akademisyenler, kültür insanları ve toplumsal aktörler, İran’ı yalnızca bir siyasi aktör değil, aynı zamanda tarihsel ve kültürel bir toplum olarak da görünür kılabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Metinde, bu tür etkinliklerin en önemli etkisinin “tek yönlü medya anlatılarının kırılması” olduğu belirtiliyor. İran’a ilişkin algısı büyük ölçüde uluslararası medya ve siyasi raporlar üzerinden şekillenen yabancı katılımcıların, sahada çok daha karmaşık, çok katmanlı ve insani bir toplumsal yapı ile karşılaştığı ifade ediliyor. Bu karşılaşmanın tüm yargıları değiştirmese de yerleşik klişeleri zayıflatabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kültürel düzeyde bu temasların İran’a yönelik yeni bir merak ve ilgi doğurabileceği belirtiliyor. Matem ritüelleri, toplu yas kültürü, dini semboller, toplumsal dayanışma biçimleri ve gündelik yaşam pratiklerinin, dış gözlemciler için alternatif bir İran anlatısı üretebileceği ifade ediliyor. Bu durumun çeviri projeleri, akademik iş birlikleri, kültürel programlar ve sanatsal üretimlere zemin hazırlayabileceği kaydediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bilimsel alanda ise doğrudan temasın güven inşası açısından kritik olduğu vurgulanıyor. Akademisyenler ve araştırmacıların İran’daki üniversite ve bilimsel kapasiteyi yerinde görmesinin, siyasi filtrelerden bağımsız bir iş birliği zemini oluşturabileceği ifade ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Sanat alanında ise bu tür temasların daha hızlı etki üretebileceği değerlendiriliyor. İran’ın mimari, müzik, hat sanatı, görsel kültür ve şehir estetiği gibi unsurlarının yabancı katılımcılar üzerinde “siyasi bir mesele” algısından ziyade “kültürel bir dünya” algısı oluşturabileceği belirtiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Analize göre, tüm bu süreçler “kültürel ve toplumsal diplomasi” olarak tanımlanan daha geniş bir çerçeveye işaret ediyor. Bu diplomasi biçiminde yalnızca devletler değil, toplumlar, kültür kurumları, akademi ve sanat çevreleri de rol oynuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte, değerlendirmede bu tür etkinliklerin tek başına kalıcı bir dönüşüm üretmeyeceği, ancak bir “fırsat penceresi” oluşturduğu vurgulanıyor. Eğer bu temaslar kurumsal takip, akademik iş birlikleri, kültürel projeler ve sürekli etkileşimlerle desteklenmezse etkisinin sınırlı kalacağı ifade ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak analiz, söz konusu veda töreninin İran’ın yalnızca siyasi değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal bir aktör olarak görünürlüğünü artıran bir sahneye dönüştüğünü; ancak bu etkinin kalıcı olabilmesi için süreklilik ve kurumsal takip gerektirdiğini belirtiyor.</p>

<h5 style="text-align:right"><strong><a href="http://www.on4haber.com" rel="nofollow">http://www.on4haber.com</a></strong></h5></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ehla-Der Haber</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/bir-cenaze-toreninden-daha-fazlasi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 17:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/a-a-2024-2.webp" type="image/jpeg" length="15307"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hüseyin Hatemi Hoca ile Bir Muharrem Sohbeti]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/huseyin-hatemi-hoca-ile-bir-muharrem-sohbeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/huseyin-hatemi-hoca-ile-bir-muharrem-sohbeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hüseyin, bilinçli olarak zillete boyun eğmeme ve asla taviz vermeme örneğidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çocukluğunuzda Muharrem ayı nasıl karşılanırdı?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Azerbaycan'dan gelen 12 imam mezhebinden bir aileye mensubum. Çocukluğumda çevremde Muharrem ayının hiçbir etkisi görülmezdi. İstanbul'da Kurtuluş'ta, belki paskalyanın, Noel'in etkisinin görülebileceği bir ortamda doğmuşum. Ancak bu etkileri pek fark edemeyecek bir yaşta, 5 yaşlarında Feriköy'e taşındık. Bu sefer de Ermeni vatandaşların çok olduğu bir sokaktaydık. Çobanoğlu Sokağı... <i>"Nene" </i>diye hitap ettiğimiz babaannem, Müslüman mahallede olmamasından şikayetçiydi. O zaman bizim gibi İran Azerbaycan'ından gelmiş ailelerde şöyle bir âdet vardı: Muharrem'in ilk günü radyolar kapatılır (henüz TV yoktu), ancak Safer'in sonunda açılırdı. Çünkü yalnız Muharrem'de matem tutulmakla yetinilmezdi. Safer'in yirmisine kadar her sene 40 gün matem devam ederdi -buna <i>"İmamın kırkı"</i> denirdi-. 28 Safer, Aziz Peygamber'in vefatı, 29 Safer de İmam Hasan'ın vefat tarihi kabul edildiği için bu günler de matem sayılırdı. Onun için matem Muharrem'de başlar, Safer ayının sonuna kadar iki ay sürerdi.</p>

<p style="text-align:justify">Ama şimdi İran'daki uygulamayı bilmiyorum, belki biraz hafiflemiştir. O zaman yalnız Âşûra günü değil, bütün ay matem tutulurdu ve Valide Hanı Camii'nde mersiye okunurdu. Bilhassa Muharrem'in 7'sinden itibaren matem yoğunlaşırdı. Tasua gecesinde (Âşûra'dan önceki gece, 9. gece) ve Âşûra günü çok şiddetli olurdu. Ve bilhassa o gün güneş battıktan sonraki gece... Kerbela şehitlerinin şehadetinden sonra o gece garip kalan kadınların, kızların, küçük çocukların ve İmam Zeynelabidin'den başka erkeğin kalmadığı o esir edilmiş kafilenin Kerbelâ'da acıyla geçirdikleri geceye <i>"Şâm-ı Garîbân" </i>yani <i>"Garipler Gecesi"</i> denir. Hatta Yahya Kemal'in bir şiirinde de <i>"Şâm-ı Garîbân"</i> ifadesi geçer:</p>

<p style="text-align:justify"><i><strong>"Son faslımızın Şâm-ı Garîbân'ında" </strong></i>diye.</p>

<p style="text-align:justify">O gece büyük bir acı yaşanmıştı. Tabii Zeynep ve Ehl-i Beyt'in hanımları Hz. Hüseyin'e çok ağlıyordu. Ama Zeyneb'in de sözlerinde dile getirdiği şu bilinçle ağlıyorlardı:</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify"><i><strong>"Siz Hüseyin'in başını kestiğinizi zannediyorsunuz. Halbuki kendi başınızı kestiniz. Yani "İnne şanieke hüvel ebter" gereğince kendinizin ebter olduğunu gösterdiniz. Yoksa Hüseyin'e bir düşmanlık edemediniz."</strong></i></p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify">Bizim küçüklüğümüzde ve bilhassa nenem gibi İran'da doğup buraya gelen yaşlı hanımlarda ve erkeklerde Muharrem boyunca matem kuvvetle sezilirdi. Valide Hanı'nda halen böyledir. Sanıyorum şimdi Iğdırlıların camilerinde de aynı şeyler oluyor. O devirde İstanbul'da Şii olgusu olmadığı için yalnızca iki Şii camii vardı. Birisi Valide Hanı'ndaki cami, diğeri de Üsküdar'da Seyyid Ahmet Kabristanı'nın içinde olan küçük camii. O Valide Hanı Camii'nde bütün Muharrem ve Safer ayı boyunca gündüz hanımlara, gece erkeklere mersiye okunurdu. Ve orada kadın-erkek hıçkırarak ağlardı. Babam, radyo çalmazdı, ama çok fazla duygulandığını da göstermek istemezdi çocuklarına ve nedense eve Azerî şivesiyle "malla" denen din adamı çağırtıp mersiye okutmazdı. Nenem ise buna üzülürdü. Kurtuluş'ta uzaktan akraba bir Azerî ailesi vardı. Biz de nenemle birlikte oraya gidip mersiyeleri dinlerdik.</p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify"><i>Mersiyenin anlamı, Hüseyin sevgisiyle onun başına gelenlerden acı duyarak kendi kalbini sevgiyle yumuşatmak, başkalarına Yezidlik yapmayacak hale gelmektir.</i></p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify">Nenem evde devamlı -kulağımda kalan- mersiyeler okuyarak ağlardı. Mesela;</p>

<p style="text-align:center"><i><strong>"Nece gâm ağlamasın tâş bugün,</strong></i></p>

<p style="text-align:center"><i><strong>Kesilip yetmiş iki bâş bugün,</strong></i></p>

<p style="text-align:center"><i><strong>Bu gece âl-i Ali'nin işi efgân olacak,</strong></i></p>

<p style="text-align:center"><i><strong>Ki sabah kelb ü beladeşta gızılgâm olacak.</strong></i></p>

<p style="text-align:center"><i><strong>Bu gece sohbet eder Leylî </strong>(1) <strong> Ali Ekber ile</strong></i></p>

<p style="text-align:center"><i><strong>Ki sabah nâşı onun Ümmetine Kurban olacak." </strong></i>gibi böyle çok duygulu mersiyeler okunurdu.</p>

<p style="text-align:justify">Şunu da söylemek lazım ki, Sünnî olmak, Ehl-i Beyt sevgisine sahip olmaya elbette mânî değildir. Türkiye'de de tarikat yurdunda Ehl-i Beyt sevgisine sahip olanlar vardı. Seyyidnizam'da, bilhassa Sümbülefendi'de toplanarak onların da ayrı mersiye okuduklarını bilirdim. Ama küçükken beni oraya götüren olmadığı için bunlara pek katılamazdım. Daha sonraları Sümbülefendi'ye, Merkezefendi'ye de uğradım. O zamanlar Sebilci Hüseyin Efendi gibi mersiyehanlar Valide Hanı'na da gelir ve Osmanlı döneminde yazılmış mersiyeleri okurlardı.</p>

<p style="text-align:justify">Benim düşüncem şudur: 12 imam mezhebi yani Ehl-i Beyt mezhebi dediğimiz mezhep, zaten İslâm'ın üç ortak esasına önem verir: Tevhîd, Nübüvvet ve Mead. Geriye iki şey kalıyor. O da iman-ı kâmil meselesidir. Yoksa zahiren Müslüman kabul edilmek için değil. İman-ı kâmil'e sahip olmak için; öncelikle Ehl-i Beyt sevgisi, yani imamete, Ehl-i Beyt imamlarının önderliğine, "Usve-i hasene"yi de devam ettirdiklerine inanmak ve iman etmek. Ve iman etmekle, inandım demekle kalmayıp bu sevgiyi yaşamak. Bir de Allah'ın adaletine inanmak. Yani Allah'ın bize irade serbestisi verdiğine ve kimseyi kötülüğe zorlamadığına, bunun bir sevgi imtihanı olduğuna inanmak. Bunun dışında mesela "Emr-i bil maruf ve nehy-i ani-l münker" gibi ilkeler, sonra da tevellâ ve teberrâ ( Allah'ın velilerini, Rasul-ü Ekrem'in Ehl-i Beyt'ini sevmek ve onlara düşmanlık edenleri sevmemek anlamındadır). İşte bu bilinçte olan, ama aynı zamanda Sünnî fıkıh mezheplerinden olan çok kişi vardır. Mesela bunlardan biri "Eşref Amca" diye hitap edilen sevdiğim bir zât vardır. Ahmet Yüksel Özemre'nin "Üsküdar'ın Üç Sırlısı" kitabında bazı menkıbeleri anlatılan işte Eşref Amca, Nâfiz Baba, Ali Fâni Dede gibi isimler Hüseyin sevgisinde fani olan kimselerdir. Allah bunların emsalini çoğaltsın diyelim. Ve Hüseyin sevgisi olunca zaten bu Şiî-Sünnî ihtilafı da ortadan kalkar. Zaten fıkhî ihtilaf önemli değildir. Namazı Malikiler de eli açık kılıyor. Şiiler de kılabilir. Önemli olan Ehl-i Beyt sevgisine sahip olmak veya olmamak. İman-ı kâmil bakımından.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<h4 style="text-align:justify"><strong>Aşûra veya Mersiye gibi geleneksel uygulamaların toplumsal etkisi nedir sizce?</strong></h4>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Aşure tatlısı pişirme geleneği İran'da yoktur; hatta pek iyi de bakılmaz. Âşûra geleneğini Emevîler'in uydurduğuna inanılır. Buna göre İmam Hüseyin'in şehadetini unutturmak için, Âşûra'nın Nuh'un gemisinin karaya çıktığı gün olduğu ve gemide kalan yiyeceklerle bir tatlı yapıldığı gibi uydurma rivayetlerle o gün matem değil, sevinç günü haline getirilmiştir. Ancak Aşure pişirme geleneği Türkiye'de Alevîler arasında yayılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İran'da, un helvası gibi bir helva yapılıp Âşûra günü Şâm-ı Garîban'da, İmam Hüseyin'in taziyesinde dağıtılır. Aşure önemli değil bana göre. <i>"İnneme'l â‘mâl-ü bi'n niyyât- ameller niyetlere göredir-".</i></p>

<p style="text-align:justify">Mersiye için gene <i>"İnneme'l â'mâl-ü bi'n niyyât - ameller niyetlere göredir."</i> denebilir. Çok güzel mersiyeler vardır. İnsanı ağlatarak ve o duygulanma yoluyla kendi kurtuluşumuzu sağlar. Ehl-i Beyt'e faydası olsun diye değil, bizim o sevgiye sahip olmamız için. Biz ona ağlamakla Hz. Hüseyin bir şey kazanmayacak. Onun için mersiye geleneğinin kökeninde İmam Hüseyin'in Kerbela'da söylediği şu vasiyeti görüyorum:</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Hüseyin'in küçük kızı Sekîne'nin susuzluğuna çare olsun diye amcası Ebu-l Fazl, kılıcını çekip son bir çıkış yapar şehid olmadan önce. Ama Ömer b. Saad'ın emriyle önce bir kolu sonra diğer kolu kılıçla vurularak kesilince Fırat'a yetişerek doldurduğu deri tulumu dişleriyle tutarak taşımaya çalışır. Bu sefer de ona ok atılınca yere düşer ve çadırlara doğru "<i>ya ehî idrik ehîk</i>" diye bağırır. İmam Hüseyin de <i>"El ân in kesere zahri- şimdi işte belim kırıldı."</i> der. Ve Sekîne'nin sonradan rivayet ettiği şu vasiyeti yapar:</p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify">"<i>Ey beni sevenler! Benden sonra bir yudum tatlı su içerseniz, soğuk içimi hoştur derseniz bir de beni anın; bir garibi bir şehidi işittiğiniz zaman bir de bana yanın</i><strong>.</strong>"</p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify">Mersiyenin anlamı şudur: Hüseyin sevgisiyle onun başına gelenlerden acı duyarak, kendi kalbini sevgiyle yumuşatmak, başkalarına Yezidlik yapmayacak hale gelmek. Onun için eğitici bir görevi vardır ve insanın şahsî kurtuluşu için de bu çok önemlidir.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<h4 style="text-align:justify"><strong>İslam tarihinde zalim yönetime karşı mücadele örneği sergileyen Hz. Hüseyin'in tutumu bugünün Müslümanlarına nasıl bir mesaj veriyor?</strong></h4>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Şiî yönetimler de unutturduğu için şeklen Şiî olmak önemli değil. İran'da da Hüseyin örneğinden hoşlanılmazdı. Saray çevresinde olanlara, hükümdar olanlara da niye ağlandığı, örnek alınması gerektiği unutturulmuştur. Ama ilk defa İslam devriminin İran'da gerçekleşebilmesinin sebebi, İran'da Hz. Hüseyin örneğinin anlaşılma oranının yoğunluğu sayesinde oldu. Kerbelâ devamlıdır, her yerde vardır ve her gün Âşûra'dır. Bu inanç, Hüseyin örneğine dikkat edilmesine yol açtı. Yine de çok mükemmel olduğunu söyleyemem.</p>

<p style="text-align:justify">Eksik bile olsa İran devriminin ilk hareket noktası Hüseyin davasıdır. Şimdi Bush'a karşı duruş da yine Hüseyin'in bereketidir. Hüseyin'in temsilinden mahrum olanlar ümitsiz, anlamsız çıkışlar yapabilirler, ama hayırları olmaz. Kendilerine zarar verirler. Boş yere kan dökülmesine sebep olurlar. Ama Hüseyin'in örneği öyle değil. Hüseyin'in örneği bilinçli olarak zillete boyun eğmemek, asla taviz vermeme örneği olarak görülür. Bir de şunu söylemek lazım. Hüseyin örneğinde Alevî olsun Sünnî olsun, Hüseyin'i sevenlere de şeytanın şu açıdan yaklaşmasına müsaade etmemek lazım. <i>"Hüseyin böyleydi, ama Hasan o karakterde değildi."</i> denemez. Hasan'a Hüseyinlik görevi verilseydi, o Hüseyin olurdu, Hüseyin de Hasan... İmam Hasan'ın tutumunu Hz. Ali de göstermiştir. Ve İmam Hüseyin'den sonra İmam Mehdi'ye kadar bütün İmamlar göstermiştir. İmam Mehdi de kalben göstermektedir. Çünkü Allah'ın izni olmadıkça zuhur yoktur. Ama İmam Hüseyin'in örneğine zaten Mehdî ulaşacak, dünyada İmam Hüseyin'in istediği şekilde adil, sevgiye dayanan idare kurulacak.</p>

<h4 style="text-align:justify">Çok teşekkür ediyoruz.</h4>

<h5 style="text-align:center"><strong><a href="https://www.sonpeygamber.info/huseyin-sevgisi-ortak-paydamiz" rel="nofollow">https://www.sonpeygamber.info/huseyin-sevgisi-ortak-paydamiz</a></strong></h5></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Düşünce | İslamî Araştırmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/huseyin-hatemi-hoca-ile-bir-muharrem-sohbeti</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/06/hatemison-1.jpg" type="image/jpeg" length="66456"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hüseyin Hatemi Hocanın Kaleminden 'Kerbelâ']]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/huseyin-hatemi-hocanin-kaleminden-kerbela</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/huseyin-hatemi-hocanin-kaleminden-kerbela" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“de ki ben sizden hiçbir karşılık beklemiyorum, ancak (yine kendiniz için) Kurbâ’ya, Ehl-i Beyt’e sevgi istiyorum!”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:right"><strong>Prof. Dr. Hüseyin Hatemi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kerbelâ</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bugün Aşura’dır. Seyyid-uş-Şuheda Huseyn’in şehadeti günüdür. Bu günün sonunda Ailesi’nin Şâm-i Gariban’ı başlamıştı. Huseyn’in de Şeb-i Arûsu idi. İslâm Fecri’nin başladığı Medeniyet Tebliği Günü’nden 6274 yıl sonra, insanlığa on gece kendine gelme mühleti verildiği halde, Huseyn’in şehid edilmesine ilgisiz kalındı. (V’el-Fecr. Ve leyâlin aşr-Fecr Suresi, 89/1-2) Aynı Sûrenin sonunda Huseyn’in Şeb-i Arûs’unu buluruz: <strong><i>“Ey Nefs-i Mutma’inne! </i></strong><i>(Ey Husyn!)<strong> / O’ndan razı ve O senden razı olarak dön Rabbi’ne! / (Seçkin) kullarımın arasına gir/ Cennetime kavuş!”</strong></i> (Fecr, 89/27-30) Aşûra günü, Büyük Kurban’ın, Zibh-i Azîm’in manasının açıldığı gündür. İsmail’in fidyelendirildiği <i>“Büyük Kurban”</i> (Zibh-i Azîm); İnsanlık Şehîdi Huseyn’dir. (Sâffat, 37/77).</p>

<p style="text-align:justify">Yüce Sevgili bu kurbanı biliyordu ve Kevser kurbanının da yüce manevî feyzini biliyordu. (Kevser Suresi’ndeki v’enhar) Aşûra gecesi Kerbelâ çölünde Şam-ı Garîban’ı (Garîbler gecesi) yaşayacak olan Al-i Alî de biliyordu. Emîr-ul-Mü’minîn’in kızı Zeyneb, kardeşinin kılıç ve mızrak yaraları ile mübarek kanına bulanmış bedeninin yanına gelmişti.</p>

<p style="text-align:center"><i>Hâk-i âlem be-serem! K’ez eser-i tîyğ-u sinân</i></p>

<p style="text-align:center"><i>Câyi yek bûse-i men derheme a’zâ-i to nîst! </i></p>

<h5 style="text-align:center">(Âlem’in toprağı başıma olsun ki, kılıç ve mızrak yaralarından, bir veda bûsesi tevdi edecek bir yer bulamıyorum bedenin de!)</h5>

<p style="text-align:justify">O dişi arslan, arslan kızı Zeyneb, ellerini semâya açarak, Ceddi, babası, anası Fâtıma, kardeşi önceki şehîd Hasan ve yeğeni İmam-ı Seccâd ile Huseyn’den önce birer birer şehid olan Kerbelâ Şehitleri adına, kendi adına ve geride kalanlar adına Huseyn’in “Zibh-i Azîm” olduğunu açıklayan şu kısa duayı Alemler’in Rabbi’ne yöneltti:</p>

<p style="text-align:justify">- Allah’ım! Bu kurbanı kabul et!</p>

<p style="text-align:justify">İnsana irade serbestîsi verileceği ve ahlâkî sorumluluk yükleneceği melâikeye bildirilince, -Arz’da fesad çıkaracak ve kan dökecek insanı mı halife kılacaksın? demişlerdi. (Bakara, 2/30) Melekler, Nâris-i Âdem olanlardan ve onların sırrından haberdar olunca tesellî buldular. (Bakara, 2/33)</p>

<p style="text-align:justify">Aşûrâ’nın gecesinde Huseyn, çölde yalnız ve çadırlar arasında ve civarında yürüyor, münâcâtı ve tesbihleri arasında bizlere de şu vasiyeti yapıyordu:</p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify"><strong><i>Ey beni sevenler! </i></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i>Benden sonra bir yudum hoş içimli su içtiğinizde beni anın.</i></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i>Bir garîb, bir şehîdi duyduğunuzda bana da yanın!</i></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p style="text-align:justify">Bu vasiyette, <strong><i>“de ki ben sizden hiçbir karşılık beklemiyorum, ancak (yine kendiniz için) Kurbâ’ya, Ehl-i Beyt’e sevgi istiyorum!” </i></strong>âyetinin tefsîri vardı. (Şûra, 42/23). Bu âyet de daha sonra yine gerçek anlamından tamamen sapılarak <i>“kendi yakınlarınızı sevmenizi istiyorum” </i>şeklinde yorumlanacaktır. Huseyn bu âyetin mânâsını Urvetul-Vuskaa, Vâris-i Âdem, Vâris-i Nuh (Sefînetun-Necat), Vâris-i Musa, Vâris-i İsa ve Vâris-i Kur''an-i Nâtık olarak, Aşûrâ gecesinde, gelecek nesiller için bir kez daha yorumlandı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu sırra erenlerden Merhum Nâmık Kemal, Aşûra’yı şöyle anlatır:</p>

<p style="text-align:center"><i>Olmuş Hasen cihanda Hürriyet’in sabâhı</i></p>

<p style="text-align:center"><i>Vermiş Huseyn cismin ifnâya Pâre pâre..</i></p>

<p style="text-align:center"><i>Hakk vâr imiş cihanda, meydân-i imtihânda</i></p>

<p style="text-align:center"><i>Al-i Nebî de yazmış dünyâya pâre pâre”</i></p>

<p style="text-align:justify">Nâmık Kemal’den kısa bir süre sonra Merhum Ikbal, “Rümûz-i Bî-Hodî” adlı Mesnevî''sinde, İslâm’ın eşitlik ve hürriyet tebliğini, Kerbelâ (Aşurâ) örneğinde bularak açıkladı. İmâm Huseyn’in <i>“Resul (sa) bostanından hürriyet servisi, âşıkların imâmı, Betûl (Fâtıma) oğlu, Bismillah’ın bâ’sının noktası olan Ali oğlu, Zibh-i Azim’in ma’nası” </i>olarak bildiğini belirtti. Hilâfet’in Ku’an ile ilişkisinin kesildiği bir dönemde, Kerbelâ toprağına mübarek kanının yağmurunu yağdırıp giden bu Kıble bulutu, Fahr-i Kâinat’ın tebliğinin sırrının, Hâce Muîn-ud-dîn-i Çeştî’nin söylemiş olduğu gibi, “Lâ ilâhe illallah” binası olduğuna şahadet etti. İbrahim ve İsmail olayının “sırr”ının Huseyn olduğunu açıkladı. “Remz-i Kur’ân ez Huseyn âmûhtîm” (Biz Kur’anın remzini Huseyn’de bulduk) dedi. Sözlerinin sonunu da gözyaşları ile mü’minlerin bugün yaptığı gibi, Huseyn’e selâm göndererek bağladı:</p>

<p style="text-align:center"><i>“Ey Sabâ! Ey Peyk-i dûr-uftadegân</i></p>

<p style="text-align:center"><i>Eşk-i mâ ber hâk-i pâk-i û resân!” </i></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h5 style="text-align:center">(Ey Saba yeli! Ey uzak düşenlerin habercisi! Gözyaşlarımızı O’nun tertemiz toprağına ilet!)</h5>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Allah İkbâl’e rahmet etsin, ömrünün sonunu da aynı ikrar ile bağlamıştı:</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><i>Ezân keşt-i harâbî hâsılî nîst</i></p>

<p style="text-align:center"><i>Ke âb ez hûn-i Şubbeyrî ne-dâred!</i></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h5 style="text-align:center">(Huseyn’in kanından sulanmamış, fesâda uğramış kültür (ekin) ortamından hiçbir ürün elde edilemez).</h5>

<p style="text-align:justify">Gençlerimiz, desteksiz atışlara başlamadan önce bunu düşünsünler.</p>

<p style="text-align:justify">Selâm sana Huseyn-cân, bütün Kerbelâ şehitlerine ve Şâm-i Garîban’ını idrâk edenlere!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kur'an | Ehlibeyt</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/huseyin-hatemi-hocanin-kaleminden-kerbela</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 18:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/06/hatemihoca-1.jpg" type="image/jpeg" length="68725"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kadir Akaras; Düşman Hedeflerinin Hiçbirine Ulaşamadı]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/kadir-akaras-dusman-hedeflerinin-hicbirine-ulasamadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/kadir-akaras-dusman-hedeflerinin-hicbirine-ulasamadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ehla-Der Genel Başkanı Kadir Akaras - Hazım Koral  - Pusula / Kudüs Tv - Haziran / 2026]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İran'ın Düşmanları Ortaya Koydukları Hedeflerin Hiçbirine Ulaşamadı</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Ehla-Der Genel Başkanı Kadir Akaras Kudüs TV’de yayınlanan Pusula programında mah-ı matem Muharrem ayı ve İran İslam Cumhuriyeti’nin Amerika ve İsrail’e karşı kazandığı zafere dair önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p style="text-align:justify">Akaras, Muharrem ayının başlaması ve Kerbela hadisesi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Programda Kerbela’nın tarihî, dinî ve insanî boyutları ele alınırken, İmam Hüseyin’in kıyamının günümüze verdiği mesajlar üzerinde duruldu.</p>

<p style="text-align:justify">Programın ilk bölümünde Muharrem ayının Kerbela faciasını hatırlattığını belirten Akaras, yeni hicri yıl sevincinin Kerbela’nın acısıyla hüzne dönüştüğünü ifade etti. Kerbela’nın yalnızca Müslümanlar için değil, bütün insanlık için büyük bir trajedi olduğunu anlatan Ehla-Der Genel Başkanı Kadir Akaras, <i>“İslam ümmetinin kanayan yarası olan Kerbela hadisesi, hakikatle aldatıcılık, hak ile batıl, vicdan ile vicdansızlık arasında yapılmış bir tercihin adıdır.” </i>diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify">Kerbela’nın yalnızca dinî veya mezhebî bir mesele olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Akaras, olayın evrensel boyutuna dikkat çekerek şunları söyledi:</p>

<p style="text-align:justify"><i>“Bugün Kerbela hadisesini hiçbir şekilde İslamî bir gömlek giydirmeden, sosyolojik bir vaka olarak insanlara anlatsak dahi aynı sonuca ulaşırız. Çünkü Kerbela’da insan hakları ihlallerinin tamamı mevcuttur. Çocukların öldürülmesi, insanların susuz bırakılması, esirlere yapılan muameleler, insan onurunun ayaklar altına alınması ve devlet gücünün zulüm aracı hâline getirilmesi bu hadisenin temel özellikleridir. Ya Eba Abdillah! Ya Hüseyin! Senin günün gibi hiçbir günü insanlık yaşamamıştır. Dolayısıyla biz her yıl bu insan hakları ihlallerine tepki göstermek amacıyla bu hadiseyi sürekli diri tutuyoruz ki bugünkü ihlallere de karşı çıkabilelim.”</i></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kerbela Faciası ve Günümüz </strong></p>

<p style="text-align:justify">Kerbela’da yaşananların günümüzde de ders alınması gereken bir tablo ortaya koyduğunu belirten Akaras, <i>“Biz her yıl Kerbela’yı anarak yalnızca geçmişte yaşanan bir olayı hatırlatmıyoruz; aynı zamanda bugün dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan zulümlere de karşı çıkıyoruz.”</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Peygamber Efendimizin Ehl-i Beyt’e yönelik vasiyetlerini de hatırlatan Akaras, Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde Müslümanların Ehl-i Beyt konusunda defalarca uyarıldığını söyledi. <i>“Peygamberimiz, ‘Size Ehlibeytimi emanet ediyorum, benden sonra onlara nasıl davranacağınıza dikkat edin’ buyurmuştur.”</i> diyen Akaras, Kerbela’da yaşananların bu emanete karşı işlenen büyük bir ihanet olduğunu dile getirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Kur’an ile Ehl-i Beyt’in tarih boyunca benzer bir kader yaşadığını ifade eden Akaras, <i>“Nasıl ki Kur’an’dan uzaklaşıldıysa Ehl-i Beyt’ten de uzaklaşıldı. Nasıl ki Kur’an mızrakların ucuna takıldıysa, Kerbela’da da İmam Hüseyin’in mübarek başı mızraklara takıldı.”</i> dedi.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Önemli Olan Matemin Şekli Değil, Kerbela Hadisesine Karşı Duyarsız Kalmamaktır</strong></p>

<p style="text-align:justify">Muharrem ayında gerçekleştirilen matem merasimlerinin de tarihsel ve kültürel bir karşılığı olduğunu belirten Akaras, her toplumun yasını farklı biçimlerde yaşadığını söyledi. Türk milletinin ağıtları, mersiyeleri ve gözyaşıyla acısını ifade ettiğini hatırlatan Akaras, <i>“Önemli olan matemin şekli değil, Kerbela hadisesine karşı duyarsız kalmamaktır”</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Programda Kerbela sonrasında Emevî yönetiminin uygulamalarına da değinen Akaras, olayın yalnızca Hz. Hüseyin’in şehadetiyle sınırlı olmadığını söyledi. Yezid döneminde Medine baskını, Kâbe’nin mancınıklarla taşlanması ve çok sayıda sahabenin öldürülmesi gibi hadiselerin yaşandığını hatırlatan Akaras, Kerbela’nın bu zincirin en ağır halkası olduğunu ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Akaras, <i>“Kerbela’yı Şiî-Sünnî meselesi gibi göstermeye çalışmak tarihi gerçeklerle bağdaşmaz. Eğer Yezid Ehl-i Beyt’ten 72 kişiyi şehit ettiyse, yüzlerce sahabe de onun döneminde katledilmiştir.”</i> dedi.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İslam'da Yas ve Hz. Yakup'un Gözyaşları </strong></p>

<p style="text-align:justify">Programda yas tutmanın dinî dayanakları da ele alındı. Hz. Yakup’un oğlu Yusuf’tan ayrılığı için yıllarca gözyaşı döktüğünü ve sonunda gözlerini kaybettiğini hatırlatan Akaras, bunun Kur’an’da açıkça anlatıldığını belirtti.</p>

<p style="text-align:justify"><i>“Hz. Yakup yalnızca bir oğlunun ayrılığına dayanamayarak yıllarca ağladı. Kerbela’da ise gözler önünde parçalanmış bedenler, susuz bırakılmış çocuklar ve şehit edilmiş onlarca insan vardı. Böyle bir facia karşısında gözyaşı dökmek son derece insanî bir davranıştır.”</i> diyen Akaras, Kerbela mateminin duygusal olduğu kadar ahlakî bir sorumluluk da taşıdığını kaydetti.</p>

<p style="text-align:justify">Programda <i>"İmam Hüseyin’in Yezid’e biat etmesi gerektiği!"</i> yönündeki görüşler de değerlendirildi. Bu düşünceye katılmadığını belirten Akaras, Hz. Hüseyin’in zulme karşı duruşunun tarihî önemine dikkat çekti.</p>

<p style="text-align:justify"><i>“İmam Hüseyin sıradan bir insan değildi. O, İslam medeniyetinin kurucu ailesinin mensubuydu. Eğer Hz. Hüseyin Yezid’in zulmüne karşı çıkmasaydı, kıyamete kadar insanların zalimlere karşı başkaldırma cesareti zayıflayabilirdi."</i> diyen Akaras, Kerbela kıyamının insanlık tarihindeki en önemli adalet mücadelelerinden biri olduğunu söyledi.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İran, Düşmanın Hiçbir Stratejik Hedefine Ulaşmasına İzin Vermedi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Akaras, Kur'an-ı Kerim'in zaferi belirli şartlara bağladığını hatırlatarak, Muhammed suresinin 7. ayetine atıfta bulundu. Akaras, “Allah Teâla mutlak zaferi müjdelemektedir ancak bunun ön koşulları vardır. Kur'an'da, ‘<i>Eğer siz Allah'ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar’ </i>buyurulmaktadır” dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Son dönemde yaşanan çatışmaların ardından ortaya çıkan tabloyu değerlendiren Akaras, zaferin kime ait olduğunun uzun süre tartışılacağını belirterek, “Bir Müslüman olarak meseleye baktığımızda, yaşanan sürecin İran'ın ve Direniş Cephesi’nin zaferiyle sonuçlandığını söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">İsrail ve Amerika'nın İran'a yönelik temel hedeflerinin İslamî yönetimi zayıflatmak, füze kapasitesini etkisiz hale getirmek, zenginleştirilmiş uranyum üzerindeki kontrolü ele geçirmek ve bölgesel hâkimiyet sağlamak olduğunu söyleyen Akaras, “Düşman ortaya koyduğu hedeflerin hiçbirine ulaşılamadı. Bu durum tek başına önemli bir başarıdır." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p style="text-align:justify">İran İslam Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren yoğun baskılarla karşı karşıya kaldığını belirten Akaras, İslam Devrimi sonrasında siyasî kuşatma, ekonomik ambargolar, savaşlar ve çeşitli güvenlik operasyonlarının devreye sokulduğunu ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Akaras, <i>“İran'da bir dönem sokak terörü yaşandı. Din adamları, akademisyenler, çarşaflı kadınlar ve çok sayıda sivil hedef alındı. Parlamento binasına yönelik saldırılar düzenlendi, üst düzey yöneticiler suikastlara kurban gitti. Ancak bütün bu girişimlere rağmen sistem ayakta kalmayı başardı.”</i> dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Uzun yıllardır İran hakkında çeşitli rejim değişikliği ve bölünme senaryolarının gündeme getirildiğini söyleyen Akaras, <i>“Yıllarca İran'ın çökeceği yönünde analizler yapıldı. Ancak bugün geriye dönüp baktığımızda bu öngörülerin hiçbirinin gerçekleşmediğini görüyoruz."</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:justify">Programda İran'ın nükleer faaliyetleri de ele alındı. Nükleer teknolojinin yalnızca silah üretimi anlamına gelmediğini vurgulayan Akaras, bu teknolojinin tıp, bilim ve sanayi alanlarında da önemli kullanım alanlarına sahip olduğunu belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">İran'daki siyasî sistemin temelinde Velayet-i Fakih kurumunun bulunduğunu hatırlatan Akaras, dinî otoritenin toplum üzerindeki etkisine dikkat çekti. Tarihteki ‘Tütün Fetvası’ örneğini hatırlatan Akaras, dinî liderlerin toplumsal yönlendirme gücünün İran toplumunda hâlâ önemli bir karşılığı olduğunu söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Ayetullah Seyyid Ali Hamanei'nin kitle imha silahları ve atom bombasını dinî açıdan haram kabul ettiğini belirten Akaras, <i>“İran yönetimi uzun yıllardır nükleer silah geliştirme niyetinin olmadığını ifade etmektedir. Buna rağmen İran'ın nükleer faaliyetlerinin tamamen durdurulması yönündeki baskılar devam etmektedir.”</i> dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Bölgesel enerji koridorları ve Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik rekabetin de çatışmaların önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade eden Akaras, İran üzerinde ekonomik ve siyasî kontrol kurma girişimlerinin sonuçsuz kaldığını söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Akaras, <i>“Bugün gelinen noktada düşmanın hedeflerine ulaşamaması başlı başına bir zafer olarak değerlendirilmelidir.”</i> diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify">İran toplumunun savaş ve kriz dönemlerindeki tutumuna da değinen Akaras, uzun yıllardır uygulanan yaptırımlara rağmen ülkede beklenen ölçüde bir toplumsal kaos yaşanmadığını söyledi.</p>

<p style="text-align:justify"><i>“İnsanlar günlük hayatlarını sürdürmeye devam etti. Toplum içerisinde ciddi bir dayanışma ortaya çıktı.”</i> diyen Akaras, savaş dönemlerinde görülen kitlesel göç hareketlerinin İran örneğinde yaşanmadığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İranlı bir sosyal medya fenomeninin değerlendirmesine atıfta bulunan Akaras, <i>“Hatta bazı İranlıların yurtdışından ülkelerine geri döndüğü ifade edilmektedir. Bu durum savaş dönemlerinde alışılmış tablonun tersine bir görüntü ortaya koymuştur.”</i> dedi.</p>

<p style="text-align:justify">İran toplumunda farklı siyasi görüşlere sahip kesimlerin bulunduğunu ancak kriz dönemlerinde ortak bir duruş sergilendiğini belirten Akaras, toplumsal birlikteliğin ülkenin en önemli avantajlarından biri olduğunu söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Diplomatik alanda da aktif bir politika izlendiğini söyleyen Akaras, İran'ın bölge ülkelerine yönelik yaklaşımını şu sözlerle özetledi:</p>

<p style="text-align:justify"><i>“İran'ın bölge ülkelerine verdiği mesaj nettir: ‘Sizinle düşmanlığımız yok. Ancak topraklarınızın yabancı askerî üsler için kullanılmasına karşıyız.’”</i></p>

<p style="text-align:justify">Programda ayrıca İran'ın bölgesel düzeyde açık ve örtülü destekçilerinin bulunduğu, başta Türkiye, Pakistan, Katar ve Umman olmak üzere bazı ülkelerin çeşitli düzeylerde destek verdiği değerlendirmesi de paylaşıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Akaras, İran'ın karşı karşıya kaldığı baskılara rağmen siyasi istikrarını koruduğunu, toplumsal dayanışmasını sürdürdüğünü ve stratejik hedeflerine bağlı kaldığını belirterek, ortaya çıkan sonucun direniş cephesi açısından önemli bir başarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p style="text-align:center"><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/hD4nXfDUoyk?si=VQrUYnmzIF9Eof0w" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p><strong>Ehlader HABER</strong></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ehla-Der Haber</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/kadir-akaras-dusman-hedeflerinin-hicbirine-ulasamadi</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 22:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/06/videoframe-537704.jpg" type="image/jpeg" length="16567"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[1800'lü Yıllarda Hindistan'da Aşura]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/1800lu-yillarda-hindistanda-asura</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/1800lu-yillarda-hindistanda-asura" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mürşidâbâd halen Hindistan’da müslümanların çoğunluğu teşkil ettiği birkaç bölgeden biridir. Merkezi Baharampûr olan Mürşidâbâd idarî bölgesi üzerinde yaklaşık 67 milyonluk bir nüfus yaşamaktadır..  Kent, o dönemde bölgedeki Şii kültürünün ve yönetimin merkezi haline gelmiştir. Şehir, Şii İslam mirası açısından son derece önemli yapılara ev sahipliği yapar..]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><img alt="" height="528" src="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/06/copyright-9-20212-the-david-collection-photo-pernille-klemp-detalje1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="998" /></p>

<p style="text-align:justify">Bu suluboya resmin konusu, 680 yılında Kerbela’da şehit edilen İmam Hüseyin'in anısına düzenlenen bir yas tören alayıdır. Bu elim vakıa, İslami takvimin ilk ayı olan Muharrem ayında gerçekleşmiş ve Hz. Hüseyin'in şehadeti her yıl bu ay boyunca dünyanın dört bir yanındaki Şiiler tarafından, örneğin tören alayları ve mersiyelerle anılmaya devam etmiştir.<br />
<br />
O dönemin Hint geleneklerine uygun olarak, burada gösterilen Muharrem alayı, İmam Hüseyin'in türbesini temsil eden, kâğıt ve bambudan yapılmış renkli model türbeler grubunun etrafında merkezlenmiştir. Alayın bir parçası olarak at, deve ve Hazretin bindiği Zülcenah adlı at figürü de yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Geçit töreninin yanlarında sancak ve silah taşıyan erkek grupları ile peştamal giymiş sine vuran ve arka tarafta ellerinde kama taşıyıp matem tutan insanlar bulunmaktadır. Alayın en ön kısmında, Doğu Hindistan Şirketi'nin kırmızı üniforma ceketlerini giyen üç Hint askeri yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Topluluk bir nehre doğru ilerlemektedir, çünkü Hindinstan’da Muharrem alayları geleneksel olarak 'türbelerin' suya batırılmasıyla sona ermektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Suluboya resim, James Templer Parlby'nin (yaklaşık 1808'de ölen) Doğu Hindistan Şirketi'nde mühendis olarak görev yaptığı Mürşidabad'da, kuzeydoğu Hindistan'da bulunan Louisa Parlby'ye ait bir şirket resimleri albümünden alınmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu çalışma bugün Londra'daki V&amp;A Müzesi'nde bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Bir diğer çalışma da taşbakı olarak Avrupa mecmuasında yayınlanan aşağıdaki illüstrasyon çalışmasıdır. The Illustrated London News (ILN) mecmuasında yine Mürşidabad'da 1857 senesini resmeden bu çalışma bir Muharrem ayı matem merasiminde sarayda okunan mersiyeyi konu alıyor.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><img alt="" height="753" src="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/06/mursidabad-185712.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1024" /></p>

<p style="text-align:center"></p>

<p style="text-align:center"><img alt="" height="768" src="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/06/015-145-web14.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="958" /></p>

<p style="text-align:center"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Düşünce | İslamî Araştırmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/1800lu-yillarda-hindistanda-asura</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/06/morshidabad-1.jpg" type="image/jpeg" length="18776"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu ve Kerbelâ Mersiyesi]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/anadolu-ve-kerbela-mersiyesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/anadolu-ve-kerbela-mersiyesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kerbelâ mersiyelerinin Türk toplumuna yansıyan bir örneği: Şeyh Gâlib’in bir kıtasına ilave olarak yazılmış bir Kerbelâ mersiyesi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<h5 style="text-align:right"><strong>Mutlu Muhammet Aktaş</strong></h5>

<p style="text-align:justify">Mersiye denilince akla gelen önemli hususlar arasında Kerbelâ ve Kerbelâ mersiyeleri yer almaktadır. Kerbelâ, Türk edebiyatının her alanında, dinî-tasavvufi edebiyattan divan, halk ve âşık edebiyatına kadar, Hz. Hüseyin ve onunla birlikte ailesi ve yakınlarının şehit edildiği bir yer olarak görülmüş ve kutsiyet atfedilmiştir (Esir, 2012, 45). Özellikle Alevi-Bektaşî edebiyatında Hz. Hüseyin’e duyulan sevgiyi ve onun şehadeti dolayısıyla yaşanan ıstırabı anlatan şiirlere de mersiye ya da Kerbelâ mersiyesi denilmiştir. Hatta çoğu zaman mersiye denilince akla ilk gelen ve kastedilen İslam âleminin büyük facialarından biri olarak kabul edilen Hz. Hüseyin’in şehit edilişini konu alan Kerbelâ mersiyeleri olmuştur (Erdoğan, 2009, 54).</p>

<p style="text-align:justify">Klasik Türk edebiyatında Kerbelâ konulu eserler; manzum, mensur ve nazımnesir karışık olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu türde verilmiş eserlerin genel adı “Maktel-i Hüseyin”dir (Şahin, 2011, 240; Arslan ve Aksoyak, 1996, 49-50). Kerbelâ mersiyeleri içinde en tanınmışları arasında Fuzûlî ve Kâzım Paşa gibi şairlerin Kerbelâ olayını ele alarak Hz. Hüseyin için yazdığı mersiyeler (Dilçin, 2016, 259) gösterilebilir. Klasik Türk edebiyatında genel manada yüzyıllara göre mersiyelerde bir düşüş yaşanırken Kerbelâ mersiyelerinde durum farklıdır. XVI, XVII ve XVIII. yüzyıllarda bu mersiyelerin sayıları artarak devam eder. XIX. yüzyılda ise Kerbelâ mersiyelerinin sayısında beklenmedik bir artış görülür (Çakır, 2012, 706; Çiftçi, 2008, 16). Türe duyulan ilgi, 10 Muharrem’in matem günü olarak anılmaya başlaması, bu tarihte yeni bir mersiye yazma geleneğinin yaygınlaşması hatta Bektaşî tekkelerinin kapatılmasıyla oluşan tasavvufi değişimin edebiyatı da etkilemesiyle XIX. yüzyılda da devam etmiş; aralarında Şeref Hanım, Osman Nevres, Yenişehirli Avnî, Mûsâ Kâzım Paşa ve Osman Şems Efendi gibi şairlerin bulunduğu isimler, Kerbelâ mersiyeleriyle tanınmışlardır (Çağlayan, 1997, 270 XIV, 40, 46; Uzun, 2006, 9; Arslan ve Erdoğan, 2009, 50-51; Yılmaz, 2016, 384-385, 389-390, 631; Alp, 2020, 63; Kaya, 2022, 269).</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify">Muharrrem Ayı ve Aşure Gününde Kerbelâ Mersiyesi Okuma Geleneği İslam toplumunda muharrem ayı ibadetin yanında matemi de ifade eder. Bu manada ayın bilhassa matem ve hüzün yönünü ortaya koyması bakımından Kerbelâ mersiyelerinin yazılıp okunması olağan bir durumdur. Üstelik bunun bir gelenek hâline gelerek toplumun her kesimine yayılması kaçınılmazdır. Türk toplumunda özellikle Alevilikte muharrem ayı önemli bir yere sahip olup bir yas ve oruç ayı olarak ele alınır. Tutulan yasın ve orucun merkezinde meşum Kerbelâ hadisesi vardır. Bu oruç, 10 Muharem 680 yılında Kerbelâ’da şehit edilen İmam Hüseyin ve yanındakilerin yasını tutmak içindir (Ünlü, 2020, 39; Alpaslan, 2012, 257; Yaman, 2007, 222). Bu günlerde su içilmez, düğün eğlence yapılmaz, eğlence yerlerine gidilmez, hayvan kesilmez, çamaşır değiştirilmez, saç sakal kesilmez, gönül kırılmaz. Gerçekleşen facia her yıl canlandırılır. Ehlibeyt için ağıtlar, mersiyeler söylenir, matem tutulur (Aytaş, 2010: 2). Bununla birlikte mateme girdikten sonra Fuzûlî’nin Hadîkâtü’s-sü’edâ adlı eserinden “Hz. Hüseyin’in Kerbelâ Olayı” bölümü (azar azar), şehâdet zamanı olan onuncu gün ise Hadîkâ’nın “Şehâdet” bahsi (Özlü, 2011, 200; Noyan, 1984, 87) kısmından okunur. Hatta bugünlerde Kerbelâ Olayı’nı anlatan muharremiyye denilen bestelenmiş mersiyeler de (Yöre, 2011, 230; Uzun, 2006, 8; Aktaş, 2006, 40) seslendirilir. Alevi topluluklar açısından muharrem ayıyla birlikte aşure günün de önemi büyüktür. Kerbelâ’da İmam Hüseyin’in oğlu Zeynelabidin sağ kurtulduğu için aşure günü aynı zamanda mutluluk günüdür. Bu nedenle çorba tatlı olur. Muharrem ayında Aleviler bir araya gelerek birlikte mersiyeler, şiirler, deyişler söyler ve Alevi önderlerinin kahramanlık öykülerini söyleşirler (Ünlü, 2020, 36). Bu yönden değerlendirildiğinde Alevilikte bilhassa muharrem ayı ve aşure günü içinde birçok önemli ritüelin yanında akşamları Kerbelâ mersiyesi okuma geleneğinin de mutlaka var olduğu görülmektedir. Aleviliğin yanında özellikle Osmanlı döneminde hem devlet yönetimi hem de toplum nezdinde muharrem ayı içinde aşure günü bir bayram havası içerisinde kutlanmıştır. Törenlerde devlet ve padişah için yapılan dualar yanında İmam Hüseyin ve diğer şehitler için mersiyeler okunmuş, aşure pişirilerek zengin-fakir herkese aynı tatlıdan ikram edilmiş ve âdeta sosyal statülerin bir öneminin olmadığı vurgusu yapılmıştır (Özlü, 2011, 204). Bunun yanında muharrem ayı ve aşure gününe ait birçok hususiyet toplumun diğer kesimlerinde olduğu gibi o dönem faaliyet gösteren tekkelere1 de aksetmiştir. Başta Bektaşî olmak üzere tarikatlar birçok geleneği özümsemiştir. Özellikle aşure günü Hz. Hüseyin’i anmak amacıyla dua/mersiye okuma ve matem gününü hatırlatma vesilesiyle yâd edilmiştir (Polat, 2019, 464). Mevlevî tekkelerinde muharrem ayındaki bir mukabele gününde aşure kaynatılmıştır. Aşure gecesi Fuzûlî’nin Hâdîkat-üs-süedâ’sından parçalar, mersiyeler okunmuştur (Özlü, 2011, 201). Öyle ki muharrem ayında icra edilen aşure törenlerinde, bütün tarikatlarda Kerbelâ mersiyesi okuma gelenek (Turan ve Akgül, 2013, 32; And, 2002, 194; Özmen, 1998, 521) hâline gelmiştir. Tarikatlara mensup şairler mensup oldukları tekkeye karşı mersiye yazma zorunluluğunu hissetmişlerdir. Mersiye yazmak, şairlere Hz. Ali’ye ve Ȃl-i abâya olan sevgilerini gösterme imkânı sağlamıştır (Ekici, 2022, 32).</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda da zikredildiği üzere bilhassa Osmanlı devletinin yönetim kademesinden, toplumun çeşitli kesimlerine, tekkelere kadar muharrem ayı içinde ve aşure gününde Kerbelâ mersiyeleri okunması âdeta elzem hâle gelmiştir. Bu durumla ilişkili olarak birçok şair tarafından Kerbelâ mersiyeleri yazılmıştır. Bu da yüzyıllar boyunca Kerbelâ mersiyesi okuma geleneğini giderek güçlü kılmıştır.</p>

<p style="text-align:center"><strong> * * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Şeyh Gâlib’e Ait Bir Kıta ve Kerbelâ Mersiyesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kendisi de bir Mevlevî şeyhi olan Gâlib, Mevlevî şairlerinin hâl tercümelerini kısaca yazmış ve bazı şiirlerinden seçmeler meydana getirmiştir. Müsvedde halindeki bu eserinin tertip, tasnîf ve ikmâli için Esrar Dede’ye verdiği bildirilmektedir. Esrar Dede bu müsvedde üzerinde çalışarak Tezkire-i Şuarâ-yı Mevleviyye adlı eserini meydana getirmiştir (Okçu, 2018, 8). Mevlevîlik için bu kadar önemli bir esere önayak olup katkı sunan bir şairin -üstelik bir şeyh sıfatıyla- Hz. Ali’ye olan sevgisini Divan’ında ifade etmekten ve Hz. Hüseyin’in şehitliğine duyduğu hüznü anlatmaktan geri kalmayacağı açıktır. Bu bağlamda Divan’ında yer alan “Müseddes-i Ahar-ı Turkî” başlıklı manzumesinde (Okçu, 2018, 141; Kalkışım, 1992, 258-259) geçen “Biz Şâh-ı velâyet kuluyuz hem Aleviyiz”, “Evlâd-ı Hüseyn’in kul kurbânıyız elhak” mısralarında Hz. Ali ve Hz. Hüseyin’e olan sevgisini açıkça belirtmiştir. Aynı manzumede yer alan “Avân-ı Yezîd’in hele hasmâniyiz el-hak” mısraında olduğu gibi Kerbelâ hadisesinde Hz. Hüseyin’e yapılanlara karşı olduğunu ve Yezîd’e arka çıkanlara öfke duyduğunu bilhassa vurgulamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Çalışmaya konu olan Kerbelâ mersiyesinin temelini de Şeyh Gâlib’e ait bir kıta oluşturmaktadır. Kıta, Gâlib Divan’ında “Kıt’alar” başlığı altında yer almaktadır. “Yevm-i Âşûrede Koca Mustafâ Paşa Câmiinde âyîn-i şerîf icrâ olunur iken Bârânın kesretle nüzûli akmasında dışarı hurûclarında söylenen rubâîdir” (Okçu, 2018, 424; Kalkışım, 1992, 530) başlığını taşımaktadır. Mersiye meydana getirilirken kıtanın ilk iki mısraı ve son iki mısraına on birer beyit ilave edilmiştir. Böylece iki bentli, 24 beyitli bir manzume ortaya çıkarılmıştır. Kıtanın beyitler eklenmemiş hâli şu şekildedir:</p>

<p style="text-align:center"><i>Bulandı yevm-i âşûrâda çarhın tab-ı nâ-şâdı </i></p>

<p style="text-align:center"><i>Zemîn ü âsümân bu hüzn ile deryâ-yı Nîl oldu </i></p>

<p style="text-align:center"><i>Semâvât ehlinin gözyaşıdır bârân zann etme </i></p>

<p style="text-align:center"><i>Şehîd-i Kerbelânın rûh-ı pâkiyçün sebîl oldu</i></p>

<h5 style="text-align:right"><strong>(Okçu, 2018, 424; Kalkışım, 1992, 530)</strong></h5>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Başlıkta da ifade edildiği şekilde kıtanın aşure gününde âyin-i şerîfte söylendiği belirtilmektedir. Âyin-i şerîfin Mevlevîliğe ait bir hususiyet olması ve aşure gününde okunması Kerbelâ hadisesini anma ve matemi yaşama hususunda Şeyh Gâlib ve Mevlevîliğin bakış açısını göstermesi bakımından önemlidir.  <i>“Âyin-i Şerîf, Mevlevî tarikatında “mukâbele” denen semâ‟ töreni sırasında okunup çalınan mûsikî eseridir. Bu eser, Türk mûsikîsinin en büyük formlarından biridir. Âyin-i Şerîf‟lerin güftesi, genellikle Mevlânâ‟nın şiirlerinden seçilir ve dolayısıyla Farsça‟dır.”</i></p>

<p style="text-align:justify">Mersiyenin kime ait olduğu ile ilgili olarak kesin bir hüküm vermek oldukça zordur. Çünkü “Şeyh Gâlib Kuddise Sırrıhu’l-Vâhib Hazretlerinin Kıt‛a-i Ra‛nâsına On Birer Beyt İlâvesiyle Mersiyyedir” şeklindeki başlık kime ait olduğunu ortaya koymamaktadır. Mersiyenin hangi şairin olabileceği ile ilgili manzumedeki tek ipucu ikinci bentte Şeyh Gâlib’in kıtasından alıntılanmış mısralardan önceki beyitte geçen “ey Sâlim” ifadesidir. Çünkü bu ifade tecrit sanatını hatırlatmakta “Sâlim” ifadesinin şairin mahlası olabileceğini düşündürmektedir. Bundan hareketle Şeyh Gâlib’in çağdaşı ve sonrası yaşamış Sâlim mahlaslı bazı şairlerden eserlerine ulaşılabilenler incelenmiştir. Bu şairlerden Mirzâ-zâde Mehmed (Emin) Efendi’nin Divan’ında (Güfta, 1995), Seyyid Mustafa Sâlim Efendi’nin Husrev ü Şîrîn’inde (Ayan, 2010), XIX. yüzyılda yaşamış Mevlevî şairlerden Üsküdarlı Süleymân Sâlim’in Divançe’sinde (Duman, 2020, 207-234) çalışmaya konu olan mersiyeye rastlanmamıştır. Aynı zamanda Sâlim mahlası kullanmamasına rağmen üslup olarak çalışmaya konu olan mersiyeye benzer özelliklere sahip olabileceği düşünülen Muâllim Feyzî’nin Mâtem-nâme ve Vâveylâ (Çiftçi, 2012) adlı eserlerine bakılmış ancak mersiyeye rastlanmamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Bütün bunların yanında düşük bir ihtimal de olsa diğer olasılıkların da belirtilmesinde yarar vardır. Bunlardan birincisi yukarıda da zikredilen “Müseddes-i Ahar-ı Turkî” başlıklı Şeyh Gâlib Divan’ında yer alan manzumenin mecmuâda çalışmaya konu olan mersiyeden sonra yer alması, müstensih tarafından Şeyh Gâlib’e ait şiirlerin bir arada verildiği düşüncesini uyandırmaktadır. İkinci olasılık ise kıtanın ayîn-i şerîfte okunduktan sonra bir Mevlevî dervişi olan başka bir şair tarafından kaleme alındığıdır.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Mersiyenin Muhtevası</strong></p>

<p style="text-align:justify">Klasik Türk edebiyatında yazılmış mersiyelerin muhtevasına bakıldığında dünyanın geçiciliği, gaddarlığı ve zalimliği, feleğe sitem, yas, övgü, olayın tasviri ve dua, temenni olmak üzere başlıca beş bölümden meydana geldiği görülür (Aydın, 2019, 243; İsen, 1994, 22). Çalışmaya konu olan mersiyede ise muhtevaya göre böyle bir bölüm sınıflandırmasına ve sıralamasına gidilmemiştir. Bu nedenle manzumenin muhteva hususiyetleri için öncelikle bentlerde işlenen konuların genel değerlendirmesi yapılıp sonra beyit sıralaması esas alınarak anlatma yoluna gidilmiştir. Bu bağlamda mersiyenin ilk bendinde genel manada bir yas ve ondan kaynaklı hüznün hâkim olduğu söylenebilir. Hz. Hüseyin ve ailesine karşı duyulan sevgi, kendisine ve Hz. Peygamber soyundan gelenlere yapılan haksızlıklar, olanlara karşı seyirci kalanlar ile birlikte feleğe ve Yezîd’e karşı sitem işlenir.</p>

<p style="text-align:justify">Manzumenin birinci bendinin ilk üç beytinde bir yas havası hâkimdir. Şair, mersiyeye Hz. Hüseyin’in şehit edilmesi hadisesine hatırlatmada bulunarak başlamıştır. Bilhassa muharrem ayının gelişi ile gönüllerin matem yerine döndüğünü ifade etmiştir. Böylece bu olayın etkisiyle ayın ibadetle birlikte bir yası da anlattığını vurgulamıştır. Şair bununla birlikte matemi anlatmak için özellikle gam, keder, kerb gibi hüzün ifadelerini sıklıkla kullanmıştır. Aynı zamanda bunları inlemek, zâr u giryân etmek gibi ifadelerle desteklemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İlk bendin dördüncü beytinde feleğe sitem vardır. Şair, Hz. Hüseyin’in vefatını anlatırken onun için “nahl-i şimşâd” ifadesini kullanmıştır. Feleğin sam yelinin eserek dinin rehberi ve yol göstericisini soldurduğu belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Beş ile yedinci beyitler arasında Hz. Hüseyin’e övgünün yanında kendisine yapılan haksızlıklara duyulan öfke hâkimdir. Şair, Hz. Hüseyin için “Hüseyin-i müctebā” tabirini kullanarak onun seçilmiş bir kişi olduğunu bu nedenle Allah’ın emirlerine en mükemmel şekilde uyduğunu belirtmiştir. Hz. Hüseyin’in düşmanlarından dünyada görmediği fesat kalmadığını, sonunda ise ailesi ile birlikte evlatlarının ayaklar altında kaldığını belirtmektedir. Yedinci beyitte ise “iffet mülkünün şahı” olarak tabir ettiği Hz. Hüseyin’in perişan hâline bütün Şam ve Bağdat halkının uzaktan bakarak seyirci kaldığını, yardımına gitmediğini özellikle belirtmektedir. Böylelikle sadece zulmedenlere değil, yapılanlara göz yumanlara, yardımına yetişmeyenlere de sitem etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Sekizinci beyitte Hz. Hüseyin’i destekleyenler için yiğit, cesur anlamına gelen “dilâver” ifadesi kullanılarak methedilmişlerdir. Hz. Hüseyin’in vefatından sonra gidecekleri başka bir yer olmadığı, feryat ve figanlarını artırıp yapılanlara lanet ettikleri belirtilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Dokuz ve onuncu beyitlerde ismi doğrudan zikredilmese de Yezîd’e karşı büyük bir sitem vardır. Hz. Hüseyin’in Hz. Peygamber’in torunu olması münasebetiyle olsa gerek ailesi için “hânedân” ifadesi kullanılmış ve Yezîd’in Hz. Peygamber soyundan gelen hanedanına adaletsiz davranıp zulmettiği ifade edilmiştir. Aynı zamanda bu tutumu ve yaptıklarının kendisi için bir alışkanlık olduğu söylenmiştir. Hileleri ile birlikte dinin köşkü ve binasının harap olduğu da vurgulanmıştır. Şair, bütün bu yaptıklarından dolayı Yezîd için köpek, mel’ûn ve kâfir oğlu kâfir gibi ifadeler kullanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">On birinci beyitte muharrem ayı ve aşure günü gibi kutsiyeti olan zamanların hüzün ve ıstıraba dönüşme nedenleri sorgulamakta bu husustaki hoşnutsuzluk ifade edilmektedir. Şaire göre ayın hüzün ve ıstırapla anılmasının başlıca sebebi Yezîd’dir. Ondan dolayı neşe sayfası bozulmuş, sefanın ise adı kalmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İlk bendin son beytinin Şeyh Gâlib’e ait olduğu hususunda herhangi bir şüphe yoktur. Divan’da yer alan başlıkta ifade edildiği şekliyle aşure gününde yağan yağmura nispetle söylenmiştir. Ayrıca Şeyh Gâlib Divan’ında yer alan kıtanın -mecmuâda ifade edildiği şekliyle “kıta-i rana”nın- ilk iki mısraıdır. Şair, aşure gününde feleğin hüzün seven karakterinin bu güne bulandığını, âdeta onun güzelliklerini gölgelediğini anlatmak istemiştir. Bu üzüntü ile yeryüzü ile asumanın derya ve Nil’e döndüğünü belirtmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Şair, ikinci bentte kıtanın son mısraında yer alan “zannetme” ifadesini redif olarak kullanmıştır. Böylece okuyucuyu âdeta bir uyanışa davet etmekle birlikte söylediklerine dikkat kesilmelerini istemektedir. Hüznü yaşarken Kerbelâ hadisesi ile ilgili yapılan adaletsizlikleri unutturmamayı amaçlamıştır. Ayrıca şekilde görünenlerin ardında farklı gerçeklerin bulunduğunu hissettirmeye çalışmıştır. Bununla birlikte bendin genelinde matem ile birlikte felekten, Yezîd ve yolundan gidenlerden şikâyet, Hz. Hüseyin’e övgü ve ilk bentten farklı olarak Sufyânîlere yönelik eleştirisi vardır.</p>

<p style="text-align:justify">İkinci bendin ilk üç beytinde de ayın matem yönü üzerinde durulmuştur. Kerbelâ hadisesinin dermanı mümkün olmayan, iyileşmesi olanaksız bir yara; sönmeyecek bir yangın olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte Nuh Tufanı’ndan bile büyük bir bela olduğu söylenmiştir. Üçüncü beyitte ise felekten şikâyet vardır. Burada şair, adaleti bir bina olarak tasavvur eder ve onun artık yıkıldığını bu nedenle mamur olduğunu sanmamak gerektiğini söyler. Ancak beytin ikinci mısraında feleğin zulmünün sonsuz olmayacağını da özellikle ifade ederek âdeta umutsuz olmamak gerektiğini vurgular.</p>

<p style="text-align:justify">Dört ve beşinci beyitlerde Yezîd’in yolundan gidenlere, destekleyenlere ve aynı sülaleden gelenlere karşı doğrudan eleştiriler yöneltilmektedir. Şair, bilhassa Sufyân diyerek belirttiği bu kişilerin oluşturduğu kavmin yaptıklarının boş inanış olduğunu, imanla alakalarının olmadığını belirtir. Ellerinde tespih bulunmasının onları ümmetin irfan sahibi kişileri yapmayacağını söyleyerek bu hususta onlara bakıp da yanılgıya düşülmemesi gerektiğini ima eder. Beyitlerde bu kişilerin -doğal olarak mersiyede anılmaları itibarıyla Yezîd’in yolundan gidenlerin- temiz bir kişiliğe sahip olmayıp ikiyüzlü oldukları bu nedenle iman sahibi olarak düşünülmemesi gerektiği anlatılır.</p>

<p style="text-align:justify">Altıncı beyitte Süfyanîlerin tenkidinin yerine Hz. Hüseyin’in kendisi, ailesi ve onu destekleyenler için övgüde bulunulmaktadır. Bu bağlamda şair, Hz. Peygamber’in soyundan gelen bu kişiler için cesur, yiğit anlamına gelen “dilâver” tabirini kullanır. Onların cahil kişiler olarak düşünülmemesi gerektiğini de özellikle vurgular. Hz. Peygamber’in yolundan gidip can veren âşıklar oldukları, bundan dolayı sadece kendinden geçercesine seven divaneler olamayacaklarını da özellikle dile getirir.</p>

<p style="text-align:justify">Sekizinci beyitte de “ehl-i garaz” denilerek yine Süfyânîlere yönelik ağır eleştiriler mevcuttur. Şair, onları gönlü boş kişiler şeklinde tarif eder ve karakter yönünden eşek huylu olduklarını söyler. Bunun yanında şair dokuzuncu beyitte Hz. Hüseyin’den bahsetmektedir. Toprak olmakla Hakk’a ulaşmanın farklı olmadığını belirtilerek Hakk’ın makamında yerini vurgulamak istemiştir. Aynı zamanda Hz. Hüseyin’in peygamber soyundan geldiğini başka bir hakan zannetmemek gerektiğini söylemektedir. On ve on birinci beyitlerde Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit olması ile ilgili hüznün Müslümanlar içindeki etkileri üzerinde durulmuştur. Artık bugünde ferahın haram olduğu sanki kıyametin koptuğu ifade edilmiştir. Dünyanın artık mutluluk içinde olabileceğini zannetmemek gerektiği anlatılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İkinci bendin son beyti de ilk bendin son beyti gibi Şeyh Gâlib Divan’ında mevcuttur. Beyitte aşure gününde yağan yağmurun aslında semâvât ehlinin gözyaşları olduğu belirtilmiştir. “Şehîd-i Kerbelâ” diye tabir edilen Hz. Hüseyin’in temiz ruhu için aktığı vurgulanmıştır. Ayrıca beyitte geçen sebîl kelimesinin hayrat, parasız olarak dağıtılan su (Devellioğlu, 2008, 925) anlamı da beyte farklı bir anlam katmıştır. Şair, yağan yağmuru sebîle eşdeğer olarak kullanarak âdeta aşure günü insanlar için hayır amacıyla dağıtılan suya eşdeğer olduğunu belirtilmek istenmiştir.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:center"><strong>Şeyḫ Ġālib Ḳuddise Sırrıhu’l-Vāhib Ḥażretleriniñ ḲıṭꜤa-ı RaꜤnāsına On Birer Beyt Ꜥİlāvesiyle Mersiyyedir</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>I. BENT</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün</strong></p>

<p style="text-align:center"><strong>1 </strong>Yine yaḳdı Muḥarrem her derūn-ı mātem-ābādı Yine oldı füzūn ehl-i dilānıñ āh-ı ġam-zādı</p>

<p style="text-align:center"><strong>2 </strong>Yine ġamlarla ṭoldı Ꜥāşıḳānıñ ḫāne-i yādı Yine gerd-i kederle oldı pür-āyīne-i şādī</p>

<p style="text-align:center"><strong>3 </strong>Bu bir gündür ki sīne kerb ider aḳṭāb ü evtādı Bu bir gündür ki eyler zār u giryān cümle efrādı</p>

<p style="text-align:center"><strong>4</strong> Bu bir gündür ki bād-ı sem esüp bir naḫl-i şimşādı Felek ṣoldurdı āḫir dīne ol ki reh-ber ü hādī</p>

<p style="text-align:center"><strong>5 </strong>Ḥüseyn-i müctebā kim emriniñ şāhān-ı münḳādı Ser ü şān-ı semānıñ nāmı iken ẕikr ü evrādı</p>

<p style="text-align:center"><strong>6 </strong>Cihānda ḳalmadı bir görmedik aꜤdādan ifsādı Ayaḳ altında ḳaldı eñ nihāye āl ü evlādı</p>

<p style="text-align:center"><strong>7 </strong>Uzaḳdan baḳdılar bu ḥāle ḫalḳ-ı Şām u Baġdādī O şāh-ı mülk-i Ꜥiffet göremedi bir gün imdādı</p>

<p style="text-align:center"><strong>8 </strong>Bu mevsimde dilāverāna yoḳdur başḳa bir vādī Yezīde laꜤnet eyler arturup efġān u feryādı</p>

<p style="text-align:center"><strong>9 </strong>O itdi ḫānedāna bunca ẓulm ü bunca bī-dādı O kāfir oġlı kāfir mā-cerānıñ buydı muꜤtādı</p>

<p style="text-align:center"><strong>10 </strong>Ḫarāb oldı anıñ mekriyle dīniñ ḳaṣr ü bünyādı Köpek melꜤūn bu yolda yaḳın itdi dīv ü Şeddādı</p>

<p style="text-align:center"><strong>11 </strong>Bu eyyām oldı ḥüzn ü ıżṭırāba bāꜤis ü bādī Bozuldı nüsḥa-i şādī ṣafānıñ ḳaldı bir adı</p>

<p style="text-align:center"><strong>12</strong> Bulandı yevm-i Ꜥāşūrāda çarḫıñ ṭabꜤ-ı nā-şādı Zemīn ü āsumān bu ḥüzn ile deryā vü Nīl oldı</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>II. BENT</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center"><strong>1 </strong>Bu bir gündür ki dīger-hāl ile yeksān ẓann itme Oñulmaz yāradır bu ḳābil-i dermān ẓann itme</p>

<p style="text-align:center"><strong>2 </strong>Bu bir sevdā ki yoḳdur çāresi āsān ẓann itme Belā-yı Kerbelādır vaḳꜤa-i ṭūfān ẓann itme</p>

<p style="text-align:center"><strong>3</strong> Yıḳılmışdır binā-yı Ꜥadli ābādān ẓann itme TaꜤaddiyāt-ı çarḫ-ı dūn var pāyān ẓann itme</p>

<p style="text-align:center"><strong>4 </strong>Bu bābda Sufiyānı ṣāḥib-i iẕꜤān ẓann itme O ḳavmiñ zuꜤmunı sen dāhil-i īmān ẓann itme</p>

<p style="text-align:center"><strong>5</strong> Elinde sübḥa kim var ümmet-i Ꜥirfān ẓann itme Riyāgerdir o nā-pākî ẕevi’l-īmān ẓann itme</p>

<p style="text-align:center"><strong>6</strong> Dilāverān-ı āl-i Aḥmedi nā-dān ẓann itme Bu yolda cān virir Ꜥuşşāḳ-ı şeydā-ḫ˘ān ẓann itme</p>

<p style="text-align:center"><strong>7 </strong>Dilā ḳavliñde ṣādıḳ ol sözüm nihān ẓann itme Maḥabbetde sebāt it Ꜥahdiñi noḳṣān ẓann itme</p>

<p style="text-align:center"><strong>8</strong> Ne dir ise disün ehl-i ġaraż her ān ẓann itme Tehī-dil ḫar-meniş ol kimseyi insān ẓann itme</p>

<p style="text-align:center"><strong>9</strong> Olan ġaltīde-ḫāk ü Ḥaḳḳ başḳa cān ẓann itme Peyāmber-zādedir anı dīger ḫāḳān ẓann itme</p>

<p style="text-align:center"><strong>10</strong> Bu mevsimde Müselmāna feraḥ şāyān ẓann itme Kelām emīn (?) dāne baḳma ḥaḳ-gūyān ẓann itme</p>

<p style="text-align:center"><strong>11</strong> Bugün ḳopdı ḳıyāmet Ꜥālemi şādān ẓann itme Melekler aġladı ey Sālim ins ü cān ẓann itme</p>

<p style="text-align:center"><strong>12</strong> Semāvāt ehliniñ gözyaşıdır bārān ẓann itme Şehīd-i Kerbelānıñ rūh-ı pākiyçün sebīl oldı</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>- - - - - - - - - - - - - - - </strong></p>

<h5 style="text-align:justify"><strong>İnceleme Makalesi / Künye: AKTAŞ, Mutlu Muhammet. “Kerbelâ Mersiyelerinin Türk Toplumuna Yansıyan Bir Örneği: Şeyh Gâlib’in Bir Kıtasına İlave Olarak Yazılmış Bir Kerbelâ Mersiyesi”. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 109 (Mart 2024), 187-200.</strong></h5>

<h5 style="text-align:right"><strong>https://doi.org/10.60163/tkhcbva.1368446.</strong></h5></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Düşünce | İslamî Araştırmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/anadolu-ve-kerbela-mersiyesi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/06/anadolu1.jpg" type="image/jpeg" length="58357"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kerbela Şehidleri: Müslim b. Akîl'in Oğulları]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/kerbela-sehidleri-muslim-b-akilin-ogullari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/kerbela-sehidleri-muslim-b-akilin-ogullari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslim b. Akîl’in iki oğlu, Muhammed ile İsmail’in hikâyesi Arapça, Farsça ve Türkçe Maktel-i Hüseyinlerde sıkça işlenmiş bir konudur.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h5 style="text-align:right"><strong>Ertuğrul Ertekin</strong></h5>

<p style="text-align:justify"><br />
 </p>

<p style="text-align:justify">Tarih kaynaklarında ilk defa Taberî (ö. 310) bu olaydan söz etmiştir. Taberî’nin rivayetine göre, Kûfe’ye getirilen esirler arasında bulunan Müslim’in iki oğlu, Tay kabilesinden bir adama sığınmış, adam da çocukları öldürüp başlarını İbn Ziyad’a götürmüştür. İbn Ziyad ise karşılığında adamın boynunun vurulmasını ve evinin yıkılmasını emretmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Konuyla ilgili ilk ayrıntılı rivayeti Şeyh Sadûk (ö. 381) nakletmektedir. Şeyh Sadûk’un el-Emali’sinde ( 19. Meclis, 2. Hadis) geçen bu rivayete göre Muhammed ile İsmail, İmam Hüseyin’in (as) şehadetinden sonra Kerbelâ’da esir alınmışlardır.<a href="https://www.blogger.com/blogger.g?blogID=4836862425578632247#_ftn1" rel="nofollow" name="_ftnref1" title="">[1]</a> Rivayetin devamı şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Ubeydullah b. Ziyad, iki çocuğun<a href="https://www.blogger.com/blogger.g?blogID=4836862425578632247#_ftn2" rel="nofollow" name="_ftnref2" title="">[2]</a> hapse atılmasını, iyi yiyeceklerin ve soğuk suyun onlardan esirgenmesini emretti.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">İki çocuk günlerce hapiste kaldı; onlara akşamdan akşama iki dilim arpa ekmeği ile bir testi su veriliyordu. Bu şekilde bir yıl geçti. Biri öbürüne, “Kardeşim!” dedi, “Bir süredir burada kapalı kaldık, ömrümüz heba oluyor, bedenimiz çürüyor. En iyisi bu akşam muhafız geldiğinde ona kendimizi tanıtalım. Belki kalbi yumuşar, bize acır da ekmeğimizi suyumuzu çoğaltır. Belki de bizi salıverir.”</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Akşam oldu, yaşlı muhafız ekmekle su getirdi. Küçük olan muhafıza, “Ey yaşlı adam!” dedi, “Muhammed’i (s) tanır mısın?”</p>

<p style="text-align:justify">“Nasıl tanımam Muhammed’i” dedi yaşlı adam, “O, benim peygamberimdir.”</p>

<p style="text-align:justify">“Peki, Ebu Tâlib’in oğlu Cafer’i tanır mısın?”</p>

<p style="text-align:justify">“Nasıl tanımam Cafer’i! Allah ona iki kanat verdi; kanatlarıyla cennette meleklerle birlikte istediği yere gidebilir.”</p>

<p style="text-align:justify">“Peki ya Ebu Tâlib’in oğlu Ali’yi tanır mısın?”</p>

<p style="text-align:justify">“Ali’yi nasıl tanımam! O, Peygamber’in amca oğlu ve kardeşidir.”</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Bunun üzerine çocuk, “Ey yaşlı adam!” dedi, “Biz, Peygamberin Muhammed’in ailesinden, Ebu Tâlib’in oğlu Akîl’in oğlu Müslim’in çocuklarıyız. Bir yıldır elinde esiriz ve sen bize çok kötü davranıyorsun!”</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Muhafız üzüldü, utandı, yaptıklarını affettirmek için çocukların ayaklarını öperek, “Size kurban olayım!” dedi, “Ey Peygamberin soyu! Artık zindanın kapısı sonuna kadar açık, nereye isterseniz gidebilirsiniz.”</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Sonra onlara iki dilim arpa ekmeğiyle bir testi su verip kaçış yolunu gösterdi. “Geceleri yol alın, gündüzleri saklanın.” diye de tembihledi.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">İki çocuk hapisten çıkıp gecenin karanlığında yola koydular. Sonra bir yaşlı kadının evine vardılar. Kapıyı çalıp, “Biz iki garip çocuğuz, yol iz bilmeyiz.” dediler, “Bizi bu gece misafir et, sabah olunca gideriz.”</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Yaşlı kadın, “Canlarım!” dedi, “Bana kendinizi tanıtın bir, siz miskten de güzel kokuyorsunuz!”</p>

<p style="text-align:justify">“Biz Peygamber ailesindeniz,” dediler, “Ubeydullah’ın elinden kaçtık.”</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Yaşlı kadın, “Canlarım!” dedi, “Benim kötü bir damadım var, Ubeydullah yanlısıdır. Sizi görmesinden ve kim olduğunuzu öğrendikten sonra sizi öldürmesinden korkarım.”</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">“Biz bu geceyi senin evinde geçirelim, sabah erkenden gideriz.” dediler.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Yaşlı kadın çocuklara yemek çıkardı. Yemeği yediler, yataklarına geçtiler. Küçük olan büyüğüne, “Yanıma gel!” dedi, “Bu gece beraber yatalım. Ölümün bizi ayırmasından korkuyorum!”.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">İki çocuk sarılıp uyudu. Gecenin bir vakti yaşlı kadının damadı kapıyı gürültüyle çaldı. Yaşlı kadın, “Kim o?” diye seslendi, “Damadın!” diye böğürdü öteki. “Neden bu kadar geciktin?” dedi yaşlı kadın.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">“Açsana be kadın!” dedi öteki, “Yorgunluktan ölüyorum!”.</p>

<p style="text-align:justify">“Neden, bir şey mi oldu?” diye sordu kapının ardından yaşlı kadın.</p>

<p style="text-align:justify">“İki çocuk Ubeydullah’ın hapishanesinden kaçtı. Vali, onlardan birinin kellesini getirene bin dirhem ödül verecek!” dedi damadı. “İkisinin kellesini getirene iki bin dirhem verecek. Onları aradım durdum ama yazık ki bulamadım.”</p>

<p style="text-align:justify">“Allah Resulü’nden kork!” dedi yaşlı kadın, “Kıyamet günü sana düşman olur!”</p>

<p style="text-align:justify">“O ikisini bulup dünyada keyif sürmek lazım!” dedi ödül arzusuyla yanıp tutuşan damadı</p>

<p style="text-align:justify">“Ahireti olmayan dünyanın ne faydası var?” diye karşılık verdi yaşlı kadın.</p>

<p style="text-align:justify">“Sen onları koruduğuna göre,” dedi damadı, “Nerede olduklarını biliyorsun sanki! Seni valiye götürmek gerek!”</p>

<p style="text-align:justify">“Valinin yaşlı başlı kadınla ne işi olacak!” dedi yaşlı kadın.</p>

<p style="text-align:justify">“Aç kapıyı da dinlenip sabah erkenden tekrar aramaya çıkayım.” dedi damadı.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Yaşlı kadın kapıyı açtı, adam içeri girip bir köşeye kıvrıldı. Gecenin ilerleyen saatlerinde iki çocuğun sesini duydu. Kalktı, aramaya başladı. Çocukların olduğu yere yaklaşınca uyanık olan, “Sen de kimsin?” diye sordu. “Ben ev sahibiyim, asıl sen kimsin?” dedi adam. “Korktuğumuz başımıza geldi!” diyerek kardeşini uyandırdı çocuk.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">“Sana doğruyu söylersek bize aman verir misin?” diye sordu çocuklar.</p>

<p style="text-align:justify">“Evet!” dedi adam.</p>

<p style="text-align:justify">Allah, Peygamber adına yemin ettirdikten sonra, “Biz,” dediler, “Peygamberin Muhammed’in soyuyuz. Can korkusuyla Ubeydullah’ın elinden kaçtık.”</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Taş kalpli adam çocukların kim olduğunu anlayınca sevinçten havaya uçtu. “Ölümden kaçıp ölüme sığındınız!” dedi, “Sizi elime düşüren Allah’a hamdolsun!” Sonra iki yetimin ellerini, ayaklarını bağladı. Çocuklar geceyi elleri, ayakları bağlı halde geçirdiler.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Sabah erkenden adam Felih adındaki siyahî kölesini çağırdı. “Bu iki çocuğun başlarını vur,” dedi, “Sonra da bana getir. İbn Ziyad’a götüreyim de alayım ödülümü.”</p>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Köle kılıca davrandı, çocukları önüne kattı. Fırat’ın kıyısında öldürecekti çocukları. Evden uzaklaştıklarında çocuklardan biri, “Ey köle!” dedi, “Sen Peygamberin müezzini Bilal’a benziyorsun.”</p>

<p style="text-align:justify">Felih, “Bana sizi öldürmem emredildi,” dedi, “Ama doğrusu kimsiniz, bilmiyorum.”</p>

<p style="text-align:justify">“Biz Peygamber soyundanız,” dediler, “Can korkusuyla İbn Ziyad’ın elinden kaçtık. Yaşlı kadın bizi misafir etti, şimdiyse o adam bizi öldürmek istiyor.”</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Köle onları öldürmekten vazgeçti. “Canım size feda olsun ey Peygamberin çocukları!” dedi, “Allah Resulü Muhammed’in kıyamet günü bana düşmanlık beslemesini istemem!” Sonra kılıcını atıp kendisini Fırat’ın sularına bırakıp kaçtı. Kaçarken sahibine, “Ben, sen Allah’a itaat ettikçe senin emrindeyim, Allah’ın emrine karşı geldiğinde ben seninle olmam!” diyordu.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Bunun üzerine adam oğlundan iki çocuğu Fırat’ın kıyısında katletmesini istedi. Oğlu da çocukların Peygamber soyundan olduklarını öğrendiğinde babasına karşı çıktı.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Adam kendisi dışında kimsenin bu işe kalkışmayacağını anlayınca kılıcı eline alıp iki çocuğu Fırat’ın kıyısına götürdü. Çocuklar kılıcın keskinliğini görünce ağlamaya başladılar. “Bizi pazarda sat! Muhammed’in (s) kıyamette sana düşman olmasını istemezsin ya!” dediler.</p>

<p style="text-align:justify">“Kellerinizi İbn Ziyad’a götürüp ödül alacağım.” dedi adam.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Bir rivayette bu esnada adamın karısının geldiği ve “Bu iki yetimi bırak. Ubeydullah’tan almayı arzuladığın şeyi Allah’tan iste! Allah karşılığında sana Ubeydullah’ın verdiğinin mislini verir.” dediği geçmektedir. Ancak bu sözler de fayda etmedi.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Çocuklar iltimas edip ricacı oldular. Allah’a, Resulü’ne kasem verdiler. Ama fayda etmedi. Neticede adamdan birkaç rekât namaz kılmak için izin istediler. “Namazın size faydası yok ya yine de kılın istediğiniz kadar.” dedi kalbi kararmış adam.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Çocuklar dört rekât namaz kıldıktan sonra gözlerini göğe diktiler ve haykırdılar: “Ya Hay! Ya Hakim! Ya Ahkeme’l-hâkimîn! Onunla bizim aramızda sen hüküm ver!”</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Sonra adam yerinden kalktı. Önce büyük olanın başını kesip bir bez parçasına sardı. Bu esnada küçük olan ağabeyinin kanını üstüne başına sürüyor, “Ağabeyimin kanına bulanmışken Allah Resulü’ne kavuşmak istiyorum!” diyordu.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Adam, “Sorun değil, seni ona kavuştururum!” deyip çocuğun başını kesti ve kesik başı aynı bez parçasına sardı. Sonra da iki kardeşin bedenlerini Fırat’a attı.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Adam ödülünü almak için alelacele İbn Ziyad’ın yanına gitti. İbn Ziyad kesik başları görünce üç kez yerinde kalktı, oturdu. Sonra, “Nerede buldun onları?” diye sordu.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Adam kıssayı anlatınca taş kalpli İbn Ziyad, “Onların misafirlik hakkını hiçe mi saydın?” diye sordu. “Evet” dedi adam. “Son sözleri neydi?” diye sordu bu kez İbn Ziyad. “Ellerini açtılar,” dedi, “Sonra da ‘Ya Hay! Ya Hakim! Ya Ahkeme’l-hâkimîn! Onunla bizim aramızda sen hüküm ver!’ dediler.”</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">İbn Ziyad, “Eğer çocukları canlı getirseydin sana ödülün iki mislini verirdim. Ama şimdi o iki çocuğun bedduası tutacak ve Allah onlarla senin aranda hakkaniyetle hüküm verecek.” dedi ve hâziruna dönüp “Bu soysuzun işini kim bitirmek ister?” diye sordu.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Şamlı bir adam, “Ben!” diye karşılık verdi.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">“Onu bu iki çocuğu öldürdüğü yere götür ve boynunu vur!” dedi İbn Ziyad, “Ama sakın onlarınkiyle bunun kanı birbirine karışmasın. Sonra da kellesini bana getir.”</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Ve Şamlı adam emri yerine getirdi. Onun başını mızrağa takıp sokaklarda gezdirdiler. Çocuklar kesik başını taş yağmuruna tutup “Allah Resulü’nün çocuklarını öldüren budur işte!” diyorlardı.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify">Şeyh Sadûk’tan sonra Müslim’in oğullarının kıssasını nakleden müellif, Maktelü’l-Hüseyin’i yazan Havarizmî’dir (Harizmî) (ö. 568). Harizmî’nin rivayeti ile Şeyh Sadûk’un rivayeti arasında birtakım farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklardan bazıları şöyledir: Harizmî rivayetinde çocukların Cafer-i Tayyâr’ın çocukları olduğu, isimlerinin Muhammed ve İbrahim olduğu, Kerbelâ’daki İbn Ziyad’ın askerlerine ait çadırdan kaçtıkları geçmektedir. Şeyh Sadûk’un rivayetinde katil ödül arzusuyla çocukları öldürürken, Harizmî’nin rivayetinde katil babalarına ve Hz. Muhammed’in (s) Ehl-i Beyti’ne düşman olduğu için çocukları öldürür. Ayrıca, Harizmî katili öldüren adamın adının Nadir olduğunu yazar ve Nadir’in cesedi Fırat’a attığını, ancak nehrin cesedi kabul etmediğini; bunun üzerine İbn Ziyad’ın cesedin yakılmasını emrettiğini ekler.<a href="https://www.blogger.com/blogger.g?blogID=4836862425578632247#_ftn3" rel="nofollow" name="_ftnref3" title="">[3]</a></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><img alt="" height="378" src="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/06/images025.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="529" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>- - - - - - - - - - - - - - - - -</strong></p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.blogger.com/blogger.g?blogID=4836862425578632247#_ftnref1" rel="nofollow" name="_ftn1" title="">[1]</a> Rivayetten İmam Hüseyin’le birlikte Kerbela’ya geldikleri anlaşılmaktadır. Ancak Şeyh Sadûk, öldürülmekten nasıl kurtuldukları ve Kûfe’ya kadar ne şekilde gittikleri hakkında bilgi vermemektedir. Tarih kaynakları da bu konuda sessizdir. Bununla birlikte, Riyazü’l-ahzan’ın müellifi Kazvinî, Hüseyin Vaiz Kaşifî’nin <a href="http://siilikarastirmalari.blogspot.com.tr/2014/09/huseyin-vaiz-kasifi-ravzatus-suheda.html" rel="nofollow">Ravzatü’ş-şüheda</a>’sını kaynak göstererek, Muhammed ile İsmail'in babaları Müslim b. Akîl ile birlikte Kûfe’ye gittiklerini ve burada Ubeydullah b. Ziyad tarafından esir alındıklarını ileri sürmektedir. Fakat tarih rivayetlerinde, Müslim’in akrabalarını, ezcümle oğullarını, yanına aldığına dair bir ifade bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.blogger.com/blogger.g?blogID=4836862425578632247#_ftnref2" rel="nofollow" name="_ftn2" title="">[2]</a> Taberî ve Şeyh Sadûk çocukların isimlerini zikretmez. Harizmî ise isimlerinin Muhammed ve İsmail olduğunu yazar.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.blogger.com/blogger.g?blogID=4836862425578632247#_ftnref3" rel="nofollow" name="_ftn3" title="">[3]</a> el-Havarizmî, <a href="http://siilikarastirmalari.blogspot.com.tr/2014/10/kitap-tantm-el-havarizmi-kerbela-olay.html" rel="nofollow">Kerbela Olayı</a>, çev. Yusuf Eğinç, İstanbul 2010, s. 305-307.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kur'an | Ehlibeyt</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/kerbela-sehidleri-muslim-b-akilin-ogullari-1</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 23:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/06/tiflan-1.jpg" type="image/jpeg" length="40759"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Osmanlı'dan Bir Kerbela Mersiyesi]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/osmanlidan-bir-kerbela-mersiyesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/osmanlidan-bir-kerbela-mersiyesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gelibolulu Âlî'nin Subhatü'l-Abdâl Adlı Kerbelâ Mersiyeleri Mecmuası]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<h5 style="text-align:right"><strong>Ertuğrul Ertekin</strong></h5>

<p style="text-align:justify">XVI. yüzyıl müverrih ve şairlerinden Gelibolulu Mustafâ Âlî’nin (öl. 1008) Kerbelâ mersiyelerini muhtevi <i>Subhâtü’l-Abdâl</i> adını taşıyan bir risalesi vardır. 100 beyitlik kısa bir makteli sayılabilecek bu eserde Âlî, Kerbelâ Olayı’ndan duyduğu üzüntüyü samimi bir şekilde dile getirir.<br />
<br />
Âlî ayrıca, Bağdat Defterdârlığı’na atandığı 993 yılında, Kerbelâ’ya gidip İmam Hüseyin’in kabrini ziyaret etmiş ve oraya bir sebil yaptırmıştır. Kerbelâ’da bulunduğu sırada ravza/matem meclislerini yakından müşahede eden Âlî, bu meclislerden ilham alarak kendisinin de mersiyeler ve gazeller yazdığını söyler.<br />
<br />
Subhâtü’l-Abdâl aslında Gelibolulu Âlî’nin muhtelif zamanlarda yazdığı mersiyelerin bir araya getirilmiş şeklidir.<a href="https://www.blogger.com/blogger.g?blogID=4836862425578632247#_ftn1" rel="nofollow" name="_ftnref1" title="">[1]</a></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center">* * *</p>

<p><strong>Subhatü’l-Abdâl’dan </strong><strong>Mersiyye-i Mü'essire-i Belâgat-ârâ ki der-ziyâret-i </strong><strong>Sultân-ı Şühedâ güfte şod.</strong></p>

<p style="text-align:center"><br />
<br />
<strong>1 </strong>Gel ey nevk-i kalem mâtem ser-encâmın beyân eyle<br />
Döküp evrâka derdün kara bahtundan figân eyle</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center"><strong>2 </strong>Midâd-âsâ siyeh kanlar saçılsun yine çeşmünden<br />
Likâ gibi müşevveş kıssalar şerhin beyân eyle</p>

<p style="text-align:center"><strong>3 </strong>Kazâ levhine vâfir serzeniş kıl dest-i kâtibden<br />
Kader mecmûasın yırtup perîşân dâstân eyle</p>

<p style="text-align:center"><strong>4 </strong>Kül eyler mermeri âteş gibi kem harfini yazsan<br />
İnanmazsan bir âhen levha evvel imtihân eyle</p>

<p style="text-align:center"><strong>5 </strong>Huzûr erkâmını hakk eyleyüp levh-i havâtırdan<br />
Meserret-nâmeler zevkin gönüllerde nihân eyle</p>

<p style="text-align:center"><strong>6 </strong>Siyeh gey ehl-i beytün Kabeveş rûz-ı gazâsında<br />
Bu mâtem hıdmetinde sen de dâmen-der-miyân eyle</p>

<p style="text-align:center"><strong>7 </strong>Yazarsan Kerbelâ vâdîsinün müşkil belâsın yaz<br />
Şehâdet şehdin içmiş teşne-lebler mâ-cerâsın yaz</p>

<p style="text-align:center"></p>

<p style="text-align:center">* * *</p>

<p style="text-align:center"><strong>1 </strong>Bu gam bir özge gamdur işbu mâtem turfa mâtemdür<br />
Bu eyyâm içre hurremlik harâm oldı Muharrem'dür</p>

<p style="text-align:center"><strong>2 </strong>Kapansun çıksun ol gözler ki zehr akıtmayup andan<br />
Dem-i mâtemde îsâr itdügi bilsem yahod demdür</p>

<p style="text-align:center"><strong>3 </strong>Bu gam kanın kurutdurmış velî ashâb-ı temkînün<br />
Anunçün ekseriyyâ dem degül dökdükleri nemdür</p>

<p style="text-align:center"><strong>4 </strong>Gazâ vaktinde el karsup gülen etfâli ayb itmen<br />
Bu şöhretler anadur kim yiri çâh-ı cehennemdür</p>

<p style="text-align:center"><strong>5 </strong>Mübârek başlarına nûr urunupdur alem sanma<br />
Degüldür sürh sancaklar birer maktûl-i âlemdür</p>

<p style="text-align:center"><strong>6</strong> Yolundur şerha çeksen yol yol itsen sînen ey abdâl<br />
Libâs-ı cismi cândan soymayan hayrân u sersemdür</p>

<p style="text-align:center"><strong>7 </strong>Bu mâtemden delüp ney gibi bagrun inle ey Âlî<br />
Benüm bu nazm-ı cân-sûzum kulak tut dinle ey Âlî</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>- - - - - - - - - - - - -</strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p style="text-align:justify"><a href="https://www.blogger.com/blogger.g?blogID=4836862425578632247#_ftnref1" rel="nofollow" name="_ftn1" title="">[1]</a> Arslan-Aksoyak, “Gelibolulu Mustafâ Âlî’nin Kerbelâ Mersîyelerini Muhtevî Bir Risâlesi: Subhâtü’l-Abdâl”, <i>Türklük Bilimi Araştırmaları</i>, II, 1996, s. 49-67.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Düşünce | İslamî Araştırmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/osmanlidan-bir-kerbela-mersiyesi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 23:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/06/mersiye258-1.jpg" type="image/jpeg" length="20484"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Muharrem Kültüründe Bursa Örneği]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/muharrem-kulturunde-bursa-ornegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/muharrem-kulturunde-bursa-ornegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Turuk-u Aliyelerinden gelen meşayih ve dervişân, neşr-i tarîkde buluduğu dergâhlarda ve mensûblarının evlerinde ve bilhassa Bursa’mızda, Muharem ayında zaten pek düşkün olunmayan oyun ve eğlence bırakılır, gülmek bile hadisenin vahametine gâfîl olunduğu kanaâtini uyandırmamak için terkine İtina gösterilir..]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:right"><strong>Mehmed Safiyüddin Erhan</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bursa Halkının Muharrem Kültürü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Büyük bir murad-ı Sübhanî ile yaratılan bu âlemdeki canlılardan olan Âdemoğlu, istidatı ve insanî mükellefiyetiyle daima ahlâk müessesine ihtiyaç duymuştur. Kendisini mensî ve mühmel (unutulmuş ve boş) bırakmayan büyük yaradılış programı, yine kendisinin huzuru ve selâmeti için ahlâk müessesinin örnek rehberleri olan Peygâmberan (as) Hazerâtını kendi içlerinden seçib göndererek irşâdlarını murad eylemiştir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Ne hikmettir ki, büyük zıdlıkları iklimi vücudunda cem edip barındıran Âdemoğlunun bazıları, bu büyük ahlâkî programa îtirazla, hevâ ve heveslerine uyub, akıllarına güvenip taparak, yaratırım sevdasıyla ömrünü ve yaradılış gâyesini bu uğruda zayî edip, dağıttıkları menfaatle taraftar toplamaları meyanında edindikleri imkânları kullanarak hemcinslerine zulmedebilmişlerdir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Ebediyet inancının meyvesi ve neticesi olan ahlak müessesi, hiçbir zerreyi hor, hakir ve küçük görmeksizin her zerrede Hak tecellisini müşâhade edip, Hallak-ı Zül-Celâl’in yarattıklarından münezzeh, fakat yaratılanların yaratıcısından münezzeh olmadıkları şuuruyla, <i>“Hubb-u gayr”</i>; yani, can için değil canân için yaşanacak, kulluğun idrakinin esas alındığı ilâhî ve imanî bir hayat disiplini olduğu muhakkaktır.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Bu yüksek ahlakî disiplini insanların içinde kendilerine örnek olarak muktedâbîh, yani kendisine uyulacak, şüphesiz, endişesiz itimâd edilecek mîr’at-ı mücella, yani saf, pürüzsüz Hakk ayînesi olup îstifâ kanunuyla yaratılmış Enbiya tebliğ edegelmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda bahsi geçen mütegâllibe yani hemcinsleri üzerinde tahakküm ve istibdat kuran, bitmez sandıkları saltanat ve nüfuzlarına hırsla sarılan, firavunlaşmış kimseler, hempalarıyla birlikte gayelerinin devamı ve varislerine intikâli için bu masum elçilere îtirâz, red, tahkir, taşlama, kovma hatta katli reva gördükleri tarih içinde bilinen hazin bir gerçektir.</p>

<p style="text-align:justify">Bütün bu muameleleri İman-ı Enbiya (as) Efendimizin asr-ı saadetlerindeki tebliğ müddeti içinde kendilerine de reva görüp, saltanatlarının devamına imkân bırakmayacak İslâmî ahlak müessesinin yayılıb yerleşmemesi ve şayet tahakkuk edip kendilerini, kölerleri ve zûâfa ile aynı safta yan yana, bir huzurda tazimle durmak gibi tahammül edemeyecekleri ahvâle düşmelerine manî olabilmek azmi ile yaptıkları mücâdele ve savaşlarda Hak takdiri, yardım ve tecellisiyle yenik düşmüşlerdir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Feth-i Mekke’de kalplerinin yumuşayıp İslâm’a ısınmaları için kendilerine tanınan emân ile evlerine çekilip Nebiyyi Muhterem Efendimizin asr-ı saadetlerinde ve vûcudları ortada iken gâyelerine erişemeyeceklerini anlayıb, Efendimizin vûcud-u pak-i enverlerinin alemî vûcuddan gayb olmasını beklemişlerdir. İçlerinde tuttukları süregelen yakın zamanın savaşlarında yakınları ve büyüklerini de kaybetmelerinin intikâmı hisleri ile plan ve desiselerini kurub, zamanın idârecilerini ikna ile kendilerini idârî makamlara tayin ettirerek para, nüfus, taraftar ve asker toplamaya başlamışlardır.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Gayelerinin tahakkuku için akrabalarından olan Hazret-i Osman katline göz yumub, hatta sebebine lakayt kalarak daha sonra da kanı davasına kalkışıb Hazret-i İmam Ali bu katl hadisesiyle ithamla, zamanın meşru Halifesi olduğu halde kendisine isyan ederek savaş açıp siyasî hilelerle bu savaştan sağ çıkarak gayelerine yürümeğe devam etmişlerdir.</p>

<p style="text-align:justify">Çıkan kargaşalı günlerde Hazret-i İmam Ali, Haricîler tarafından şehid edilmiş, Ehl-i Beyt’in gülgoncalarından İmam Hasan (ra) vefasız ve dönek Kûfe halkı ve diğerleri tarafından yalnız bırakılınca, üzerine yürüyen azgın ve sapkın güruhun idarecileriyle anlaşma cihetine giderek Medine’ye çekilmiş, daha sonra da varlığı tehlikeli ve gayelerine engel olur endişesiyle zehirletilerek şehadetine sebeb olunmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Kendilerince bu başarının rahatlığına erenler idareyi kontrolleri altına alıb menfaatlendirib veya hayatıyla tehdid edip tayin ettikleri mercilerin ileri gelenlerinden tarihte ve zamanımızda hilafet olarak addedilen müesseseyi saltanata tahvil için sulbî evlatlarını yerlerine veliahd tayin edip, bölgenin âdeti veçhiyle peşinen biat toplamışlardır.</p>

<p style="text-align:justify">Bütün bu haksız hukuksuz faaliyetlerin cereyânında Hazret-i İmam Hüseyin (ra) bir kargaşaya meydan vermeyib, itidalle davrandığı halde, yukarda bahsini etdiğimiz veliaht, babası dünyadan ayrılıp atalarının yanına gidince, yerine geçip bu gün bile gâfil avukatları tarafından da tasdik edenlerinin bulunduğu gibi, kendisini meşru halife zannıyla, kainâtın kendisine tabi’ olduğu İmam-ı Enbiya Efendimizin evlâdı olub ezel ve ebed böyle büyük bir ecdâdın hayattaki ve gerçek halifesi bulunan İmam Hüseyin (ra) Efendimizden de biat alma cüretinde bulunarak idareci kullarıylarıyla emrinde ısrar etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Hazret-i İmam Hüseyn (ra) kendisine hiçbir eman verilmeyib başka bir memlekete biat etmemiş tehlikeli bir şahıs olarak hicretine dahi müsaade edilmeyip, hayatı ve bitatı arasında bir tercihe zorlandığından, Kûfe ileri gelenlerinin kendilerini bir halâskâr olarak tanıyıb yaptıkları rica ve davete bigâne kalmayıb, Nebiy-yi Muhterem (as) Efendimizin Medine halkı tarafından kendilerine biat için davetlerine icabetle hicretlerinde olduğu gibi, yakınları ve bağlılarıyla kafile halinde ecdâdının yurdunu terk ederek, Kûfe’ye azimet eylemişlerdir.</p>

<p style="text-align:justify">Şer mercii tezgâhını tutub Kûfe halkını önceki mutadlarında olduğu gibi bir şekilde kararlarından vazgeçmelerini türlü desiselerle sağlayıb, biatlarına sadık kalabilmelerine meydan vermeyince, Arsa-ı Kerbela’ya ulaşan Hazret-i İmam Hüseyn (ra) , kendisini bekleyen akıbeti ile karşı karşıya kalmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Kullukta bulundukları tağutlarına itaati, var olduğunu sandıkları imanlarının önüne geçiren nefislerine ve kısa dünya menfaatlerine mağlub satılmış güruh, büyük bir ısrarla Ehl-i Beyt kervanına hücumla, İmam Hüseyn de nûmayan olan Nur-u Muhammediyeyi söndürebilecekleri hayaliyle, meşru olduğunu zannettikleri idareye, başkaldıran bir isyankâr muamelesiyle yapıp yanındaki şahsında fâni olmuş muhitiyle birlikte şehid edierek geride kalan İmam-ı Zeynel Abidîn (ra) ve diğer Ehl-i Beyt hanımlarına da esir muamelesi yapabilmişlerdir.</p>

<p style="text-align:justify">Hazreti İmam, biat etmeyerek şehâdetiyle, ecdadının şeriatını bu dünyaperest zalimlerin eline bırakmayıb, hayal ettikleri meşruiyete hiçbir zaman ulaşamamalarının zeminini hazırlamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Ayat-ı Hakk’ın inzâl olduğu Nebiyy-i Muhterem Efendimize ve tebliğine sahib çıkılması gereğinde olduğu gibi bu tebliği hakkıyla alıb hazmederek iklim-i vûcudlarında tatbikle ümmete numune-i imtisâl olan Ehl-i Beyt’in hukukuna ve vûcudlarının muhafazasına da öylece sahib çıkması gerekenlerin, bu vazifede gösterdikleri zaaf ve hatanın bedelini o günleri yaşayanlar ve ilgili coğrafyada hala süre gelen kargaşalarla ve bir türlü huzura eremeyen kalabalıklar ödemek zorunda kalıb, ıstırab ve ümidsizlikle zorluklara ve zulme maruz kalmaktadırlar.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">İhmal ve yanlış tercihlerle ortaya çıkan bu tablo karşısında dünya efkârı ümumiyesi İslâm’ı hafife alıb istihza ile karşılayarak karikatürize etmektedirler.</p>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İçinde yaşadığı coğrafyalarda Türk Milleti içinden Ehl-i Beyt ile karabeti olan büyük kutublar, velîler zuhur etmiş olub onların taht-ı terbiyesinde pek çok Ehl-i Beyt muhibbi yetişmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Turuk-u Aliyelerinden gelen meşayih ve dervişân, neşr-i tarîkde buluduğu dergâhlarda ve mensûblarının evlerinde ve bilhassa Bursa’mızda, Muharem ayında zaten pek düşkün olunmayan oyun ve eğlence bırakılır, gülmek bile hadisenin vahametine gâfîl olunduğu kanaâtini uyandırmamak için terkine İtina gösterilir, evlilik düğün, dernek benzeri süruru davet edici merasim ve toplantılar başka aylara terk edilir, Efendimiz’in (as) devam ettiği Muharrem orucuna başlanır, ilk on gün birlikte Fûzulî Hazretlerinin Hadikatü’s-Sûedası okunub onuncu günde Mersîye ve Maktel-ı Huseyn’ler okunur, bilhassa dergâhlarda Ehl-i Beyt’e dair şiirlerin besteleriyle Muhharem Usûlü hep birlikte icrâ edilib nihâyetinde Kerbelâ toprağından yapılmış testinin içindeki sudan hazır bulunanlara teker teker verilirken; <i>“Selamün ala Huseyn”</i> nidası topluca tekrarlanır. Hatta evlerde Ehl-i Beyt’in susuz kaldığını hatırlamak babında cam bardaklar kaldırılıb çeşitli madenlerden imâl edilmiş kupalar çıkartılarak benzeri hissi bir çeşit yaşayabilmek için bir müddet kullanılır, kıyafetin hariçte serbest olduğu zamanlarda bazı meşayih ve dervişân serpuşlarındaki beyaz destârı çıkarıb siyah sararlar. Ayrıca kıyafetlerde süse ve renge rağbet etmemeğe de tabii bir edeble riayet edilir.</p>

<p style="text-align:justify">Hâsılı bütün bunlardan murâd, Ehl-i Beyt’in bize ihtiyacı olmadığına göre, ahlâklarıyla donanıb şahsiyetli fertler ve nesiller yetiştirebilmektir. İmam Huseyn (ra) fedâkârane dik durub zulme ve küfre bütün hayatı ve menfaatleri pahasına boyun eğmemesindeki kararlılığına ve şecaatine hayran olup örnek almak gaye edinilir. Emanet ettikleri hukuklarına ve tebliğ ettikleri hakikâtlara sahib çıkarak tahrifine meydan vermemek şiar edinilir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu hadisenin canlı tutulub daimî hatırlanmasında bir esas gaye de, girişte andığımız zıtlıkları cem eden Âdemoğlunun vücudu da, bir çeşit Arsa-i Kerbelâ’dır. Zira orada menfaat ve hırsın, hakikâtle mücadelesinde olduğu gibi bir nevi harp alanı olan iç âleminde çeşitli istekler, kaygılar, korkular ve menfaatlerle, gönlünü ve kalbini bağlamağa çalışması lâzım gelen ebediyet âleminden kendisine gelen fısıltılar, uyarılar hali ile çarpışmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Samimi Ehl-i Beyt muhibleri lâfzen bağlılıklarını bildirip, safında yer aldıklarına kanaât getirdikleri İmam Huseyn’in (ra) fedâkârane tercihini hatırlayıp, şahsına benzemeyi, şahsiyet, din, namus meselesi yapmaları ile Nuh’un gemisine benzetilen Ehl-i Beyt’in sefinesine emniyetle kapağı atabildiklerinde, bu dünya denizinin çeşitli dalgalarını emniyet içinde geçip, ebediyet âleminin selamet sahiline çıkabileceklerdir.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<h5 style="text-align:right"><strong>Bu yazı Fuat Durgun arşivinden alınmıştır</strong></h5>

<p></p>

<p style="text-align:right"><strong>Bir zamanlar Bursa'ydı: Bir pâyitahtın pâyimâli</strong></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İbn Battûta Muharrem ayını nasıl not almıştır</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dünyâyı dolaşan meşhûr seyyâh İbn Battûta 1333 senesinde Bursa'ya uğrayıp bir müddet misâfir kaldığında Muharrem ayının 10. gecesi olan Âşûrâ Gecesini orada idrâk eder ve o gece misâfir kaldığı zâviyedeki zikir meclisi için "Türk illerinde yaşadığım en güzel gecelerden biri" tabirini kullanır...İbn Battûtâ, tam adı “Tuhfetu’n-Nuzzâr fî Garâibi’l-Emsâr ve’l-Acâibi’l-Esfâr” olan meşhûr seyahatnâmesinde o geceyi şöyle anlatır :</p>

<blockquote style="text-align:justify"><strong><i>Bursa’da ahîlerin büyüklerinden Ahî Şemseddin’in zâviyesine geldik. Orada misâfir iken Âşûrâ günü gelip çattı. Âhî Şemseddin, bu özel günün şerefine zâviyesinde çeşitli yemekler hazırlatarak, üst düzey komutanları ve şehir halkını büyük bir ziyâfete davet etti. Hep birlikte iftar ettik. Güzel sesli hâfızlar, Kur’ân-ı Kerîm tilâvet ettiler. Vâiz Mecdüddîn Konevî de davet edilenler arasında olup çok güzel ve tesirli bir va'z verdi. Sonra semâ' ve raksa (zikrullaha) başladılar. O gece benim Türk illerinde yaşadığım en güzel gecelerden biri oldu...</i></strong></blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Düşünce | İslamî Araştırmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/muharrem-kulturunde-bursa-ornegi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/06/bursaz-muharrem-1.jpg" type="image/jpeg" length="71909"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ehla-Der'den Ayetullah el-Uzma Şeyh Feyyaz İçin Taziye Mesajı]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/ehla-derden-ayetullah-el-uzma-seyh-feyyaz-icin-taziye-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/ehla-derden-ayetullah-el-uzma-seyh-feyyaz-icin-taziye-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ehlibeyt Âlimler Derneği / Ehla-Der - Haziran / 2026 - İstanbul]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>Bismillahirrahmânirrahîm</strong></p>

<p style="text-align:center"></p>

<p style="text-align:center"><strong>أنا لله و انا إليه راجعون</strong></p>

<p style="text-align:center"></p>

<blockquote>
<p style="text-align:center"><strong>"Şüphesiz biz Allah’a aitiz ve şüphesiz O’na döneceğiz."</strong></p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify"></p>

<h5 style="text-align:right"><strong>(Bakara / 156)</strong></h5>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>إذا مات العالم ثلم في الإسلام ثلمة، لا يسدها شيء إلى يوم القيامة.</strong></p>

<p style="text-align:center"><i>"Bir âlim öldüğünde, İslam'da kıyamet gününe kadar hiçbir şeyin kapatamayacağı bir gedik açılır."</i></p>

<h5 style="text-align:right"><strong>(Hadis-i Şerif)</strong></h5>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Necef İlim Havzası'nın ulu çınarlarından, Ehl-i Beyt Mektebi büyüklerinin salih halefi, Ehl-i Beyt dostlarının büyük mercii, büyük müctehid, Rabbani Âlim Ayetullah el-Uzma Şeyh Muhammed İshak Feyyaz'ın (r.a) vefatını; Hz. Veliyy-i Asr İmam-ı Zaman'a (a.f), taklit mercilerine, ilim havzalarına ve o yüce merciin muhterem ailesine tesliyet ve taziyelerimizi sunarız. Yüce Allah'tan herkes için sabır ve ecir, o Rabbani âlim için yüksek dereceler niyaz ederiz.</p>

<p style="text-align:justify">Allah ona geniş rahmetiyle merhamet etsin, onu cennetin yüce derecelerinde yer versin ve Enbiya ve Evliya ile haşretsin.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>Türkiye Ehlibeyt Âlimleri Derneği</strong></p>

<h5 style="text-align:center"><strong>(EHLADER)</strong></h5>

<h5 style="text-align:center"><strong>05 Haziran 2026</strong></h5>

<p style="text-align:center"><strong>İstanbul</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ehlader Haber</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ehla-Der Haber</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/ehla-derden-ayetullah-el-uzma-seyh-feyyaz-icin-taziye-mesaji</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 00:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/06/feyyaz-11.jpg" type="image/jpeg" length="76517"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nehcü’l-Belağa Dersleri]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/nehcul-belaga-dersleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/video/nehcul-belaga-dersleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ehla-Der Genel Başkanı Kadir Akaras ile Nehcü’l-Belağa Dersleri]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">📚 Nehcü’l-Belâğa Dersleri</p>

<p style="text-align:justify">🎙 Üstad Kadir Akaras</p>

<p style="text-align:justify">🔢 1. Ders: Nehcü’l-Belâğa ile Tanışma</p>

<p style="text-align:justify">Konu ve Amaç • Ders, Nehcü’l-Belâğa’yı tanıma ve onu okuma/yaşama yöntemi üzerine bir giriş sunar.</p>

<p style="text-align:justify">Çalışma, Şehid Murtazâ Mutahharî’nin Nehcü’l-Belâğa üzerine kitabını ve serbest okumayı birlikte önerir.</p>

<p style="text-align:justify">Temel Kavramlar</p>

<p style="text-align:justify">• Belâgat: Maksadı en doğru kelime ve cümlelerle ifade etme.</p>

<p style="text-align:justify">• Fesâhat: İfadenin açık ve anlaşılır oluşu. “Nehc” ve Kitabın Adı</p>

<p style="text-align:justify">• Nehc = yol, yöntem → Nehcü’l-Belâğa: “Belâgatın yolu/yordamı.” Derleyici ve Yapı</p>

<p style="text-align:justify">• Eser, İmam Ali’nin (a) sözlerinin edebî seçkisi olup Seyyid Râzî tarafından derlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">• Üç bölüm: Hutbeler, Mektuplar, Kısa sözler (hikmetler).</p>

<p style="text-align:justify">İçerik Çeşitliliği (İmam Ali’nin Çok-Yönlülüğü)</p>

<p style="text-align:justify">• Savaş meydanından ibadet hayatına, devlet idaresinden ahlâka kadar geniş yelpaze.</p>

<p style="text-align:justify">• Okur, siyasetten zühde, kişisel ahlâktan toplumsal düzene çoklu “manzaralar” görür. Pratik Okuma Tavsiyeleri</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Konuşmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/nehcul-belaga-dersleri</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Oct 2025 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2025/10/f967a307-713c-476f-85d4-8c6ea9622c41-12.jpg" type="image/jpeg" length="31244"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mizaçlar ve Evlilik | Zehra Erdoğan Hekimoğlu]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/mizaclar-ve-evlilik-zehra-erdogan-hekimoglu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/video/mizaclar-ve-evlilik-zehra-erdogan-hekimoglu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[el-Mustafa Eğitim Televizyonu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Konuşmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/mizaclar-ve-evlilik-zehra-erdogan-hekimoglu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Sep 2025 13:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YFUOJ5Qagf4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="90417"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erbain ve Fotoğraflar]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/erbain-ve-fotograflar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/erbain-ve-fotograflar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fotoğrafların açılması için lütfen biraz bekleyin..]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p></p>

<p style="text-align:justify">Erbain (kırkıncı gün); hicrî takvime göre Safer ayının 20’isi İmam Hüseyin’in Erbain günüdür. İmam Hüseyin ve yârenlerinin hicretin 61. Yılında Kerbela’da şehit edilişlerinin üzerinden kırk gün geçmesi temsil edilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Erbain yürüyüşünden maksat, Ehlibeyt dostlarının çeşitli yerlerinden İmam Hüseyin’in (a.s) Erbain münasebeti ile Kerbela’ya akın etmeleridir. İnsan selini andıran bu yürüyüşlere milyonlarca insan katılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Erbain günü, Irak dışından başta İran olmak üzere Türkiye, Pakistan, Lübnan, Bahreyn, Yemen vb. gibi ülkelerden de çok sayıda Ehl-i Beyt dostları bu yürüyüşlere katılarak Erbain günü Kerbela’da hazır bulunmaktadır. Veriler katılım oranının her yıl daha da arttığını ve yaklaşık 20-22 milyon civarına ulaştığını göstermektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/erbain-ve-fotograflar</guid>
      <pubDate>Sat, 24 Aug 2024 19:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2024/08/basliksiz-2-3.jpg" type="image/jpeg" length="46965"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmam Humeyni ve Hatıralar - Halk]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/imam-humeyni-ve-hatiralar-halk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/video/imam-humeyni-ve-hatiralar-halk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İmam Humeyni ve Hatıralar - Halk]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bu kitap Humeyn şehrinde başlayan ama alelade olmayan bir yolculuğun Kum, Tahran, Bursa, Necef, Paris ve tekrar Tahran ile harmanlanmış; kâh insanı silkeleyen, kâh derin düşüncelere sevk eden bir hayat hikâyesine değinmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/imam-humeyni-ve-hatiralar-halk</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Aug 2024 14:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/FLAuPq2Dvro/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="32225"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kerbela Matemi - Mehdi Resuli - İstanbul]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/kerbela-matemi-mehdi-resuli-istanbul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/video/kerbela-matemi-mehdi-resuli-istanbul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kerbela Matemi - Mehdi Resuli - İstanbul]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ehlibeyt Gençlik Derneği (EGDER) tarafından Kerbela Matem Merasimi programı düzenlendi. Ehlibeyt meddahı Mehdi Resuli'nin de katılımıyla gerçekleşen programa yoğun katılım gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Programlar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/kerbela-matemi-mehdi-resuli-istanbul</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Aug 2024 14:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2024/07/mehdi-resuli6.jpg" type="image/jpeg" length="58181"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kerbela Matemi - Mehdi Resuli - Iğdır]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/mehdi-resuli-kerbela-matemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/video/mehdi-resuli-kerbela-matemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kerbela Matemi - Mehdi Resuli / Iğdır]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2 itemprop="description">Iğdır'da ünlü Ehl-i Beyt meddahı Mehdi Resuli'nin katılımıyla Hz. Hüseyin'i Anma ve Matem Programı Düzenlendi..</h2></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Programlar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/mehdi-resuli-kerbela-matemi</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Aug 2024 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2024/08/adsiz-12.webp" type="image/jpeg" length="36160"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fotoğraflarla Osmanlı'da Aşura Merasimi]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/fotograflarla-osmanlida-asura-merasimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/fotograflarla-osmanlida-asura-merasimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[https://www.ehlibeytalimleri.com/fotograflarla-osmanli-istanbulu-ve-asura-merasimi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>https://www.ehlibeytalimleri.com/fotograflarla-osmanli-istanbulu-ve-asura-merasimi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/fotograflarla-osmanlida-asura-merasimi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jul 2024 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2024/07/uskudar-1.jpg" type="image/jpeg" length="96196"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze ile Dayanışma Gecesi]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/gazze-ile-dayanisma-gecesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/video/gazze-ile-dayanisma-gecesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GAZZE İLE DAYANIŞMA GECESİ]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Programlar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/gazze-ile-dayanisma-gecesi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Apr 2024 08:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/R8cF7PHY_Ew/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10365"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. Kadir Gecesi | Yusuf Tazegün]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/3-kadir-gecesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/video/3-kadir-gecesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3. Kadir Gecesi | Kadir Gecesinde Allah'tan Ne İsteyelim?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Konuşmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/3-kadir-gecesi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Apr 2024 08:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/VcLXm4pmYYA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="65169"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[1. Kadir Gecesi | Kadir Akaras]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/1-kadir-gecesi-kadir-akaras</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/video/1-kadir-gecesi-kadir-akaras" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Konuşmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/1-kadir-gecesi-kadir-akaras</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Apr 2024 08:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/ENg5Yl3yi7s/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="60064"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ayetlerden Elde Edilen Çıkarımlar | Dr. Mahmut Acar]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/ayetlerden-elde-edilen-cikarimlar-dr-mahmut-acar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/video/ayetlerden-elde-edilen-cikarimlar-dr-mahmut-acar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Konuşmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/ayetlerden-elde-edilen-cikarimlar-dr-mahmut-acar</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Apr 2024 08:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/KLxPtG1FZp0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75952"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kudüs Günü'nün Önemi | Musa Aydın]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/kudus-gununun-onemi-musa-aydin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/video/kudus-gununun-onemi-musa-aydin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Konuşmalar</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/video/kudus-gununun-onemi-musa-aydin</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Apr 2024 08:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/yUuRyEctT64/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="76246"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şia Âlimlerinin Eylem ve Düşüncelerinde Ehl-i Sünnet’e Bakış]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/sia-alimlerinin-eylem-ve-dusuncelerinde-ehl-i-sunnete-bakis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/sia-alimlerinin-eylem-ve-dusuncelerinde-ehl-i-sunnete-bakis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Alimler</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/sia-alimlerinin-eylem-ve-dusuncelerinde-ehl-i-sunnete-bakis</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Oct 2023 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2023/10/ehl-i-sunnet01.jpg" type="image/jpeg" length="17910"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gençlere 14 Tavsiye]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/genclere-14-tavsiye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/genclere-14-tavsiye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/genclere-14-tavsiye</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Oct 2023 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2023/10/0440.jpg" type="image/jpeg" length="10401"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İslamî Vahdet]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/islami-vahdet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/islami-vahdet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İmam Humeynî: Şi'î ile Sünnî arasındaki farklılıklar İslam düşmanlarının lehinedir.. Tüm Müslümanlar Kardeştir ve Eşittir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/islami-vahdet</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Oct 2023 15:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2023/10/vahdet-humeyni-01a.jpg" type="image/jpeg" length="21113"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aşura'nın Yedi Perdesi]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/asuranin-yedi-perdesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/asuranin-yedi-perdesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><a href="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/ehlibeytalimleri-com/uploads/2023/09/yedi-perde-asura.pdf" rel="nofollow" target="_blank">Yedi Perde Aşura</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p style="text-align: center;"><strong><em>'Aşura'nın Yedi Perdesi'</em></strong> adlı çalışmanın tüm resimlerini ihtiva eden PDF dosyasını aşağıdaki 'Yedi Perde Aşura' linkten temin edebilirsiniz..</p>

<p style="text-align: center;"></p>

<p style="text-align: center;"><strong><a href="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/ehlibeytalimleri-com/uploads/2023/09/yedi-perde-asura.pdf" rel="nofollow" target="_blank"><span style="color:#c0392b;">Yedi Perde Aşura</span></a></strong><a href="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/ehlibeytalimleri-com/uploads/2023/10/yedi-perde.pdf" rel="nofollow" target="_blank">Yedi Perde</a></p>

<p style="text-align: center;"><strong>- - - - - - - - - - -</strong></p>

<p style="text-align: center;"><strong>/|\</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/asuranin-yedi-perdesi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Sep 2023 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2023/10/karbala-2.jpg" type="image/jpeg" length="56614"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ayetullah Hamaneî’nin Tebliğ Üzerine Tavsiyeleri]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/ayetullah-hamaneinin-teblig-uzerine-tavsiyeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/ayetullah-hamaneinin-teblig-uzerine-tavsiyeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ayetullah el-Uzman Seyyid Ali Hamaneî - Temmuz / 2023 - Tahran / İran İslam Cumhuriyeti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/ayetullah-hamaneinin-teblig-uzerine-tavsiyeleri</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Jul 2023 17:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2023/10/teblig-hamanei.jpg" type="image/jpeg" length="33011"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kerbela Tarihi]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/kerbela-tarihi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/kerbela-tarihi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/kerbela-tarihi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Jul 2023 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2023/07/kerbela-tarihi.jpg" type="image/jpeg" length="62413"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aşura Gazetesi]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/asura-gazetesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/asura-gazetesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/asura-gazetesi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Jul 2023 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2023/07/gazete.jpg" type="image/jpeg" length="56619"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kerbela Vakıası - Zaman Çizelgesi]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/kerbela-vakiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/kerbela-vakiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align: justify;"></p>

<p style="text-align: justify;"></p>

<p style="text-align: justify;"></p>

<p style="text-align: justify;">MS 680</p>

<p style="text-align: justify;">Recep 15: Muaviye b.&nbsp;Ebu Süfyan’ın ölümü ve Yezid'in hilafet iddiası.</p>

<p style="text-align: justify;">Receb 28: İmam Hüseyin'in (a.s) Yezid'e biat etmemek için Medine'den ayrılması.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">Şaban 3: İmam Hüseyin'in (a.s) Mekke'ye gelişi.</p>

<p style="text-align: justify;">Ramazan 10: Kûfelilerin İmam'a (a.s) ilk mektubunun gelişi.</p>

<p style="text-align: justify;">Ramazan 12: Kûfe'den 150 mektup geldi.</p>

<p style="text-align: justify;">Ramazan 14: Kûfe’nin ileri gelenlerinden mektubun gelmesi.</p>

<p style="text-align: justify;">Ramazan 15: Müslim ibn Akîl, Mekke'den Kûfe'ye doğru hareket etti.</p>

<p style="text-align: justify;">Zilhicce 8: İmam Hüseyin'in (a.s) Mekke'den ayrılışı.</p>

<p style="text-align: justify;">Zilhicce 8: Kûfe'de Müslim ibn Akîl'in kıyamı.</p>

<p style="text-align: justify;">Zilhicce 9: Müslim ibn Akîl'in şehadeti.</p>

<p style="text-align: justify;">Muharrem 2: İmam Hüseyin'in (a.s) Kerbela'ya gelişi.</p>

<p style="text-align: justify;">Muharrem 3: Ömer ibn. Sa'd'ın 4000 kişiyle Kerbela'ya gelişi.</p>

<p style="text-align: justify;">Muharrem 6: Habib ibn Mezâhir'in en ünlü Arap kabilelerinden biri olan Benî Esad'dan yardım istemesi ve reddedilişi.</p>

<p style="text-align: justify;">Muharrem 7: Ömer ibn Sa'd tarafından İmam Hüseyin (as) ve ailesine su kaynaklarının kesilmesi.</p>

<p style="text-align: justify;">Muharrem9: Şimr ibn Zi’l-Cevşen'ın Kerbela'ya gelişi.</p>

<p style="text-align: justify;">Muharrem 9: Savaşın Ömer ibn Sa'd tarafından duyurulması ve İmam'ın (a.s) izin istemesi.</p>

<p style="text-align: justify;">Muharrem 10: Aşura Günü, İmam Hüseyin (a.s) ve ashabının şehadetleri.</p>

<p style="text-align: justify;">Muharrem 11: Hz. Zeyneb (sa) ve İmam Seccad (as) dâhil tutsakların Kûfe'ye doğru hareket ettirilmesi.</p>

<p style="text-align: justify;">Muharrem 11: Şehitlerin Benî Esad kabilesi tarafından defnedilmesi.</p>

<p style="text-align: justify;">Muharrem 13: Esirlerin Kûfe'ye gelişi.</p>

<p style="text-align: justify;">Muharrem 19: Esirlerin Kûfe'den Şam’a götürülmesi.</p>

<p style="text-align: justify;">Safer 1: Esirlerin Şam’a varışı.</p>

<p style="text-align: justify;">Safer 20: Erbain; İmam Seccad (as) ile Ehl-i Beyt'in (as) Kerbela'ya dönüşü.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/foto-galeri/kerbela-vakiasi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Jul 2023 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2023/07/kerbela-grafik01.jpg" type="image/jpeg" length="75113"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
