05 Temmuz 2022 Salı Saat:
21:25
11-02-2022
  

Cübbeli Yine Üzdü..

Caferilere yönelik basılmış olan Caferî ilmihali Diyanet tarafından hükümet için çok tehlikelidir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

 

 

بسم الله الرحمن الرحیم

 

 

Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün -ki şahsiyeti herkes tarafından malumdur- Caferî fıkhı ve hak mezhep Oniki İmam Şia’sı aleyhine iftira ve tefrika dolu sözleri Ehl-i Beyt aşığı Müslümanları derinden üzmüştür.

 

Bu konuda bir kaç satırı Allah’ın izniyle paylaşmak istemekteyiz.

 

Cübbeli diyor ki:

 

“Caferilere yönelik basılmış olan Caferî ilmihali Diyanet tarafından hükümet için çok tehlikelidir.”

 

Cübbeli, Diyanet tarafından Caferî fıkhını anlatan bir kitabın basılmasından vahşete düşmüştür. Bu içeriği de Ehl-i Beyt (a.s) ve İmam Cafer Sadık’ın (a.s) buyruklarından alınmıştır. Bu düşünceyle kendi kafasınca devleti harekete geçirmeye çalışıyor ve Twitter’da böyle bir kitabın basımının tehlikeli ve devletin zararına olduğunu savunmaktadır.

 

Öyle bir şekilde konuşuyor ki; sanki Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletinin sahibi ve sorumlusu odur.

 

Türkiye’de milyonlarca kişi Ehl-i Beyt’in (a.s) imamet ve velayetine uyarak Caferî itikadında yaşamaktadır.

 

Bununla birlikte Caferiler, Ehl-i Sünnet ve Aleviler’in de Ehl-i Beyt’e yönelik asırlardır süregelen bir muhabbet ve sevgileri vardır.

 

Birlikte bu güzel memlekette yaşamaktalar, birbirlerine kız alıp-vererek akrabalık bağları kurmaktalar. Asırlardır iç içe yaşamışlar ve asla bir husumet oluşmamıştır.

 

Ayrıca Caferî Mezhebi, Türk kanunlarına göre beşinci resmi mezhep olarak kabul görmektedir. Hepimiz tek bir din yani İslam, tek bir Peygamber Hazret-i Resulullah (s.a.a) ve tek bir kitaba yani Kur’an’a inanarak yaşamaktayız ve tek bir kıble yani Kâbe’ye doğru da ibadetimizi etmekteyiz. Yine birçok konu ortak inancımız olarak bulunmaktadır.

 

Eğer Ehl-i Beyt’in (a.s) Hazret-i Resulullah’tan (s.a.a) sonraki velayetleri ve imametleri konusu ve Hulefa-i Raşidin konusunda görüş farklılıkları da varsa, mezhep âlimleri bu konuları kendi aralarında vahdeti koruyarak, delilleriyle birlikte konuşmakta ve kendi görüşlerini birbirlerine iletmektedirler. Karşılıklı saygı çerçevesinde olunca da bu farklı görüşler tefrikaya, düşmanlığa, ya da mezhepsel çatışmalara sebep olmamaktadır.

 

Ne yazık bazı kimseler Siyonistlere ve Vahhabilere uyarak Şia ve Ehl-i Sünnet’in aleyhine çalışmaktadırlar. Müslümanlar arasında tefrikanın oluşmasına sebep olmaktadırlar. Temelinde Ehl-i Beyt ve İmam Cafer Sadık sevgisi bulunan halk ve hükümetin bu küstahça tavırların önüne geçmeleri ve Müslümanlar içinde daha çok tefrika ve husumetin oluşmasının önünü almalıdırlar.

 

Biz Cübbeli’yi kendisini muhatap alacak ve münazara edecek bir derecede görmüyoruz. Ama temelinde Ehl-i Beyt sevgisi bulunan bu topluma tefrika tohumları ekmeye çalışan ister Vahhabi zihniyeti olsun, ister bazı tarikatlar olsun gerekli cevabın verilmesini bir sorumluluk bilmekteyiz.

 

Kur’an’ın da emri olan Ehl-i Beyt sevgisi (Şura/23) tüm Müslüman ülkelerde Müslüman ulema tarafından açıklanmakta ve anlatılmaktadır. O yüce şahsiyetlerin görüşleri ilk etapta kabul gören görüşlerdir. Hiçbir hükümet Ehl-i Beyt fıkhına karşı çıkmamış ve bu doğrultuda çeşitli kitaplar da yazılmıştır. İslam ilimleri merkezi sayılan Mısır el-Ezher Üniversite’sinin de bu konuya özel bir teveccühü vardır. Binlerce makale ve kitap Ehl-i Beyt ve İmam Cafer Sadık hadislerine dayanarak yazılmış ve basılmıştır. Özellikle de Caferî fıkhı üzerine meşhur bir fetva da vardır ki işaret edilecektir.

 

İmam Cafer Sadık’ın ve Caferî fıkhına tüm İslam âlemi ulemasının muhtaç olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Bu yeni bir konu değil ki Cübbeli bu kadar vahşete düşmüştür ve hatta hükümeti göreve çağırıyor. Bu konu tüm İslam uleması tarafından kabul görmektedir. El-Ezher Üniversitesi ve özellikle Şeyh Mahmut Şeltut (1893-1963) Caferî fıkhını İslam ümmeti içindeki en muteber fıkıhlardan biri olarak bilmektedir.

 

Mahmut Şeltut’un fetvası şöyledir:

 

“Oniki İmam Mezhebi olarak meşhur olan Caferî Mezhebi diğer Ehl-i Sünnet mezheplerinde olduğu gibi tabi olunabilecek ve şeriata uygun bir mezheptir. Müslümanların bu konuyu bilmeleri, yersiz taassuptan kaçınmaları ve belli bir mezhebi tek mezhep gibi savunmaları doğru değildir. Allah’ın dini ve şeriatı tek bir mezhebe tabi ve sınırlı değildir. Kim içtihat makamına ulaşır ve müçtehit olursa Allah katında amel ve görüşleri kabul olacaktır. Görüş ve içtihat gücüne sahip olmayan herkes de ona tabi olabilir ve ona taklit edebilir. Onun söylediği fıkhi hükümlere göre de hareket edebilir. Bu konuda ibadet ya da alışveriş hükümlerinde fark yoktur.”

 

  

Şeyh Mahmut Şeltut'un Tarihi Fetvası

 

Ayrıca 2011 yılında Emin b. Salih Heran el-Haddad tarafından yazılmış ve basılmış olan ‘Fıkhu’l Al’ adlı tez Ehl-i Sünnet ve Şia ulemasının dikkatini çekmiştir. Bu kitaba birçok övücü görüşler yazılmış ve yazarına teşekkür edilmiştir. Bu kitapta Ehl-i Sünnet’in İmam Cafer Sadık fıkhından alınmış olan birçok fetvaya işaret edilmiştir. Bu da Şia’nın açıkladığı fıkhın kendisidir. Bu da Ehl-i Beyt ve İmam Cafer Sadık fıkhının diğer görüşlerin üzerinde olduğunu ve Ehl-i Sünnet ve Şia’nın bu fıkıhla fetva verdiğini açık ve net bir şekilde söylemektedir.

 

Şimdi Cübbeli ve hemfikirleri Caferî fıkhının yaygınlaştırılmasının tedirginliğine düşmüşler. Bu sadece bir bahanedir. Cübbeli Ehl-i Beyt ve İmam Cafer Sadık fıkhının yaygınlaşmasından korkmaktadır. Çünkü bu Hazret-i Resulullah’ın (s.a.a) direkt emridir. ‘Benden sonra iki ağır emanet olan Kur’an ve Ehl-i Beyt’ime sığının’ diye buyurmuştur.[1]

 

Cabir b. Abdullah Ensarî’den nakledilmiş olan sahih hadise göre de Ehl-i Beyt imamları on iki kişidir ve onlara müracaat etmek Hazret-i Resulullah’ın (s.a.a) ve Kur’an’ın emridir.[2]

 

Fıkhu’l Al / Emin b. Salih Heran el-Haddad

 

Bu kitaba yazılmış olan takrirlerden birini de Suriyeli Ehl-i Sünnet müftüsü ve ayrıca Nakşibendî tarikatı şeyhlerinden Recep Deib’dir. Yazısında şöyle diyor:

 

“Peygamber’in (s.a.a) Ehl-i Beyti fıkhî bir mektebe sahip olmaya diğer âlimlerden daha layık oldukları üzerine hiçbir şüphe ve terdit bulunmamaktadır. Çünkü onlar Peygamber ağacının meyveleridirler. Ataları ilim şehri ve babaları ise ilim şehrinin kapısıdır. Peygamber ailesinin başına getirilmiş olan olaylar ve sıkıntılar, Abbasilerin diğer fıkıhlara önem vermesi, Ehl-i Beyt fıkhının yazılmadığı manasını getirmez. Hatta Ehl-i Sünnetin kendisi de itiraflarında fıkıhlarını Ehl-i Beyt’ten aldıklarını söylemektedirler. Kendilerine Ehl-i Sünnet diyorlar ve unutmayalım ki Peygamberin fıkhına ulaşmanın yolu Ehl-i Beyt fıkhıdır. Ehl-i Beyt fıkhı, Ehl-i Sünnet fıkhının vazgeçilmez temelidir. İmam Ebu Hanife ve İmam Malik’in kendileri İmam Cafer Sadık’ın talebeleridirler. Tüm ihtilaflara rağmen Ehl-i Beyt fıkhı sahih bir yolla ele geçirilirse diğer tüm fıkıhlara üstünlüğü vardır.

Tüm Müslümanlar Hazret-i Resulullah (s.a.a) tarafından Ehl-i Beyt fıkhına davet edilmiştir. Kur’an’a tabi olmamız emredildiği gibi Peygamber ve Ehl-i Beyt’ine de tabi olmamız emredilmiştir.” Receb DİB.

 

Dr. Receb Deib

 

Ürdün Ehl-i Sünnet büyük âlimlerinden Dr. Addab b. Mahmud Huş da bu kitaba yazdığı takrirde Sakaleyn hadisine işaret etmiştir. Ehl-i Beyt fıkıh ve hadislerini bizlere ulaştıran bu kitabın okunmasını da tavsiye etmiştir.

 

Dr. Addab b. Mahmud Huş

 

Bu kitap Ehl-i Beyt ve İmam Cafer Sadık fıkhı ve ilmi konusunda yazılmış olan tek kitap değildir.

 

İnsafı elden bırakmayan birçok Ehl-i Sünnet âlimi de bu konuya işaret etmekteler ve Ehl-i Beyt İmamlarının ilmi ve manevi boyutlarına vurgu yapmaktadırlar. Ehl-i Beyt imamlarının hiçbir şekilde öğretmenleri olmadığı gibi onlar Ehl-i Sünnet imamlarının öğretmenleri olmuşlardır. Masum imamlar Velayet nurunun bereketiyle Müslümanların hak imamlarıydılar. Tüm ülkelerde ve özellikle Türkiye’de masum imamlara özel bir saygı ve hürmet vardır.

 

Bunun için de Türkiye ve dışındaki tüm İslam âlimlerinin üzerine farzdır ki Cübbeli ve hemfikirlerinin Peygamber minberine yaslanarak İmam Cafer Sadık fıkhına hakareti ve iftiralarının önü alınması için çaba göstersinler.

 

Bu konu ve hassasiyetine ve Ehl-i Beyt ilminin Şia ve Ehl-i Sünnet uleması nezdindeki konumuna dayanarak Müslümanlar içinde tefrika salmaya çalışan ve kendilerini âlim olarak gösteren bu zihniyetlerin önü alınmalıdır. Hem devletin hem milletin hem diyanetin ve hem de tüm âlimlerin Ehl-i Beyt’e karşı olan muhabbet ve sevgilerine dayanarak dini hassasiyetlerini göstermeli ve bu türde tefrika ve şüphe zihniyetinin önü ciddiyetle alınmalıdır.

 

Cübbeli şunu bilmelidir ki; Şia ve Caferî Mektebi Ehl-i Beyt ve masum imamların mektebidir.

 

Allah hepimizi doğru yola hidayet etsin..

 

Kur’an, Resulullah ve Ehl-i Beyt’in ilmini ülkemize nasip etsin.

 

Amin

 

M.R.A

 

 

 

 

 


[1] Sahih-i Muslim. C. 4. S. 1873.

[2]Sahih-i Muslim. Emirlik. 1-9. - Nisa 4/59

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler