19 Ekim 2021 Salı Saat:
13:58

Nazlı Hüznümsün Ey Kerbela!

10-08-2021 13:08


 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bismillahirrahmanirrahim

 

 

Sen günahlardan arınma sebebimsin ey Kerbela

 

Sen gönlüme işlenmiş nazlı hüznümsün ey Neyneva

 

‘Ey Hüseyin!’ adını her duydukça yüreğimden gözlerime akıyorsun damla damla. Bir bilsen toprağının kokusu geliyor burnuma. Ne kadar da güzel hasret kokuyorsun… Onlara aşkı sorsan “yan yana olmak”  sanırlar. Ama bilmiyorlar ki “Aşk” Abbas’ın kesik kollarından akan kandaydı, sıcak ve kuru çölde rübabın asgarine ninnisiydi, Zeyneb’in ağaran saçlarındaydı, Rugayye’nin “beni son kez kucağına al baba” sesindeydi. Ne o eli ne de huzur veren nefesi bir daha bulamayacak korkusu gibi bir seslenişti. İşte tamda burada içime sevda sevda düşüyorsun ey Kerbela’nın çatlamış toprakları. Sen birleştirensin “Hüseyin”, sen unutulmuşları hatırlatansın, sen secdelerde alın izisin,  sen kelimeler arasında gizlenmiş sırsın, hem ruhuma hem bedenime sızan ince bir sızısın.

 

Hani sana verilmeyen su var ya düşen bir çocuğa bile içirilir, korkusu geçsin ağlaması kesilsin diye, çünkü su bir annenin merhamet dolu kalbi gibidir, içinde ne bir kin nede öfke vardır. Senin olanı sana yasaklarken, unuttukları bir şey vardı; iblis bu sefer yanıldın; kesik başların mızrak ucunda kalacağını mı sandın, bu kıyamı bir cinayet mi sandın, Kerbela’nın yangını kül etsin seni. Şimdi dizlerine döverek ağla ey iblis, ağla ve gör ki; Hüseyin asırladır hafızalarda, ona her ağlayış bir rahmet kapısı oldu bize. Gittikçe çoğalan aşkı, ruhumuzun her zerresini işgal etti. Bize en güzel duayı Hüseyninin Kerbelası ettirdi.

 

Hiç görmeden sevmiş ligin oldu mu, peki hiç dokunmadan hissetmiş ligin oldu mu? Bu m mucize tek sana ait Hüseyin’im. bazen duman duman, bazen buram buram keder esiyor Kerbelan. Zaman bile sana mahkûm etmiş kendini. 6 aylık Asgarine, 18’lik Ekberine, 72 kişilik yaverine, takvim yapraklarını her koparttığımda sen çıkıyorsun karşıma: "HER GÜN AŞURA HER YER KERBELA" yazıyor her sayfasında.                                                                                                    

 

Sana ağlarken bile sana sığınmak nasıldır bilir misin? Her şeyime sebep ettim seni. En çokta dualarıma kattım her kelimelerime seni ekledim hece hece. Düğümlendin boğazımda cümle cümle. Peki, Seni sevmek i nedir bilir misin; bir duygu değil sanki alınan nefes gibisin. Bir ömür kemiklere kadar işleyen, anne sütü gibisin. Kerbela ve Hüseyin adı yan yana geçtikçe huzurun içine düştüğümüz bir vakit gibisin. Gözle görülse de nasıl izah edilir o çiçek yaprağı kirpiklerin. Peki, Hüseyin’im seni sorsalar nasıl anlatabilirim ki; alnındaki o taş izini, başının kesilmesine rağmen, atların altında kalan paramparça bedenini, nasıl dile getireyim seni kefensiz şehidim, Mazlum şühedam… Sahi sen öyle herkese anlatılamazsinki…

 

Çığlığımız boğazımızda tıkandı; “Hel min Nasirin yensurni!” (yok mu bana yardım edecek) feryadına… Yeryüzündeki gökyüzü gibiydin sanki avuçlarından süzülen Asgerinin kanında. Gecenin tenha göğünde güneş gibiydin,  kalbinden oklandığında ve ağlıyordu Fatıma; peygamberin öpüp kokladığı kesik başın karşısında…

 

Sen günahlardan arınma sebebimsin ey Neyneva!

 

Her şeyden öte sen gönlüme işlenmiş nazlı hüznümsün ey Kerbela!

 

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • İslam   19-08-2021 09:36

    ALLAH razı olsun