26 Eylül 2021 Pazar Saat:
03:52
10-07-2021
  

Ehl-i Beyt Ressamı Yaşar Usta Hakka Yürüdü

Bursa'da tarihi Balibey Han'ın sanatkârlarından Ressam Yaşar Kutlu 74 yaşında Hakka yürüdü..

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yaşar Usta aslında küçük yaşlarda tabelaların üzerine yazı yazıp, figürler çizen hatta Kars ve Iğdır’da birçok otel ve bankaya tabela ve resim yapan mütevazı bir insandı.

 

Ömrünün son demlerinde tanıştığı Ehl-i Beyt’e (as) özel bir alaka besler, Fahri Kâinat Efendimizin (saa) adı anıldığında yerinden doğrulur hüzünlü bir iç çeker ve İmam Hüseyin’in (as) yaşadığı elim olayları duyduğunda gözünden yaşlar akmaya başlardı.

 

 

 

 

Âl-i İmrân suresi 61. ayet-i kerimede geçen “Mübâhele” olayını çizen Yaşar Usta; Resûl-i Ekrem’in mübâhele âyetinde geçen ‘oğullarımız’a karşılık Hasan ve Hüseyin’i, ‘kadınlarımız’a karşılık Fâtıma’yı, kendimize karşılık Hz. Ali’yi alıp mübâhele için Hristiyanların karşısına çıktığını ve bunun Ehl-i Beyt’in faziletine delâlet ettiğini duyduğunda çok heyecanlanmıştı.

 

 

 

Kıt kanaat geçinmeye çalışan merhamet timsali Yaşar Usta hergün hanın kuşlarını buğday ve ekmekle besler, kedi-köpekler için bir tas da olsa su koyardı kapısının önüne. Birisi bir diğeri aleyhine konuşsa 'Aman duymasın, deme öyle; işitse kırılır, küser sonra.' der ve rahatsızlığını dile getirirdi. Bakkaldan, pazardan bir şey alsa soluğu komşularının yanında alır ve paylaşırdı. 

 

  

 

Ressamlığı kadar şiire de ilgi duyan Merhum Yaşar Usta kendini şöyle anlatırdı:

 

Bendeniz Artvin doğumluyum. Daha henüz ben 4 yaşındayken Amasya'ya yerleştik ve burada tabela yazmayı öğrendim. Çıraklık evresini geride bıraktığımı hissedince bir başıma doğduğum memlekete tekrar geri döndüm. Koskoca Artvin’de hiç kimse tabela yazmasını bilmiyordu. Ara sıra resim de yapıyordum ama en çok tabela yapıyordum. Çünkü dükkânların bunlara çok ihtiyacı vardı ve yaklaşık 35 sene bu şekilde çalıştım. Birçok şehirde çalıştım iki seneye yakın Kars ve Iğdır’da yüzlerce tabela ve resim yaptım. Ardından Adana’da bir tabela dükkânı açtım derken soluğu İstanbul’da aldım. Tiyatro ile ilgilendim. Sonrasında ise yüreğimi okşayan Bursa'ya geldim.

 

  

Yaşar Usta'dan Bursa / Yeşil Türbe Tablosu

 

Merhum Yaşar Usta sözlerine şöyle devam ediyordu:

 

Temellerini Karakalem ustası olan babamdan aldığım bu sanat dalında aslında ilk muhalefeti yine merhum babamdan görmüştüm; ‘Boş ver evlat, sen oku ve yolunu çiz!’ demişti bana lakin sonrasında hevesim karşında bildiklerini öğretmeye başladı. Aslında haklıydı da çünkü sabit bir gelir olmadan yalnızca resimle hayatını geçirmek çok meşakkatliydi ve bunu ömrüm boyunca idrak ettim.

 

Nerede kalmıştık; evet, derken bir tabelacının yanına çırak olarak girdim. Ustam aynı zamanda resim de yapıyordu. Ondan da çok şeyler öğrendim. Resim yapmaya yatkınlığımı keşfettim. İlk çalışmam ‘Börek yiyen çocuklar’ olmuştu. Ama bu tabloyu Amasya'da kime satacağım? Samsun'a götürmeye karar verdim. Samsun'da bir dükkâna girdim. Antikacı ve kuyumcu İbrahim Usta. 'Merhaba, ben bir tablo yaptım bakabilir misiniz' dedim. Baktı ve 'Aferin güzel yapmışsın' dedi. Cebime para koydu. Çok merak ettim kaç para koyduğunu. Biraz oturdum ve 'Ben gidiyorum' dedim. O da 'Otur oğlum otur. Merak etme ben senin hak ettiğin parayı verdim' dedi. Sonra birlikte dükkândan çıktık ve beni bir bankaya götürdü. Orada banka müdürü bana Osman Hamdi'nin 5 tablosunu verdi. O tabloları tuvale yağlı boya olarak çalışacaktım. Çok sevindim. Cebime baktım ne kadar para koymuş diye. Tam 5 bin lira vardı. O zaman 15 yaşındayım ve 5 bin lira çok büyük para. Amasya'ya döndüm ve bir tane at arabası tuttum. Köyde olmayan ne varsa arabaya doldurdum ve eve götürdüm. Annem kardeşlerimle beraber kapıyı açtı ve 'Oğlum bunları nereden buldun?' dedi. Yaptığım tabloyu sattığımı söyledim. Annem 'Kim o kadar para verir ona? Yap oğlum yap' dedi. 

 

Hâlbuki rahmetli anam kızardı resim yapmama. Çünkü resim çizmenin günah olduğunu düşünüyor ve bundan da pek hoşlanmıyordu. Ben resmi ilerletmek istedim ama bunu Amasya'da yapmam mümkün değildi. Çünkü Amasya'da o zamanlar elle tutulur bir ressam yoktu. Güzel sanatlar için okul sadece Bursa, Ankara, İstanbul ve İzmir'de vardı. Biraz düşündüm ve Adana'ya gitmeye karar verdim. 17 yaşındaydım o zaman. Adana'da bir caddeden geçiyordum ve tabela gördüm; ‘Ressam Necati’ yazıyordu. Camdan içeri baktım ilk önce. Pastel boyadan resimler yapıyordu. İçeri girdim ve elimdeki resmi gösterdim. Amca bana 'Oğlum İstanbul daha büyük neden oraya gitmedin' dedi. Ben de 'Allah burayı nasip etti amca. Demek ki seni görmem gerekiyormuş' dedim. Eskiden insanlar böyle denemeler yaparmış. Çok sonradan anladım ben. Bu cevabı verdikten sonra Abdurrahman diye birini aradı. Meğerse o adam benim gibi resim yapan birini arıyormuş. Yanına gittim ve orada başladım. 6 ay boyunca koltukta, dükkânda yattım. Bana verdiği para otele yetmezdi. Orada birçok sanatçıyla tanıştım. Sene 1967. Zaman geçti ve ben kendi dükkânımı açmaya karar verdim. Orada, kendi yerimde çalışmaya başladım. Kahvehanelere gidiyordum. 'Sizin resminizi yapayım mı? Hediye edeceğim.' diyordum. Hem kahvehanenin reklamı oluyordu hem de ben kendimi tanıtıyordum. Belediyeden anons ettiriyordum kendimi. O dönem hiç ressam yoktu.

 

  

Merhum Yaşar Usta İtalyan ressam Fausto Zonaro'nun 'Dervişler' adlı çalışmasını yaparken.

 

Babam vefat ettikten sonra biz çok sıkıntı yaşamıştık. Ben Amasya’da simit satmaya başladım ve o zaman şu şiiri yazdım:

 

Hoca Allahu Ekber der, ben simit diye bağırırdım

Daracık sokaklarında Amasya'nın

Ne hoca beni, ne de ben hocayı tanırdım

O da ben de bir hakikati taşırdık. Kör sabahlara

Bilirdim küçük çocuklar nerede uyuyor,

gider o pencerelerin dibinde durur bağırırdım

Amasya'nın unundan şimdi çıktı fırından

Taze gevrek simit!

Açılırdı pencereler, çıkardı sabahlıklı hanımlar

Bağırma orada cırlak cırlak, çekil git çocuklar uyanacak

Ben çocuk değil miydim?

Ben uyanmış bir çocuktum

Bu hanımın çocukları uyanmasın,

bu hanımın yüreği annemin yüreği gibi yanmasın derdim

Çekilir giderdim

Korka korka karanlık sokaklarına Amasya'nın.

 

Resim! Bu işi yaptığım için çok mutluyum. Allah herkese istediğini yapmayı nasip etsin. Türkiye'nin her yerini gezdim. Çok ama çok güzel bir ülkemiz var. Birbirimizi sevelim, kıskanmayalım. Birbirimizin fikirlerinden faydalanalım.

 

Gençlere seslenmek istiyorum; Canlarım! Mutlaka bir sanat dalıyla uğraşın. Bu sanat dalı geleneksel bir sanat olsun. Mutlaka bir okul okuyun, diplomanız olsun. İçinizde çok yetenekli olanlar olabilir. Yeteneklerini harcamasınlar. Gençler sanatı sevsinler.

 

Ehla-Der Olarak ülkemizin güzide sanatçısı Yaşar Usta'ya Allah Teala'dan rahmet ve mağfiret diler ve çok sevidiği Fahr-i Kainat Efendimizle komşu olmasını temenni ederiz.

 

  

74 yaşında Hakka yürüyen Yaşar Kutlu'nun naaşı Ulucamiî'nden kaldırıldı. 

 

  

Merhum Yaşar Usta vefatından önce öğütlerle dolu bu çalışmayı yapmıştı.

 

Vefatına değin neredeyse hiç bir zaman yüzünden tebessümün eksik olmadığı Yaşar Kutlu (sağda)

 

  

Yaklaşık 30 senedir tabela yapmayan Yaşar Usta bizler için geçtiğimiz sene bir tabela yapmıştı.

 

Ve bitmesi nasip olmayan Gadir-i Hum tablosu. 

 

 

Ehlader HABER

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler