23 Ekim 2021 Cumartesi Saat:
20:51

Bedene Her Gelen Kabul Edilir mi?

12-04-2021 11:09


 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

Âlem yaratıldığında saf ve temiz bir yer idi. Dünya yemyeşil ormanların, masmavi denizlerin, uçsuz bucaksız çöllerin, buzulların kısacası var olan ne varsa her bir zerresi dokunulmamış, ayak basılmamış, güzellikleri elinden alınmamış, tüm düzeninin, dengenin yerinde olduğu bir hal üzere idi.

 

Hz. Âdem ile başladı hikâyeler. İlk kötülük tohumları Habil ve Kabil ile yeryüzüne iniverdi. Ve ardı arkası kesilmeyen bir silsile halinde günümüze değin artarak ve artarak geldi. Kimdi bunun müsebbibi, suçlamamız gereken kimdi? Allah güzelliklerle dünyayı bize eşsiz bir hal ile teslim ettiğine göre bu dengeyi bozan kimdi?

 

İnsan, 7 göbek ailesinden etkileniyor değil mi? O zaman bu konu üzerinde uzun uzadıya düşünmemiz gerekir. Hepsinden bize düşen bir pay var idi. Kâh küçük, kâh büyük! Bizden de sonra ki nesle olumlu, olumsuz bir aktarım olacaktı. Peki, insan ne yapmalıydı? Burada nasıl bir etki bırakmalıydı? Gelen bu olumsuz verileri nasıl düzeltebilirdi? Gelecek nesillerine nasıl güzellikler bırakabilirdi? Aktarabilirdi?

 

Duru bir su düşünelim. Misal bir gölet.  Çıkış yolu olmayan bir alanın içerisine sıkışıp kalmış sağdan soldan gelen taşları, yaprakları, çevresel atıkları, ölü balıkların kalıntılarını, olumlu olumsuz duyguları, pozitif veya negatif enerjilerini ayıklayamayan durağın bir su. İçerisine aldığı herhangi bir veriyi akıtamayan veyahut aktaramayan, kendini tazeleyip yenileyemeyen bir su birikintisi.

 

Dışarıdan baktığımızda belki kokusundan rahatsız olduğumuz, görüntüsünden keyif almadığımız, renginin hoşnutsuzlaştığı, baktığımızda insanın içini karartan bir görünüme bürünmüş, belki de yanı başımızda her gün yolumuzun geçmesi gerektiği yerde olmasına rağmen yolumuzu değiştirip görmek istemediğimiz bir hale gelmiştir. Bu süreç zamanla ilerler. İlk zamanlar belki sabah yanından geçeriz alışkanlık vardır, görmek isteriz. Akşam başka yolu seçeriz. Derken zamanla mesafe gitgide açılır. Hiç görmek istemez hale geliriz. Ve açtığımız o aralık kapanmayacak mesafelere dönüşür. Uzayıp gider.

 

İnsan bedeni de dışkı, sümük, meni, idrar, gözyaşı, ter halinde atıklar çıkaran bir yapıdır.

 

İmam Ali diyor:

 

“Şaşarım o insana (böbürlendiği için şaşmakta) evveli de necis (meni) sonu da (murdar/ceset) Ne diye büyüklük taslarsın..”

 

Biz anne baba olarak bu atıkların ne mana ile bedenimizden çıkışlarını kavrayıp ailemizden, yaşadığımız, yetiştiğimiz ortamın verilerini tazelemeden, değişikliğe uğratmadan, her geleni her bilgiyi kabul veya reddeden bir üslupla, kendimizi tanıma yolculuğuna çıkmadan hareket edersek evlatlarımıza da aynı mirası bırakmış olacağız. İnsan yaradılışı itibari ile değişmeye mahkûmdur. İnsanın yaşadığı en eşsiz mahkûmiyette değişime mahkûm olmasıdır. Değişim, tazelenme, yenilenme, öğrenme insan bedeninin hiç durmadan uyguladığı bir yolculuktur. Hücrelerimiz sürekli kendini yeniler, tazeler. Yenilemeyen hücreler hastalıklar üretir ve çürür.

 

İnsan bedeninin %70’i sudur. İnsan sağlıklı bir beden, sağlıklı hücreler ile donanabilmesi için günlük 2,5 lt suyu bedeninden çıkarmalıdır. Terleyerek, idrara çıkarak vs vs. Bu nedenledir ki bizim çıkan suların yerini bedenimize taze sular ile doldurmamız gerekir. Akış sağlandıkça insan bedeni kendini tazeler, yeniler. Olumsuz, negatif, kalabalık, gereksiz bilgiler ve bedeni rahatsız eden besinler, sıvılar bedenden bu şekilde kendini çıkarır.

 

Akış ya da çıkış olmadığı zaman vücutta ödem oluşmaya başlar. Hastalıklar, halsizlikler, yorgunluklar, öfke nöbetleri, ruhsal bozukluklar vs vs..  İnsan birkaç gün büyük veya küçük abdestine çıkmadığında yaşadığı o sancılı ruh halini bir düşünün. Karın ağrıları, mide bulantıları, şişkinlikler, keyifsiz bir ruh hali. Beden tazelenmediğinde halimiz olumsuzluklarla dolup taşar.

 

İnsan temizlenmeli, tazelenmeli. İnsan bedeni temizlenmeli ve tazelenmeli.

 

 Ruhu, kalbi, aklı, fikri, zikri, hücreleri..

 

İnsan hiç durmadan yenilenip tazelenmeli. Kâh muhabbetle, kâh samimi niyetle. Bedenine aldığı her yiyecek, içecek, bilgi, sevgi, insan, düşünce, inanç, kültür ve Su özellikle Su ne ise hepsini ince eleyip sık dokumalı. Giriş sebeplerini bilmeli. Filtresinden geçirip o şekliyle kabulüne geçirmeli.

 

Su dedik özellikle Su!

 

Bedenimizin en önemli tazelenme unsuru Su’dur. Su hayattır. Bu bir yasadır. Su bizlere rahmet olarak gönderilmiştir. Yaşadığımız her alanda Su bizimledir. Bedenimizi sarmış sarmalamıştır.

 

Susuz bir gün düşünün. Suyun olmadığı haneler, şehirler, bedenler, tabiat, gökyüzü aklınıza gelen ne varsa suyunu bulmaya çalışalım. Evlerimizin duvarlarına bakalım. Çimentoları su ile macun kıvamına getirip odalarımızı birbirinden ayırmak için başladığı o yolculuğa gidelim. Hanelerimiz su ile dolu.

 

Zihinlerimizi şenlendiren kitaplarımıza bakalım. O doğanın mucizevi varlıkları ağaçlar… Su ile cana gelip, özünü su ile kuşatıp, bir çok işlemden geçip, baskıya girdiğinde üzerine yazılan her kelâmın o rengarenk harflere can katanı Su’dur..

 

Sofralarımızı bereketlendiren, meyveler, sebzeler, et ve süt ürünleri, denizlerimizin bereketi balıklar.. Her bir aşamaları su ile bütünleşir. Su domatese can olur, bir ineğin yavrusuna süt olur, denizde ki tüm canlı varlıklara oksijen olur.

 

Güzellik dileyene Can olur, Canan olur.. Olumsuzluklarla yoğrulana, kapan olur.

 

Dileyene rahmet, dileyene zahmet olur.

 

Su’yun bunca güzelliği yanında bir de bizim ona aktardığımız olumsuz hallere cevabı vardır.

 

Suyu hayattan çekersek geriye ne kalır.

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Ekber Haşimi    29-04-2021 14:51

    Su ile misal ve kıyas buyurdunuz bizleri; Su durunca bozulduğuna göre, bizler de aynı hükme tabi oluruz demek ki. O vakit asla durulmamamız gerekli. Monotonluk insanı çürütür o halde.

  • Rahime Şimşek    24-04-2021 13:34

    Her güzel şeyin başı temizlik değil mi zaten? bu ruh, bu vücut, bu âlem güzel kalsın istiyorsak; temizlememiz gerekmekte değil mi? öyle yalap şap, üstün körü, baştan sağma da değil. Köklü ve detaylı.

  • Mehmet Edebali   18-04-2021 22:00

    Haftasonu elimdeki tüm kitaplar bitti. internetten makale okumak istedim bu yazılar denk geldi. şifa gibiydi eyvallah size eyvallah.

  • Perihan Korkmaz   18-04-2021 15:36

    nasıl ki tüm devlet dairelerinde, önemli yerlerde vb. mekanlarda bir kaç güvenlik görevlisi var ve her geleni içeri kabul etmiyorlar işte bizim de her geleni kaul etmememiz lazım. Nasıl ki bedene her geleni kabul edersen tez vakitte iflas edeceği gibi ruhumuza da her geleni kabul etmememiz lazım gelir. ellerinize sağlık faydalı bir yazı idi benim için.

  • Aynur   17-04-2021 12:12

    Allah razı olsun bu da çok güzel bir yazı diğerleri gibi...

  • Misafir*   16-04-2021 13:18

    Tamam dengeyi bizim bozduğumuzu kabul ediyoruz ama taaaa yedi göbek önce yaşamış ailenin bize etkisini kabul etmiyorum. bu düpedüz adaletsizlik ve zülümdür

  • sümeyye nur aras   16-04-2021 11:00

    Yalnızca bedene her gelen değil, ruhada her gelen kabul edilmemeli bencce. emeğinize sağlık güzl bir yazı okudum sayenizde

  • Meryem Turan   14-04-2021 16:31

    kendini tazelemeyip, yenileyemeyen bir su birikintisi öyle kötü kötü kokarki, kokusunu alan ömür billah o kokuyu unutmaz. insan unutulup gitsin bu çok önemli değil, zaten ölmüş ve geride kalanların ne düşündüğü çok da ilgisini çekmez. önemli olan tazelenerek yeni yolculuğa devam etmek