14 Mayıs 2021 Cuma Saat:
19:52

Bir Feryat

11-04-2021 14:08


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir kadın feryadı duyuyordu!

 

"Yavrumu ne olur öldürme!" diye. Ne olduğunu anlamaya çalıştı. Ve gördü ki bir cahiliye adeti daha?

 

Utanç duyulan evlatların, bebelerin diri diri gömülmesi.

 

Babanın kalbine dokundu. Merhamet ışığını yaktı içinde.

 

Bebeği ölümden, babayı zulümden kurtardı...

 

Bela yağmuru gibi gözyaşı dökerek,  küçücük bebesi İbrahim’i toprağa verdi o Resül!

 

...

 

Fakirlik her zaman olduğu gibi o zaman da vardı. Kiminin imanı fakir, kiminin aklı, kiminin de malı.

 

Bir gün bir adam geldi.

 

- 'la' dedi.

 

Ona bir ayet okudu;

 

"Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır.  Allah her şeyi kuşatmıştır."[1]

 

Bir gün bir çocuk geldi.

 

- 'yok' dedi.

 

Çıkardı gömleğini verdi.  Cebrail, ona bir ayet okudu;

 

"Elini bağlayıp boynuna asma ve ya büsbütün açma; sonra üzülüp açıkta kalırsın."[2]

 

Kendi hırkasını yamardı ama yamalı hırka ile gezene dayanamazdı!

 

Ona türlü hakaretler ettiler. O kadar çok olay yaşadı ki zulüm adına, hakaret adına. Yine de misli ile karşılık vermedi.

 

Aksine dua etti onlara;

 

"Allah'ım sen bunları bağışla, onları ıslah et!" diye.

 

Sonra..

 

Sonra ne mi oldu?

 

Allah onu sevenleri bağışladı ama düşmanlarının ateşini artırdı.

 

Sonra..

 

Sonra ne mi oldu?

 

Allah, onun düşmanlarını fitne yaptı Müslümanları sınadı.

 

Ne yazık ki o Müslümanlar sınavdan kaldı ve hala da kalıyor.

 

Çünkü o duadan sonra o müşrikler, iktidar sahibi oldular. Dini tahrip etmeye çalıştılar, sapıttılar ve saptırdılar.

 

O babalarını kurtardığı müşrik çocukları, Al-i Muhammed’e zulumler yaptılar,  onun başına işkembe döken, küfürler eden kişilerin çocukları bu sefer de onun çocuklarına aynısını yaptılar.

 

Minberlerde yıllarca Âl-i Muhammed’e küfürler ettiler ve buna sünnet dediler.

 

...

 

Savaşlar oluyordu. Müşrikler, kâfirler sürekli saldırıyor fesat çıkarıyorlardı.

 

Ama her zaman zafer Allah’ındır.

 

Savaşlarda galip gelen O ve taraftarlarıydı.

 

Esirler alınıyor, kâfirler öldürülüyordu. O para verip, söz verip; müşrikleri ve kâfirleri öldürmüyor aksine onları annelerine, babalarına, evlatlarına bağışlıyordu.

 

Çocuklar babasız kalmasın diye uğraşıyordu. Başına, kendi ailesinin başına gelecekleri bildiği halde!

 

Kâfir olmalarına rağmen soykırım yapmıyor yaşatmaya çalışıyordu.

 

Ama onun evlatlarına,  kızlarına,  torunlarına ve tüm ailesine soykırım yaptılar.

 

Meydanlarda aç-susuz, parça parça doğranarak tüm aile erkelerini çocuk bebek demeden katlettiler.  Kızlarını esir ettiler, zincirler ile bağlayıp kırbaçlar ile döverek.

 

Babasını kurtardığı o müşriklerin çocukları tarafından!

 

...

 

Mümin odur ki yanar ama yakmaz!

 

Neler ettiler ona ve neler yaşattılar. Hem ona hem ailesine.

 

Bir de bunlara rağmen bu zamana ‘asr-ı saâdet’ dediler.

 

Şimdi size, kendinize sorun diye bir kaç sorum olacak;

 

Allah Resulü o Kur’an’daki metaforları yaşasaydı eğer,

 

- İsa Mesih! gibi diriltir, bebesi İbrahim’i ağlaya ağlaya toprağın bağrına vermezdi.

 

- Kral Süleyman gibi rüzgârları kullanır, çöllerde ayakları yanarak, güneşten kavrularak ve bir de yanındaki korkan arkadaşını teselli etmekle uğraşmaz, mağaraya saklanmazdı düşmandan uzaklaşmaya çalışırken.

 

- Hazret-i Musa gibi parmaklarından pınarlar akıtıp tüm ordusunu sulardı, kızgın çölde su kuyuları açmak için uğraşmaz, kuyu yanlarına mevzi hazırlamazdı.

 

- İffet timsali Meryem gibi gökten ona da sofra iner, savaşlarda ve yoklukta karnına taş bağlamazdı!!!

 

Allah'ın kendi resulü ile derdi neydi ki en büyük cefayı ona verdi?

 

Ya da biz neyi görmedik ve yanlış anladık?

 

Mümin odur ki; çeker ama çektirmez!

 

Herkes gününü gün etti ama o gülemedi. Ne kendi için ne bizim için.  Aksine hep ağladı, hem ailesi için hem de bizim için.

 

Mümin odur ki; sevdiğini anlamak için onun gibi yaşar, onun gibi düşünür, onun gibi sevinir ve onun gibi üzülür. Yoksa sevgi ve bağlılık kavramı bizim yaşadığımız gibi bir şey değildir.

 

Zaten mümin bu değildir. 

 

Hissedin sevdiğinizi, aklı ile kalbi ile ruhu ile.

 

Kılıp kurtulmak namaz değildir.

 

Ezan ile yemeğe dalmak oruç değildir.

 

Bozuk paraları vermek sadaka değildir.

 

Yılda 30 lira zekât değildir. 

 

Mümin odur ki hakikati arzular...

 

 

 

 

 

 

 


[1] Nisâ/126

[2] İsrâ/29

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !