22 Mayıs 2022 Pazar Saat:
17:46

Yalancı Cennet & Sınırsız Lezzet (1)

11-01-2022 11:43


 

 

 

 

 

 

 

 

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

 

 

Sanal Gerçeklik Metaverse

 

 

Sevgili kardeşlerim uzun zamandır yazmak istediğim, çocukları ve gençleri büyük tehlikeye maruz bırakacak bir konuyu burada dile getirmek istiyorum.

 

Konuya giriş yapmadan önce Covid-19 virüsüne ve onun akabinde gelen Pandemi oyununa değinmek çok doğru olacaktır. Hepimizin bildiği ve muvafık olduğumuz bu illetin (virüs) bir laboratuvar ortamında gerçekleştirildiği bir gerçektir. Akabinde tüm dünyayı etkisi altına alarak kapanmaları getirdiği de doğrudur ancak bu sadece kapanmalardan ibaret de değildir.

 

Tüm dünya virüsün tehlikesini, ölümcül oluşunu, yapılması ve yapılmaması gerekenleri konuşurken bir el tüm dünyayı kapsayacak bir projeyi adım adım uygulama geçirmeye başladı. Önce aşırı korku yaydı ve bunu da kendi ellerinde olan “Medya” aracılığıyla yaptı. İnsanların algılarını hedef alarak neye ihtiyaç duymaları gerektiği ve bu ihtiyaçlarını nasıl gidermeleri gerektiği hususunda gayet başarıyla sonuçlanacak bir yol haritası sundu.

 

Devlet liderleri de bu algı operasyonlarına ortak oldular. Örneğin yeni dünya düzeni geleceği ve bu yeni dünya düzeninde de yerlerini alacakları mesajlar sürekli önemli ağızlardan duyuruldu. Sanırım “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, eski normallerimizin yerini yeni normallerimiz alacak” mesajını bu virüsün çıkışının ilk aylarında veren sağlık bakanımızın sözlerini unutmamışsınızdır.

 

Eğitim dijital ortama taşındı, alışverişler dijital ortama taşındı, kız isteme, nişan, kına gibi organizasyonlar dahi dijital ortama taşındı. Konferanslar ve seminerler Zoom ve benzeri uygulamalar üzerinden dijital ortama taşındı. Büsbütün dijitalleştik. Köyde dağ başında interneti olmayan tablet nedir bilmeyen aileler dahi uzaktan eğitim sebebiyle internet bağlatıp derslerden geri kalmasınlar diye çocuklarına tablet aldılar. Djitalizm hiç ulaşamayacağı yerlere dahi ulaşmış oldu. Gün geçtikçe uzaklaştık birbirimizden. Dede toruna, torun dedeye sarılmaktan korkar oldu. Gidilen kapanmaların ve gereksiz tedbirlerin bugün ekonomi üzerinden sert etkilerini hepimiz hissediyoruz. Her geçen gün yeni bir dalgayla uyanıyoruz güne. Ardı arkası kesilmek bilmeyen dalgalar…

 

Günlerce tünelin ucundaki ışığı bekledik ve bir gün nihayet aşı bulundu. Sağlık bakanımızın teşvikiyle milletçe kolları sıvadık vatani bir görev bilinciyle. Aşı olursanız yakalanmazsınız dediler önce. Yakalanırsınız ama hastaneye yatışınızı engeller aşı dediler. Şimdi de hastaneye yatabilirsiniz ama ölümü engeller diyorlar. Bir doz dediler, ikinci doz dediler, kokteyl aşılardan bahsettiler şimdi de tamamlanan son aşıdan 3 ay sonra hatırlatma dozu diyorlar. Yani kısır bir döngünün içerisindeyiz. Sürekli yeni varyant haberleri ve ülkelerin tedbir almaları ile kısır bir döngünün içerisinde aynı şeyi yaşayıp yaşayıp duruyoruz. Artık neyin gerçek neyin yalan olduğunu ayırt edemez bir hale geldik. Tıpkı “Sanal Gerçeklik” olan Metaverse gibi. Bir yandan korona ve varyantlarıyla uğraşırken, diğer yandan ekonomik krizle çıkmaza girmişken birileri bizi yeni bir dünyaya doğru sürüklüyor. Birileri bu dünyayı cehenneme çevirirken insanlara sanal bir cennetin kapısını aralıyor. Dünya her geçen gün evlatlarımız için yaşanmaz bir hal alıyor. Geleceklerinden ümitli olamadıkları gibi biz de ebeveynler olarak onlara arzuladığımız bir geleceği sunamıyoruz. Çünkü bizler de önümüzü göremiyoruz.

 

Nedir bu sanal gerçeklik dediğimiz sanal cennetten bahsedilen Metaverse?

 

Metaverse yani evrenin ötesi, sonsuz ve sınırsız bir dünya. İnsanın her zaman, her yerde, her şeyi, herkesle sınırsız olarak istediği gibi yapabileceği yerdir Metaverse. Yani gerçekçi olmayan, içi boş ama bir o kadar da sana hayatında alman gereken tüm hazzı en üst seviyede verebilecek güce sahip bir sanal dünyadır Metaverse.

 

Ve bu dünyada neler vaat ediliyor evlatlarımıza?

 

Öncelikle bir avatarın olacak. Cinsiyetine sen karar vereceksin, cinsiyetsiz bile olabilir. Kaşını, gözünü, boyunu ve tüm genetik özelliklerini sen belirleyebileceksin. Sen artık Tanrının yarattığı o eksik ve kusurlu insan değilsin ve o Tanrının yazdığı kaderi de yaşamak zorunda değilsin. Zaman ve mekân artık senin için bir şey ifade etmiyor. Sen istediğin zaman artık olmak istediğin yerdesin. Bu dünyada tanrıya ihtiyacın yok bu dünyanın tanrısı sensin. Tat, koku ve her türlü cinsel hazzı olabildiğince ve alabildiğince hissedeceksin. Orada Tanrının kuralları ve yasakları yok. Dedik ya sınırsız bir dünya. Ve bu dünyaya girmek için ihtiyacın olan tek şey internete erişim ve sanal gerçeklik gözlüğü.

 

Evet, bu dünya sınırsız ancak bu gözlüğün şarjı sınırsız değil. Bu yüzden daima prize takılı olmanız gerekecek. Yiyeceksiniz ve yediğiniz şeyin tadını da kokusunu da alacaksınız. Böylece beyindeki tokluk merkeziniz uyarılmış olacak. Gerçek hayatta acıksanız dahi hissedemeyeceksiniz. Yani açlıktan ölme riski altındasınız ki bu en iyimser ihtimal. Karşı cinsle etkileşime gireceksiniz ve bunu kendi bedeninizle hissedeceksiniz tıpkı rüya âlemindeki gibi. Öyle bir hal alacak ki beyin artık gerçek ile sanalı ayırt edemeyecek. Sürekli sınırsız hazlarla doyurulan ve haz bağımlısı olan beyninizin ön bölümü zamanla küçülmeye başlayacak. Tam olarak algılarımızı yöneten, yargılarımızı ve sorgulamamızı sağlayan beynin ön lobu. Ve nihayetinde öyle bir hal alacak ki yargılamadan, sorgulamadan sadece alacağı hazza odaklanmış bir hayvana dönüşeceksiniz. O dünyada insana da yer yok. Size sanal bir cennet vaat edip insanı insan yapan ne varsa imanınızı, Tanrınızı ve tüm insani değerlerinizi yani sizden insanlığınızı alacaklar. Onlar almayacaklar. Bu sanal dünyada kalabilmek için bunları siz kendi ellerinizle vereceksiniz. Tıpkı iblisin Hz. Âdem’e ölümsüzlüğü vaat edip yasak meyveyi yedirdiği gibi.

 

Şimdi o Âdem’in evlatlarına soruyorum Ey Âdemoğlu! Bu şeytanî zihniyetin size sunacağı zehirli meyveyi yemeye hazır mısınız?

 

Devam edecek…

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !