05 Temmuz 2022 Salı Saat:
21:32
02-02-2022
  

Siyonistlerin Gözünden Siyonizm’in Çöküşü

Felaketin eşiğindeyiz. Cehenneme girmeden önce karanlıkta yaşıyoruz..

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

“İsrail Son Nefeslerini Veriyor!”; Siyonistlerin Gözünden Siyonizm’in Çöküşü

 

Şimdiye değin birçok Siyonist siyasi makam, emniyet gücü, askeri kanat, akademisyen kadro ve medya, “İsrail'in çöküşü” olasılığından defalarca söz etti. İşin dikkat çeken yanı ise endişelendikleri konunun Siyonist Rejim’in üzerine inşa edildiği temeller olması. Yaşanılan “Kimlik krizi” de birçoğunun temel ortak endişesi olarak görülmekte. Bu makalede farklı şahsiyetlerin bu husustaki bazı yorumlarından bahsedilecektir.

 

Haaretz gazetesinde bir yazı paylaşan İsrailli muhabir ve yazar “Ari Shavit” böylesi bir durumu analiz etmişti. “İsrail son nefeslerini veriyor!” adlı analizinde şunları yazmıştı:

 

“Artık bu ülkede yaşam sahası kalmadı, San Francisco ya da Berlin’e dönme vakti geldi. Geri dönüşü olmayan bir yola girmiş olabiliriz ve artık işgale son vermek, yeni yerleşim yerlerini durdurmak ve barışı sağlamak, Siyonizmde reform yapma olasılığı, demokrasiyi kurtarmak ve ülkeyi parçalamak mümkün olmayacak.”

 

“Ari Shavit”cümlelerine devam ediyor: “Yahudilik ve İsrailli olmak artık hüviyetimizin iki temel unsuru olmayacaksa, o zaman arkadaşlarla vedalaşıp, San Francisco ya da Berlin'e gitme vakti gelmiş demektir. İsrailliler Filistin'e geldikleri andan itibaren yavaş yavaş Siyonist hareketin uydurduğu bir yalanın ürünü olduklarını anlamaya başlamışlardı. Bu yalanı gerçekçi kılmak adına da tarih boyunca her türlü aldatma ve hile ile Yahudiliği kullanmış ve hatta Holokost konusunu suiistimal edip, abartmaktan dahi imtina etmemiştir.”

 

Shavit, Siyonist hareketin, Filistin'in vaat edilen toprak olduğuna ve hayali “Süleyman Mabedi”nin de Mescid-i Aksa'nın altında bulunduğuna dünyayı ikna etmeyi başarmıştı. der ve ekler: “Böylece Siyonist hareket kurttan kuzuya dönüşüverdi. Amerikan ve Avrupalı ​​vergi mükelleflerinden aldığı yardımlarla nükleer güç haline gelecek kadar beslendi.”

 

Siyonizm’in İdealleri İflas Etti

 

İsrail-Filistin ihtilafı eski barış müzakerecisi emekli subay “Shaul Arielî” de Haaretz gazetesi için kaleme aldığı bir yazısında: “Siyonizm’in hedeflerinin işgal altındaki Filistin topraklarında gerçekleşemeyip, başarısızlığa uğramasının temelinde Siyonist rejimin stratejileri yatıyor ve sanki rejim, bu arzunun tamamen berbat olması için çalışıyor.” diyordu.

 

Arielî makalesinin devamında şunları yazar: “Siyonist hareket, Filistin'de bir Yahudi devleti kurmak için üç temel strateji izledi ve bunların hepsi şu anda çatışma haline döndü. Siyonist hareketin üç ana hedefi olan ‘İsrail Devleti’, ‘demokrasi’ ve ‘Yahudi çoğunluğu olan bir ülke’nin gerçekleşmesi hayalleri suya düştü. Sonuç olarak da görüldüğü üzere, ‘iki devletli çözüm’ adı verilen üçüncü bir siyasi program ortaya çıktı.”

 

Shaul Arielî bir konuyu vurgular; Filistinlilerin Donald Trump'ın girişimini onaylamaması şunu gösteriyordu; sözde “ekonomik barış politikası” ya da “gerginliği azaltma” endeksli olaylara dâhil olmayacakları ve tüm bu koşulları gönüllü ya da zorla aşma düşüncelerinin de bulunmadığı. Ardından Arielî, Siyonist rejim başbakanı Naftali Bennett'e hitaben şunları söyler: “Orta ve uzun vadede zamanın lehimize olduğuna inanan başbakan ve diğerlerine şunu söylemek istiyorum; şansımız yok!”

 

İsrail-Filistin ihtilafı eski barış müzakerecisi Arielî şu sözleriyle makalesini bitiriyordu:

 

“Bugün (İsrail'de) birleşik bir devlet isteyenler şu gerçeği bir türlü dikkate almıyorlar; 2022 yılında ülkelerine dönmek isteyen Filistinli mültecilerin artmasıyla birlikte nüfus dağılımı koşulları da değişmeye başlayacak ve bu da Filistinlilerin istikrarlı bir Arap çoğunluğa sahip demokratik veya İslamî bir hükümet arzusunun gerçekleşmesi anlamına geliyor. Durumun 1947'ye kıyasla daha da karmaşık bir hal aldığını göz önünde bulundurursak, Siyonizm’in hedeflerini tehdit eden ekonomik federalizmin veya konfederalizmin çeşitli şekillerde yeniden ortaya çıkışına tanıklık edeceğiz.”

 

Netanyahu, Siyonist Rejim’in 100 Yaşını Göremeyeceğinden Endişeli

 

Tüm itiraflar arasında, eski İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Siyonist Rejim’in gücünü yitirmesiyle ​​ilgili endişelerini dile getiren belki de en üst düzey İsrailli yetkili olmuştu. Netanyahu 9 Ekim 2017'de Yahudilerin dini bayramlarından birisi olan “Sukot Bayramı” kutlamalarında şunları söylemişti: “İsrail'in kuruluşunun 100. yıl dönümünü görmek için elimden geleni yapacağım ama bu kesin değil. Tarih bizlere Yahudi halkının egemenliğinin seksen yıldan fazla sürmediğini öğretti ve o seksen yıl da Haşmonayim Krallığı’na aitti.” (Yahudi Haşmonayim Krallığı’nın egemenliği MS II. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun işgali ile son buldu.)

 

Emniyet ve istihbarat liderlerinin birçoğu arasında Siyonist Rejim’in çöküşüne dair korkular hâkim ve bu makamlardan bazıları da çeşitli vesilelerle endişelerini dile getirmekteler. Bu bağlamda, 1995-1996 yılları arasında İsrail İç Güvenlik Teşkilatı'nın (Şabak) başkanı olan “Carmi Gilon” şöyle diyordu: “Mescid-i Aksa'ya karşı sürdürülen politikalar, Yahudi halkına karşı Yecüc ve Mecüc savaşına, nihayetinde de İsrail'in yok olmasına yol açacaktır.”

 

Mossad terör örgütünün eski başkanı Meir Dagan da İbranice yayın yapan Kanal 12'ye verdiği demeçte; Siyonizm’in geleceğinin tehdit altında olduğunu hissettiğini söylemişti.

 

Mossad'ın 9. başkanı Efraim Halevy, Siyonist Rejim’in 70. yıldönümünde şunları söyledi: “Felaketin eşiğindeyiz. Cehenneme girmeden önce karanlıkta yaşıyoruz.”

 

Zaten Siyonist yetkililerin gayri meşru rejimlerinin geleceğiyle ilgili endişeleri, son yıllarda İran ve Direniş Cephesi'ne yönelik tehditkâr açıklamalarıyla defalarca kanıtlanmıştı. Her seferinde Batılı ülkelerin sempatisini kazanmak ve onlardan eskisinden daha fazla yararlanmak için İran'ı küresel bir tehdit olarak sunmaya çalıştılar. Hâlbuki pek çok Siyonist yetkili ve analistin belirtildiği gibi, Siyonist Rejim’in çöküş sebeplerini yine bu rejimin yapısında aramak gerekliydi.

 

Bu konuda, kıdemli bir Siyonist general ve eski Genelkurmay Başkanı (2015'ten 2019'a kadar) olan “Gadi Eizenkot” 19 Ocak'ta verdiği bir röportajda şunları söyledi:

 

“Siyonist toplumdaki çatlak, Tel Aviv Rejimi için İran ve Hamas'tan daha tehlikeli bir boyutta. Bana göre İsrail toplumundaki bu derin çatlak, yönetimin çalkantılarla dolu olması, yargı sistemi ve kurumlarına karşı olan güvensizlik, hükümetin geleceğine yönelik en büyük tehditlerdir.”

 

Geçen yıl Şabak'ın eski başkanı Yuval Diskin, Yediot Aharonot gazetesinde, Siyonist Rejim’in iç sebeplerden dolayı gerilemesinden duyduğu endişeyi dile getirmiş ve şöyle yazmıştı:

 

“Yaşadığımız bu Korona krizi; İsrail'in varlık ve strateji sorununu, gelecek nesiller için İsrail'in varlığını garanti altına alacak sosyal bütünlüğe, ekonomik esnekliğe, askeri ve güvenlik gücüne sahip olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Aslında burada, İsrail'in temel varlığını kökten değiştiren ve bir nesil için varlığını tehlikeye atan demografik, sosyal ve ekonomik eğilimleri kastediyorum.”

 

Ayrıca Gazze'de 12 gün süren savaş ve 1948'de işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinlilerin benzeri görülmemiş ayaklanması da Siyonist yetkilileri alarma geçirmiş durumda. İşte şimdi şapkalarını önlerine koyan başta eski İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu olmak üzere birçok İsrailli yetkili, yaşanabilecek bir isyanın Hamas’ın füzelerinden çok daha tehlikeli olduğunu ve İsrail Rejimi’nin çöküşüne yol açabileceğini açıkça belirtiyor.

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler