06 Mayıs 2021 Perşembe Saat:
21:52
09-03-2021
  

Hz. Ebu Talib’in Vefatı

Muhammed; Musa ve Mesih gibi peygamberdir. O iki büyük zatın sahip olduğu semavî nura, o da sahiptir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Ebu Talib, Hz. Ali’nin (a.s) babası ve Peygamber Efendimizin (s.a.a) öz amcasıdır. Peygamberimizin dedesi Abdulmuttalib; vefat etmeden önce onu oğlu Ebu Talib’e emanet etti. Ebu Talib de seve seve kabul etti. Ebu Talib Peygamber’e can-ı gönülden inanıyor ve onun getirdiği dini kabul ediyordu.

 

Ebu Talib, Peygamber’e olan inancını sözleriyle şöyle dile getirmiştir:

 

“Şerefli ve anlayışlı şahıslar bilsin ki, Muhammed (s.a.a); Musa (a.s) ve Mesih (a.s) gibi peygamberdir. O iki büyük zatın sahip olduğu semavî nura, o da sahiptir. Bütün peygamberler Allah’ın emri ile insanlara yol gösterir ve günahtan sakındırırlar.”[1]

 

“Kureyş! Bizim Muhammed’i (s.a.a), Musa (a.s) gibi Peygamber bildiğimizi acaba bilmiyor musunuz?”[2]

 

Ebu Talib sadece sözleriyle değil, ameliyle de Hz. Muhammed’in (s.a.a) Peygamberliğini kabul ettiğini ispatlamıştır. Gerektiğinde kendi ve çocuklarının canını Peygamber’i koruma uğruna tehlikeye atmıştır.

 

Peygamber Efendimizi (s.a.a) 8 yaşından itibaren tam 43 yıl korudu ve Hz. Ebu Talib, Peygamberliğin 10. yılında Hakka yürüdü etti.

 

 

 

  

Hz. Ebu Talib

 

Ne güzel lütuftur İlâhi hikmet

Nur bağında nûra bağbân olmuşsun

Nebi ile gelmiş  hânene rahmet

Melekler de, sen de hayran olmuşsun

 

Mest olmuşsun onu ilk gördüğün gün

Muhammed, ziyneti yerin ve göğün

Övün Ebu Talib, haklısın övün

Sen böyle sofraya mihman  olmuşsun

 

Emanet almışsın kutlu tabibi

Korumuşsun O'nu gözlerin gibi

Kabul eylemişsin gelen Habib'i

O'na emniyetli liman olmuşsun

 

Siperi olmuşsun Hak Resul'unun

Allah'ın  seçtiği pâk  Resul'unun

Ali'idir kardeşi bak Resul'unun

Resulullah ile bir cân olmuşsun

 

Erdin Ebu Tâlib yüce makama

Ata oldun onca tâhir imama

Bir nazar eylersen garip Avam'a

Şefaat yolunda imkân olmuşsun

 

Nejdet Şahin

  

 

 

 

 

 

 


[1] Mecmau’l-Beyan, 7/37; el-Hüccet, 57; Müstedrek-i Hâkim, 2/623.

[2] Divan-ı Ebu Talib, 32.s; Sire-i İbn Hişam, 1/373

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler