19 Eylül 2021 Pazar Saat:
20:40
29-08-2013
  

Ayetullah Mer'aşi'nin Vefat Yıldönümü

Babam elinden geldiğince işlerini kendisi yapıyordu ve anneme karşı çok şefkatliydi...

Facebook da Paylaş

 

 
Ehlader Araştırma Bölümü
 
 
Babasının bereketli ömrünün yaklaşık 50 yılına şahit olan merhum Ayetullah Mer'eşi Necefi'nin büyük oğlu Hüccetü'l-İslam Ve'l-Müslimin Seyyid Mahmud Mer'eşi Necefi, ilim havzaları haber merkeziyle yaptığı söyleşide, o zahit ve rabbani âlimin hayatından birçok söylenmemişleri açıkladı.
 
Anne Babaya İyilik, Ayetullah Mer'eşi Necefi'nin Başarı Sırrı
 
Ayetullah Mer'eşi Necefi, anne babasına özel bir saygı gösterirdi; kendisi şöyle buyururdu:
"Annem beni babamı yemeğe çağırmam için gönderdiğinde, bazen babamın kitap okurken yorgunluktan uyuduğunu görürdüm. İçimden gelmiyordu uyandırmak. Uzanık ayaklarının altına yüzümü sürerdim uyanması için.
 
O halde uyandığı vakit benim için dua eder akıbetimin hayırlı olmasını isterdi. Ben başarılarımın birçoğunu anne babamın dualarına borçluyum."
 
Bir Kez Dahi Anneme Sinirlenmedi
 
Babam elinden geldiğince işlerini kendisi yapmaya çaba harcıyordu ve anneme karşı çok şefkatliydi. Bir kez olsun ona sinirlendiğini hatırlamıyorum.
 
Ev işlerinde anneme yardım eder, hastalandığı zaman yemek hazırlar ve yemeğin içine yeni bir şeyler katar ve şöyle derdi: "Gökten inen Allah emri mi ki yemek illa şöyle olacak.” Yemeğe başka şeyler katar ve çok lezzetli olurdu."
 
Misafiri Sandalyeye Oturttu Kendisi Yerde Oturdu
 
Misafire çok ihtiram gösterirdi. Bir gün Fransız filozof Henry Corbin'i ağırlayacaktı. Babam önceden onun için bir sandalye hazırlamıştı; fakat kendisi yerde oturdu; Henry Corbin saygıdan ötürü sandalyede oturmaktan kaçındı fakat babam şöyle buyurdu: "Sizler sandalyede oturmaya alışkınsınız, yerde oturmak sizin için zor olur, benim yanımda rahat olmanızı isterim." Ramazan ayı olduğu halde ona çay getirmek istedi ama Henry Corbin Ramazan ayı olduğunu ve çay getirmeye gerek olmadığını söyledi.
 
Merhum babam şöyle cevap verdi: "Misafiri ağırlama bizim için bir görevdir; siz misafir olduğunuz için bunun bir sakıncası yok." Onun Hıristiyan olduğuna işaret etmedi.
 
Fakir Körleri Ağırlama
 
Bir gün babamla birlikte Hacı Aga Keni adında bir âlimin evine gittik. Yaklaşık 15 fakir körün çay içip meyve yediklerini gördüm. Bir süre sonra bunlar için dışarıdan kebap geldi. Babam onlara hizmet ediyor, önlerine su, ayran koyuyordu. Onlar babamı tanımıyordu. Anladım ki onları babam ağırlamıştı fakat bunu başka bir yerde anlatmamamızı istedi.
 
Mezhepleri Yakınlaştırmanın Kurucusu
 
Babamın muhtelif ülkelerin Sünni ulemasıyla irtibatı vardı ve onlarla yazışıyordu. O sıralar Pehlevi rejimi şia ve Sünni arasında ihtilaf çıkarmayı körüklüyordu ve bu ortam altında Sünnilerle irtibatta olanlar, Sünniliğe meyilli olmakla suçlanıyordu. Bu ilişkileri o kadar yoğundu ki, kendisinin önemli Sünni şahsiyetlerden onlarca rivayet izni vardı.
 
Bu Cümle çok Anlamlı
 
şehit Mustafa Humeyni'nin de babamla samimi bir irtibatı vardı. Irak'tan kendisine gönderdiği bazı mektuplarda babama sevgili babam gibi hitaplar kullanırdı. şu anda elimizde olan mektuplardan birinde şöyle yazmıştır: "Sevgili babacığım! Siz al-i cenaplarından bir süredir mektup alamıyorum. Hasta olduğunuzdan endişeleniyorum… Babamla aranızda olan samimiyet eğer diğer Necef uleması arasında olsa, iş buraya varmazdı." Bu cümlenin çok anlamı var.
 
Babam Hz. Masume (s.a) Türbesinin Güvercini idi
 
Ayetullah Mer'eşi Necefi, Hz. Masume (s.a) türbesinin güvercini idi. 70 yıl her üç öğün namazını vaktinde türbede ikame etti ve Hz. Masume'nin (s.a) hadimi sayılırdı. Henüz türbe kapılarının açılmadığı bazı sabahlar, öylece kapının arkasında ibadet ve teheccüd ile meşgul olurdu. Hatta yoğun kar yağan kış aylarında küçük birer kürek ve süpürge yanında götürür ve türbe kapısının eşiğini süpürür ve türbenin kapısı açılana kadar oracıkta ibadete meşgul olurdu.
 
Türbenin hademeleri kendisinden türbeye teşrif etmek istedikleri zaman kapıları açmak için haber vermelerini istemişlerdi fakat babam "bunu yapmanıza gerek yok, türbenin kapısı ne zaman insanlar için açılırsa ben de o zaman türbeye girerim." Demişti.
 
Hiçbir Zaman Yabancı Elbise Giyinmedi
 
Asla yabancı elbise giymezdi ve terziye, yerli üretim kumaştan elbise dikmesini isterdi. O zamanlar İran'da düğme üretilmezdi ve terzi yabancı düğme kullanmıştı, babam terziden dantelle düğme yapmasını istemişti. Bu şekilde hazırlanan bir elbise örneği, kütüphanesinde mevcuttur.
 
Kerbela Toprağı İle Sigorta
 
Bu kütüphane yapıldığı zaman mimara şöyle dedi: Temeli kazıp beton dökmek istediğinizde bana haber verin. Babam teşrif etti ve temelin 4 bir köşesine Seyyidü'ş-şüheda (a.s) toprağı döktü. Oradakilerden biri bu işin hikmetini sordu. Buyurdular: "Ben bu yaptığımla kütüphaneye gelecek olanları, bu kütüphanedeki kitapları okuyarak inhirafa düşmelerine karşı sigortalıyorum."
 
Talebeler için yaptırdığı 4 medresede de aynısını yaptı ve bu medreselerde okuyan talebelerin pak imamların (a.s) yolundan ayrılmalarına karşı onları sigorta ettirdiğini buyurdu.
 
Seyyidü'ş-şüheda'nın Minberinden şifa Talebi
 
Ayetullah Mer'eşi'nin sevenlerinden biri Aga şehidi nakleder: "Bir gece kendisini lambayı yakmadan Hüseyniyeye girdiğini, karanlıkta dua ve yakarışla meşgul olduğunu gördüm. Bizim içeri girmemize izin vermedi. Gecikince durumunun iyi olmadığı hissine kapıldım ve içeri girdim. Pencereden içeri sızan zayıf bir ışığın altında Ayetullah Mer'eşi Necefi'nin gömleğini yukarı kaldırmış karnını Seyyidü'ş-şüheda minberine sürer halde gördüm. Kendisi içeri birisinin girdiğini anladı. Yakına gidip "Bir şeye ihtiyacınız var mı?" diye sordum. "Hayır, gelmiştim şifamı Seyyüdü'ş-şüheda'dan (a.s) alayım." Dedi.
 
Kendisi o gecenin sabahı ameliyat için Tahran'a gitti. Ameliyatın başarılı geçmesi ve şifa bulması için karnını minbere sürtmüştü.
 
Aga şehidi şöyle diyordu: "Kendisi, hayatta olduğu sürece bu olayı bir yerde nakletmemem konusunda benden taahhüt aldı."
 
Hz. Masume (s.a) Ziyaretçisinin Tellağı
 
O zamanlar evlerde banyo yaygın değildi ve halkın ekseriyeti umumi hamamlardan istifade ediyorlardı. Tellaklar da genellikle uzun sakallı ve saçları tıraşlı olurlardı. Bir gün Ayetullah Mer'eşi Necefi hamama gider. Ezkaza birkaç Isfahan'lı ziyaretçi hamamda yıkanıyorlardı. Kendisini tellak sanırlar. İçlerinden biri emri vaki bir şekilde şöyle der: "Tellak neden geciktin! Acelemiz var." Kendisi bir şey söylemeden onları keselemeye başlar. Onlardan biri "Usta, iyi keseleyemiyorsun!" der. O sırada asıl tellak gelir ve kendisini o halde görüp özür diler. O Isfahan'lı yanlışının farkına varır ve Ayetullah Mer'eşi Necefi'den özür diler. Ayetullah Mer'eşi şöyle der: "Hz. Masume'nin ziyaretçisisiniz, hiç sorun değil."
 
Ayetullah Mer'eşi'nin Sarhoş Genç İçin Mersiye Okuması
 
Ayetullah Mer'eşi Necefi bir gece tanıdıklardan birinin nikâh merasimine davet edilir ve merasim uzun sürer. Dönerken karanlıkta nara atan sarhoş bir gençle karşılaşır. Genç emri vakiiyle şöyle der: "Hoca nerden geliyorsun?" O da durumu anlatır; sarhoş genç der: "Hoca benim için mersiye oku!" O, burada minber ve ışık olmadığı için okuyamayacağını söyler. Genç yere eğilir ve der: "İşte bu da sandalye, otur omzumun üzerine." Babam diyordu: "Oturdum o sarhoş gencin omzuna, ya Eba Abdullah der demez başladı ağlamaya, öyle ki omuzları sarsılıyor ve beni de sarsıyordu. Onun ağlamasından öylesine müteessir oldum ki, bu şekilde devam ederse bayılacağını düşündüm ve mersiyeyi kısa kestim." "Hoca, niçin kısa kestin?" dedi. çşüdüğümü söyledim… Allah'a ısmarladık deyip ayrılmak istediğim de, şöyle dedi: "Benim gibi birinin sizi rahatsız etmemesi için sizi evinize kadar uğurlamalıyım."
 
Babam diyordu: "Bu olayın üzerinden iki üç hafta geçmişti. Hz. Masume mescidinin mihrabında oturmuştum. Gencin biri gelip elime ayağıma düşüp Hz. Masume'ye yemin verdirerek kendisini affetmemi istedi. Kendisini tanıttıktan sonra anladım ki o sarhoş genç. O geceden sonra tamamıyla değişmiş, tövbe etmiş ve cemaat namazına geliyordu."
 
Bu genç ömrünün sonuna kadar babamın cemaat namazlarının ilk safında yer aldı. Uzun bir sakalı vardı, takke ve aba giyerdi. Teheccüd ehli olmuştu. çldüğü zaman teşyi merasimi oldukça kalabalık oldu.
 
İngilizlerin Malımızı Götürmelerine İzin Vermem
 
Ayetullah Mer'eşi Necefi naklederdi: “Necef pazarından geçiyordum. Talebelerin bir mağazaya ha bire girip çıktığını gördüm. Ne olduğunu sorduğumda, "çlen âlimlerin kitapları burada açık artırmayla satılıyor." Dediler. İçeri girdim ve bir grubun toplandığını, birinin kitapları getirdiğini ve elinde açık artırma sopasıyla vurduğunu ve en yüksek rakamı verenin kitabı aldığını gördüm. Arabın biri elinde para kesesiyle oturmuş en yüksek rakamı vererek kitapları alıyor ve başkalarına fırsat tanımıyordu.
 
Onun Kazım adında Bağdat'taki İngiliz konsolosluğunun tellalı olduğunu, hafta boyunca kitapları satın aldığını ve Cuma günleri Bağdat'a götürüp İngilizlere vererek parasını aldığını ve tekrar dönüp kitap aldığını öğrendim.
 
Kendisi o günden sonra, İngilizlerin kitapları yağma edip içimizi boşaltmasına izin vermeyeceğine dair karar verir ve ondan sonra geceler ders ve mübahaseden sonra bir pirinç işleme atölyesinde çalışarak, yemek öğününden kısarak, isticar namazı ve orucu alarak para biriktirir ve kitapları toplamaya başlar.
 
Ceddime Andolsun Sana Beddua Ederim
 
Ayetullah Mer'eşi Necefi hiçbir zaman koruma kabul etmiyordu. Zamanın Kum emniyet müdürü İrani Bey, kendisinin haberi olmaksızın iki motorlu koruma memurunu görevlendirmişti. Bunu öğrenen Ayetullah Mer'eşi, İrani Beyi huzuruna çağırıp şöyle dedi: "Sen bu yaptığın işle benim Allah'a tevekkül etmemi engelliyorsun. Eğer bu korumaları almazsan, ceddime andolsun sana beddua ederim!" Ondan sonra İrani Bey korumaları geri çekti.
 
İmam-ı Zaman (a.f): Ayetullah Mer'eşi Necefi Bizdendir
 
Ayetullah Behcet, babamın taziye ve hatim meclislerine katılıyordu. Babamın yedisinden sonra Ayetullah Behcet'in huzuruna vardık. Buyurdular: “Allah velilerinden biri Hz. Veliyy-i Asr'a (a.f) tevessül ederek Ayetullah Mer'eşi Necefi hususunda sorar.” (Daha sonra o velinin Ayetullah Behcet olduğunu anladık) Birkaç gece sonra Hz. Veliyy-i Asr (a.f) perde gerisinden Ayetullah Behcet'e buyurdular: “O, (Ayetullah Mer'eşi Necefi) bizdendir.” Yine açıklama istemişti. Tekrar Hazret buyurdu: “O bizdendir.” Ayetullah Behcet bize buyurdular: “Size müjdeler olsun ki böyle bir babanız var.”
 
Perdelerin Birçoğu Ayetullah Mer'eşi'ye Kalkmıştı!
 
çmrünün son yıllarında hastaydı ve şu anda hayatta olan Efşari Bey adında bir doktor her gün öğleden sonraları onu muayene ederdi.
 
Doktor şöyle diyordu: "Bir gün üzerime gusül abdesti farz olmuştu. Evde banyo olmadığı için kendi kendime, Ayetullah Mer'eşi'yi muayene ettikten sonra hamama giderim dedim ve huzuruna vardım. Tansiyon aletini koluna bağlamak isterken "Doktor bey kalsın. Bundan sonra bana temiz halde gel." Dedi.
 
Fatımi Niya Bey geçen yıl Ayetullah Mer'eşi Necefi'nin hatim meclisinde bu olayı nakletti ve "Bu kişi belki de şu an aramızdadır." Dedi. Efşari Bey ayağa kalktı ve "Evet ben buradayım." Dedi. Orada bulunanlar çok duygulandılar ve başladılar ağlamaya.
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler