05 Temmuz 2022 Salı Saat:
20:59

Cüppeli Denilen Zat!

11-05-2022 17:03


 

 

 

 

 

 

 

Bismih-i Teâla

 

Cüppeli denilen Mahmut Ünlü şahsı ve benzeri densiz Emperyal çocuklarına, Emperyalist devletlerin ve bölge avenelerinin 2011 yılında Suriye’de direniş cephesine karşı, İslam coğrafyasını Siyonistlere peşkeş çekme ve teslim etme adına, milyonlarca insanın ölümüne, yaralanmasına ve ülkenin yıkımına sebep olan, hadsiz ve ahlaksız saldırılarda batıl saflarından yana büyük beklenti içinde olanlara, on yılın sonunda batıl cephesine vurulan büyük darbe ve yaşatılan rezil ve onursuz mağlubiyet ağır gelecektir ki; Şia’ya karşı hadsizce saldırganlıkları artmış durumdadır.

 

Suriye’de Emperyalist, Siyonist, Vahhabi ve bölge avenelerinin eğitip besledikleri Tekfirci terör akımlarıyla yürütülen ahlaksız saldırılar ve işlenen katliam ve cinayetler süresinde her fırsatta Şia’ya lanet okuyarak etrafındaki avenelerine ‘âmin’ dedirten Cübbeli denilen bu ucube yaratık, bütün iftira ve fitnelerine doymamış ki, daha da ileri giderek Şia’nın itikadi içtihat ve fetva değerlerine saldırılmıştır.

 

En son hezeyanlarında Türkiye’deki Şia toplumunu ve başta İstanbul Halkalı Zeynebiye camiası ve değerli âlimi Hacı Şeyh Selahattin Ağayı, bir Şia âlimini adıyla hedef göstererek saldırmıştır. Öncelikle bu zatın hadsiz saldırganlığını şiddetle kınıyorum.

 

Aslında bu yazımın muhatabının Cüppeli denen şahıs ve onun gibilerin olmadığının bilinmesini isterim. Ona ve onun gibilerine cevap verme gereği duymak kendi konumumuza acizlik olur.

 

Ama buradan bu ucube şahısa arka veren onu ve onun gibilerini, biz Türkiye’li Şia toplumuna saldırıda bulunduranlaradır.

 

Bilinmelidir ki küresel dünyada yaşayan toplumların her bir kitlesi inanç ve itikadi olarak belirli merkezlere bağlı oldukları aşikârdır. Müslüman toplumların iki itikada sahip oldukları unutulmamalıdır.

 

Şia ve Ehl-i Sünnet

 

Şiî; Ehl-i Beyt’e ve Oniki İmam’ın imamet ve velayetine inanan Müslümanlardır.

Sünnî; Ehl-i Sünnet Dört Halife’yi kabul edip, Ehl-i Beyt’i ve Oniki İmam’ın imamet ve velayetini kabul etmeyen Müslümanlardır.

 

İslam tarihinde 36 mezhep ve birçok tarikatın var olduğu hesaplandığında bunların hepsinin bir ülkede yaşamadığı gayet doğaldır.

 

Sadece Türkiye’de birçok tarikatın ve dört mezhepten (Ehl-i Sünnet olarak) iki mezhep (Hanefi ve Şafii) mensubunun yaşadığı gerçeği varken, Türkiye’de ki Şia’nın inanç (Caferî mezhebi) fetvasını İran’ın Kum kentinden alarak Türkiye için tehlikeli gören bu ucube zihniyete soruyorum; siz Hanefi ve Şafii inanç fetvalarını kimden ve nerden alıyorsunuz?

 

İmam A’zam ve İmam Şafii Türk mü ve Türkiye’de mi yaşamışlar ve fetvalar Türkiye’nin hangi ilim ve medrese merkezinde ve üniversitesinde verilmiştir ve uygulanmaya konulmuştur. Öteki mezhep imamlarını söylemiyorum bile.

 

Oysa ait olduğunuz Hanefi mezhep liderinin (İmam A’zam’ın) bir İranlı olduğunu çok iyi biliyorsunuz. Oysa bunu halkınızdan hep gizlediniz ve gizliyorsunuz. Çünkü sizde İran komplesi vardır.

 

Bu ucube zatlara madem Şia İran’dan fetva alıyor ve tehlike arz ediyorsa peki, siz nerden aldınız da vatan sevdalısı oldunuz.

 

Evet, bunu gizlemek mektebe ihanet olur. Biz Türkiyeli Şia’lar İran Kum ve Irak Necef İlim Havza merkezine itikadımızın fıkhı gereği bağlıyız. Yani dini hüküm fetvalarımızı Merce’iyet yani ictihad sahibi müctehidlerin fetvasından alıyoruz, İran’ın Kum ve Irak’ın Necef İlim Havzası merkezindeki müctehidlerden fetva almakla biz İran’lı ve Irak’lı mı oluyoruz?

 

Tıpkı Ehl-i Sünnet’in bir kısmının Mısır’da Kahire el-Ezher Üniversitesi ve Suudi Arabistan’dan aldığı gibi. O zaman sizler Mısırlı ve Arabistanlı mı oluyorsunuz?

 

Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin dini inancın amellerini yerine getirmek için fetvalarını yurtdışından alırken ülke tehlikede olmuyor ama Şia, dini inancın amellerini yerine getirmek için müctehidlerin fetvasına göre amel etmesi ülke için tehlike mi arz ediyor?

 

Cüppeli gibilerin derdi gerçekten ülke tehlikesi midir? Asla değildir!

 

Onların derdi Şia Mektebi ve Velayettir.

 

Bu malum zat bu cesareti nerden alıp haddini aşarak, hak bir mektebe ve ait olduğu toplumuna saldırıyor.

 

Aslında bunların derdi Cemel, Nehrivan, Siffeyn ve Kerbela savaşlarında, kendilerinin (gerçek Ehl-i Sünnet kardeşlerimizi tenzih ediyorum, bu gibilerin amacı yarattıkları fitneleriyle ümmet arasına tefrika salmaktır, asla başarmayacaklardır) ait olduğu batıl cephenin, İmam Ali ve İmam Hüseyin (as) karşısında neden istedikleri gibi zafere ulaşamadıklarının acısını çıkarmaktır.

 

Ben bu kısa bilgiyi, değerli Şia ve Ehl-i Sünnet kardeşlerimizi bilgilendirme amaçlı aktarmak istedim.

 

Bilinmelidir ki bu gibi ucubelerin tarih boyu saldırganlıkları, iftiraları ve fitneleri asla bitmemiştir ve bitmeyecektir.

 

Allah insanı batılın ve onun bunun sözcülüğü yapma acizliğine düşürmesin.

 

Elbet bu düşmanlığın, müminlere atılan iftiranın ve Şia ve Ehl-i Sünnet Müslümanların arasına salınmak istenen fitnenin bir bedeli olacaktır. Allah bunun hesabını adalet terazisinde muhakkak ödetecektir.

 

“Zalim ve Fitneciler için yaşasın cehennem!”

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • istemi yabgu    28-05-2022 16:51

    https://twitter.com/islambol_sitan/status/1337837518503473154 bu zayıf ve fasık şahıs medyada gözardı edilse de kendi cemaati tarafından ekseriyetle dışlanmıştır. Cübbeliyle kavgalı üç imamın faili meçhul cinayete kurban olması ardından cübbelinin medya da popülarize olması cemaati dörde bölmüştür. beşinci kol faaliyeti yürüttüğü aşikar olan ve kendi cemaati tarafından dışlanan ,internet üzerinden cahil insanları kandırmaya çalışan bu şahsın amacı tefrika ve bozgunculuktur.