<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ehl-i Beyt Âlimleri Derneği</title>
    <link>https://www.ehlibeytalimleri.com</link>
    <description>Ehl-i Beyt Âlimleri Derneği</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/rss/fikih" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 23 May 2026 20:58:30 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/rss/fikih"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İhram Halinde Haram Olan İşler]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/ihram-halinde-haram-olan-isler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/ihram-halinde-haram-olan-isler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İhram süreci, sayısız semereleriyle insan kimliğinin şekillenmesinde çok köklü bir rol oynar..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İhram Halinde Haram Olan İşler</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hac, özel bir takım ayinler zincirinden ibaret belirli bir intizam ve disiplin ile yerine getirilen bir ibadettir. Bu zincirin her bir halkası tek başına dikkate şayan özellikler içerir. Namaz esnasında ‘ihram tekbiri’ ile ibadetin ruhuyla bağdaşmayan birçok iş haram oluyor ve namazın son selamı ile birlikte yeniden helal oluyorsa; yine nasıl oruç niyeti ve tan yerinin ağarmasıyla birlikte bu ilâhî imtihanın ruhuyla bağdaşmayan işler oruçlu kişiye haram oluyor ve gün batımı ile birlikte yeniden helal oluyorsa, aynı şekilde hac ve umrede de ihrama bürünüp<i> ‘lebbeyk’</i> dedikten sonra, terk edilmesiyle kulluk bilincini takviye eden ve ilâhî imtihanın ruhuyla bağdaşmayan birçok şey haram olur.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> Böylece bütün ihram süreci, kulluk bilincinin en zirvede temsil olunduğu bir süreç haline dönüşür.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a> Hac merasimi sona erdikten ve ‘tahlil’ aşamasına gelindikten sonra ise, ihram elbisesinden çıkılır ve ihramlı şahıs için haram sayılan her şey helal hükmünü kazanır.</p>

<p style="text-align:justify">İhram ve bu amele dair ahkâma riayet etmek, insanın ruhunu bütün kayıtlardan özgürleştirir, bütün şehvet ve gazap girdaplarından kurtarır. Bu amel beyinleri bütün batıl fikirlerden arındırır ve kalpleri bütün ham arzulardan temizler. Zira ruhun kararması ve kalplerin paslanmasına yol açan bütün ameller İhram esnasında haram kılınmıştır. Böylece insanın, pak bir ruh ve temiz bir kalple bütün karanlıklar ve paslardan arındırılmış bir<i> “Beyt’i”</i> tavaf edebilme liyakatine erişmesi amaçlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Maksat şu ki, Yüce Rabbimiz, teşri’ âlemiyle tekvin âlemi arasında bir ahenk bütünlüğü yaratmak gayesiyle iki mukaddes insan, iki peygamber (a.s) mimarlığı aracılığıyla mukaddes bir mekân inşa etmiştir. Birçok peygamberin tavafgâhı olan ve aynı zamanda birçok peygamberin öldüğü ve toprağa gömüldüğü bu mekânı, emniyetli bir yer kılmıştır. Sonuç olarak mümin kullarını bütün aidiyetlerden ve çirkinliklerden arındırmak maksadıyla bu ekin bitmez, ürün yeşermez ve hiçbir yaşam emaresi taşımayan bu coğrafyada imtihana tabi tutmuştur. Oysaki yine Rabbimizin yarattığı nice güzel ve mutedil coğrafyalar daha vardır ki oralarda iklim müsait ve yaz ve kış ayları arasındaki sıcaklık oranı gayet orantılıdır. Eğer Beytullah bu coğrafyalardan birinde inşa olunacak olsaydı, daha ziyade refah ehli için bir tatil yeri olurdu; mahrum ve mustazaflar için bir sığınak değil. Bu itibarla özellikle bu coğrafyayı seçmiştir ki kulları, ilâhî rızaya mazhar bir riyazet, ihram esnasındaki yasaklar ve hac ve umre esnasındaki özel ahkâm vesilesiyle bütün çirkeflerden arınıp bütün aidiyetlerden kurtulabilsinler.</p>

<p style="text-align:justify">Bu söz konusu imtihanın bir örneği güzel koku kullanma yasağıdır. Oysaki ihram halinde yasak olan bu amel, normal şartlarda teşvik olunur ve faziletli ameller içerisinde addolunur. Tabi Rabbimiz bu ameli sadece yasaklamakla kalmaz aynı zamanda hac ve umre amellerini yerine getirirken kötü kokan insanlarla muaşeret esnasında ya da kurban kesilen yerlerden geçerken ortalığa yayılan kötü kokular karşısında burnu tutmak ve bu kokulardan kurtulmak için başka bir iş yapmayı da haram kılmıştır. Bu tür yasaklar, insandaki enaniyeti kırmak ve ruhlarda yer etmiş kendini beğenmişlik ve kibri ayaklar altına almak gayesini taşır. Dolayısıyla, hac ve umre vazifesini yerine getirmiş bir insan nihayetinde Hakk’ın arınmış ve faziletlere bürünmüş bir kulu düzeyine yükselir.</p>

<p style="text-align:justify">İlahi imtihanın bir diğer örneği, avlanma yasağıdır. Zira bir yandan <i><strong>“İhramlı iken av hayvanlarını öldürmeyin”</strong></i><a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a> buyruğuyla sahra hayvanlarını avlamak ihramlı kişilere yasaklanırken, diğer yandan deniz hayvanları dışındaki bütün hayvanlar örneğin ceylanlar, güvercinler ve sair av hayvanları bu mevsimde ihram halindeki insanların çevresinde dolanmaya başlarlar. Maksat, kimin bu ilâhî imtihana takat yetiremeyeceği ve kimin bu ilâhî farizadan yüzünün akıyla çıkacağını göstermektir.</p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify"><strong>“Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği bir avlanma ile (onu yasak ederek) imtihan eder.”</strong><a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a></p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify">Hürriyet âbidesi ve özgürlük yörüngesi çevresinde yer almak isteyen ihramlı mümin, harem bölgesinde yer alan hiçbir canlıyı esir etme, yakalanması için yardımcı olma, av hayvanını kovalama ya da avcıya yol gösterme hakkına sahip değildir. Zira bu işlerin hiçbiri özgürlük arzusu taşıyan bir yürekle bağdaşmaz. İnsan tam anlamıyla özgürleşmedikçe de özgürlük anıtını tavaf etme salahiyetine erişemez.</p>

<p style="text-align:justify">Bu terbiye sistemi, bir İslam toplumunun oluşumunda öylesine etkili olmuştur ki daha düne kadar vahşi cahiliye döneminde iken bir kertenkeleden dahi vazgeçmeyen ve onu yemek için birbiriyle yarışan insanlar, şimdi artık İslami medeniyetin gölgesinde ilâhî vahyin fermanına boyun eğerek bütün arzularına gem vurmayı başarmış hatta taptaze ceylanları dahi avlamayacak bir düzeye yükselmişlerdi.</p>

<p style="text-align:justify">İhram süreci, sayısız semereleriyle insan kimliğinin şekillenmesinde çok köklü bir rol oynar. Bu semere, apaçık görülebilecek bir keyfiyet ile hac ve ziyarete inanan ve gereklerine bağlı olan bir toplum hüviyetinde zuhur bulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>- - - - - - - - - - - - - - - - - -</strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><sup><sup>[1]</sup></sup></a> Mükelleflerin cinsiyeti açısından İhram esnasında haram olan şeyler üç kısma ayrılır:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>a) </strong>Erkek ve kadınlar arasında müşterek haramlar:</p>

<p style="text-align:justify">1- Kendi ya da ihramlı olsun olmasın bir başkasının bedendeki kılları yolmak.</p>

<p style="text-align:justify">2- Bedenden kan çıkarmak.</p>

<p style="text-align:justify">3- Tırnak kesmek.</p>

<p style="text-align:justify">4- Diş çekmek</p>

<p style="text-align:justify">5- Harem’deki bitki ya da otları yolmak</p>

<p style="text-align:justify">6- Zaruret hali dışında silah taşımak</p>

<p style="text-align:justify">7- Avlanmak (korkulacak durumlar dışında)</p>

<p style="text-align:justify">8- Güzel koku kullanmak</p>

<p style="text-align:justify">9- Sürme çekmek</p>

<p style="text-align:justify">10- Aynaya bakmak</p>

<p style="text-align:justify">11- Tartışmak</p>

<p style="text-align:justify">12- Vücudu yağlamak</p>

<p style="text-align:justify">13- Daimi ya da geçici nikâh ve nikâh şahitliği</p>

<p style="text-align:justify">14- Mastürbasyon</p>

<p style="text-align:justify">15- Şehvetle bakmak, öpüşmek, cinsi münasebet ve benzeri cinsel zevkler</p>

<p style="text-align:justify">16- Süslenmek maksadıyla yüzük takmak ve kına yakmak</p>

<p style="text-align:justify">17- Yalan, övünmek-kibirlenmek, küfürleşmek ve benzeri fısk sayılan ameller</p>

<p style="text-align:justify">18- Bedende bulunan haşereleri öldürmek ya da herhangi bir şekilde izale etmek.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>b) </strong>Erkeklere özgü haramlar:</p>

<p style="text-align:justify">1- Başı örtmek</p>

<p style="text-align:justify">2- Gölgeli yerlerde hareket etmek</p>

<p style="text-align:justify">3- Dikişli elbise giyinmek</p>

<p style="text-align:justify">4- Ayağın üst kısmını tamamen kapatan ayakkabı ya da çorap giyinmek.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>c) </strong>Kadınlara özgü haramlar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">1- Yüzü kapatmak</p>

<p style="text-align:justify">2- Süslenmek maksadıyla süs eşyası takınmak.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yirmi dört maddelik haram işlerin ayrıntılı açıklaması ve riayet edilmemesi durumunda her biri için öngörülen kefaretlerle ilgili Hac menasiki ile ilgili kitaplara başvurmak gerekir.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><sup><sup>[2]</sup></sup></a> Nehcu’l Belağa, 192. Hutbe (Kasıa Hutbesi)</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><sup><sup>[3]</sup></sup></a> Maide: 95</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><sup><sup>[4]</sup></sup></a> Maide: 94</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Fıkıh | Ahkam</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/ihram-halinde-haram-olan-isler</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 20:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/05/ihramiz-1.jpg" type="image/jpeg" length="95807"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Savaş Ahlakı ve Hukuku]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/savas-ahlaki-ve-hukuku</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/savas-ahlaki-ve-hukuku" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Hiçbir fitne kalmayıncaya ve din, tamamıyla Allah’a münhasır oluncaya dek savaşın”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">İslam Hukukuna Göre Savaşmanın (Cihad) Asıl Sebebi İslam dininin asıl hedefi savaş değildir. Aksine bozulan düzenleri düzeltmek, güven ve barışı temin ve tesis etmek içindir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> Bu sebeple asıl maksadını gerçekleştirmek adına savaşın dışında yararlanılacak bütün çözüm yollarını arar. Kimileri tarafından bazı dini kavramlara bir takım yanlış anlamlar yüklenerek İslam’a savaşçı bir din imajı verilmek istenilse de, İslam dininin toplumlar arası ilişkilerdeki ilkesel tavrı her zaman sulh ve barış yönünde olmuştur. Savaş ise başvurulması en son çözüm yoludur. Barışçıl yolların tıkanıp bütün çözüm yolları kapanmış ve savaş kaçınılmaz hale gelmiş ise “<strong><i>ta ki savaş ağır yüklerini indirsin (sona ersin).”</i></strong><a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a> <i><strong>“Hiçbir fitne kalmayıncaya ve din, tamamıyla Allah’a münhasır oluncaya dek savaşın”</strong></i><a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a> emrinin gereği savaştan geri durulmayacağı da belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu ilahî emir doğrultusunda gerçekleştirilen savaş ise herhangi bir çıkar sağlama veya sömürü amacı güdülmeksizin Müslümanlara yönelik saldırıları bertaraf etmek, barış ortamının oluşmasını sağlamak ve buna engel olanları cezalandırmak için gerçekleştirilmektedir.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">İslam Hukukuna Göre Meşru Olan Savaş Çeşitleri Kur’ân-ı Kerim, İslam ülkesi ve diğer devletler arasındaki ilişkilerinin barış, adalet ve ahde vefa ilkeleri üzerine bina edilmesini esas almıştır.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a> Bu itibarla savaş istisnaî hallerden olup onu haklı kılan bir sebebin olması gerekir. Savaşın asıl sebebinin saldırı ve dine düşmanlık olduğunu savunanlara göre savaşların meşru savaş olabilmesi için öncelikle Allah kelamının üstün olması amacıyla yapılması şart olmakla birlikte, aşağıda belirtilen hususlardan birine uygun olması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Savunma Amaçlı Savaş</strong></p>

<p style="text-align:justify">İran İslam Cumhuriyeti örneğinde olduğu gibi düşmanın İslam toprağına saldırması veya bilfiil istila etmeyip fakat tahammül edilemez bir şekilde hareket etmeleri durumunda Müslümanların buna karşılık vatanlarını ve kendilerini korumaya yönelik gerçekleştirdikleri savaş İslam hukukuna göre meşru savaş kategorisinde değerlendirilmiştir. Bu hususta <strong><i>“Size karşı savaş açanlara Allah yolunda sizde savaşın ama sakın aşırıya gitmeyin çünkü Allah haddi aşanları sevmez.”</i></strong><a href="#_ftn6" name="_ftnref6" title="">[6]</a></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i>“Kendilerine karşı savaş açılan Müslümanlara, zulme uğradıkları için savaş izni verilmiştir.”</i></strong><a href="#_ftn7" name="_ftnref7" title="">[7]</a> ayetleri ve Peygamber’in uygulamaları (Hayber Savaşı) saldırıya maruz kalan Müslümanların karşılık vermelerini böyle bir savaşın meşruiyetinin delilidir.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8" title="">[8]</a></p>

<p style="text-align:justify">Savaş Halinde Yasak Fiiller İslam dininde asıl olan barış ve emniyet içinde yaşamaktır. Bu doğrultuda İslam’da barış asıl olup savaş arızi bir durumdur. Bu konuda Peygamber (s.a.v) “Ey insanlar düşmanla karşılaşmayı arzulamayın. Allah’tan sağlık ve afiyet dileyin. Düşmanla karşılaşınca da sabredin ve bilin ki cennet kılıçların gölgesi altındadır.80 buyurarak asıl olanın savaşın temenni edilmemesidir. Bununla birlikte savaş kaçınılmaz olursa da sebat edip81 dinin belirlediği ölçüde hareket edilmesi istemiştir. Bu itibarla İslâm hukukçuları, savaşın kaçınılmaz olması durumunda Müslümanın karşı tarafa yapacağı bütün uygulamaların caiz olmadığını, yapılacakların hukuka ve ahlakî erdemlere uygun olması gerektiğini ifade etmişlerdir. Bu bağlamda “Size karşı savaş açanlara Allah yolunda sizde savaşın ama sakın aşırıya gitmeyin çünkü Allah haddi aşanları sevmez.”82 ayeti, savaş açılan Müslümanın, düşmana karşılık vermesini fakat bu durumda da (savaşta) hukukî ve ahlakî kuralların dışına çıkmaması (haddi aşmamasını) istenmiştir. İslam hukukçuları savaş esnasında kişiler ve tarafların uyması gereken hukukî ve ahlâkî kuralları Kur’ân ve Sünnet nasları çerçevesinde en ince ayrıntısıyla belirlemişlerdir. Naslar çerçevesinde belirlenen bu yasakları şu şekilde sıralamak mümkündür;</p>

<p style="text-align:justify"><strong>- </strong>Savaşa bilfiil katılmayanları öldürmek</p>

<p style="text-align:justify"><strong>-</strong> Gerek olmadan işkence ve zulüm ile öldürmek</p>

<p style="text-align:justify"><strong>- </strong>Esir veya hayvanları ateşle yakmak suretiyle öldürmek</p>

<p style="text-align:justify"><strong>- </strong>İnsan ve hayvanların organlarını kesmek</p>

<p style="text-align:justify"><strong>- </strong>Kadın esirlerle gayrimeşru münasebette bulunmak</p>

<p style="text-align:justify"><strong>-</strong> Harb esirlerini kalkan yapıp onlarla düşmana yaklaşmak</p>

<p style="text-align:justify"><strong>-</strong> Doğaya zarar vermek</p>

<p style="text-align:justify"><strong>- </strong>İhtiyaçtan fazla hayvan kesmek</p>

<p style="text-align:justify"><strong>- </strong>Düşmanı yenip topraklarını fethettikten sonra katliama girişmek</p>

<p style="text-align:justify"><strong>- </strong>Ahde vefasızlık ve hainlik yapmak</p>

<p style="text-align:justify"><strong>-</strong> Devletlerarasında yapılan antlaşma neticesinde yasaklanan fiilleri işlemek<a href="#_ftn9" name="_ftnref9" title="">[9]</a>,</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Yukarıda belirtilen yasaklara göre İslam hukukunda savaşa bizzat veya dolaylı biçimde katkıda bulunmayan çocuklar, kadınlar, yaşlılar, özür sahipler (âma, akıl hastası, yatalak hasta vb.) bir köşeye çekilmiş halktan ayrı bir şekilde yaşayan din adamları, savaşa müdahil olmayan tüccar, esnaf, iş adamı, çiftçi ve işçilerin öldürülmesi yasaklanmıştır. Savaşta düşman askerlerini ateşle yakmak veya cesetleri üzerinde tahribat (müsle) gibi zülüm yapmak, yakalanan esirlere insanlık onuruna yakışmayan zina ve benzeri gayri meşru davranışlarda bulunmak yasaklanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca suçun şahsiliği ilkesine binaen karşı tarafın Müslüman rehineleri öldürmesi durumunda bile Müslümanlara ellerinde bulunan rehineleri öldürme izni verilmemiştir. İbadethanelere ve kutsal kitaplara (Tevrat, İncil), savaş zarureti olmadıkça ziraî mahsullere, ormanlara zarar vermek ve savaşta yağmalama yapmak yasaklanmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Belirtilen bu yasaklarla birlikte savaşta Müslümanın oruç tutması, Kur’ân ve Hadis gibi saygı gösterilmesi gereken kitapların -akıbetinden endişe edilmesi durumunda- savaş meydanlarına götürülmesi ve Müslümanların verdikleri sözlere ve yapılmış antlaşmaya aykırı davranması da yasaklanmıştır. Kısacası savaş esnasında veya sonrasında Müslümanların hukuka ve ahlâkî erdemlere ters düşecek bütün tavır ve davranışlardan kendilerini koruması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>- - - - - - - - - - - - - - -</strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title="">[1]</a> Nisâ, 4/90; Enfâl, 8/61; Mümtehine: 60/8-9.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title="">[2]</a> Muhammed, 47/4.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title="">[3]</a> Enfâl, 8/39.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title="">[4]</a> Enfâl, 8/39, 57, 61; Kasas, 28/77.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref5" name="_ftn5" title="">[5]</a> Mâide, 5/8.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref6" name="_ftn6" title="">[6]</a> Bakara, 2/190.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref7" name="_ftn7" title="">[7]</a> Hac, 22/39.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref8" name="_ftn8" title="">[8]</a> Şirbînî, Muğnî’l-Muhtâc ilâ Marifeti Meânî Elfâzi’l-Minhâc, 4/219; Karaman, Ana Hatlarıyla İslâm Hukuku, 263.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref9" name="_ftn9" title="">[9]</a> Meydânî, el-Lubâb fî Şerhi’Kitâb, 609-610; Mevsılî, el-İhtiyâr li Ta’lîli’l Muhtâr, 4/145; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-Müctehid ve Nihâyetü’l-Muktesid, 378; Şirbînî, Muğnî’l-Muhtâc ilâ Marifeti Meânî Elfâzi’l-Minhâc, 4/226-227; Zühaylî, Âsâru’l-Harbi fî’l-Fıkhi’l-İslâmî, 381; Karaman, Ana Hatlarıyla İslâm Hukuku, 268-268; Yaman, İslam Devletler Hukukunda Savaş, 144-148; Abdullah Yücel, İslam Savaş Hukuku ve Cihad Kavramı, 121-122.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Fıkıh | Ahkam</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/savas-ahlaki-ve-hukuku</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/04/logo-nc.jpg" type="image/jpeg" length="31079"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şans Oyunları ve Kumar]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/sans-oyunlari-ve-kumar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/sans-oyunlari-ve-kumar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şans oyunları haksız kazanç olarak kabul gördüğü için İslam hukukunda haram hükümler arasında yeralmaktadır..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Merhum İmam Humeyni'nin Bursa'da kaleme aldığı Tahriru’l-Vesile adlı eserinin Kitabu’l-Hums, 10. meselesinde şöyle bir detay vardır: <em>"Şarap yapılması için üzüm ve hurma satımı ve örneğin put veya oyun veya kumar ve vb. aleti yapılması için ağaç satımı haramdır."</em></p>

<p style="text-align:justify">Kumar aleti yapımı için dahi helal bir maddenin bir anda harama dönüşeceği sonucu çıkan bu hüküm ile birlikte 'Şans Oyunları'nın konumunu inceleyebiliriz:</p>

<p style="text-align:justify">Meşhur bir hadis-i şerif vardır; <em>"İnsan öldükten sonra şu dört şeyden sorulmadıkça ayağı kaymaz, yani sıratı geçemez. Nedir onlar? Bir ömrünü nerede bitirdin, iki gençliğini nerede eskittin, üç malını nereden kazandın; nereye harcadın, dört öğrendiğin ilimle ne amel ettin?"</em></p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla Müslüman malı nereden kazandığının bilincini çok iyi taşımalı ve kazanç yollarını dinin koyduğu kurallar çerçevesinde oluşturmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Eğer bir oyun kişinin alnı terlemeden, birinin para koyup bir başkasının kazandığı şekilde olursa bu kumardır. Yani kumar ne oluyor? İki veya daha fazla kişi oturuyor ve belli para koyuyorlar. Onlardan birisi kazanıyor diğerleri kaybediyor.</p>

<p style="text-align:justify">Piyango da öyledir. Piyangodan milyonlarca insan bilet alıyor, para veriyor ama diyelim ki bin kişi o parayı bölüşüyor. O para kimine az, kimine çok düşüyor. Dolayısıyla bu yollarla para kazanmak dinimizde caiz değildir, haramdır. Kur'an-ı Kerim'de zaten kumarı yasaklamıştır.</p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify"><strong><em>"Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: Bu ikisinde insanlar için büyük zarar ve bazı faydalar vardır; zararları da faydalarından büyüktür. Sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: İhtiyaç fazlasını. Allah sizin için ayetlerini işte böyle açıklıyor ki düşünesiniz."</em></strong></p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify"></p>

<h5 style="text-align:right"><strong>(Bakara / 219)</strong></h5>

<h5 style="text-align:justify"></h5>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Şans Oyunları İçin Sorular ve Cevaplar</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Soru: </strong>Piyango biletlerinin alım satımının ve mükellefin bu yolla kazandığı ikramiyenin hükmü nedir?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cevap: </strong>Piyango biletlerinin alım satımı farz ihtiyat gereği haramdır. Bu yolla ikramiye kazanan kişi, kazandığı ikramiyenin şer'an sahibi olamaz ve onu almaya hakkı yoktur.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Soru:</strong> Bazı kurum ve derneklerin yardım kampanyası adıyla halk arasında yayınlanan biletleri almanın, onlar için para ödemenin ve onların çekilişlerine katılmanın hükmü nedir?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cevap: </strong>Halktan bağış toplayarak hayır işlerde harcamak amacıyla bilet dağıtmanın ve bağışta bulunanları kura çekilişiyle teşvik etmenin ve bu işe yönlendirmenin şer'î bir engeli yoktur ve yine hayır işlere iştirak etmek amacıyla bu biletleri temin etmek için para ödemenin de bir sakıncası yoktur.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Soru:</strong> Birisi arabasını çekiliş-piyango ödülü yoluyla insanlara sunuyor. Şöyle ki, çekilişe katılan kişi, belli bir tarihte, belli bir fiyat üzerinden çekiliş yapılacak olan bileti satın alıyor. Halktan bir grubun katılması ve katılma süresinin dolmasıyla çekiliş yapılıyor. Çekilişte adı çıkan ödülü kazanarak oldukça pahalı olan arabayı teslim alıyor. Acaba çekiliş yoluyla bu şekilde araba satmak şer'an caiz midir?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cevap: </strong>Bu biletlerin alınması ve satılması ihtiyat gereği haramdır ve ödülü kazanan kişi ödülün (arabanın) sahibi olmaz. Mülkiyet için ödül sahibinin bunu satış, bağış veya sulh gibi şeriat sözleşmelerinden biri yoluyla kazanana devretmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Soru: </strong>Daha sonra çekiliş yoluyla toplanan paranın bir kısmı talihlilere hediye edilip, geri kalanı halkın genel menfaatine yönelik hayır işlerinde kullanılacak şekilde, halka bağış bileti satmak caiz midir?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cevap: </strong>Bu işi "satış" olarak adlandırmak doğru değildir. Evet, bu biletleri dağıtmanın ve halkı hayır işlere teşvik etmek için ismi kuradan çıkanlara hediye vermeyi vadetmenin sakıncası yoktur; ancak insanların bu senetleri hayır işlere katkıda bulunma niyetiyle almaları gerekir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Soru: </strong>Belli bir şirkete ait olduğu ve kârının sadece %20'sinin kadın hayır kurumlarına ödendiği düşünülürse, piyango bileti (loto) alınması caiz midir?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cevap:</strong> [Bu biletlerin] alım satımı farz ihtiyat gereği haramdır ve piyango talihlileri [ödül olarak] kazandıkları miktara sahip değildirler.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Şans Biletlerinin Alım Satımı</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify"><strong>– Hüküm:</strong> Şans biletleri, bazı şirketlerin belirli meblağ karşılığında sattıkları ve satın alanlar arasında kura çekerek kazananlara belirli bir meblağı vermeyi taahhüt ettikleri kâğıtlardır. Bu iş birkaç şekilde gerçekleşebilir:</p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify"><strong>1.</strong> Parayı ödeme maksadı maddi yardım ve hayır işlerde kullanma mesela medrese yapmak veya köprü yapmak için olursa ve kar ve ödülü elde etmek için olmazsa bu durumda sakıncası yoktur. Eğer kura birinin adına çıkarsa, ödül için iki durum tasavvur edilebilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>a) </strong>ödülü, şahsın kendi malından veya hukuken hakkı olan (biletleri satan kurum) kendi malından verirse bu durumda ödülü almak caizdir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>b) </strong>ödülün parası satılan biletlerden olursa sahibi belli olmayan mal hükmündedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2. </strong>Para vermekteki amaç kâr ve ödül elde etmek ümidiyle olursa, bu durumda muamele hiç şüphesiz haram ve batıldır. Ve eğer kura birinin adına çıkarsa ödülü almak her halükarda sakıncasız değildir. Ve sahibi olmayan mal hükmündedir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kumar Aletleri İçin Sorular ve Cevaplar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Soru: </strong>Eğer insanlar bahse girmeden, kumar, kazanmak, kaybetmek ve para kazanmak maksadı olmaksızın, sadece eğlence ve meşgul olmak için iskambil oynarlarsa, haram işlemiş olurlar mı? Eğlenmek için kâğıt (iskambil) oynanan yerlere gitmenin hükmü nedir?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cevap:</strong> Örfi olarak kumar aleti sayılan iskambil kâğıdı oynamak mutlak olarak haramdır. İnsanın kendi irade ve isteğiyle kumar veya kumar aletleri ile oynanan oyun [mekânlarına] toplantılarına katılması caiz değildir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Soru:</strong> İskambil kâğıtlarını, ortada bahis olmadan ilmî ve dinî kavramları ihtiva eden salt akıl oyunları için kullanmak caiz midir? Özel bir şekilde dizildiğinde motosiklet, araba vb. bazı şekiller oluşturulan, ama aynı zamanda yarışma ve bahislerde de kullanılabilecek olan kumar kâğıtlarıyla oynamanın hükmü nedir?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cevap:</strong> Örfen kumar aleti sayılan iskambil kâğıdı oynamak mutlak olarak haramdır. Ancak örfen kumar aletlerinden sayılmayan kartlarla, ortada bahis olmadan oynamanın sakıncası yoktur.<br />
Genel olarak mükellefin kumar aletlerinden olduğunu teşhis ettiği veya içinde bahis olan herhangi bir şeyle oynamak, hiçbir durumda caiz değildir.<br />
[Ama] kumar aletlerinden sayılmayan herhangi bir şeyle ortada bahis olmaksızın oynamanın sakıncası yoktur.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Soru: </strong>Ceviz, yumurta ve şer'i açıdan malî değeri olan diğer şeylerle oynamanın hükmü nedir? Acaba çocukların bu gibi şeylerle oynaması caiz midir?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cevap:</strong> Eğer kumar ve bahis oyunu olursa şer'an haramdır ve kazanan taraf, kazandığı ve karşı taraftan aldığı şeye sahip olmaz. Ancak oyuncular reşit değilse, şer'i açıdan yükümlü değildirler ve kazandıklarının sahibi olmasalar da herhangi bir yükümlülükleri yoktur.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Soru: </strong>Kumar aleti olmayan oyunlarda, nakit para veya diğer şeylerle bahse girmek caiz midir?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cevap:</strong> Kumar aletleriyle olmasa bile, oyunda bahse girmek caiz değildir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Soru: </strong>Bilgisayarda iskambil kâğıdı vb. kumar aletleriyle oynamanın hükmü nedir?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cevap:</strong> Eğer iki kişi arasında oynanırsa, kumar aletleriyle oynamak hükmündedir; [ama] eğer tek başına oynuyorsa, onda fesada yol açan bir durum yoksa sakıncası yoktur [aksi halde, bağımlılık, zaman israfı vb. durumlarda sakıncalıdır].</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Soru: </strong>Uno<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> kartlarıyla oynamanın hükmü nedir?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cevap: </strong>Eğer örfen kumar aletlerinden sayılırsa, bahse girilmese bile onunla oynamak caiz değildir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Soru:</strong> Bazı bölgelerde kumar aleti sayılan ve bazı bölgelerde ise kumar aleti sayılmayan oyun aletleriyle oynamak caiz midir?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cevap:</strong> Her iki yerin örfi görüşüne de uyulmalıdır; yani eğer bu aletler iki şehirden birinde kumar aleti olarak kabul edilse ve geçmişte her iki yerde de kumar aletlerinden idiyseler, hali hazırda da onlarla oynamak haramdır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>- - - - - - - - - - - - -</strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<h5 style="text-align:justify"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title="">[1]</a> Uno, 4 yönlü popüler bir kart oyunudur. Elindeki deste ile renk veya sayı olarak eşleşen kartlarla oynarsın. Bir zekâ oyunudur diyenler de vardır.</h5>

<h5><strong>"Helal kazanç, İslam dininin belirlediği sınırlar içinde elde edilen rızıktır. İslam dininde haksız kazanç olan; hırsızlık, gasp, tefecilik, faiz, hile, kumar ve rüşvet yasaklanmıştır. İslam inancında taraflardan birisinin kazanıp, diğerinin kaybetmesi esasına dayalı bütün şans oyunları kumar kapsamında değerlendirilip haram kılınmıştır."</strong></h5></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Fıkıh | Ahkam</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/sans-oyunlari-ve-kumar</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/03/oyunlar1.jpg" type="image/jpeg" length="68376"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
