22 Mayıs 2022 Pazar Saat:
18:13

Toplumsal Sorunlar (1)

24-01-2022 11:19


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kur’an ve İmamet Velayetinden Ayrılmak..

 

Allah Kur’an-ı Kerimde şöyle buruyor:

 

“Kendileri ile huzur bulmanız için size kendinizden olan eşler yaratması, aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de, O’nun ayetlerindendir. Gerçekten bunda, düşünen bir topluluk için ayetler vardır.”

 

“Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması da, O’nun ayetlerindendir. Gerçekten bunda bilenler için ayetler vardır.”

 

Hz. Resulullah (saa) şöyle buyuruyor:

 

“Müslüman! Bir Müslüman kardeşini ziyaret ettiğinde, onun elinden “Muhabbetle sıkı” tutar ‘yardımcı olur, ihtiyaçlarını giderir ve sıkıntılarına ortak olur’sa, günahları deniz ve dalgalardan büyük olsa dahi, ağaç üzerinde sararıp dökülen yapraklar gibi dökülür. Allah onların günahlarını affetmeden, onları birbirinden ayırmaz.”

 

Allah ayetinde ve Resul-i Ekrem (saa) hadisinde açıkça, ‘İnsanoğlu toplumsal yaşamaya muhtaç bir varlıktır’, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması toplumsal yaşamaya asla her hangi bir sorun teşkil etmez, diye buyuruyor.

 

Ayetteki “Huzur” kelimesi; insanın maneviyatı güçlü bir dost ile tekâmüle erebileceğine işarettir. Bu bir insanın kendi eşi de olabilir, mümin ve takvalı iyi bir dostu da olabilir. İnsan nefis ve maddi boyutu güçlü bir varlıktır. Huzura ihtiyacı vardır. Ancak huzurun yolu maneviyattadır. Aksi takdirde huzura kavuşması mümkün değildir.

 

İnsan birey olarak tek yaratılmıştır. Tekâmüle ermek için toplumsal yaşama ve manevi desteğe ihtiyacı vardır. Hem aile, hem toplumsal yaşamında huzuru da bulabilir, sorun da yaşayabilir, ama genel anlamda insan sorunlu bir hayat yaşamak zorunda kalan bir varlıktır.

 

Geçmiş tarihlerde var olan toplumsal sorunlar, günümüzde daha çok büyük, daha çok azgın ve tedavisi zor bir hastalık haline dönüşmüştür.

 

Toplumsal sorunları oluşturan etkenler; Dinden uzaklaştırılmak, Siyasi otoritenin fasık ve facir oluşu, İdari sistem (Emperyalist “Beşeri” sistem)lerin tağut oluşu, Adaletsizlik, Ahlaki çöküş, Fesadın etkisi, İnanç zayıflığı, Günahtan kaçınmamak, Haramı Helal gibi görmek, (Maruftan) İyilikten kaçınmak  (Nahiye) Kötülüye rağbet etmek, Sosyal hayatın dejenere edilmesi, Kültürel yozlaşma, Zulmü kabul etmek, Zalim ve haksızlığa sessiz kalmak vs.. gibi yıkıcı sorunlar toplum ve camiaları derinden vurmaktadır.

 

Toplum sistematik olarak yozlaştırılmıştır, bu yozlaştırma her insan için büyük bir tehlike arz etmektedir. Beşeri sistemler toplumun ihtiyaçlarını karşılayamadığından, atılan her adım ve her uygulama, daha büyük bir sorun olarak toplumu felakete sürüklemektedir.

 

Peki, bu sorunlar nasıl aşılmalıdır? Bireyden aileye, aileden toplumun bütün katmanlarını etkisi altına alan, özellikle gelecek nesli yok etme riski taşıyan bu hastalığın tedavisinin kaynağı nedir?

 

Bu büyük hastalığın kurtuluş reçetesi, “Kur’an, İmamet ve Dindir.” Bu üç mukaddes değer fıtrat (yaratılış)ın olmazsa olmazıdır. Bunlardan biri eksik olursa sorunun çözülmesi ve insanların huzuru bulması, sorunsuz ve temiz bir hayat yaşaması mümkün değildir.

 

Toplumsal sorunların tek tedavi merkezi Kur’an velayeti, İmamet velayeti ve Din esaslarıdır. Eğer toplum, sorunların çözümünü istiyorsa, Kur’an’ın velayetine, İmamet velayetine ve din esaslarına yönelmeli ve onlara sarılmalıdır. Aksi takdirde insanın hem dünyası ve hem de ahireti hüsran olur.

 

Ama maalesef görünürde her Müslüman Kur’an-ı saygıyla mukaddes kitap olarak kabul ediyor, Ehl-i Beyt’e saygı gösteriyor, din esaslarına inanıyor, ama Kur’an’ın velayetini, (anayasal sistem ve sosyal hayat kitabı olduğunu), Ehl-i Beyt’in İmamet ve velayetini (Onlar Allah’ın yeryüzündeki hüccetleri ve Resulüllah’ın (saa) vasisi olduklarını) ve dinin şer’i hükümlerini (farz, sünnet, helal ve haramlarını amele döküp) kabul etmiyor. Oysa bu üç mukaddesin varlığı insanlık için bir zaruriyettir. Çünkü bunlar kurtuluş reçetesidir, bunlar kendine sığınan her insanın, her mazlumun ve her mustazafın yegâne yardımcısı ve koruyucusudur.

 

Allah toplumsal sorunların çözümünü liyakat sahibi insan “Peygamber ve İmam”lara emanet etmiştir. Onlar sorunları çözmede ve dava mücadelesinde başarılı olmuştur, tarih onları bize örnek olarak sunmuştur.

 

Kur’an, İmamet ve Din; insan yetiştiren, insanı kâmil kılan, Allah’a ulaştıran, toplum sorununu çözen sağlam bir kaledir. Bunlardan uzak kalan her toplum ve camianın dünya ve ahireti hüsran olur.

 

Kur’an ve İmamet velayetinden dolayısıyla dinden uzaklaşan her toplum, zulme maruz kalır, teröre kurban edilir, haksız ve adaletsizliğe mahkûm olur, insani vasfını yitirir, manevi ve ahlaki değerlerini kaybeder.

 

Bugün Müstekbir “Emperyalist” devletler adaletsiz ve zulüm bayrağını elinde tutmakla sözde insan hakları ve özgürlük edebiyatı yapmaktadır. Toplum ve camiaların gelecek umudu genç ve Z kuşak olan yeni neslin beynini Humanizm ve Deizm safsatasıyla yıkayarak, Akıl zafiyetine düşürmekte ve yaratılış medeniyetinden koparmaktadır. Sapık Müstekbir devletler kokuşmuş Emperyal anlayışla gençleri Tevhid inancından uzak tutma çabasındadır.

 

Toplum, Müstekbir “Emperyalist”lerin hile ve fitnelerine karşı uyanık olmalıdır. Bu sapkın anlayış çok sinsi yaklaşımlarla gençleri zehirlemektedir. Kur’an ve velayet rehberiyetiyle gençlere kendi şahsiyetini tanıtmalı, onlar söylenen sözleri iyi analiz etmeli ve düşmanın ne yapmak istediğini dikkate almalıdır.

 

Toplum Müstekbir ‘’Emperyalist’’lerin yaratmaya çalıştığı kirli algılara karşı, akıllı davranmalıdır. Bu öngörüler dikkate alındığında ancak düşmanın hile ve fitnesine karşı tedbir alınabilir. Acı gerçek şu ki Z kuşak gençler gerçekten çok büyük bir tehlike altındadır.

 

Bugün toplum ve camiaların en büyük vazifesi geleceğin umudu Z kuşak yeni nesil gençliği Kur’an, velayet ve din ekseninde buluşturmak ve onlara İlahi değerleri öğretmektir.

 

Burada asıl sorun gençliğe ne verebilmek ve nasıl eğitebilmektir. Gençler çağa göre İslam’ın sosyolojik yapısına uygun yetiştirilmelidir. Çünkü düşman onların gelişimini kendi anlayışına uyarlayarak programlamakta ve farklı yöntemlerle akıllarını karıştırarak kendi kontrolünde tutma çabasındadır.

 

Gençlerin kafasında cevap arayan soru işaretleri giderilmeli, arz edilen tehlikeden korumalı, sorunları çözülmeli ve İhtiyaçları karşılanmalıdır.

 

Gençlere Kur’an’ın, Resulullah’ın ve Ehl-i Beyt’in hadislerini bilimsel, çağa uygun ve mantık ölçüsünde hazırlayıp sunulmalıdır. Çünkü kafada cevapsız bırakılan her soru bir boşluk yaratır. Müstekbir ‘’Emperyalist’’ devletler gençleri uyuşturucu, alkol, fuhuş, şehvet çukuruna sürükleyerek etkisizleştirmekte, dinden uzaklaştırmakta, Hümanizm ve Deizm bataklığına düşürerek mafya ve terör örgütlerin azılı bir militanı haline getirerek o boşluğu doldurma çabasındadır.

 

Sorunların tedavi merkezi Kur’an, velayet ve din (canlı İmam, İmam Mehdi’dir (af). Bütün sorunların nedeni toplum ve camiaların zamanın İmamını, ya imam olarak kabul etmemekten, ya tanıyamamaktan, ya itaat etmemekten ya da Ondan kopma neticesinde oluşmaktadır. Dolayısıyla toplumsal sorunların giderilememesinin sebebi zamanın imamından uzaklaşılmasından kaynaklanmaktadır...

 

 

Devam edecek...

  

 

  

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !