19 Eylül 2021 Pazar Saat:
20:51
26-08-2013
  

Hz. Ali'nin (a.s.) Hayatından Kesitler

Bir öğretmen, bir çocuğun hatta bazen bir sınıf dolusu öğrencinin alın yazısını değiştirebilir...

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Dünyanın büyük şahsiyetleri hakkında muhtelif ve bazen de birbirine zıt iddialarda bulunulmaktadır. Gerçekten de her zaman büyük şahsiyetler kendi yolunda her şeylerini, hatta tatlı canlarını bile feda eden ve onlara olan muhabbetlerinden en kötü zulümlere ve en ağır işkencelere bile tahammül eden dostlar edinmişlerdir. Bunun karşısında hiç bir şekilde düşmanlıklarından el çekmeyen ve barışmaya yanaşmayan inatçı ve kinci düşmanlar da edinmişlerdir. Bu insanların dostları ve düşmanları bazen de kendi zaman ve mekanlarının dışına taşacak kadar büyümekte ve güçlenmekteler. Bu tesirin derecesi ise tamamen o insanın şahsiyetinin azameti ve yüceliği ile orantılıdır.


Dünyanın büyük şahsiyetleri arasında hiç kimse Hz. Ali (a.s) kadar, hakkında bir birine zıt hükümler verilen ve birbirine zıt olan iki kutbun dikkatini çekebilen bir başka şahsiyet olmamıştır. Büyük şahsiyetler arasında bu bakımdan sadece Mesih'i (a.s) Hz. Ali'ye benzetmek mümkündür. Zira o da tamamen birbirine muhalif olan iki grubun dikkatini çekmeyi başarmıştır.

 

Hz. İsa dünya Hıristiyanlarının gözünde mücessem bir tanrıdır ve o insanları günahlardan kurtarmak için Adem(a.s)'ın varisi olarak yeryüzüne gelmiş, ama sonuçta çarmıha gerilmiştir. Hıristiyanlara göre onun ilahlıktan ayrı bir şahsiyeti yoktur. Yahudiler ise onların karşısında yer almışlardır. Hz. İsa(a.s)'ı yalancılıkla itham etmiş ve ona iftirada bulunmuşlardır.Yahudiler kalemlerin bile yazmaktan çekindiği en çirkin iftirayı Mesih (a.s)'ın iffetli annesine isnat etmekten çekinmemişlerdir. Hz. Ali hakkında da her zaman böyle bir çelişki var ola gelmiştir: Bazı insanlar cehalet, akılsızlık ve aşırı muhabbetten dolayı bu ilahi önderi (Hz. Ali'yi) uluhiyet makamına kadar çıkarmışlar ve ondan yaşamı boyunca zuhur eden kerametleri, onun ilahlığına delil saymışlardır. Maalesef bu insanlar aynı zamanda kendilerini de "Alevi" olarak lanse etmekte ve hala da bu yolda yürümektedirler. Bizim ise ne yazık ki tüm çalışmalarımız Hz. Ali (a.s.)'ın gerçek yüzünü bu insanlara gösterememiş ve onları Hz. Ali (a.s.)'ın uğrunda canını bile vermekten çekinmediği tevhit yoluna çekmekte başarılı olamamıştır. Bu grupta olan insanlar dışında bir de Hz. Ali(a.s)'ın zahiri hilafetinin ilk günlerinde ona düşman kesilen ve bir müddet sonra "Hariciler" ve "Nasibiler” adıyla ortaya çıkan gruplar vardır. Aziz Peygamber (s.a.v) de önceden Hz. Ali(a.s)'ın hükümeti zamanında ortaya çıkacak olan bu iki batıl grubu haber vermiştir.

 

Hz. Ali ise yaptığı bir konuşmasında şöyle buyurmuştur: "Benim yüzümden iki bölük helak olup gider, bir bölüğü beni fazlasıyla sevendir, sevgi gerçek olmayan inanca sevk eder onu; öbürü bana buğz edendir, buğz gerçek olmayan yola sevk eder onu"  Hz. Ali ve Hz. Mesih arasındaki bir benzerlik ise her ikisinin dünyaya geldiği yerdir. Mesih (a.s) mukaddes topraklardan Beytü'l-Lehm'de dünyaya gelmiştir ve bu yüzden İsrailoğulları'na gönderilen diğer elçilerden bir üstünlük elde etmiştir.


Ali (a.s) ise mukaddes Mekke topraklarında bulunan Allah'ın evi Kabe'de büyük bir mucize eseri dünyaya gelmiş ve Allah'ın evi sayılan Kufe camisinde şahadet şerbetini içmiştir. O bu dünyaya hayır ve nur ile gelmiş ve bu dünyadan da öylece göçmüştür. O güzel doğuşla birlikte, güzel sona da erişti. Dolayısıyla onun hakkında şöyle demek yakışır: “Onun güzel doğuşu ve sonuyla nazlanırım.”

Hz. Ali (a.s.)'ın çç Boyutlu şahsiyeti


Psikologlar nazarında her insanın şahsiyeti üç önemli unsurdan oluşmaktadır. İnsanın ruhi yapısı, nitelikleri ve düşünme tarzı bir üçgenin üç kenarı gibidir ve bu kenarların birleşmesiyle şahsiyeti ortaya çıkmaktadır.


Yukarıda sözü edilen üç unsur şunlardır:


1- Genetik yapı


2- Eğitim ve öğretim


3- çevre


İşte insandaki tüm iyi ve kötü sıfatlar, bu unsurlar vesilesiyle ortaya çıkar ve gelişir. Birinci unsur genetik yapı hakkında kısaca şunları söyleyebiliriz: çocuklarımız bizden sadece görünür sıfatlarımızı, yani şekil ve görünüşümüzü miras almazlar. Zira anne ve babanın ruhi yapısı ve deruni sıfatları da kalıtım yoluyla çocuğuna intikal eder. Bahsettiğimiz şahsiyet üçgenini oluşturan diğer iki unsur ise eğitim ve öğretim ile insanın yaşadığı çevredir.

 

İnsanoğlunun doğuştan sahip olduğu iyi huylar ve çocukken anne ve babasından aldığı ilk terbiyenin şahsiyet oluşumunda çok büyük önemi vardır.  çevre ise kötü insanları iyiye ve iyi insanları kötüye çevirme gücüne sahiptir. Bu iki etkenin insanın şahsiyetinin oluşumundaki tesir ve gücü burada açıklamaya gerek görülmeyecek kadar açıktır. Elbette şunu da unutmamak gereklidir ki bu üç etkenin üstünde yer alan insanın irade ve isteği de söz konusudur.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler