26 Ekim 2020 Pazartesi Saat:
14:01
04-08-2020
  

Zorla Yapılan Evlilikler

Böylesi bir evliliğin neticesi genellikle, mutsuzluktan ve acıdan başka ne olacaktır?

Facebook da Paylaş

 

 
 
 
 
 
Ehlader Araştırma Bölümü
 
 
 
Kadın ve erkeğin rızası, evlilik akdinin sıhhati için zorunludur. Onsuz evlilik batıl ve semeresiz olacaktır. Binaenaleyh, evlilik programları şöyle olmalıdır: Birisi bir kızı istemek için geldiğinde, onun anne ve babası daha önceden, damadı ve ailesinin bütün özelliklerini inceleyip bunu hiç arttırıp eksiltmeden kıza sunmalı ve işte bu özelliklere sahip biri istemeye geldi demelidir.
 
Eğer uygun görürse, sıra görüşmeye gelmelidir. Daha sonra kızın ve erkeğin görüşmeleri için bir vakit tayin edilir. Birbirlerinin karakterlerine ve ahlâklarına aşina oluncaya kadar bir ya da birkaç defa görüşürler. Eğer kız ve erkek birbirini beğenip anlaşırsa, gelin ve damat adayının aileleri, görüşüp harekete geçerler ve nişan töreninin, mihrin, nikahın ve düğünün hazırlıklarına başlarlar.
 
Ancak, birçok aile, kızlarının evliliği konusunda böyle bir programa maalesef uymamaktadır. Özellikle de ülkenin geri kalmış şehir ve kasabalarında uygulanan adet ise şöyledir:
 
Evlerine görücü olarak gelen birini beğendikleri vakit, kızlarının görüşünü almadan olumlu cevap vermektedirler. Nişan törenini ve mihri belirlemektedirler. Kızın görüşünü almadan ve onunla danışmadan bu meseleyi tartışılmaz bir mesele olarak ortaya koymaktadırlar. Bu arada kızların çoğu da bu duruma teslim olmakta, evliliği kabul etmekte ve hiç ses çıkarmamaktadır. Ama birçoğu da damadı beğenmemekle ve böyle bir evliliğe kalben razı olmamakla birlikte karşı çıkmaya cesaret edememektedirler. Bu suskunluk bazen utangaçlıktan, bazen de anne ve babanın öfke ve tehditlerinden duyulan korkudan kaynaklanmaktadır. Bir şey söylememektedirler; ama kalben rahatsızdırlar. Nişanı bozacak bir olayın ortaya çıkmasını dört gözle beklerler. Nişanlılık dönemi biter, anne ve baba nikâhın kıyılmasına hazırlanır.
 
Bu noktada kız tehlikenin yaklaştığını görür ve karşı çıkmaya başlar. Fakat anne ve babanın sert tepkisiyle karşılaşır. Böylesine iyi bir damadın ne kusuru vardır? Nişan bozulacak olursa dosta düşmana karşı şeref ayaklar altına alınmış olacaktır. Bu çerçevede o kadar konuşurlar ki, zavallı kız çaresizce sükût eder. Buna rağmen kız karşı çıkışını sürdürürse, anne ve babanın tepkisi daha da şiddetlenir. Sinirlenip bağırmaya çağırmaya başlarlar. Kızlarını dövmekle ve evden kovmakla tehdit ederler. Bazen döverler de. Bu şekilde ondan razı olmasını ve nikâh sırasında "evet" demesini isterler. Mazlum ve zavallı bir kızın bu tür tehditlere karşı ne kadar direnebileceği malumdur. Sonuçta sükût etmeye mecbur kalır; çünkü tüm kapıların yüzüne kapandığını görmektedir ve hiçbir kaçış yolu yoktur.
 
Nihayet, nikâh vakti gelir, böylesi bir düğün töreninin yas töreninden bir farkı yoktur. Gelini, nikâh töreni için hazırlarlar. Dostları ve yakınları yanına oturmuştur. Böylesi bir durumda nikâhı kıyacak olan hoca içeri girer. Kısa bir merasimden sonra geline, bu damatla evlenmek isteyip istemediğini sorar. Böylesi bir durumda kızın evet demekten başka çaresi yoktur. Diliyle kabul etmesine rağmen aslında tüm benliğiyle ondan nefret etmektedir. Düğün merasimi bu şekilde devam eder ve zavallı kız, yeni evine gönderilir. Bu öyle bir evdir ki, kız ne bu evi sevmektedir, ne de bu evin sahibini.
 
Böylesi bir evliliğin neticesi, mutsuzluktan ve acıdan başka ne olacaktır? Kız, tüm benliğiyle nefret ettiği bir adamın evine gitmiştir. Bu adamı sevmediği için zorluklar, sıkıntılar ve rahatsızlıklar baş göstermeye başlar. Adam da doğal olarak karşı tepki verir. Sonuçta çekişmeler, ihtilaflar ve uyumsuzluklar artık sürekli bir hal almaya başlar. Bir müddet sonra iş ya boşanmaya varacak ya da bir ömür boyunca bu zorunlu zindanda işkence ve azap çekilecektir. Bu tür mutsuz ailelerde yetişecek masum çocukların kaderi de malumdur. Bu mutsuzluğun ve felaketin tüm sorumluluğu, kızlarına eş seçerken onunla istişare etmeyen ve onun isteklerine ve eğilimlerine karşı böyle bir evliliği ona dayatan cahil ve bencil anne babalarındır.
 
Onlar bu şekilde, kızlarını meşru bir haktan yani kendi eşini seçme hakkından mahrum etmişlerdir. Bu, dünyada da, ahirette de karşılıksız kalmayacak büyük bir ihanettir.
 
Aşağıdaki Mektuba Dikkat Buyurun:
 
1- Bay… mektubunda şöyle yazmaktadır:
 
On sekiz yaşında bir gencim. Görüşümün sorulacağı bir çağa adımımı atar atmaz, annem ve babam amcamın kızının ismini önüme koydular. Hâlbuki ben, o kızı zorla benimle nikâhlamak için getirdikleri ana kadar bu işten bir şey anlamamıştım. Ben onların bu dayatmalarına boyun eğmekten başka bir şey yapamamıştım. Sonuçta iş bitti ve benim ilk sıkıntılarım, dertlerim ve acılarım başlamış oldu. Mecburdum; çünkü beni evden kovuyorlardı. Bu süre boyunca ben daha yüksek tahsil yapmak bir yana lise diplomamı bile alamadım.
 
2- … şehrinden bay… mektubunda şunları yazıyor:
 
Beş yıldır orduda hizmet veriyorum. Yaklaşık dört yıl önce, amcamın kızıyla nikâhlandım. Dört yıldır,
hayatla ilgim kesildi. Çünkü hayatını zehir ettiğim bu kızla anne ve babamın ısrarları yüzünden nikahlandım. Ben bu kızı sevmiyordum; ama annemin ve babamın ısrarı yüzünden onu istemeye gittim ve kendimin de onun da hayatını mahvettim. Geçmişi unutup bu yeni hayatımda mutlu olabilmek için her şeyi yaptım, ama olmadı. İzin alıp eve geldiğimde anneme, babama ve eşime rahatsızlık veriyorum. Annem ve babam hatalarını şimdi anlıyorlar; ama iş işten artık geçmiş bulunuyor. Ne yapacağımı bilemiyorum.
 
Her namazdan sonra, ağlayarak ellerimi kaldırıp dua ediyorum. Bu kızın hayatını niçin mahvettim ve onu mutlu edemiyorum diye acı çekiyorum. Bu noktada kızlara ve erkeklere şu hatırlatmayı yapmayı yararlı görüyorum. Sizlerin eşlerinizi seçmek konusunda tam bir özgürlüğünüzün olduğu ve başka hiç kimsenin size bir başka kişiyle evlenmeniz konusunda dayatmaya hakkının bulunmadığı doğrudur; ama bu özgürlük hakkının sizi, kuruntulara, müşkülpesentliğe ve yüksekten uçmalara düşürmemesine dikkat edin. Sonuçta kızlar da, erkekler de evleneceklerdir. Kendi ekonomik ve toplumsal şartlarınızı göz önünde bulundurun ve talip olanlardan biriyle evlenin. Yükseklerden uçmayı bir tarafa bırakın. Yükseklerden uçtuğu ve çeşitli bahanelerle taliplerini reddettiği için ömrünün sonuna kadar aile kurmak şeklindeki bu büyük ilahî nimetten mahrum kalan kızların ve erkeklerin sayısı çoktur.
 
 
 
"Eş Seçimi" kitabından alıntıdır.
 
 
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler