24 Haziran 2019 Pazartesi Saat:
13:45

Sabır Hak'tan İmtihandır

16-03-2018 11:51


 

 

Bismillah

 

Sabır; Öfke anında öfkeni yenmek, size yapılan kötülük karşısında kötülükle değil iyilikle karşılıkta bulunmak, nefsin ve şeytanın kışkırtma, vesvese ve hilelerine karşı günah işlemekten kaçınmak, zorluk, musibet sıkıntılı anlar karşısında metanetli olmak...

 

Sabır Yüce Allah'ın 99 isminden biridir...

 

Her şeyi yoktan var eden Allah;

 

"Muhakkak biz insanı meşakkat, imtihan ve çile yüklü bir hayata gönderdik." (Beled/4) buyurmuştur.

 

İnsanoğlu dünya hayatına imtihan edilmek için gönderilmiştir. Bu imtihan gereği olarak kimi zaman hafif, kimi zaman ise çok ağır imtihanlara tabi tutulabileceğimiz bizlere bildirilmiştir.

 

Yüce Allah Kuran'da sabredenleri müjdelemiştir.

 

"Biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri." (Bakara/155) diye buyurmuştur.

 

Mümin bir insan bu imtihanlar esnasında her zaman sabırlı olmak zorundadır. Sabırsızlık insanı istemeden yanlışa, hataya, sapmaya, haddi aşmaya ve hatta hakka karşı isyana bile sürükleyebilir.

 

Yüce Allah Mülk Suresi 4. ayet-i kerimede:

"Doğrusu biz insanı imtihan etmek için karışık bir nütfeden yarattık da onu işitici ve görücü yaptık."  diye buyurmuştur.

 

İnsanoğlu dünya yaşamına imtihan için gönderilirken, insana görüp duyduklarını idrak edecek ve doğru yolu bulmasını sağlayacak akıl ve şuur bahşedilmiştir. Hedefe ulaşmak, ebedi hayatta saadete kavuşmak için her daim sabır gereklidir.

 

 İmam Ali (as) söyle buyurmuştur; "Sabır hedefe ulaşmanın anahtarıdır."

 

Sabır geçici dünyada insanın sıkıntı, musibet, zorluk vb. şeyler karşısında dayanarak, yaratılış hedefini unutmayarak, dünyanın geçici heva ve hevesleri, aldatıcı süslerine aldanmayarak,  bu süslerinden vazgeçerek, ebedi kalacağı aleme güzel bir kapı aralaması ve açması demektir.

 

Allah sabırlı olan kulunun hep yanındadır. Kulu sabrettikçe; Yaradan, kuluna zorluklar karşısında daha çok güç ve dayanma kudreti verir. Kulunu bu zorlu imtihanlarda asla yalnız bırakmaz.

 

 İmam Musa Kazım (as); "Musibet sabreden kişiye birdir. Sabretmeyen kişiye ise ikidir." diye buyurmuştur.

 

İmam (as) zorluklar karşısında sabırlı olan insanın bunu Allah'ın yardımı ile daha kolay bir şekilde atlatacağını, sabırlı olmayan insanın ise sabırsızlığı sebebi ile sıkıntısı ve zahmetinin daha da artacağını vurgulamıştır.

 

Sabreden kulların mükafatını müjdeleyen bir ayet de:

 

"İşte onlar sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükafatlandırılacaklardır. Orda hürmet ve selamla karşılanacaklar." (Furkan/75)

 

Sabır cennete doğru atılmış en büyük adımdır. İnsan ancak sabır ile gerçek saadete kavuşabilir. Sabırsız yaşam insanı hem dünyada hayatında, hem de ebedi hayatında çok büyük sıkıntılara sokabilir. Sabırlı bir yaşam işe insanı hem dünya, hem de ahiret saadetine götürür.

 

Hz. Peygamber (saa); "Sabır imanın yarısıdır. Yakin (Allah'tan geldiğine ve Allah'a döneceğine kesinlikle kanaat etmek) ise imanın tamamıdır." diye buyurmuştur.

 

Sabırsız iman olmaz. Sabırsız hedefe ulaşılmaz. Sabır ile yollar aşılır, dağlar delinir, yolcu menziline ulaşır. İnsan'ın varacağı menzil ise ahiret yurdudur. Ya sabredip menzilimizi cennet edeceğiz. Ya da sabırsızlık edip cennetten uzaklaşacağız.

 

Allah Resulü (saa) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur; "Bir kimse için kendisine verilen en iyi hayırlı şey sabırdır."

 

Peygamberimiz Efendimiz'in (saa) buyurduğu gibi yaşamda sabırlı olmak en güzel şeydir. Çünkü sabır bütün hayır kapılarını açan en güzel anahtardır.

 

Müminler dünyayı istemezler. Dünya onlar için hakka ulaşmak hususunda sadece bir araçtır. Bu araçları kullanırken asla sabırsızlık göstermez. Sabırla tüm zorlukların üstesinden gelerek hedefe ulaşırlar.

 

İmam Cafer-i Sadık (as): "Mümin dünyada gariptir. Dünya'da horlanmaya karşı sabırsızlık göstermez. Dünya üstünlüğü konusunda onun ehli ile rekabet etmez." diyerek müminlerin dünya için değil, ancak Allah'ın rızasını kazanmak için yarışmaları gerektiğini belirtmiştir.

 

Müminlerin Emiri, muttakilerin önderi İmam Ali (as) bir hadisinde sabrı iki çeşit olarak belirtmiş ve şöyle buyurmuştur;

"Sabır iki çeşittir. Musibete karşı sabretmek, bu iyi ve güzel bir şeydir. Bundan daha güzeli ise, Allah'ın haram kıldığı şeye karşı sabretmektir."

 

Sabrın en güzeli haram ve günahlardan uzak durmaktır. Şeytan bizi ateşe götürmek için uğraşır. O melun günahı süsleyerek güzel göstermeye çalışır. İnsan nefsi de bu konuda ona yardımcı olur. Nefse ve Şeytan'a aldanmamak  gerek. Sabır ile Allah'a sığınıp, Allah'tan  yardım dileyerek, ister küçük ister büyük günahlardan olabildiğince uzak durmak gerekir.

 

Yüce Allah Kuran-ı Kerim'de söyle buyurmaktadır;

 "Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir."

 

Sabır imtihanında başarılı olan kula Allah'ın yardımı daha çabuk ulaşır. Sabrı karşılığında büyük mükafatlara ulaşır. İnsan sabrederek Allah'ın rızalığını kazanır.

 

Yüce Allah;

 

"Rabbin rızasına ermek için sabret." (Müddessir/7) diyerek, kendi rızalığının sabırda olduğunu bildirmiştir.

 

Adamın biri İmam Muhammed Taki'ye (as) "Bana bir nasihat edin" deyince, İmam; "Kabul eder misin?" diye sordu. O adam "Evet, kabul ederim" dedi.  İmam (as) şöyle buyurdu; "Sabrı kendine yastık et, fakirlikten çekinme, şehvetleri (lezzetleri) terk et, heva ve hevese muhalefet et ve bil ki Allah'ın gözünden uzaklaşamazsın. Öyleyse nasıl bir halde olacağına dikkat et."

 

Sabır müminin dünya yaşamında başına gelen acılara, içini sıkan sıkıntılara, ummadığı ölümler karşısında yegane sığınaktır.

 

Ölüme sabır konusunda Hz. Peygamber (saa) söyle buyurmuştur;

"Müminin çocuğu öldüğü zaman, Cenab-ı Hak meleklere şöyle seslenir. "Ey ölüm melekleri! Kulumun çocuğunun canımı aldınız mı?" Melekler "evet" derler. Allah "Kulumun kalbinin meyvesini kopardınız mı?"  Diye sorar. Melekler yine "evet" derler. Bundan sonra Cenab-ı Hak  şöyle sorar. "Kulum buna ne dedi?"  Melekler şu cevabı verirler: "Sana hamd ve istirace etti." (veren de Allah, alan da Allah, hepimiz ona varacağız) dedi derler. Allah şu emri verir: "Derhal o kulum için cennete bir köşk inşa edin ve o köşke 'Hamd' evi adını verin."

 

İmam Hüseyin (as) evlatları, kardeşleri, yeğenleri ve yarenleri Kerbela çölünde Allah'ın Dini yolunda, Ceddi Muhammed (saa) ve Babası Ali (as) sünnetleri yaşasın diye, korkusuzca küfrün karşısına dikilmiş, yakıcı güneş altında, kızgın kumlar üstünde günlerce susuz kalmış; Allah'a sığınarak sabır etmiştir. Daha sonra Aşura Günü Kerbela'da, yarenlerini, yeğenlerini, kardeşlerini ve evlatlarını bir bir Allah'a kurban verip şahadete göndermiştir. Her şahadeti büyük bir sabır ile karşılamış, en son kendi Allah yolunda şahadete koşarak, başı bedeninden koparılmış, bedeni parça parça edilmiş. İmam ve   şehitlerin başı günlerce şehir be şehir gezdirilmiş, bedeni günlerce yakıcı güneş ve kızgın kumlar üzerinde bırakılmıştır... Tell-i Zeynebiye'de bu katliama ve vahşete şahit olan, kardeşlerini, evlatlarını, yeğenlerini Hak yoluna kurban veren,  Fatıma (sa) kızı Hz. Zeyneb'e (sa); 'Kerbela'da ne gördün?' diye sorulduğunda;  "Güzellikten başka bir şey görmedim" diyerek, tüm insanlığa en zor zamanlarda bile sabrın nasıl olması gerektiğini göstermiştir.

 

Selam olsun sabır abidesi Zeyneb'e (sa)...

 

Selam olsun İmam Huseyn'e (as)...

 

Selam olsun Kerbela'da yatan tüm canlara...

 

Selam ve dua ile kalın...

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !