<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ehl-i Beyt Âlimleri Derneği</title>
    <link>https://www.ehlibeytalimleri.com</link>
    <description>Ehl-i Beyt Âlimleri Derneği</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/rss/fikih" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 24 Aug 2026 04:11:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/rss/fikih"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Namaz Vakitleri]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/namaz-vakitleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/namaz-vakitleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ayat namazı, deprem, güneş tutulması, ay tutulması vb. tabiat olaylarının gerçekleşmesine bağlıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Namaz Vakitleri</strong></p>

<p style="text-align:justify">Her şeyden önce namazın ya vacip ya da müstehap olduğunu bilmek gerekir. Yine vacip namazlar ya her gün günün belirli vakitlerinde kılınması gereken günlük (yevmiye) namazlardır ya da belirgin bir zamanı olmayan ama bazı özel sebeplerden sonra vacip olan namazlardır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Namazın Kısımları:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Farz Namazlar:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1- Günlük (yevmiye) Namazlar:</strong></p>

<p style="text-align:justify">· Sabah namazı</p>

<p style="text-align:justify">· Öğle namazı</p>

<p style="text-align:justify">· İkindi namazı</p>

<p style="text-align:justify">· Akşam namazı</p>

<p style="text-align:justify">· Yatsı namazı</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2- Günlük olmayan namazlar:</strong></p>

<p style="text-align:justify">· Ayat namazı</p>

<p style="text-align:justify">· Farz tavaf namazı</p>

<p style="text-align:justify">· Meyyit namazı</p>

<p style="text-align:justify">· Büyük oğlun üzerine farz olan babanın kaza namazı</p>

<p style="text-align:justify">· Nezir etmekle farz olan namaz</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Müstehap Namazlar:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Birçok müstehap namaz vardır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Günlük Namazların Vakitleri:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yevmiye namazlar beş vakit ve toplam 17 rekâttır.</p>

<p style="text-align:justify">Sabah Namazı: İki rekât</p>

<p style="text-align:justify">Öğle Namazı: Dört rekât</p>

<p style="text-align:justify">İkindi Namazı: Dört rekât</p>

<p style="text-align:justify">Akşam Namazı: Üç rekât</p>

<p style="text-align:justify">Yatsı Namazı: Dört rekât</p>

<p style="text-align:justify">Yevmiye namazların hakkın sorulması gereken ilk soru; namazların günün hangi vakitlerinde kılınması gerektiğidir.</p>

<p style="text-align:justify">Sabah Namazının Vakti: Sabah ezanından güneşin doğmaya başladığı ana kadar</p>

<p style="text-align:justify">Öğle ve İkindi Namazının Vakti: Şer’i öğle vakti girdikten sonra güneş batana kadar</p>

<p style="text-align:justify">Akşam ve Yatsı Namazının Vakti: Güneş battıktan sonra gece yarısına kadar<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Açıklama:</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sabah Namazının Vakti:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sabah ezanına yakın ufkun doğusundan <i>“birinci fecir”</i> denilen bir aydınlık yükselir. Bu aydınlık yayılınca <i>“ikinci fecir”</i> denen aydınlıkla sabah namazının vakti girmiş olur.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Öğle Namazının Vakti:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Çubuk veya benzeri bir şey düz bir yere dikilirse, güneş yükseldikçe dikilen şeyin gölgesi kısaldıktan sonra yeniden uzayıp artmaya başladığı an şer’i öğle namazının başlangıç vaktidir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Akşam Namazının Vakti:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Güneş battıktan sonra doğu tarafında beliren kızıllığın kaybolduğu an akşam namazının başlangıç vaktidir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gece Yarısı:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Güneş battıktan sonraki zamanla sabah ezanı arasındaki zamanı<a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a> ikiye bölersek, tam ortası gece yarısı ve yatsı namazının son vaktidir.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5" title="">[5]</a></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Namaz Vaktine Ait Bazı Hükümler:</strong></p>

<p style="text-align:justify">1- Günlük namazlar dışındaki namazların belirlenmiş vakitleri yoktur. Bu namazların vakti namazın vacip olmasına sebep olacak durumun vuku bulmasına bağlıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Örneğin: Ayat namazı, deprem, güneş tutulması, ay tutulması vb. tabiat olaylarının gerçekleşmesine bağlıdır. Yine meyyit namazı Müslüman bir kimsenin ölmesiyle vacip olur. Her bir namaza ait detaylı bilgiler ileriki bölümlerde verilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">2- Vaktinden önce kılınan batıl olduğu gibi namazı bilerek vaktinden önce kılmakta namazı batıl eder.</p>

<p style="text-align:justify">Kendi vaktinde kılınan namaza ıstılahta <i>“eda namazı”</i> denir. Vakti geçtikten sonra kılınan namaza ise <i>“kaza namazı”</i> denir.</p>

<p style="text-align:justify">3- Namazın ilk vaktinde kılması müstehaptır. Her ne kadar ilk vakte yakın bir zamanda kılmak müstehap olsa da örneğin namazı cemaatle kılmak gibi iyi bir nedenden dolayı namazı geciktirmenin bir sakıncası yoktur.</p>

<p style="text-align:justify">4- Namazın vakti dar olduğu durumlarda namazın müstehaplarını yerine getirmek namazın bir miktarını vaktin dışında kılınmasına sebep olacaksa müstehaplar yapılmamalıdır. Örneğin; kunut okunduğu zaman namazın bir miktarı vakit dışında kılınacaksa kunut okunmamalıdır.</p>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Özet:</strong></p>

<p style="text-align:justify">1- Vacip namazlar; günlük namazlar ve bazı vakitler vacip olan namazlar diye ikiye ayrılır.</p>

<p style="text-align:justify">2- Günlük namazlar; sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarıdır.</p>

<p style="text-align:justify">3- Bazen vacip olan namazlar; ayat namazı, tavaf namazı, cenaze namazı, büyük oğlun üzerine farz olan babanın kaza namazları ve nezir namazlarıdır.</p>

<p style="text-align:justify">4- Günlük namazların vakitleri şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">Sabah Namazı: Sabah ezanında güneş doğana kadar</p>

<p style="text-align:justify">Öğle ve İkindi Namazı: Şer’i öğle vaktinden güneş batana kadar</p>

<p style="text-align:justify">Akşam ve Yatsı Namazı: Gün batımından gece yarısına kadar</p>

<p style="text-align:justify">5- İkinci fecrin doğuşu sabah ezanının vakti ve sabah namazının başlangıç anıdır.</p>

<p style="text-align:justify">6- Yere dikilen şeyin gölgesi kısaldıktan sonra yeniden uzayıp artmaya başladığı an, öğle namazının başlangıç vaktidir.</p>

<p style="text-align:justify">7- Güneş battıktan sonra doğu tarafında beliren kızıllığın kaybolduğu an akşam namazının başlangıç vaktidir.</p>

<p style="text-align:justify">8- Güneş battıktan sonraki zamanla sabah ezanı arasındaki zaman ikiye bölündüğünde, tam ortası gece yarısı ve yatsı namazının son vaktidir.</p>

<p style="text-align:justify">9- Vaktinden önce kılınan namaz batıldır.</p>

<p style="text-align:justify">10- Kendi vaktinde kılınan namazlara “eda namazı”, vakti geçtikten sonra kılınan namazlara ise “kaza namazı” denir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>- - - - - - - - - - - - -</strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title="">[1]</a>Tevzih’ulMesail Vacip Namazlar Bölümü</p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title="">[2]</a>Tevzih’ulMesail 731 ve 736.mesele</p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title="">[3]</a> Diğer müçtehitler: …</p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title="">[4]</a> Ayetullah Hoi: Güneşin battığı ilk andan güneşin doğduğu an arasındaki zaman hesaplanmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Fıkıh | Ahkam</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/namaz-vakitleri</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/08/namazsiz-1.jpg" type="image/jpeg" length="89037"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müçtehitlerin Erbain Hakkında Tavsiyeleri]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/muctehitlerin-erbain-hakkinda-tavsiyeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/muctehitlerin-erbain-hakkinda-tavsiyeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ayetullah Seyyit Ali Hamaneî: “Hiç kuşkusuz bu yürüyüş ilahi sembollerden biridir”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Şehit Ayetullah Seyyit Ali Hamaneî</strong>: Erbain <i>“aşk ile iman”</i> ve <i>“akıl ile duygu”</i>nun Ehl-i Beyt ekolünün kendine has özelliklerinden olduğuna dikkat çekmektedir. Çeşitli ülkelerden bu ziyarete emsali görülmemiş bir katılımın olduğunu vurgular ve <i>“hiç kuşkusuz bu yürüyüş ilahi sembollerden biridir”</i> derdi.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Irak halkının Ehl-i Beyt’e olan sevgisini ve misafirperverliğini de hep öven Ayetullah Hamanei, bu yürüyüşe katılanlara şu tavsiyede bulundu: Bu fırsatı bir ganimet olarak görün ve en iyi şekilde değerlendirin. Biz uzaktan Erbain ziyaretçilerinin durumuna gıpta ediyoruz ve keşke bizler de onların arasında olsaydık diyoruz. Devlet tarafından yurt dışına çıkış konusunda belirlenmiş olan kurallara tam olarak uymanızı istiyorum. Erbain yürüyüşü Ehl-i Beyt Mektebi’nin özelliklerini en güzel şekilde yansıtan bir aşk ve iman tablosudur.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ayetullah Zencanî:</strong> Erbain yürüyüşünün Şia’nın azametinin tecellisi olarak niteledi ve şöyle konuştu: Keşke bu yürüyüşe katılacak gücüm olsaydı da ben de yürüyebilseydim. Ehlibeyti sevenlerin kalpleri Ehlibeytin haremidir. Dolayısıyla bu ziyaret esnasında müminlere hizmet etmenin büyük fazileti vardır.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ayetullah Alevi Gorganî</strong>: Bu yürüyüş şunu gösteriyor İmam Hüseyin’in sevgisi şah- dilenci, küçük-büyük ayrımı yapmıyor. Herkes onun aşkının cazibesine kapılıp yollara dökülüyor. Mukaddes-i Erdebili bir gün âlimlerin hazır bulunduğu bir mecliste şu soruyu sordu: İmam Hüseyin Kerbela’da sahip olduğu her şeyi ihlas ile feda etti. Şimdi eğer Allah onun bu fedakârlığının karşılığını verecekse ona ne vermelidir? Mecliste hazır olan âlimler farklı farklı cevaplar verdiler. Orada bulunan bir genç şöyle dedi: Eğer Allah İmam Hüseyin’in fedakârlığına karşılık ona her şeyi verirse bu durumda onunla aynı seviyede olur! Bu cevap Mukaddes Erdebili’yi öyle bir duygulandırdı ki gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Sonra şöyle dedi: Bu cevap sana ait değil, Allah onu senin diline düşürdü.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Ayetullah Gorgani bu hareketten azami düzeyde istifade edilmesini ve mektebi değerlerin dünyaya tanıtılması için tebliğ metodunda iyi kullanılması gerektiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ayetullah Nuri Hamedanî:</strong> Erbain yürüyüşünü İmam Hüseyin’in <i>“zillet bizden uzaktır”</i> ifadesinin bir tezahürü olarak değerlendirdi ve şöyle konuştu: Dünyanın hiçbir yerinde 20 milyon insan aynı düşünce ve duygu ile bir yerde buluşmamış ve böylesine azametli bir buluşmayı sevgi, saygı, barış, yardımlaşma gibi değerlerle icra etmemiştir. Erbain ziyareti bu mektebin azametini göstermekle birlikte İslam düşmanlarının korkulu kâbusu olmuştur. Tarih boyunca zalimler hep bu selin önünü almaya çalışmışlar ama başarılı olamamışlardır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ayetullah Cafer Subhanî:</strong> Her müminin bu azametli yürüyüşe katılmak istediğine dikkat çekti ve şöyle konuştu: Ama maalesef olanaklar sınırlıdır ve bu olanakların da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Güvenlik konusu bu sebeple ciddi bir sorundur ve bu sadece Erbain ziyareti için söz konusu değildir; yılın her dönemi için Irak’ta gerekli güvenlik sağlanmalıdır.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ayetullah Cevad-i Amulî:</strong> Erbain ziyaretinin bir eğitim okulu olduğuna dikkat çekti ve bu ziyarete katılan müminlerin tertemiz ve İslam ahlakı ile donanmış insanlar olarak geri dönmeleri gerektiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ayetullah Erdebilî</strong>: Kerbela kentindeki olanakların geçmişte çok kısıtlı olduğuna dikkat çekti ve her geçen gün durumun biraz daha iyiye gittiğini vurgulayarak şöyle konuştu: Allah’ın izni ve zikri ile inşallah sorunlar çözüme kavuşacaktır.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ayetullah Safi Gulpeyganî</strong>: İmam Hüseyin ziyaretçilerine hizmet etmenin mükâfatı pek büyüktür. Ehlibeyt aşkı biz Şiilerin en büyük iftiharıdır ve her geçen gün bu aşk seli artarak yoluna devam etmektedir. Özellikle bu ziyaret esnasında İmam Hüseyin’in (a.s) hedefleri anlatılmalı, emri maruf ve nehyi münker farizası layıkıyla yerine getirilmelidir.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ayetullah Vahid-i Horasanî:</strong> Hz. Hüseyin (a.s) ziyareti için atılan her adıma hac sevabı yazıldığına dikkat çekti ve şöyle konuştu: Hiçbir peygamber ve mukarreb melek yoktur ki İmam Hüseyin ziyaretini arzu etmemiş olsun. İmam Hüseyin ziyaretinin sevabı söze sığmaz ve aynı şekilde İmam Hüseyin ziyaretçilerine hizmetin sevabını da hiçbir söz ifade edemez.</p>

<p style="text-align:center"><strong>* * *</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ayetullah Sistanî</strong>’nin tam yetkili vekili Seyyit Cevad <strong>Şehristanî:</strong> Bu ziyarette iki ülkenin (Irak ve İran) olanakları seferber edilmeli ve bu azametli yürüyüş en güzel şekilde icra edilmelidir. Ziyaretçiler Irak’a girdiklerinde kalacakları yer ve yiyecek konusunda sıkıntı çekmemelidirler. Fakat son zamanlarda yapılan ciddi çalışmalar neticesinde İranlı ziyaretçilerin yer sıkıntısı minimum seviyeye indirilmiştir. Ümit ediyorum ki her geçen gün daha da iyi olacaktır. Erbain günlerinde Irak halkının Ehl-i Beyt aşkı doruk noktasına gelmekte ve hepsi ziyaretçilere hizmet etmek için yarışmaktadır. Bu da ziyaretçilerin işini büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır. İmam Hüseyin aşkı parayla-pulla elde edilmez büyük bir değerdir. Elhamdülillah Irak ve İran halkı arasında Ehl-i Beyt aşkı artık bir kültüre dönüşmüştür. Bunun değerini bilmek ve geliştirmek gerekir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h5 style="text-align:right"><strong><a href="https://kevser.com.tr/muctehitlerin-erbain-hakkinda-tavsiyeleri/1175/" rel="nofollow">https://kevser.com.tr/muctehitlerin-erbain-hakkinda-tavsiyeleri/1175/</a></strong></h5></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Fıkıh | Ahkam</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/muctehitlerin-erbain-hakkinda-tavsiyeleri</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/07/805901-360.jpg" type="image/jpeg" length="51859"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İhram Halinde Haram Olan İşler]]></title>
      <link>https://www.ehlibeytalimleri.com/ihram-halinde-haram-olan-isler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.ehlibeytalimleri.com/ihram-halinde-haram-olan-isler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İhram süreci, sayısız semereleriyle insan kimliğinin şekillenmesinde çok köklü bir rol oynar..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h6 style="text-align:right">.</h6>

<h6 style="text-align:right">.</h6>

<p style="text-align:center"><strong>Ehlader Araştırma Bölümü</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İhram Halinde Haram Olan İşler</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hac, özel bir takım ayinler zincirinden ibaret belirli bir intizam ve disiplin ile yerine getirilen bir ibadettir. Bu zincirin her bir halkası tek başına dikkate şayan özellikler içerir. Namaz esnasında ‘ihram tekbiri’ ile ibadetin ruhuyla bağdaşmayan birçok iş haram oluyor ve namazın son selamı ile birlikte yeniden helal oluyorsa; yine nasıl oruç niyeti ve tan yerinin ağarmasıyla birlikte bu ilâhî imtihanın ruhuyla bağdaşmayan işler oruçlu kişiye haram oluyor ve gün batımı ile birlikte yeniden helal oluyorsa, aynı şekilde hac ve umrede de ihrama bürünüp<i> ‘lebbeyk’</i> dedikten sonra, terk edilmesiyle kulluk bilincini takviye eden ve ilâhî imtihanın ruhuyla bağdaşmayan birçok şey haram olur.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a> Böylece bütün ihram süreci, kulluk bilincinin en zirvede temsil olunduğu bir süreç haline dönüşür.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" title="">[2]</a> Hac merasimi sona erdikten ve ‘tahlil’ aşamasına gelindikten sonra ise, ihram elbisesinden çıkılır ve ihramlı şahıs için haram sayılan her şey helal hükmünü kazanır.</p>

<p style="text-align:justify">İhram ve bu amele dair ahkâma riayet etmek, insanın ruhunu bütün kayıtlardan özgürleştirir, bütün şehvet ve gazap girdaplarından kurtarır. Bu amel beyinleri bütün batıl fikirlerden arındırır ve kalpleri bütün ham arzulardan temizler. Zira ruhun kararması ve kalplerin paslanmasına yol açan bütün ameller İhram esnasında haram kılınmıştır. Böylece insanın, pak bir ruh ve temiz bir kalple bütün karanlıklar ve paslardan arındırılmış bir<i> “Beyt’i”</i> tavaf edebilme liyakatine erişmesi amaçlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Maksat şu ki, Yüce Rabbimiz, teşri’ âlemiyle tekvin âlemi arasında bir ahenk bütünlüğü yaratmak gayesiyle iki mukaddes insan, iki peygamber (a.s) mimarlığı aracılığıyla mukaddes bir mekân inşa etmiştir. Birçok peygamberin tavafgâhı olan ve aynı zamanda birçok peygamberin öldüğü ve toprağa gömüldüğü bu mekânı, emniyetli bir yer kılmıştır. Sonuç olarak mümin kullarını bütün aidiyetlerden ve çirkinliklerden arındırmak maksadıyla bu ekin bitmez, ürün yeşermez ve hiçbir yaşam emaresi taşımayan bu coğrafyada imtihana tabi tutmuştur. Oysaki yine Rabbimizin yarattığı nice güzel ve mutedil coğrafyalar daha vardır ki oralarda iklim müsait ve yaz ve kış ayları arasındaki sıcaklık oranı gayet orantılıdır. Eğer Beytullah bu coğrafyalardan birinde inşa olunacak olsaydı, daha ziyade refah ehli için bir tatil yeri olurdu; mahrum ve mustazaflar için bir sığınak değil. Bu itibarla özellikle bu coğrafyayı seçmiştir ki kulları, ilâhî rızaya mazhar bir riyazet, ihram esnasındaki yasaklar ve hac ve umre esnasındaki özel ahkâm vesilesiyle bütün çirkeflerden arınıp bütün aidiyetlerden kurtulabilsinler.</p>

<p style="text-align:justify">Bu söz konusu imtihanın bir örneği güzel koku kullanma yasağıdır. Oysaki ihram halinde yasak olan bu amel, normal şartlarda teşvik olunur ve faziletli ameller içerisinde addolunur. Tabi Rabbimiz bu ameli sadece yasaklamakla kalmaz aynı zamanda hac ve umre amellerini yerine getirirken kötü kokan insanlarla muaşeret esnasında ya da kurban kesilen yerlerden geçerken ortalığa yayılan kötü kokular karşısında burnu tutmak ve bu kokulardan kurtulmak için başka bir iş yapmayı da haram kılmıştır. Bu tür yasaklar, insandaki enaniyeti kırmak ve ruhlarda yer etmiş kendini beğenmişlik ve kibri ayaklar altına almak gayesini taşır. Dolayısıyla, hac ve umre vazifesini yerine getirmiş bir insan nihayetinde Hakk’ın arınmış ve faziletlere bürünmüş bir kulu düzeyine yükselir.</p>

<p style="text-align:justify">İlahi imtihanın bir diğer örneği, avlanma yasağıdır. Zira bir yandan <i><strong>“İhramlı iken av hayvanlarını öldürmeyin”</strong></i><a href="#_ftn3" name="_ftnref3" title="">[3]</a> buyruğuyla sahra hayvanlarını avlamak ihramlı kişilere yasaklanırken, diğer yandan deniz hayvanları dışındaki bütün hayvanlar örneğin ceylanlar, güvercinler ve sair av hayvanları bu mevsimde ihram halindeki insanların çevresinde dolanmaya başlarlar. Maksat, kimin bu ilâhî imtihana takat yetiremeyeceği ve kimin bu ilâhî farizadan yüzünün akıyla çıkacağını göstermektir.</p>

<blockquote>
<p style="text-align:justify"><strong>“Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği bir avlanma ile (onu yasak ederek) imtihan eder.”</strong><a href="#_ftn4" name="_ftnref4" title="">[4]</a></p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify">Hürriyet âbidesi ve özgürlük yörüngesi çevresinde yer almak isteyen ihramlı mümin, harem bölgesinde yer alan hiçbir canlıyı esir etme, yakalanması için yardımcı olma, av hayvanını kovalama ya da avcıya yol gösterme hakkına sahip değildir. Zira bu işlerin hiçbiri özgürlük arzusu taşıyan bir yürekle bağdaşmaz. İnsan tam anlamıyla özgürleşmedikçe de özgürlük anıtını tavaf etme salahiyetine erişemez.</p>

<p style="text-align:justify">Bu terbiye sistemi, bir İslam toplumunun oluşumunda öylesine etkili olmuştur ki daha düne kadar vahşi cahiliye döneminde iken bir kertenkeleden dahi vazgeçmeyen ve onu yemek için birbiriyle yarışan insanlar, şimdi artık İslami medeniyetin gölgesinde ilâhî vahyin fermanına boyun eğerek bütün arzularına gem vurmayı başarmış hatta taptaze ceylanları dahi avlamayacak bir düzeye yükselmişlerdi.</p>

<p style="text-align:justify">İhram süreci, sayısız semereleriyle insan kimliğinin şekillenmesinde çok köklü bir rol oynar. Bu semere, apaçık görülebilecek bir keyfiyet ile hac ve ziyarete inanan ve gereklerine bağlı olan bir toplum hüviyetinde zuhur bulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>- - - - - - - - - - - - - - - - - -</strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title=""><sup><sup>[1]</sup></sup></a> Mükelleflerin cinsiyeti açısından İhram esnasında haram olan şeyler üç kısma ayrılır:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>a) </strong>Erkek ve kadınlar arasında müşterek haramlar:</p>

<p style="text-align:justify">1- Kendi ya da ihramlı olsun olmasın bir başkasının bedendeki kılları yolmak.</p>

<p style="text-align:justify">2- Bedenden kan çıkarmak.</p>

<p style="text-align:justify">3- Tırnak kesmek.</p>

<p style="text-align:justify">4- Diş çekmek</p>

<p style="text-align:justify">5- Harem’deki bitki ya da otları yolmak</p>

<p style="text-align:justify">6- Zaruret hali dışında silah taşımak</p>

<p style="text-align:justify">7- Avlanmak (korkulacak durumlar dışında)</p>

<p style="text-align:justify">8- Güzel koku kullanmak</p>

<p style="text-align:justify">9- Sürme çekmek</p>

<p style="text-align:justify">10- Aynaya bakmak</p>

<p style="text-align:justify">11- Tartışmak</p>

<p style="text-align:justify">12- Vücudu yağlamak</p>

<p style="text-align:justify">13- Daimi ya da geçici nikâh ve nikâh şahitliği</p>

<p style="text-align:justify">14- Mastürbasyon</p>

<p style="text-align:justify">15- Şehvetle bakmak, öpüşmek, cinsi münasebet ve benzeri cinsel zevkler</p>

<p style="text-align:justify">16- Süslenmek maksadıyla yüzük takmak ve kına yakmak</p>

<p style="text-align:justify">17- Yalan, övünmek-kibirlenmek, küfürleşmek ve benzeri fısk sayılan ameller</p>

<p style="text-align:justify">18- Bedende bulunan haşereleri öldürmek ya da herhangi bir şekilde izale etmek.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>b) </strong>Erkeklere özgü haramlar:</p>

<p style="text-align:justify">1- Başı örtmek</p>

<p style="text-align:justify">2- Gölgeli yerlerde hareket etmek</p>

<p style="text-align:justify">3- Dikişli elbise giyinmek</p>

<p style="text-align:justify">4- Ayağın üst kısmını tamamen kapatan ayakkabı ya da çorap giyinmek.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>c) </strong>Kadınlara özgü haramlar:</p>

<p style="text-align:justify">1- Yüzü kapatmak</p>

<p style="text-align:justify">2- Süslenmek maksadıyla süs eşyası takınmak.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yirmi dört maddelik haram işlerin ayrıntılı açıklaması ve riayet edilmemesi durumunda her biri için öngörülen kefaretlerle ilgili Hac menasiki ile ilgili kitaplara başvurmak gerekir.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" title=""><sup><sup>[2]</sup></sup></a> Nehcu’l Belağa, 192. Hutbe (Kasıa Hutbesi)</p>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" title=""><sup><sup>[3]</sup></sup></a> Maide: 95</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><a href="#_ftnref4" name="_ftn4" title=""><sup><sup>[4]</sup></sup></a> Maide: 94</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Fıkıh | Ahkam</category>
      <guid>https://www.ehlibeytalimleri.com/ihram-halinde-haram-olan-isler</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 20:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://ehlibeytalimlericom.teimg.com/crop/1280x720/ehlibeytalimleri-com/uploads/2026/05/ihramiz-1.jpg" type="image/jpeg" length="50049"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
