27 Kasım 2021 Cumartesi Saat:
18:53
25-07-2012
  

İsrail'in 'kimyasal silah' bahanesi gerginliği tırmandırıyor

Bulgaristan'da İsrailli turistlere düzenlenen saldırı ve Suriye'nin elindeki kimyasal silahlara dair tartışmaların ardından İsrail, Hizbullah ve İran'a yönelik saldırı planlarını hızlandırmış görünüyor.

Facebook da Paylaş


 

 

 

Hizbullah ise Suriye'ye olan desteğini ilan etmiş durumda.

Geçtiğimiz hafta Bulgaristan'ın Burgaz kenti havaalanı önünde yaşanan İsrailli turistlere yönelik intihar saldırısının ardından, İsrail'in, saldırının İran'ın desteğiyle Hizbullah tarafından düzenlendiği yönündeki iddiaları, İsrail ile Hizbullah arasındaki tansiyonu yükseltti. Rusya ve Çin'in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki vetosunun ardından büyük bir medya kampanyası eşliğinde gündeme taşınan Suriye'nin kimyasal silahları konusu ise yine İsrail tarafından Hizbullah'a yönelik bir tehdit olarak kullanılmaya çalışıldı. İsrail, Suriye'nin elindeki kimyasal silahların bir kısmının yanı sıra Hizbullah'a füze vermeye hazırlandığını iddia etti.

Birbiri ardı sıra yaşanan gelişmeler, İsrail'in, Temmuz 2006 Lübnan Savaşı'nda karşı karşıya geldiği Hizbullah'a karşı yeniden ve bu kez daha büyük bir hedefle savaş açıp açmayacağına dönük tartışmaların gündeme gelmesine neden oldu.

"Suriye'nin kimyasal silahları" gündemi İsrail saldırganlığının yolunu açmak için mi?
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Donilon ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton geçen hafta İsrail'i ziyaret etmiş, ABD medyası masada Suriye'nin kimyasal silah depolarının kontrolünün ne şekilde sağlanacağı konusu olduğunu bildirmişti. ABD Savunma Bakanı Leon Panetta'nın da gelecek hafta İsrail'i ziyaret etmesi, konunun daha "derin" müzakere edilmesi bekleniyor.

İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak geçtiğimiz cuma günü, Suriye'nin elindeki kimyasal silahların ve füzelerin Hizbullah'ın eline geçmesini önlemek için, İsrail'in gerekirse askeri bir saldırı düzenlemeyi gözönünde bulunduracağını açıkladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da geçtiğimiz pazar günü ABD'de yayın yapan Fox Tv kanalında katıldığı bir programda, Suriye'deki çatışmaların Şam hükümetinin devrilmesine yol açması durumunda, Suriye'nin kimyasal silahları ve füzelerinin bir kısmının Lübnan Hizbullahı'nın eline geçmesinin İsrail için ciddi bir tehdit anlamına geleceğini söyledi. İsrail'in yalnız başına harekete geçmeyi mi yoksa liderliğin ABD'de olacağı bir saldırıyı mı tercih edeceği yönündeki soruya yanıtında, "hareket geçme peşinde miyim? Hayır. Bir saldırı başlarsa engeller miyim? Hayır" dedi.

Lieberman yine coştu: İhtimalden "casus belli" üretmek...
İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, Hizbullah'ın Suriye'nin kimyasal ve biyolojik silahlarını elde etmeye çalıştığını savunarak, bu ihtimalin kendileri için "açıkça savaş nedeni" (casus belli) olduğunu söyledi. İsrail-AB Ortaklık Konseyi'nin ardından düzenlediği bugünkü basın toplantısında, "Hizbullah'ın kimyasal ve biyolojik silah edinmek istediği ve bu yönde girişimlerde bulunduğu konusunda elimizde yeterli bilgiler mevcut. En büyük endişemiz bu. Bu kırmızı çizgimiz ve açıkça savaş nedeni" dedi.

Lieberman, Suriye'nin kimyasal ve biyolojik silahlarını Hizbullah'a vermesi halinde, "kararlılıkla ve tereddüt etmeden harekete geçecekleri"ni kaydetti. Bulgaristan'da ve öncesinde dünyanın farklı bölgelerinde İsraillileri hedef alan saldırının Hizbullah ve İran tarafından gerçekleştirildiğini savunan Lieberman, AB'ye Hizbullah'ı terör örgütleri listesine dahil etmesi çağrısında bulundu.

İsrail'den komik iddia: İran nükleer için Ortadoğu'da savaş çıkaracak
Ortadoğu'da nükleer cephaneliğe sahip olan tek ülke olarak bilinen İsrail'in başbakanı Binyamin Netanyahu aynı programda, Hizbullah'ın sponsoru olmakla suçladığı İran konusunda da kounştu. İran'la yürütülen nükleer program müzakerelerinin, İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmalarını yavaşlatmak açısından kısmen başarısız olduğunu eklerken, bir önceki müzakere turundan bugüne İran'ın 5 adet nükleer bomba yapabilecek ölçekte zenginleştirilmiş uranyum elde ettiğini iddia etti.

İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman da, İran ile nükleer müzakerelerin sonsuza dek devam edemeyeceğini belirterek, "müzakereleri sonlandırıp eyleme geçme zamanı gelmiştir" dedi.

İsrail medyası da İsrail hükümetinin savaş çığırtkanlığına destek veriyor
İsrail medyasının gelişmelere ilişkin yorumu da, genel olarak İsrail hükümetine destek yönünde.

Haaretz'te yayımlanan Ely Karmon imzalı ve "İran ve Hizbullah'ın İsrail'e karşı terörü yükselişte" başlıklı bir analizde, henüz hiçbir kanıt olmamasına rağmen, Bulgaristan'daki intihar saldırısının İran'ın öncülüğünde Hizbullah tarafından gerçekleştirildiği iddiası kabul görürken, İran'ın sürmekte olan nükleer müzakereleri uluslararası kamuoyunun gözünden uzak tutmak amacıyla Ortadoğu'da büyük bir savaşı başlatmak istediği, Bulgaristan saldırısının da bu planın bir parçası olduğu idia edildi. Analizde, İsrail hükümetinin, dünyanın birçok yerinde İsrailli ve Yahudilere yönelik düzenlenen saldırıların ardında Hizbullah'ın olduğuna ilişkin iddialara da geniş yer verildi.

Hizbullah İsrail'in tehditlerine Suriye'ye desteğini ilan ederek yanıt veriyor
Lübnan Hizbullahı 2006 yılının Temmuz ayında İsrail'in Lübnan'ın güneyine saldırmasıyla başlayan ve 33 gün süren savaşta, Suriye ve İran'dan destek görmüştü.

Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah, geçtiğimiz hafta, 2006 Temmuz Savaşı'nın yıldönümü münasebetiyle yaptığı konuşmada, Suriye yönetiminin Lübnan'daki direnişe verdiği desteği hatırlatmış, "Hayfa ve İsrail'in ortalarına düşen en önemli füzeler, Suriye askeri sanayisinin üretimi olan ve direnişe verdiği füzelerdi. Suriye, direnişin güvencesiydi. Direnişe, Temmuz savaşında ayakta durabilecek silahlar verdi. Temmuz savaşında kullandığımız en önemli silahları, Suriye verdi. Sadece Lübnan'a değil, Gazze'deki direnişe de silah ve füze verdi. Bu füzeleri Gazze'ye, Suud ve Mısır rejimleri mi verdi? Arap rejimleri mi verdi? Hayır! Bu füzeleri, Suriye verdi. Suriye liderliği, Lübnan ve Gazze direnişinin güçlü olması için kendisini ve çıkarlarını tehlikeye attı. Bana, bunu yapan başka bir Arap rejimi gösterebilir misiniz?" demişti.

(soL-Dış Haberler)

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler