22 Ocak 2021 Cuma Saat:
05:59
24-11-2020
  

Yeryüzündeki Sessiz Mescitler

Yaşadığımız dünyada bu kadar engelli birey varken onları görmek, duymak, konuşmak neden bu kadar zor?

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Âmine Tataş

 

İnsan hayatı aynı görünse de tüm insanlar acılardan kaçıp acısını farklı şekilde gösterir. Çoğunlukla acısını gizleyip başkalarını suçlamak, başkalarının acısını daha da zor bir hale getirmektedirler.

 

Dünya tüm canlılara ev sahipliği yapan din, dil, ırk, diploma, statü ayırmaksızın kucak açan bir gezegen. Bizi Yaratan Allah (c.c.) herkese aynı kitapları ve peygamberleri göndermiştir.

 

Dünyada acısı olup bu engeller ile mücadele eden 1 milyar engelli birey yaşıyor. Bu bireylerin rahatsızlıklarının adı ve şekli nasıl olursa olsun grip, nezle gibi bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık olduğunda kimse o kişiyi aşağılamaz, isim takmaz, sosyal hayatını, aile hayatını zindan etmez. Şunu gayet iyi bilir ki; kendi de grip, nezle olabilir. Engelli olmak da aynıdır. Hayatına sağlam problemi olmadan başlayıp bir kaza sonucu bedensel ve zihinsel engelli olabilir. O halde yaşadığımız dünyada bu kadar engelli birey varken onları görmek, duymak, konuşmak neden bu kadar zor? Orada biz veya sevdiğimiz, değer verdiğimiz bir kişi de olabilir.

 

Yapılan araştırmalara göre eğitim düzeyi yüksek olması veya olmaması bu anlayışı değiştirmiyor. Engelli birey ve ailesi ilk yakın akraba, komşu, arkadaş, okul müdürü, öğretmen tarafından yalnız bırakılıp psikolojik baskıya maruz kalıyorlar. Veliler ve öğrenciler bu zincire dâhil olunca engelli birey toplumda yokmuş gibi yaşanmaya itiliyor.

 

(Memur-Sen) 2020 Temmuz ayında yayınladığı Ulusal Engelli Veri Tabanından alınan hayatta ve kayıtlı olan engelli sayısı 2 milyon 530 bin 376’dır. Hastaneye gitmeyenler bu veride yoktur.

 

Ne güzel demiş Şemsi Tebrizî;

 

Bir şey yap, Güzel olsun.

 

Çok mu zor?

 

O vakit güzel bir şey söyle.

 

Dilin mi dönmüyor?

 

Güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz.

 

Beceremez misin?

 

Güzel bir şeye başla ama hep güzel olsun.

 

Spor her bir birey için önemlidir. Ancak engelli bireyler için daha büyük bir önem taşımaktadır. Spor onlar için seslerini duyurması, onların da yaşadığını, var olduklarını göstermesinin bir yoludur.

 

Toplumda yokmuş gibi davranılsalar da onlar büyük bir azimle ‘biz de varız!’ deyip seslerini spor ile duyuruyorlar.

 

Mevlana'nın da dediği gibi:

 

Toprak gibi sessiz olduğun an bil ki;

Şimşek gibi gökte gürlüyor feryadım.

 

Spor sadece ruhsal açıdan özgüven, kendilerini ifade etme, enerjilerini atmaktan ibaret değildir. 0-21 yaşları arasında vücut büyür. Kas büyümesi, kemiklerine, kalp ve karaciğereler gibi iç organların fonksiyonlarının yerine getirebilmesi için gereklidir. Bunun için birçok spor dalları vardır. Bu dallardan birisi en eski sporlardan olan Wu-shu (Kung-fu'dur).

 

Wu: Savaş, fiziksel uygulama, otorite demektir. Shu: ise sanat, teknik yetenek demektir. Bir başka deyişle Wu-shu savaşma sanatı veya fiziksel yetenek anlamına gelmektedir. Gerçekte saldırı ve savunmanın yanında akrobatik, koreografik hareketlerdir.

 

Bu spor ile beden ve ruhun uyumu sağlanır. Kişisel gelişimin, iradenin ve öğrenme kabiliyetinin güçlenmesi, hoşgörülü davranış biçimi sağlamasıdır. Wu-shu sporu beynin sağ ve sol lobunu geliştirmektedir. Beynin sağ lobu yani sağ beyin görsel ve işitsel konularla ilgilenir. İnsan sezgilerinde beynin sağ tarafını kullanır. Aynı zamanda sağ beyin lobu vücudun sol tarafındaki organları yönetir. Görme ve duyma yoluyla öğrenir. Gerçek üstü hayaller kurar, mecaz anlamlarla ilgilenir. Sol beyin lobu mantıksal kısımıdır. Matematiksel kısımda başarılıdır. Sebep sonuç ilişkisini iyi kurar ve analitik düşünme becerisine sahiptir. Kelime sayı, semboller ile ilgilenir. Sol beyin lobu vücudun sağ tarafının organlarını yönetir.

 

Wu-shu Tao ise hem sağ hem de sol lobu geliştirir. Wu-shu Tao: Saldırı ve savunma rutinleri, saldırı ve savunma teknikleri ve üslup ilkelerini bir araya getiren bazı ilkelere ve felsefeleri göre koreograflanmış sürekli bağlantılı önceden belirlenmiş teknikler setinden oluşur. El becerileri, bacak teknikleri, sıçramalar, atışlar, duruşlar veya ayak işleri ele geçirme, atma, güreş dengeler vb. sayılabilir.

 

Geleneksel olarak Tao’lu rutinleri başlangıçta belirli sayı ve sistemin teknik ve taktiklerini korumak için derlenmiş ve kademeli olarak dayanıklılık, hız, denge koordinasyonu gibi konularda bilgi verir. Uygulayıcılara taktiksel düzen getirir.

 

Birbirimizden farklı olduğumuzu sanmak yerine kendimizi bir kenara bırakıp dikkatlice dinlersek; her canlının nefes aldığını hissedebilir, duyabilir, görebiliriz. Birçok kişi aldırmasa da bu gezegende beraber yaşıyoruz. Hepimizin kökü aynı ağacın kökü ve dalları gibidir. Hayatımızda olmasalar da onlarla bir bağımızın olduğunu bizi yaratan Allah (c.c.) farklı şekilde önümüze getirir. Zaman bir yanılsamadır ve bizimde gelecekte engellilerden farkımız olmayabilir.

 

Mevlana'nın dediği gibi:

 

Ne kötüdür an kadar yakın,

 

Ve bir asır kadar uzak olması.

 

Ve bilir misin?

 

Ne kötüdür insanın bildiğini anlatamaması.

 

Ben.. deyip susması, sen.. deyip ağlamaklı olması.

 

İnsan hayatı anlık değişir. Gelin engellerle imtihan olan kişilere destek olalım. Spor ile seslerini duyurmasını yok sayanlara ‘buradayım!’ diyenlere hiç bir şey yapamasak da tebessüm edip hatır soralım. Gönül kazanmak kolaydır ama yıkmak da kolay. Zor olan yıkılan gönlü tamir etmek.

 

Yeryüzünde Allah (c.c) mescitleri olan birçok insan yüreği vardır. Bu mescitleri kötü bakış, söz ve düşüncelerle kirletmeyelim.

 

 

Yunus Emre ne güzel demiş:

 

Bir kez gönül yıktın ise

Bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millette

Elin yüzün yunmaz değil

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler