26 Şubat 2020 Çarşamba Saat:
15:21

Şehit Kasım Süleymanî’den Ne Öğrendik?

05-01-2020 23:29


 

 

 

 

 

 

 

 

Bismillah...

 

Şehadet halinde İmam Ali’nin (as) “Andolsun Kâbe’nin Rabbine kurtuldum!” deyişinde ki hüznünü bir kez daha hatırlatan büyük Şehit!

 

Sen kulluk görevini en iyi şekilde eda ettin.

 

Bizlere ise; Yaşamıyla ömrünü ulvileştiren değerli kılan yüce şahsiyetin yaşam şekli miras kaldı.

 

Her bir şehadet bizler için bir dirilişti aslında!

 

Şehadette müjde var, bir kez daha nefsimizle yüzleşip, dünyanın vefasızlığına şahit olduk!

 

Şehadette müjde var, bir kez daha Allah’ın büyüklüğüne yâkin ettik!

 

Şehadette hayat var, hiçbir şeyin baki olmadığını, dünya için yaşarsak gaflette olduğumuzu  gördük!

 

Şehadette hayat var, sadece Allah rızası için yaptıklarımız kalıcıdır!

 

Kasım Süleymanî’nin şehadeti “özümüzle” yüzleşip bir miktarda olsa nefsimize döndürdü.

 

Ömrünü nasıl geçirdi? Nasıl bu makama ulaştı? Yaşamından ne öğrenebilir ne kadarını hayatımıza geçirebiliriz düşüncesi "uyuyan ruhlarımıza" bir çağrı oldu elbet!

 

Masum olmayan bir insan nasıl oldu da milyonlarca insanın gönüllerinde taht kurabildi?

 

Dünyanın dengesini değiştirebilecek gücü nerden aldı?

 

Bunu nasıl başardı? Soruları yankılandı düşüncelerimizde..

 

Kısan süren okul eğitimiyle mi?

 

İlmiyle mi?

 

Cesaretiyle mi?

 

Gücüyle mi? 

 

Evet, cesareti tartışılmaz ama her cesaret bu kadar ilahi bir anlam yükler mi bir insana?

 

Ayetullah Seyyid Ali Hamaneî, Şehit Süleymanî'nin kızına hitaben:

 

"Dışardaki savaş Cihad-ı Ekber'e yani içsel savaşa dayanır. Bütün halk babanızın değerini biliyor ve bu değer bilme o insanda olan büyük bir ihlasın sonucudur. Çünkü kalpler Allah'ın elindedir ve ihlas olmaksızın halkın gönlü böyle yönelmez."

 

Niye Kasım Sülaymanî ve diğer büyük şahsiyetler gibi  olmadığımızın açık belgesi işte Ayetullah Hamaneî’nin bu cümlelerinde saklı. Bu sözler  fazlasıyla ne yapmamız gerektiğini ve sorularımızın cevabını veriyor. Yaşamlarına imrendiğimiz şehitlere sadece yas tutmak zorunda  olduğumuzun sebebi ortadadır..

 

Cihad-ı Ekber.

 

Nefis terbiyesini gaye edinmiş içe dönük savaş.

 

Cihad-ı Asger.

 

Düşmana karşı yapılan savaş.

 

Önce nefsimizde  sonra ailemizde  sonrasında akrabalarda ve devamında mümin dostunda cihad-ı ekberi başarmadıkça “bir adım” bile yol alamayacağımız aşikâr ortadadır!

 

Sabırsızlık, tahammülsüzlük, çekememezlik, kin ve nefretin sardığı hâkim olduğu iman ne kadar tevekkül ve teslimiyeti başarabilir!

 

“Söylem değil, emek verildiğinde” Allah’a yaklaşmak mümkünken; nefsimizdeki şeytanî tuzakları görüp cihad-ı ekberi başarmadıkça, düşmanın şeytanî tuzaklarını görüp küçük cihad-ı başarmanın sadece hayal olacağını en büyük kanıtlarından biri şehit Kasım Süleymanî’nin yaşam şeklidir şüphesiz!

 

İçsel savaşa “Bismillah” demeden; sloganik dini söylemler ne derece etkili olabilir?

 

Öz cihadı “söylemde” değil yaşayarak ortaya koymanın zamanı gelmedi mi?

 

Sözlerin havada uçuştuğu hakkını veremediğimiz “sloganik sözlerin” yarış haline döndüğü bu zamanda “içe dönüş” için kaç tane Kasım Süleymanî şehadetini görmemiz gerekiyor acaba?

 

Ömür uzun değil! Nerede ve nasıl gelecek belli değil..

 

Ne yapmamız gerektiğini bildiğimiz halde neyi bekler olmuşuz! Engelleyen faktörler nedir? Bu soruyu sorabiliyor muyuz nefsimize?

 

İmam Ali “Boğazımda kemik gözümde diken yaşadım” sözü bir daha bizleri tefekküre götürmeli, “Beni düşman değil dindar görünen yalancılar öldürdü” sözünü içimize sindirerek!!

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Fatma Yeşilyurt   07-01-2020 21:04

    Ülkü ARAS yine çok güzel bir yazı olmuş. Eline sağlık.