10 Nisan 2021 Cumartesi Saat:
18:23

Sessizlik Berekettir

16-02-2021 11:48


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Günlerdir kulaklarımızı kemiren bir cümle..

 

“Sessiz olan güçlüdür. Sessizlik bereketlidir.”

 

Ve ayet diyor ki..

 

“Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.”

                                                                                                           Bakara/153

 

Ne denli gürültülü bir hayatın içinde boğuşuyoruz. Hızlı giden arabalar, korna sesleri, televizyonlar, cafe-restaurant vb. yerlerde çalınan o sesli müzikler, alış-veriş yaptığımız mağazalarda yüksek sesle kendini ifade etmeye çalışan insanlar. Görüntü kirliliği, gürültü kirliliği.

 

Ve bu yorucu hayatın içerisinde kendini saklamak isteyen insanlar. Halvet der Cem / Toplum içinde yalnızlık..

 

Bu yoğun ve karmaşık hayatın içerisine kendi öz benliğimizi kaybederek başlıyoruz. Yemek yerken bir telaş içerisinde; yürürken, konuşurken, işimizin başında, tatilde dahi koşarak hareket eder haldeyiz. Hayatın rutin ritmini değiştirdik ve ona verdiğimiz karmaşayı döndürüp bize sunum şeklide aynı hızla devam ediyor.

 

Hayat ayna görevindedir. Ayna, siz neyi verirseniz onun yansımasıyla devam eden bir süreçtir. Sevgi verirsek sevgi, samimiyetle bakarsak samimi bir dönüş, bir küçük tebessüm verirsek tebessüm, sessizlik verirseniz sessizlik gelecektir. Hızlı bir tempo sunarsak karşılığı da hızlı bir dönüşle olacaktır. Hayatın tadını çıkarmayı unutarak, yediğimiz yemeğin öz suyuna dahi kavuşamadan midemize indirerek, yolda yürürken kendimizi hızlı adımlar atarken bulacağımıza hiç şüphe kalmayacaktır. Durup bir düşünmemiz ve sorgulamamız gereken uzun uzadıya bir konudur. Bunu kavradığımızda hayatımızın değiştiğine şahitlik edeceğiz.

 

Peki, sessizlik nasıl sağlanır. Kendimizle ilgili sessizliği yaşadığımız olayları bilinçli bir şekilde öncelikle kendi özümüzde kavrayıp, idrak edip ve iman edip tekrar hayata karıştırmak olarak ele alabiliriz.

 

Bugün hoşlanmadığımız, onaylamadığımız bir durumla karşı karşıya kaldığımızı düşünelim;  içselleştirdiğimiz, zihnimizi, ruhumuzu ve kalbimizi fazlasıyla yoran bir hadise. O denli hükmediyor ki; bedenimizi ele geçirmiş ve özellikle midemizde (stresin ilk başvurduğu nokta) tüm uzuvlarımıza işlemeye niyet etmiş durumda.

 

Şimdi böyle bir hadiseyi yaşadığımızda öğrendiğimiz öğretilerin, o hızlı hayatın akıcılığına uyup aktarmamız gereken bir bölüme geçeceğiz. Bu aktarım nasıl sağlanır? Ailemize, eşimize, dostumuza, iş arkadaşımıza, o an yanı başımızda hissettiğimiz kim varsa, kendimizi yakın hissettiğimiz ilk kişiyle anlatma ve aktarma seanslarına başlarız. Ve belki de biliriz ki bu aktarım sevdiklerimizi de üzüp incitmekten, ellerinden bir şey gelmeyeceğini bildiğimiz halde onlara eziyet etmekten başka hiçbir şeye de yaramayacak.

 

Bu gürültülü hayatın bize getirisi içimizde oluşturduğumuz olumlu-olumsuz tüm bilgileri çok hızlı yaşadığımız o duygu yoğunluğunu aktarıp kısa süreli fayda sağladığımızı zannetmek. Bunun sebeplerinden biri yukarıda bahsettiğimiz o yoğun, hızlı hayatın getirilerinden birisidir. Hayatın akışına bu şekilde ayak uydururuz ve maalesef farkında da değilizdir. Kendimizi dinlemeyi unutmuşuzdur. Çok öfkelenen birine bir soru sorup onu düşünmeye sevk etsek bir durup düşünür. Algıları açılır.

 

Peki, sabretmek; başımıza gelen olaylara, hadiselere olumsuz duyguları barındıran olaylara sabretmek midir?

 

Yoksa başımıza gelen olumsuz olayların geçmesini beklemek mi?

 

Öncelikle kendimize sormamız gereken soru şu olmalı; Sabretmek bir hastalık geldi ve ben konuşmadan, çabalamadan beklemem mi?

 

Bir sıkıntıya düştüğümde hiçbir eylemde bulunmadan durup düzelmesini beklemem mi?

 

Başımıza gelen olayları öncelikle kendi süzgecimizden sakin bir ruh hali ile geçirmekle başlamalıyız. Bunun üzerinde kesinlikle düşünmeliyiz. İstişare etmeden, paylaşmadan kendimizle bütünleştirmeliyiz. O an yaşadığımız heyecan ve yüksek adrenalin sebebiyle telefonun ucunda bekleyen dostlarımıza, işten yorgun gelen eşimize, o an enerjisi düşük olan aile bireylerimizle paylaşmak yerine öncelikle kendimiz sindirmeliyiz.

 

Sesli düşünmek yerine sessizce düşünme sanatıdır bu.

 

Bu aktarım doğru noktada olmadığında karşı tarafın enerjisini düşürebiliriz, yersiz yere bedeninde bir huzursuzluk oluşturabiliriz. Belki de kendimize ve karşı tarafa daha çok zarar verdiğimiz bir hale getirebiliriz. Bu durum baskı anında oluşan aktarımlardır. Yanlıdır, bencildir, duygusaldır, yargılıdır vs. vs..

 

Buna kısa bir örnek verecek olursak; evlilik arifesindeki iki genci düşünelim. Hayat her an mutluluklarla dolu bir yolculuk değildir. Alış-veriş esnasında, mobilya seçerken, misal bir husumet yaşadıklarını düşünelim. Damat veya gelin hiç fark etmiyor. Bu durumu kendi iç dünyalarında sessizlikle ve sabırla Rableriyle muhabbet ile çözümlemeye çalıştıklarında ne ala. Lakin aileleri ile paylaştıklarını düşünelim. Ailelere aktarım sağlandı. Gelinin annesi damadına kızını üzdüğü için öfkeli, damadın annesi oğlunu üzdüğü için gelinine öfkeli. Gelin ve damat o muhabbeti unutacaktır. Elbette sevgileri bu küçük detayları hayatlarında barındırmayacaktır. Lakin o yoğunluğun içerisinde olan aileler, anneler bu muhabbeti hiçbir zaman unutmayacaklardır. Ve biz sessiz kalmadığımız için “Sessizlik bereketlidir” sözünü “Allah sabredenlerle beraberdir” ayetini özümsememişiz demektir.

 

Duygu yoğunluğu yaşayan insanların vücutlarında hızlı bir su akışı başlar. Hararetli bir vücut yapısı oluşur. Bir yazar ilham dediği noktayı tam da bu anda yaşar. Yaşadığı bir olayın etkisiyle kimseyle irtibata geçmeden kitabının başına geçmek ister. Çünkü ilham gelmiştir. Evet, ilham vücudun ritminin değiştiği noktadır. Newton elektriği, aydınlanmaya en çok ihtiyacı olduğu anda bulmuştur. O ruh hali ile Allah’a yakınlık artar. O an yaşadığımız enerjiyi, halet-i ruhiyemizi Rabbe ulaştırsak çok güzel cevaplar alacağımızdan hiç şüphemiz olmasın.

 

Bu dinî bir mesele değildir. Bu imanî bir meselesidir. İnsanların inançları ile bu durumu yargılayamayız. O nokta ki; ulaştıkları yer kesintisiz, sorgusuz, tam teslimiyetin olduğu noktadır. Ve bu noktada Allah dualara, içimizden geçirdiğimiz belki de her duyguya cevap verecektir. Koşulsuz teslimiyet duygusu ile bedenin o en hararetli noktasında çevremizi yormak yerine, anlık keyfi seçmektense, sabredip Rabbimize yöneldiğimiz nokta; o hayatımızı belki de karartan noktadan ilelebet kendimizi kurtarmış olacağız. Yani “Allah dualarımı kabul etmiyor!” dediğimiz o noktayı bir anda “ne söylesem olacakmış” kısmını taşıyoruz.

 

Fahr-i Kâinat Efendimiz Muhammed Mustafa (saa) buyurur:

 

“Biriniz ayakta iken öfkelenmiş ise otursun. Eğer oturmak fayda vermiyorsa yatsın, uzansın.”

 

Buradan yola çıkarak bir olayın peşinden konuşup, dallandırıp budaklandırmak yerine içimizle hasbihal edelim. Kendimizi dinleyelim. Bir oturalım, bu konunun üzerinde bir uyuyup uyanalım. Rabbimize yönelelim.

 

Zararın başı keyiftir, sonu ise acıdır. Biz o anki ruh haliyle yansıttığımız her durumu keyif şeklinde bir hissiyatla yaşayacağız. Lakin ilerleyen zamanda bu durumun acı yanlarını göreceğiz.

 

İşte bu yüzden Sessizlik Bereketlidir.

 

Biz sessizliğimizle sabretmeliyiz. Sessizliğimizde Rabbimizle muhabbete başlamalıyız. En gürültülü halimizle en sevdiklerimizi üzmek, onların o an size fayda sağlayamayacağı bir konuyla ruhlarını, gönüllerini meşgul etmek yerine sabretmeliyiz ve Rabbimizle muhabbete koyulmalıyız.

 

"İnsanı biz yarattık. Onun için, nefsinin kendisine neler fısıldadığını, neler telkin ettiğini de biz pekiyi biliriz. Çünkü biz ona şahdamarından daha yakınız."

Kaf/16

 

Allah bize şah damarımızdan daha yakınken nedir bu arayış, bu çırpınış! Sakinleşelim, sessizleşelim ve sabrederek Rabbimizle konuşalım, hasbihal edelim, samimi davranacağımız o güzel noktaları bir anlık keyif uğruna heba etmeyelim. Tüm yaşadıklarımızı O’na anlatalım. Bize en doğru cevabı verecek olan hiç şüphesiz O’dur. Rabbimize güvenelim. Rabbimizden korkmayalım. Rabbimiz her an, her saniye bizimle. Unutmayalım.

 

Allah ile aramızdaki iletişim bereketlidir. En sessiz gibi göründüğümüz noktada en yüksek seslerimizi duyan O’dur.

 

 

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Hacer Kızılkaya   03-03-2021 17:13

    selamün aleyküm kaleminize sağlık. inanın makbule geçti yazdıklarınız

  • Saniye Güral   22-02-2021 18:18

    İnsan Anladığını Aktarır yazınız favorim olmuştu ama şimdi bu :)

  • Pervasız Peri   21-02-2021 16:13

    Hep konuşmak ister insan Ama konuşmaktan yoruldu lisan Allah ile konuşmak nasipte olsun hep

  • Büşra Eroğlu   19-02-2021 20:28

    kaleminize sağlık mutlu etti bu yazınız beni

  • Meryem Turan   18-02-2021 13:13

    Meryemler hep yazsın. bende kendimi toparlayıp yazıcam zaten. 😇

  • Mert Eren   18-02-2021 09:59

    "Sessizliğimizde Rabbimizle muhabbete başlamalıyız." İşte bu sözler elimize bir anahtar tutuşturuyor. Bağırıp çağırmaktansa sessizce dertleşmek ne de güzel..

  • Aynur   18-02-2021 03:25

    Allah razı olsun çok güzel bir yazı.... inşAllah sessiz kalabilmeyi nasip etsin Rabbim bizlere...😔 belki de siz haklısınızdır kimbilir....

  • Keften   16-02-2021 21:43

    Siz böyle cilt cilt yazın, ben okurum. Kaleminize sağlık, istifade ettik. Sanırım buaralar yaptığım ama farkında olmadığım , düşündüğüm ama netleşemediğim bazı hallere tercüman oldunuz.

  • Misafir   16-02-2021 15:49

    Konuk yazarlardaki yeni favorimiz oldu

  • Yesil_hasibe    16-02-2021 13:47

    Guzel bir değerlendirme yazısı olmuş tebrik ederim ve başarılarınızın devamını dilerim

  • Masume Şeyda    16-02-2021 13:28

    Allah razı olsun çok güzel bir konuydu :) notlar aldım. Kaleminize sağlık 🌼🌼