17 Ağustos 2022 Çarşamba Saat:
00:34
28-06-2022
  

Ahir Zamanın İki Kurtarıcısı (II. Bölüm)

Ahir Zamanın İki Kurtarıcısı (II. Bölüm)

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

İsmail Himmetî
Toronto / 2015


Tercüme: Ali Rıza Akbulut

 

 

 

 

 

Acaba İki Vaat Edilmiş Yahya ve Mesih midir?

Belki bazıları Zekeriya ve Malaki'de bahsedilen iki vaat edilmişten maksadın Yahya (a.s) ve Mesih (a.s) olduğunu iddia edebilirler. Matta 11:10 ve Luka 7:27'de yazıldığına esasen, "Yahya, Mesih'in yolunun hazırlayıcısıydı" binaenaleyh Zekeriya ve Malaki'deki kehanet Yahya ve Mesih'te yerini bulmuştur.

 

Bu iddianın bir kaç itirazı vardır ki aşağıda özetle açıklanacaktır:


Birinci Tenkit:

 

Eğer böyle olmuş olsaydı şimdi onların cihanşümul hükumetine tanıklık ediyor olmalıydık. Zira Malaki 2:3'te okuyoruz ki: (Eski tercüme): "fakat kimdir onun geleceği güne tahammül gösterebilen? Ve kimdir onun zuhuru zamanında ayakta durabilen? Zira o demircinin ateşi ve temizleyici sabun gibi olacaktır"


Yine Zekeriya 6:13'te: "Bunun üzerine o Allah'ın tapınağını inşa edecek, yüceliği yüklenecektir ve onun kürsüsüne oturarak hükümranlık edecektir. Kürsüsünün üzerinde bir kâhin olacaktır ve selametlik şurası her ikisi arasında bulunacaktır."

 

Bu ifadelerde hükumet konusu vurgulanmıştır ve hâkim bir kâhinle beraber olacaktır.


Hâlbuki böyle bir şeyden ne Hz. Mesih'in (a.s) hayatında anlatılmış, ne de Hz. Yahya'nın. Aksine Mesih'in Pilatus tarafından mahkeme edilişinde (Yuhanna İncili 18:28-38'de dediği üzere) okuyoruz ki; Mesih Yahudilerin ithamlarını reddediyor. Pilatus iki kez: acaba sen padişah mısın? diye soruyor. Mesih ise cevaben diyor ki: benim padişahlığım bu dünyadan değildir. Eğer padişahlığım bu dünyadan olsaydı hizmetçilerim Yahudilere teslim olmamam için savaşırdı. Binaenaleyh[1]benim padişahlığım bu dünyadan değildir. Mesih bu mahkemede risaletindeki görevi Ahmed'e şahitlik olarak yorumluyor ki tercümeler bunu "doğruluk" olarak çeviriyorlar.

İkinci Tenkit:

 

Hz. Mesih ile Hz. Yahya arasında herhangi bir şura bulunmamıştı. Onlar birbirinden ayrı tebliğ ediyor ve vaftiz yapıyorlardı. Hakikatte Mesih'in (a.s) gelmesiyle Yahya'nıngörevi sona erdi. Hâlbuki bu kehanette iki kişinin ittifakıyla oluşan bir yönetim ve iki tane vaat edilmiş şahsın arasındaki ortak şuradan bahsediliyor.

Üçüncü Tenkit:


Malaki 1:2-3 ve Zekeriya 13:6'da beyan edildiği gibi, bu iki vaat edilmişten biri peygamber ve kahin, diğeriyse mevlâ ve hükümran olmalıdır. Mesih hiç bir zaman yöneticilik iddia etmedi ki, bunun açıklaması yapılmadı. O hâlde bunlardan hükümran olan o olamaz.

 

Dördüncü Tenkit:


Kutsal kitaba esasen mevlâ peygamberden daha üstündür (Mezamir, 110). Biz biliyoruz ki, hem Mesih, hem de Yahya, her ikisi de peygamber idiler (Luka 7:28, Markus 6:4). Binaenaleyh her ikisi Ahir zaman mevudu olamaz. Mecburen birisi kâhin ve peygamber, öteki mevla ve hâkim olmalıdır. Mesih'in göğe çıkması ve Ahir zamanda yeniden inişi o Hazretin Malaki ve Zekeriya'da vaat edilmiş kâhin ve peygamber olduğuna dair bir tereddüt bırakmamaktadır.


Beşinci Tenkit:

 

Hz. Mesih peygamber idi (Luka 7:28) binaenaleyh eğer Hz. Yahya'nın mevla olduğu farz edilirse, sadece hiç bir senet ve delile sahip bulunmamakla kalmıyor, aynı zamanda bu Hristiyanların Hz. Mesih'i Hz. Yahya'dan ve bütün insanlıktan üstün bilmesiyle de çelişmiş olur.


Altıncı Tenkit:

 

Malaki 3:1-2'de iki kişiden kehanet edilmiştir: biri peygamberdir ki Allah'ın önünde yolu hazırlar. İkincisi mevladır. Hz. Yahya'nın Mesih'in yolunu hazırlayıcı olmuş olduğu doğrudur. Fakat Malaki 3:1 diyor ki: bilin ki ben kendi resulümü gönderiyorum ki o benim önümdeki yolu hazırlayacaktır. Bu ibarede Allah'ın resûlü Allah'ın önünde yolu hazırlıyor. Mevla olarak nitelenen ikinci bir şahsın değil. Burada sözü söyleyen Allah'tır ve mevut olan iki farklı unvanı sahip iki şahıstır (Resul ve Mevla).


Yedinci Tenkit:

 

"Onlar ansızın mabede geleceklerdir" ifadesi, ne Hz. Yahya hakkında, ne de Hz. Mesih (a.s) hakkında gerçekleşmemiştir. Aniden gelme ifadesi gafil avlarcasına ve beklenmedik bir ortaya çıkışı bildirmek içindir. Birçok kimse Mesih'in ne zaman doğacağını biliyordu. Hz. Mesih (a.s) doğduğunda ona hediyeler takdim etmek için Urşelim'e gelen Doğulu müneccimler gibi. Hz. Yahya'nın (a.s) da zuhuru kesinlikle ansızın değildi ve kutsal kitabın hiç bir yerinde böyle bir iddia edilmemiştir (Mesih'in ansızın sarraf ve güvercin satıcılarının pazarına girişi (Matta 21:12) onun ansızın zuhur ettiğine işaret etmemektedir. Zira Hazretin zuhuru ve görevinin başlangıcı bu zamandan önce ilan edilmişti.

 

Sekizinci Tenkit:

 

Luka ve Matta'nın Eski Ahit'ten yaptıkları nakil yanlıştır ki bu, ibareleri nakleden İbranice metni tahrif etme amacı taşıdığını gösterir. Bu bölümün devamında açıklanacaktır.


Matta ve Luka'nın Malaki'den Hatalı Nakli


Belki bazı Hristiyanlar Mesih'in Malaki'nin kendisinin ve Yahya'nın zuhuruna kehanet ettiğini doğruladığını iddia edebilirler. Şöyle ki Matta ve Luka İsa'dan (a.s) naklen şöyle yazıyorlar:


Matta 10:11


"(Mesih dedi): zira şudur ki denmiştir: Şimdi ben resûlümü gönderiyorum ki senin önündeki yolu senin için hazırlasın."


Luka 7:27


"(Mesih dedi ki:) zira onun hakkında şu yazılıdır: Şimdi ben Resulümü senin önünden gönderiyorum ki senin önündeki yolu sana hazırlasın."


Bu ibareleri her ikisinde sözcü (tabir-i caizse Mesih) diyor ki önceki kitaplarda (ki elbette Matta ve Luka'nın maksadı Malaki kitabı olmuştur) Allah'ın şöyle buyurduğu yazılıdır: Şimdi ben kendi Resûlümü senin önünden gönderiyorum ki senin önündeki yolu hazırlasın. Yani Resul (Yahya) Mesih'in yolunu hazırlayıcı sayılır. Hâlbuki Malaki böyle söylememiştir. Önceden dendiği gibi Malaki 3:1 diyor ki:


"Şimdi bilin ki ben kendi Resûlümü gönderiyorum ki o benim önümdeki yolu hazırlayacaktır."
Malaki'de Allah buyuruyor ki: "benim önümde" hâlbuki Matta ve Luka: "senin önünde" buyrulduğunu yazmışlardır.


Meseller kitabının sözüyle: "onun sözüne bir şey ekleme ki sakın seni tenbih etmesin, sonra yalancılardan sayılırsın." (Meseller 30:6)


Bu makalenin sonraki bölümünde, haham Eliazar adında birinci yüzyılın tanınmış Yahudi bilginlerinden birinin sözlerine istinaden göreceğiz ki, yeryüzünün Ahir zamandaki mevla ve hâkimi İsmailoğullarındandır. Eliazar'ın deyimiyle o zulmün hükmünü yenilgiye uğratacaktır.


Büyük Eliazar'ın Dilinden Ahir Zaman Kurtarıcısı

Rabbi Eliazar ben Hyrcanus, (אליעזרבןהירקןוס) birinci Miladi asır ve ikinci asrın başlarındaki bir Yahudi din bilginiydi. Orta yaşlarda bir çiftçi ve çoban idi. Tevrat'ı öğrenmeye olan yoğun ilgisinden dolayı ağlamaktaydı. Bir gün beklenmedik şekilde mükaşefe âleminde İlyas Nebi'yi (a.s) önünde görür ki onu Tevrat'ı öğrenmeye teşvik eder. O kendi ekinini ve yerin sertliğinden bacağı kırılmış olan ineğini bırakır ve ebeveyniyle erkek kardeşlerine veda etmeden Urşelim'e yol alır. Çok yakında Eliazar'ın şahsiyet ve ilmi avam ve havas nezdinde şöhret bulur. O aynı zamanda (Talmud'un bir bölümü olan) Mişna'da en meşhur Yahudi müfessirlerden biridir. Onun zamanının bazı din büyükleriyle ihtilaflarından bahsedilmiştir ki muhtemelen bazı yazılarından dolayı idi.


Rabbi Eliazar "Eliazar fasılları"[2] denen kitabında Ahir zaman kurtarıcısıyla ilgili değerli sözler yazmıştır ki Günümüzde birçok kimse için bir yeniliktir. Derler ki, yazıları üstadı ve medrese bânisi Rabban Yuhanan ben Zâkâyî'nin medresesinde meşhur olan öğretilerinin sırlarını açıkladığı için diğer Yahudi bilginlerinin eleştirisine sebebiyet vermiştir. Geleneksel ilerin bu Yahudi bilginiyle arasındaki bütün ihtilaflara rağmen, onun yazılarına değer vererek bunları nesiller boyu koruyan bilginler bulunmuştur.


Eliazar fasıllarının bir bölümünde okuyoruz ki:


"Ve onlar (İsmail evlatları) bağlar ve parklar icat edeceklerdir. Mabedin kırık duvarlarına merdiven basamakları çekeceklerdir. Onlar kutsal bir mekânda bir bina inşa edeceklerdir. İki tane kardeş onlara önderlik edecektir. Sonda ise onlarda bir önder bulunacaktır... sonda da bir önder... İsmail nesli vesilesiyle Asurluların padişahlığı devrilecektir. İsmail oğullarının vesilesiyle son günlerde halktan yükselecek olan feryat... İsmail'in hanesi iyilikler ve çeşitli bereketlerle dolu olacaktır."

 

Her ne kadar Eliazar fasıllarına 24'ü aşkın düzeltme yapılmışsa da! Henüz bu hayret verici sözler baki kalmış ve bazı yazar ve büyüklerin İslam'a karşı adaletsiz bakışına esasen şu netice çıkarılabilir ki, bazı dini metinlerde büyük tahrifler yapılmıştır. Eliazar fasıllarının İngilizce tercümesinin 221. sayfasında okuyoruz ki:

 

 

"Rabbi (haham) İşmail" dedi ki: "Ahir zamanda İsmailoğulları yeryüzünde on beş iş göreceklerdir.[3]
Yeri halatla ölçeceklerdir. 
Onlar bir kabristanı kuzulara bakılan bir gübre yerine çevireceklerdir. Kendi yurtlarının ve diğer yerlerin tepelerini ölçeceklerdir.
Bu vakit, yalan çoğalacak ve hakikat gizli kalacaktır. Heykeller İsrail'den kaldırılacaktır.
Günahlar İsrail'de çoğalacaktır.
Yünde kırmızı çekirgeler bulunacaktır. O kalem ve kâğıdı haşereyle dolduracaktır ve padişahlığın temel taşını koyacaktır. İsmailoğulları harabeleri yeniden inşa edecek ve yolları süpüreceklerdir. Bağlar ve parklar icat edeceklerdir. Mabedin kırık duvarlarına merdiven basamakları çekeceklerdir. Onlar kutsal bir mekânda bir bina inşa edeceklerdir. İki tane kardeş onlara önderlik edecektir. Sonda ise onlarda bir önder/şehzade bulunacaktır."
[4]

 

Dikkat ediniz ki iki kardeş, sadece Haseneyn (İmam Hasan ve İmam Hüseyin) ile örnek bulmuştur ki Peygamber (s.a.a) onları cennet gençlerinin efendileri olarak adlandırmıştır. "İki kardeş onlara önderlik edecektir" tabirinin Hz. Resûl-ü Ekrem (s.a.a) ve İmam Ali (a.s) hakkında olması da muhtemeldir.


Şehzade ifadesi “önder/imam” manasındaki "nésî" ifadesinin  tercümesidir ki, Tekvin kitabının 17:20 ayetinde de İsmail (a.s) soyundan on iki önderin geleceğinin müjdesi verilmiştir. Rabbi Eliazar'ın kastettiği son önder on ikinci imam olan İmam Mehdi'dir.


Tekvin 17:20


"İsmail hakkında seni işittim. Bil ki ona bereket verecek, onu Meodmeod (Muhammed) yoluyla verimli ve neslini bol edeceğim. Onu on iki önderin babası edecek ve büyük bir ümmete çevireceğim."

Yine Eliazar fasıllarının İngilizce tercümesinin 221-222. Sayfalarında okuyoruz ki:

 

  

 

"Bunun üzerine Kabil telef olacaktır. Asur senin yerinde sakın olduğu zamana kadar. (Sayılar, 24:22) Bunun üzerine Kabil telef olur, ateşle İsmail nesli tarafından. O sonuncu kişi Asurluların padişahlığını sona erdirecektir."


Yukarıdaki bir kaç cümlede zalim hâkimin (Kabil) İsmail oğullarının tarafından ortadan kaldırılmasından açıkça bahsedilmiştir. Sondaki ibare ("o sonuncu kişi Asurluların padişahlığını sona erdirecektir") Mehdi'nin (a.f) Ahir zamanda zuhur edeceğinin kehanetidir ki toplumlara hâkim olan zulüm ve cevrin onun eliyle son bulacağını müjdelemektedir. Asurluların padişahlığı ifadesi Yahudilerin zalim hâkimleri vasfetmek için kullanmış oldukları bir tabirdir ve gerçekte Asurluların kendisine işaret etmiyordu. Zira bu padişahlık Milattan önceki yedinci asrın sonlarında ortadan kalkmıştı, Rabbi Eliazar'dan yedi yüzyıl önce.


Ölüdeniz yazmalarına bakıldığında Rabbi Eliazar'ın kaynağının o zamanki kutsal kitapta başka bir şey olmadığı rahatlıkla anlaşılır. Örnek olarak Mikah 5'i verebiliriz ki Ölüdeniz yazmalarında İsrailoğullarının kurtarıcısının Yahudi olmayan bir  toplumdan geleceğinin haberi verilmiştir. Hâlbuki (Masoretik metinden tercüme edilen) günümüz kutsal kitabında bunun tam olarak aksi görülmektedir. Aşağıda bu iki yazı mukayese edilmiştir.


Önderliğin İsrailoğulları’ndan Alınması


Ölüdeniz yazmaları Mikah kitabında padişahın Beyt ül-lahim'den zuhur etmeyeceği haberini vermektedir. Ama günümüz kutsal kitabında bunun tam olarak aksini görmekteyiz.


Masoretik metinde Mikah 5:2 (günümüz kutsal kitabı):


"Ey Beyt-ül Lahim Efrate! Yahuda'nın en küçük şehirlerinden olsan da, senden bir önder zuhur edecektir ki, onun nesli eskiden beri mevcut olmuştur. O İsrail kavmine hükümranlık edecektir."


Mikah 5:2 Ölüdeniz yazıtlarından (4Q81) Martin Abegg tercümesi[5]:

"Sen ey Beyt ül-Lahim Efrate! Yahuda'nın binleri arasında çok küçüksün. Senden İsrail'de hâkim olmak için hiç kimse zuhur etmeyecektir. Zuhur edecek olanlar eskiden beri var olacaklardır, eski çağdan beri."[6]


  


Martin Abegg kitabının dipnotunda da Masoretik metin ile Kumran yazmaları arasındaki bu farka işaret etmiştir. Ölüdeniz yazmaları ikinci ibareyi olumsuz fiilli getirmiş (zuhur etmeyecektir). Hâlbuki Masoretik metinden tercüme olan günümüz kutsal kitabında fiil olumlu olarak yazılmıştır (zuhur edecektir). Masoretler ve Septuagint mütercimleri kurtarıcının kendi kavimlerinden gelmeyişini gizlemek için bu tahrifi yapmışlardır.



Belirtilmelidir ki Hz. Mesih (a.s) da İsrailoğullarından padişahlığın kalkıp başka bir kavme intikal etmesi haberini doğrulamıştı. Mimarlar (kâhinler) tarafından kenara atılan taşa benzettiler bir kavim, padişahlığı elde edeceklerdir (köşe başındaki taş olacaklardır. Yani İsmail (a.s) evlatları ki, mabedin kâhinleri ve Kilise bilginleri onu (İsmail'i) ve evlatlarını dışlamışlardı, padişahlığın varisleri olacaklardır (Matta 21:42-43)


Görüyorsunuz ki Rabbi Büyük Eliazar tarafından Ahir zaman kurtarıcısının İsmail (a.s) evlatlarından gelmesinin haber verilmesi dini metinlere istinaden yapılmıştı ve bu konu diğer Yahudi bilginlerinin de bu konuya vâkıf oldukları hakikatine işaret edebilir.


Yine Eliazar fasıllarının 231. Sayfasında okuyoruz:


  


"Altı kişi vardı ki yaratılmadan önce adlandırıldılar. Bunlar o altı kişidir: İshak, İsmail, Musa, Süleyman, Yuşa ve padişah Mesih.
İsmail hakkında bunu nereden biliyoruz? Zira şöyle nakledilir:
Ve o Allah'ın meleği ona (Hacer'e) dedi: bebeğini al.. ve adı İsmail olsun. (Tekvin 26:11)
Neden İsmail olarak adlandırıldı? Çünkü gelecekte kutsal olan münezzeh, yeryüzünde halkın İsmail evlatları vesilesiyle son günlerde yükselecek olan feryadını işitecektir. Bununla birlikte ona İsmail adı verildi."


"Yeryüzünde halkın İsmail evlatları vesilesiyle son günlerde yükselecek olan feryadını işitecektir" ifadesinin anlamı şudur ki İsmail evlatları halk için adalet isteyen ve onlara adalet verici olacaklardır. Ama mütercim manasını aksi şekilde göstermek için, zulüm (the oppression) lafzını metne eklemiştir (mütercim bu kelime paranteze yerleştirmişler ki bu onun şahsî tefsir ve görüşüne işaret eder ve asıl metinde mevcut değildir). O ibareyi şu şekilde tahrif etmeyi hedeflemektedir:


"Zira gelecekte kutsal ve münezzeh olan, halkın İsmail evlatlarının zulmü vesilesiyle yükselecek olan feryadını işitecektir. Bununla birlikte ona İsmail adı verildi."


Büyük Eliazar'ın iki birbirine zıt inancı olduğu nasıl kabul edilebilir? Acaba İsmail evlatları zalimleri yenilgiye uğratıp zulmün köklerini kurutacak mı? Yoksa Ahir zamanda zulüm ve cevri zirveye mi çıkaracaklar? Bu ikisi normal bir insanın bile aklına sığmaz, nerede kaldı ki bir mütefekkir ve düşünürünkine.


Eğer mütercim zulüm kelimesini metne eklemeseydi, kesinlikle böylesine gülünç bir tezat görülmeyecekti.


On İki Yıldızlı Bir Hanım

Kutsal kitapta bulunan kitapların sonuncusu olan Yuhanna Vahiy kitabı, 12. Bapta ejderha (zalim hükümdarın sembolü) ile tacının üzerinde on iki yıldız bulunan bir kadının arasındaki bir savaştan bahsediyor. Kadın güneşi giyinmekte (yani üzerinde babasının nuru vardır) ve ay ayağının altındadır (yani annesi vefat etmiştir). Evlatları kendi kanlarıyla ejderhaya galip geleceklerdir.


Bu mukaddes hanım, bir oğula sahip olacaktır ki, demir kılıçla dünyaya hükumet edecektir. O kadının iki kanadı olacaktır (iki semavi gücün sembolü, biri evlat kanadı ve öteki vahiy kanadı yahut iki evladın sembolü). Bu iki kanat, Hristiyan dünyası ile İslam dünyasının İmam Mehdi'nin zuhuruyla gerçekleşecek ittihadını da ifade edebilir (ki İmam Hasan Askeri ile Şem'un'un anne tarafından torunu olan Nergis Hatun'un evliliğinden dünyaya gelmiştir).


Yuhanna Vahyi 12. Bapta okuyoruz ki bu hanımın çocuğu gaybete çekilir. Ejderha o hanımı ve oğlunu öldürmek istemektedir. Bu kehanet tam olarak Hz. Fatıma'nın (s.a), evlatlarının ve İmam Mehdi'nin (a.f) hayatına mutabıktır.


Aşağıda bu ayetlerden bazısını okuyoruz:


"Büyük bir alamet gökyüzünde ortaya çıktı. Güneşi kuşanmış bir kadın, ay ayaklarının altında ve başında on iki yıldızlı bir taç vardır.


Başka bir alamet gökyüzünde meydana geldi. Büyük ve ateş saçan yedi başlı ve on boynuzlu bir ejderha, başlarının üzerinde yedi taç, kuyruğu göğün yıldızlarının üçte birini sürükleyip yere döktü. Ejderha doğurmakta olan o kadının önünde durdu ki çocuğunu doğurduğunda onu yutuversin. O bir erkek çocuk doğurdu ki yeryüzünün bütün ümmetlerine demir asayla hükümranlık edecektir.


...Çocuğu Allah'ın arşı ve nezdine götürülüp kayboldu.


Kadına iki tane büyük kartal kanadı verildi ki çöle, kendi mekânına doğru uçsun, yılanın önünden kaçsın da üç buçuk yıl beslensin. Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı.  Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti. Bunun üzerine ejderha kadına öfkelendi. Kadının soyundan geriye kalanlarla, Tanrı'nın buyruklarını yerine getirip İsa'ya tanıklıklarını sürdürenlerle savaşmaya gitti."


Zühre Gibi Parlıyor, O Rukayye ve Sıddıka

Mikah, Zekeriya, Süleyman neşideleri ve Yuhanna Vahyine ek olarak, Hz. Danyal'a (a.s) mensup kitap da, Peygamber-i Ekrem'in (s.a.a) değerli kızının üç meşhur ismi, yani Zehra, Sıddıka ve Kevkeb, İmam Hüseyin'in (a.s) kızı Rukayye'nin ismiyle beraber gelmiştir. Bu dört ismin tümü bir yerde ve tek bir ayette gelmiştir. Elbette Danyal'ın bu bölümündeki harf ve kelimelerin terkibi öyledir ki, şahıs ismi yerine manalar yazılmıştır.


Bu noktanın belirtilmesi gerekir ki Masoretik metin Danyal kitabının bu bölümünde bizim için tek başvurulabilecek kaynaktır. Çünkü Ölüdeniz yazmalarında Danyal kitabının 12. bölümü kaybolmuştur.


Binaenaleyh Masoretlerin bu bölümü ne ölçüde sadıkane ve doğru yazmış oldukları belirsizdir.


Kutsal kitap tercümeleri bu isimleri hiç bir şekilde zikretmemişlerdir. Mesela aşağıdaki örneğe bakınız:


Danyal 12:3 (Eski tercüme)


"Hikmet sahipleri feleğin aydınlığı gibi parlayacaklardır. Birçok insanı adalete götürenler, ilelebet yıldızlar gibi olacaklardır."


İbranice metinde ise şöyle yazmaktadır:


והמשכליםיזהרוכזהרהרקיעומצדיקיהרביםככוכביםלעולםועד׃
 

Literal çeviri:


"Ve hikmetliler aydınlık verir Zoher (Zühre) gibi, o Rukyâ' (Rukayye) ve Musdîk (Ümmü Sıddık) o Rebîm (birçok) Kevkebîm (Yıldızlar) gibi her zaman için ve ilelebet"


Maksadımız olan kelimelerin kısa bir açıklaması yapılmaktadır:


כזהר(kezohar) Bu kelime zohar gibi, ze-he-re kökünden, Arapça'daki Zühre'nin karşılığıdır. Brown Driver sözlüğü de bunu doğruluyor. Baştaki כ(ke) ifadesi gibi anlamını vermektedir.

 


 

הרקיע('Harakyâ)

 

Zahiren bu sözcüğün kökeni Arapça'daki Rukayye sözcüğünden farklıdır. Ancak Arapça ve İbranice'nin isim ve kelimeleri telaffuz farkları dikkate alındığında, onların aynı oluşu reddedilemez. Örneğin İbranice Yitzhak'ı Arapça İshak'la mukayese ediniz. Yine Yişua' ya da Yeşua'yı İsa ile. Dikkat edin ki Yişua'nın sonundaki Ayin harfi nasıl da kaybolmakta. הרקיע('Harakyâ) hakkında da bu değişikliği uygulayabiliriz ve Rakyâ' sonuç olarak Rukayye olmuş olur.


Son harfin ה (he) ya da א (Alef) yerine ע(ayin) ile değiştirilip tahrif edilmiş olması da muhtemeldir. Harfleri ve kelimeleri değiştirmek müteahhir İbranice metinlerde çok alışılmış ve bilinen bir şeydir. Öyle ki Hristiyan ve Yahudi bilginleri de bunu kabul ediyor, ancak diyorlar ki, bunlar kâtiplerin yanlışlıkla yazmasıdır ve ehemmiyetli değildir! Mesela bilim adamlarından hatta kutsal kitaba inanan ve onun ilahi ilhamdan kaynaklandığını savunanlar bile (Doktor Daniel Wallace gibi) diyorlar ki, el yazma nüshalarda olan dört yüz bin farktan sadece yüzde biri önem taşımaktadır.[7] Günümüzde hiç kimse bu değişikliklere sırtını çevirip onları önemsiz kabul edemez. Unutmayın ki bu rakamlar bilim adamlarının bulduklarından sadece bir bölümdür ve henüz tüm bulgular yayınlanmamış ve tüm senetler mütalaa edilmemiştir. Bundan önemlisi şudur ki Ölüdeniz yazmalarının kendisi de Milattan önce ikinci asra ait ve onların yazılışında hiç bir peygamber rol almamıştır. Bu açıklamayla İbranice kutsal metinlerle Hristiyan metinlerinin ne kadar değişim, dönüşüm ve tahrife uğradığı kolaylıkla anlaşılabilir.


Yazarın görüşüne göre mevzu bunlardan çok daha geniştir. Hatta kelimelerin ses ve imlâsında yapılacak en küçük bir değişiklik bile manalarını temelden değiştirebilir. Özellikle de eğer bu kelimeler özel ve  önemli bir mesaj vermek istiyorsa ki bizim bahsettiğimiz mevzulardan biri de budur. Farzedin ki kâtip מחמד(Muhammed) yerine מאדמאד(meodmeod) yazsın. Tekvin 17:20'de geçtiği gibi. Yahut חושן (Hüseyn) yerine כושן(Koşan) yazsın. Nitekim Habakkuk 3:8'de gelmiştir. Son konu çok ilginçtir:


Habakkuk 3:8'de okuyoruz ki:


תחתאוןראיתיאהליכושןירגזוןיריעותארץמדין׃ 
 

"Koşan'ın çadırlarını musibet içinde gördüm ve Medyen diyarını sarsılmakta."
 

Eğer kâtiplerin kopyalama sırasında hata yaptığını göz önünde bulundurursak, bir kelimede bir harfi düzelterek, yani כושן(Koşan) kelimesini חושן(Huseyn) olarak değiştirmekle, ayetin tarihi karşılığı da anlaşılır olacaktır.


Habakkuk 3:7:


"Hüseyin'in çadırlarını musibette gördüm ve Medyen diyârını sarsılırken."


ומצדיקי(Umisdîk)
 

İlk harf ve anlamına gelebilir. Ancak eğer onu sonraki harf (מ) Mem'e bağlı kabul edersek, kelimenin bütünü şaşırtıcı bir anlam verecektir: "Ümmü Sıddık" (Sıddık annesi). Ondan maksadın tam olarak ne olduğu belli değildir, fakat metinlerdeki değişiklik ve dil farklılığı faktörlerini dikkate alırsak, lakabı Sıddıka yahut künyesi Ümmü Sıddık olan birine işaret etmesi uzak ihtimal değildir. Bu ayetteki diğer kelimeleri yan yana koyarsak, ayetin Hz. Zehra'ya (a.s) işaret ettiği aşikar olacaktır.


ככוכבים(Kekokebîm)Eğer bu kelime isim olarak kabul edilirse "Kevkeb Hazretleri gibi" anlamında olabilir. (Kelimenin sonundaki îm azamet ve ululuk ifade eder, Elohîm gibi)Danyal 12:3'te oldukça dikkat çeken husus, bu dört kelimenin yan yana gelişidir ki çok nadir rastlanan bir durumdur. Aşağıda bu ayetin analizini müşahede 
ediyorsunuz:

 






Son Söz

Mesih'in Matta 21:42-46'daki sözleriyle Rabbi Büyük Eliazar'ın "Eliazar Fasılları"ndaki sözleri ve Malaki 3:1-2 ile Zekeriya 4:14, 6:13 ve Danyal 12:3 ve Yuhanna Vahyi 11:3-4'teki kehanetleri açıklamış olduğumuz gibi yan yana koyarak, şu bir kaç sonucu elde etmek mümkündür:


1- Padişahlık İsrailoğullarından alınarak başka bir topluma verilmiştir.

2- İsmailoğullarından bir kişi zuhur edecektir ki zalim yöneticileri alt ederek dünyaya hükumet edecektir. O Tevrat'ta kehanet edilmiş olan on iki önderin sonuncusudur.


3- Ahir zaman kurtarıcıları iki kişi olacaktır ki tam bir ittifak içinde ilahi adalet yönetimini yeryüzünde berkarar edeceklerdir. Biri peygamber (kâhin) ve diğeri hâkim (mevlâ).


4- Bütün yeryüzünde Kaim olan kişi Hz. Zehra'nın (a.s) iki oğlunun soyundan gelecektir.


Öyle görünüyor ki geçmiştekilere bir çok eserinin tahrif ve uydurulması ve güç arzusunda olan liderlerle çıkarcı mütercimlerin görüşünün onlara dayanılması, insanlığın kronik hastalıklarındandır ve öyle de olacaktır. O gelmedikçe tahrif sorunu olduğu gibidir! Hakkı batılla ve batılı hakla karıştıracaklardır. Ancak hakikatler sabahının şafağı, güneşin doğacağını haber vermektedir.


Hakikatin batıl aleyhine kıyam etmesini bekleyenlere müjdeler olsun ki tahrif, tekzip ve hakikatleri inkârın tarihi iki mevudun zuhuruyla ebedi olarak son bulacaktır. O güne değin fırsatı ganimet bilerek mevlânın yolunu hazırlayan peygamber gibi, biz de hakikatleri yayarak yalanları ifşa edip kendimizi onların zuhuruna hazırlayalım. Mevlânın (acaba bana yardım edecek kimse yok mu?) feryadının tekrar göklere yükseleceği zaman, bir mümin aslâ yalan söyleyenlerin safında kalmasın. Bu feryat sadece bir kez daha yankılanacaktır. Uyanık ve uyandırıcı olalım.

 

 
Vesselâmu aleykum,

İsmail Himmet

Toronto 2015 

 

 

 

Ahir Zamanın İki Kurtarıcısı (I. Bölüm)
 

http://www.ehlibeytalimleri.com/ahir-zamanin-iki-kurtaricisi-i-bolum_d14708.html 

 

 

 

 



[1] Yunanca'daki Non kelimesi önceki sözlerden netice elde etmek için kullanılır. Bazıları bu ifadeyi şimdi olarak çevirmişler de binaenaleyh ve öyleyse olarak ifade edilmesi en doğrusudur.

[2] PIRKE DE RABBI ELIEZER (THE CHAPTERS OF RABBI ELIEZER THE GREAT)

[3] Görüntüdeki İsrail ifadesi yazar tarafından eklenmiş ve asıl metinde mevcut değildir.

[4] Gerald Friedlander (The Chapters of Rabbi Eliezer The Great) London Kegan, Paul, Trench, Trubner & co. LTD New Yörük The Bloch Publishing Company 1996 p. 221

[5] Martin Abegg, Peter Flint, Eugene Ulrich (The Dead Sea Scrolls Bible, p. 451)

[6] Bu ibare Hz. Kaim (a.f) ile yanındaki otuz hizmetçisinin ve Hz. Mesih'in (a.s) gaybetine işaret etmektedir

[7] Uzmanların görüşlerini okumak için Dr. Bart Ehrman (Eski Hristiyan din adamı ve kutsal kitabı eleştiren Yeni Ahit uzmanı) resmi sitesine ve Dr. Daniel Wallace'in (kutsal kitaba inanan üniversite hocası) kutsal kitaptaki değişiklik ve tahriflerle ilgili resmi sitesindeki makalesine  müracaat ediniz. Dr. Wallace bu değişiklikten sadece yüzde birini mühim bilmektedir (yani kutsal kitapta 4000 önemli değişiklik). O bu değişikliklerin pek bir şey olmadığı neticesinde ulaşmaktadır. Aşağıdaki linklere başvurunuz:

https://www.bartehrman.com/

https://danielbwallace.com/tag/400000-textual-variants/

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler