17 Ekim 2018 Çarşamba Saat:
10:21

Toplumun Kadına Bakışı

09-03-2018 11:20


“Günümüzde bireyler her ne kadar kadını eşit gördüğünü söylese de toplumun etkisinde kalarak kadını ötekileştirmişlerdir.”

Garip olan ise kadınlarımızın bu durumu oldukça benimsemeleridir. Kendilerini her ortamda küçük düşürtmeye aşağılatmaya devam ederek hayata bakış açılarını sığlaştırmışlardır.

Kadınlarımızın, özgüvensiz ve korkak olduğu bir toplumda erkek her zaman egemendir. Doğrudur, erkekler yapı itibari ile kadınlardan daha güçlüdür ama bu kadınları her fırsatta ezme yetkisine sahip olduklarını göstermez.

Kadın ilk doğduğundan itibaren hep bir ayrıma maruz kalmıştır ve bu ayrım sistem haline dönüşmüştür. Bu sistemde her zaman kural bellidir. Kız çocuğu evdeki erkek kardeşinin bile hizmetçisidir. Ebeveynlerin hatta özellikle annelerin kız çocuklarına yapmış olduğu bu ötekileştirmeyi halen anlamış değilim.

Zamanla yapılan bu ayrım bırakın anne babayı erkek kardeş egemenliğine de dönüşür. Reislik ruhu aşılanan erkek çocuğu da kız kardeşinden arta kalan sistemi ilerde eşine de uygular tabi oda ayrı bir konu. Ebeveyn tarafından ezilen kız çocuğu demir parmaklıklar arasında hayata gülümsemeye çalışır. İstediği şeylerin çoğunu elde edemezken, erkek kardeşine her şey mübahtır. Yıllarca sindirilmiş ve  her şeyi  kısıtlanmış kız çocuğu hata üstüne hata yapar. En büyük hatası da evde bulamadığı huzuru başka yerde aramasıdır.

Baba evinden başka sosyal bir ortama giremeyen kız çocuğu evlendiğinde ise “kocamdır yapar” mantığı güder çünkü öyle görüp öyle benimsemiştir. Daha doğrusu benimsetilmiştir. Kız çocuğunun asli görevi evinin kadını çocuklarının anası olmasıdır. Bu evre kız çocuğundan kadınlığa geçiş evresidir.

Genel görüş kadının kendisine ait dünyası  olmamasıdır. Hissetmesi mümkün değildir, Ve asla düşünemez yargılayamazdır. Çünkü onun yerine  yıllarca ebeveyni düşünmüştür şimdi ise kumanda eşinin elindedir Her daim yönetilen kadın evden dışarı çıktığında azad olan köle edasıyla sudan çıkmış balığa dönüşür.

Kadınlar sever bir kız çocuğu iken ailesini. Evlendikten sonra eşini ve çocuklarını. Hep sever ama sevilmeye hakkı yoktur. Çünkü o bir kadındır annedir  ve mecburdur.

Onun filmi doğduğunda yazılmıştır. Hakkıyla oynayanlar zamanla psikolojik travma yaşarlar. Ama güzel kadının kendisini koşulsuz hizmet etmeye hakarete, aşağılanmaya programlamıştır bir kere.

Kadın evinde iş yapmasın çocuğuna iyi bir anne olmasın demiyorum. Demem o ki o fıtratı gereği de olsa bazı şeylerden feragat ediyorsa samimiyeti güler yüzü ve önemlisi sevgiyi de fazlasıyla hakediyordur.

Ülke geneline bakıldığında da manzara aynı  kadın söz sahibi değildir.

Muhafazakarlaşan toplumda kadının önemsizliği maalesef her geçen gün artmaktadır. Bütün bu olumsuzluklara karşı savaş vermesi gereken yine kadındır. Başkaları tarafından tanınan haklar her gün aynı şekilde o kişiler tarafından geri alınırlar. Çünkü bu onlara bir lütufmuş gibi görünür.

Bu yüzden kadınlar, kendi kim ne derse desin ne tepki alırlarsa alsınlar kendi değerlerini kimsenin ayakları altına vermeyip kendi haklarını kendileri kazanmak durumundadırlar. Bunun çok zor olduğu aşikar ve kültür haline gelmiş şeyleri aşmak külfetlidir ama bundan başka da çıkar yol yoktur ne yazık ki.

Ve kadınlara pozitif ayrımcılık kisvesi altında yapılan uygulamalar kadınları sosyal alanlardan koparmaktadır. kadınların kaç çocuk doğurması gerektiğini, o çocuğu nasıl doğuracağını söyleyen, kadınların araba kullanmasına gerek olmadığını, hamile kadınların sokakta dolaşmaması gerektiğini dikte eden zihniyet kimseyi özgürleştiremez..

Kadınları ve kız çocuklarınızı annenizi severmiş gibi sevin bir hata yaptıysa sırt çevirmek yerine sarıp sarmalayın .onlar sevildikleri zaman  dünyanızı güzelleştirirler. Değer verdiğinizi hissettirin ve asla ayrım yaparak hassas kalplerini daha fazla zedelemeyin…

 

Büşra Eker

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Yazarın Diğer Yazıları