26 Şubat 2021 Cuma Saat:
08:23

Yeşil Seccade

27-11-2020 09:11


 

 

 

 

 

 

 

 

Yusuf'u kuyuda, odada, zindanda yalnız bırakmayan Allah’ın adıyla!

 

"الٓرٰ"

—elif, lam, ra—

 

 

Kalbim esir düşmüşken beşeri kalıpların acımasız ve hiçleştirici zindanlarında hislerin kalbi değil, kalıbı yaşandığı ışıksızlık zuhur etmişken cihana..

 

Şehadet şerbetini içmek uğruna emr-i bi’l maruf neh-i ani’l mûnkerin komutası altında kıyamında saf tutan imamım...

 

Biz ümmet olarak Kerbela'yı ne kadar tanıyoruz? Kerbela'nı yaşatırken, asırlara taşırken, ne kadar o kanın toprağa düştü andaki hissi yaşatıp ağlıyoruz?

 

Ey kalıplar zindanının sahte gardiyanları! Kâbe’nin hürmetini çiğneyen kana susayan bir avuç insanlar duyun: solgun bakışlar karşısında damarları kesilen bu yiğidin Kur’an okuyan sesini duyun.  Fatıma'nın (a.s) gözyaşlarıyla deşelenmiş yeşil seccadesi, Kerbela‘da Hüseyin'in (a.s) üstünde parçalanmış, Şimr ayaklarıyla basmış o seccadeye (gömleğe), oğlu Seccad (a.s) yazmıştı mezarına “babam kefensiz girdi toprağa”.

 

Bir hanım sesleniyordu o gün Kerbela‘da;

 

“Bedenin kalmış kefensiz,

Başın mızrakta bedensiz,

Sen kâinatın ruhusun,

Âlem neye yarar sensiz”

 

Bir çocuğun anne sütüne düşkünlüğü gibi düşkündü bu hanım Hüseyin'ine (a.s). Hüseyn’i (a.s) aramakla kalmıyor; onu bulmanın, kaybetmenin ve yeniden bulmanın hülyasıyla sarılıyordu çarşafına hem de sıkıca.

 

Ey yeryüzü! Kırık kanadınla Hüseyin'in (a.s) şehit edilişini seyrediyorsun. Sahte davaları kanıtlamak adına mı esir düştü Zeyneb’im (s.a)?

 

Hasretin hararetinden değil, vuslatın özleminden kavrulan bir yürek taşıyor o minik eller.

 

Azad edilmeye layık değimliydi hicaplar?

 

Bu 72 yareni tanımak, bu çadırları tanımak, yetim çocukları tanımak, Zeyneb-i Kübra’yı (s.a) tanımak, İmam Hüseyin’i (a.s) tanımak, Kerbela'sını yaşamak nedir?

 

İşte bu sahneye ağlarken bu ümmet, mazlumluğu öğreniyor;  nübüvveti, risaleti, Resul’ün (s.a.a) dilinden düşürmediği "Ali ilim kapısıdır" lafzına sarılıyoruz.

 

İmam Hüseyin (a.s) yalnız Allah için yaşadı ve ölümü, ölümü de O’nun için oldu. Tek seferliktir ölüm, öleceksek de Hüseyin (a.s) gibi ölelim.

 

Minik şehit Muhsin'in düşüşüyle Kerbela başlamıştı. Şimdi ümmetin Kerbela'nın başlangıcından, Kerbela’ya kadar secdelerde kayboluyorlar ve cennetin gül kokulu sevdası oluyor.

 

"Her mazlum gördüğümüzde Hüseyin (a.s) için ağlayın." Bizim sermayemiz gözyaşımız ve gözyaşımızı hiçbir peygamberin başına gelmeyen kanlı katliam içindir.

 

Bu günahkâr bedenlerimiz içinde barındırdığımız günahsız Hüseyin’imiz (a.s) var bizim...

 

Ve imamımızın terbiyesinden öğrendik "izzetle ölmek zilletle yaşamaktan daha hayırlıdır"...

 

“Hasan (a.s) ve Hüseyin (a.s) cennet gençlerinin efendisi ve Resül’ün (s.a.a) reyhanıydı.” Bu söz karşısında ümmet lal mı oldunuz da Ali'nin (a.s) namusu Zeyneb'in (s.a);  zincirlenmesine, oğlu Hüseyin'in şehit edilmesini seyrettiniz...

 

Hilim kılıcını müşriklerin beline vurandın sen ey imam!

 

 Sen ölümü gerdanlık gibi boynuna takarken ben ve biz ne kadar tanıyoruz nefesinden çıkan hak sözü?

 

Bu hakikatlerin neresindeyiz?

 

Ne hüznü eksilir bu çölün ne gönül doyar bu kıyamın lezzetine.

 

Sancılar içinde Meryem (s.a) olsak, bakışı bize İsa (a.s) olur Neyneva’nın,

 

Yaralar içinde Eyüp (a.s) olsak, Hz. Zeyneb'in (s.a) abdesti şifası olur Neyneva’nın.

 

Sükût denizinde dalga olan Meryem’in (s.a) iffetli susuşu, fırtınalara kalkan olan Eyüb’ün (a.s) sabrı oldu Zeyneb'im (s.a).

 

Ey Hüseyin(a.s)!

 

Ey sevdalı!

 

Ardından âlemlere gönderdiğin misk amber kokun en sevdiğine, hasret gözyaşları döktüğün Mevla’ma tevekkülümdür nidam; sabır boyun eğmek değil direnmektir Zeyneb (s.a) gibi. Şimdi gül tadında akan sabrından bir tutam ver bana ey Zeyneb (s.a)!

 

Kirlenmiş bakışlarım karşısında, masum sevginin cennetinden bir tutam istiyorum.

 

Rugayye (s.a)!

 

Fırat bir avuç suyunu istiyorum çocukların yanmış kirpiklerini söndürmek için! Ve sen Hüseyin’im (a.s) yırtılmış yeşil seccadenin (gömleğinin) üzerinde ağlamak istiyorum.

 

Kardelen tazeliğinde minnacık Rugeyye’nin (s.a) ellerini alıp tutunmak istiyorum Abbas'ımın (a.s) kesik kollarına!

 

Ta’ha, Ya’sin aşkına susadım ilk tekbirinin dudaklarından içtiği serinliğe…

 

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Yazarın Diğer Yazıları