21 Haziran 2021 Pazartesi Saat:
12:15
12-05-2021
  

Kudüs Direnişine Selam Olsun

Telaviv’e düşen füzelerin Siyonistleri sığınaklara mahkûm ettiğini görüyoruz..

Facebook da Paylaş

 

 

Recai Yurdan

 

 

Kudüs vahiy yurdudur.. Peygamberler yurdudur. Peygamberimizin miraç yurdu ve Müslümanların iki kıblesinden biridir.

 

Kudüs bazı Araplar için milli bir dava olabilir. Kudüs ve Filistin toprakları bazı insanlar için haksızlığa adaletsizliklere karşı çıkma mücadelesi olabilir. Kudüs ve Filistin bazı insanlar için Amerika emperyalizmine İsrail Siyonizm’ine karşı çıkma mücadele etme yurdu olabilir. Kudüs biz Müslümanlar için bunlar da olmakla birlikte bizim için öncelikle bir İman davasıdır. Bir İslam davasıdır.

 

Kudüs diye bir mücadelesi olmayan Kudüs diye bir derdi olmayan bir Müslüman düşünülemez… Böyle bir Müslüman varsa şayet o Müslümanın imanını gözden geçirmesi gerekir. Kudüs davasının imanla bağını araştırması gerekir.

 

638 yılında Hz. Ömer döneminde Müslümanlar tarafından fethedilen Kudüs Müslümanların hâkimiyetinde bin yıldan fazla üç tevhid dini için bir adalet yurdu oldu.

 

Kudüs 1917 Yılında Osmanlının 1. Dünya savaşında yenilmesi ile Filistin İngilizler tarafında işgal edildi. 1917 yılında Balfour deklarasyonu ile İsrail devletinin kuruluş çalışmalarını ilan eden İngiltere ve küresel güçler Filistin topraklarında bir İsrail devleti kurulması için her şeyi yaptılar… Kudüs ve Filistin topraklarını bir zulüm diyarına dönüştürdüler. Filistinli Müslümanların evlerini gasp ederek buralara dünyanın farklı yerlerinden getirdikleri yerleşimci adı verdikleri sivil işgalci Siyonistleri yerleştirdiler.

 

Filistinli Müslümanlar bu süreç içerisinde İngilizlere ve Siyonistlere karşı çok ciddi mücadeleler verdiler.. Şeyh İzzettin el-Kassam’ın 5 Nisan 1931'de kendisine bağlı mücahitlerle beraber Ceniğ Dağı'nda fiili olarak başlattıkları cihat, Filistinlilerin İngilizlere karşı başlattığı 6'ncı kıyam olarak tarihteki yerini aldı.

 

Şeyh İzzettin el-Kassam 19 Kasım 1935 yılında şehit edildi.

 

1947 yılında İngilizler Filistin toraklarından çekilirken Siyonist rejimin kurulması için her şeyi yapmışlardı. Ve 1948 yılında gayri meşru İsrail rejimi ilan edildi. Ne yazık ki bu Siyonist rejimi 1949 yılında ilk tanıyan İslam ülkesi Türkiye olmuştu. Türkiye’yi 1978 yılında Mısır’ı daha sonra Ürdün, Ürdün’ü son yıllarda birçok Arap ülkesi takip etti. Bu durup esasen İslam ülkelerine ayıp olarak yeter. İşgalci İsrail rejimi bugün pervasızca Filistinlilere saldırıyorsa İslam ülkelerinin Filistin davasına duyarsızlığından kaynaklanıyor. Son yıllarda işgalci İsrail ile ilişkileri Büyükelçilik seviyesinden Maslahatgüzar seviyesine indiren Türkiye’nin hala İsrail ile artan bir ticari ilişkiye sahip olması kabul edilemez. Filistin davasına söylemde çok üst seviyede sahip çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan beklentimiz ve talebimiz biran önce bu işgalci Siyonist rejimle ticaret dâhil her türlü ilişkiyi keserek Siyonist elçiliği kapatmasıdır. Ve Filistin direniş örgütlerine silah dâhil her türlü desteği vermesidir.

 

İngilizlerin işgali ile başlayan Filistinli Müslümanların mücadele süreci şeyh İzzetin el kassam gibi önderlerle İslami bir kimlikle başlamış sonraki süreçte dünyada emperyalizme karşı sosyalizmin etkinliğinin artması ile sol düşünceye evirilmişti. 1979 İran İslam devriminden sonra 1987 yılında İslami Direniş hareketi Hamas’ın kurulması ile Filistin mücadelesin yeniden İslami kimliğine döndü.

 

İşgalci Siyonist İsrail ile Filistinlilerin mücadelesine şöyle kısaca bir bakarsak İsrail’in 1948 yılında kurulmasından sonra 2000 yılına kadar sürekli kazanan ve ilerleyen taraf olduğunu dünyada nerede ise yenilmez bir ordu gibi kabul edildiğini görürüz.

 

1982 yılından sonra Lübnan topraklarında başlayan Hizbullah’ın direnişi 2000 yılında İşgalci İsrail’in Güney Lübnan’dan çekilmesi ile sonuçlanmış ve İsrail’in için artık yenilgiler dönemi başlamıştır. Bu yenilgi süreci 1987 yılında kurulan İslami Hamas’ın mücadelesi sonucunda 2005 yılında Gazze’den çekilmesi ile devam etmiştir.

 

Bugün Filistin direnişi taş atmaktan Telaviv’e Füze atma İşgalcileri sığınaklara doldurma aşamasına gelmişse bu İslami İran’ın yardımları ile Hizbullah’ın yardımları ile olmuştur…

 

Bugün Ramazan ayında başlayan Kudüs direnişi ile tırmanışa geçen olaylarda Telaviv’e düşen füzelerin Siyonistleri sığınaklara mahkûm ettiğini görüyoruz.

 

İşgalci İsrail basını şaşkınlık içerisinde Gazze’ye bu kadar füzenin nasıl girdiğini sorgularken Telaviv yanıyor diye haber yapıyorlar… İsrail’in çok övündüğü hava savunma sistemi Demir Kubbe’nin İslami direnişin füzeleri karşısında aciz kaldığı görüldü.

 

Hamas'ın askeri kanadı temsilcisi İzzeddin el-Kassam'ın sözcüsü Ebu UbeydeDemir Kubbe'yi etkisiz kılan son taktikleri hakkında şöyle diyor.

 

“Kalkanı delip hedeflerimize ulaşmamızı sağlayan taktik kısa bir süre içerisinde pek çok füzenin ateşlenmesiyle uygulanan yoğun ateş gücü oldu. Kassam'ın İsrail hedeflerine ateşlediği füzelerin yüksek tahrip gücü Siyonist rejimde ağır hasara yol açtı ve tüm kuvvet dengesini değiştirdi. Özellikle düzinelerce füze koordinasyon içerisinde ve aynı anda fırlatıldığından İsrail kalkanının radarı ve engelleme aygıtı durduruldu.”

 

6 Mayıs Pazar günü, Filistinli ve İranlı kaynaklar yeni İran silahı Bedr Füzelerinin Gazze'nin 13 km kuzeyindeki Aşkelon'u hedeflerken gösteren bir video yayınladılar.  İslami Cihad yaptığı bir açıklamada Aşkelon’da Siyonistlerin ölümüyle sonuçlanan saldırılarda İran yapımı Bedr 3 füzeleri kullanıldığını söyledi.

 

İslami direniş bugün işgalci İsrail’ e ateşkes için şart süren taraf… Yıllarca işgalciye karşı taşla direnen direniş şimdi artık, taş atmaktan füze atma aşamasına geçti..

 

Bundan sonra İsrail Siyonist rejimin yok olma süreci başlamıştır..

 

Bir gün mutlaka denizden nehire bütün Filistin özgür olacak ve bizler özgür Mescid-i Aksa namazlarımızı kılacağız ve bu Siyonist işgalci rejim yok olacaktır.

 

Vesselam…

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler