24 Haziran 2019 Pazartesi Saat:
19:15

Ramazan, Ben Ve İmam Mehdi (af)

21-05-2019 16:35


 

 

 

 

 

Bir Ramazan ayı daha geldi.

 

Benim günahlarımı temizlemek, beni arındırmak, beni bana kavuşturmak için...

 

Fıtratımın üzerindeki perdeleri kaldırmak, omuzlarımı inciten, belimi kıran ağırlıkları indirmek için…

 

Benciliğimden kurtulmak, katılaşan kalbimi yumuşatmak için…

 

Ruhumun açlığını görmek, unutulan erdemleri hatırlatmak için…

 

En çokta Rabbimize yakın olmayı başarmak, O’nun rahmet ve mağfiretine layık olmak için…

 

Oruç, kendini kontrol etmeyi öğretiyor. Mesele sadece midenin kontrol altına alınması değildir. Gözlerin, dilin, kulakların, ellerin, ayakların vs. tüm organların kendini tutmasını, ayara gelmesini sağlamak gerekiyor. Hatta kalbin de oruca dâhil olması istenen en güzel kontroldür. Kalpteki gayelerin, hayallerin, arzuların, fikirlerin düzene girmesi için de oruç bir terbiyedir.

 

Kalbimizi bir tarlaya benzetirim. Verimli hale gelmesi için toprağın işletilmesi, sürülmesi, temizlenmesi vs. yapılarak gelecek tohumlara hazır olması gerekir. Ekilecek cins tohumlarda Rabb’imizin istekleri olan ayet-i kerimelerdir. Değil midir Ramazan ayı Kur’an ayı. O halde Kur’an’ın bu kalbe girmesi ve ekilmesi için kalbin hazırlanması kaçınılmazdır.

 

Ancak bu tohumların bu tarlaya ekilebilmesi için, işin ehline ihtiyaç vardır. Hayatımızda her daim sorduğumuz ve soracağımız “ nasıl?” sorusunun cevabına. Bu kimdir?

 

 Elbette bu tohumların ilk kendisine teslim edilen kişiye. Yani Hz. Muhammed(saa)’e. Kur’an ilk önce ona teslim edildi. Tüm anlamı ve yönüyle. Ancak Hz. Muhammed (saa) kendi çağına koşarken,  bizim çağlarımızı da ihmal etmedi. Kendisinden sonra gelecek olan kalp ekicilerini de bildirdi. On iki imam Ehl-i Beyt hidayet önderleri olarak. Hepsi hidayet meşaleleri idi. yani kalplere ışık veren.

 

Ve Hz. Muhammed(saa)’in son temsilcisi olarak ta çağımızın önderi İmam Mehdi(as)’ye bu konumu bıraktı. Yani şimdi biz kalbimize nasıl Kur’an’ı ekelim dersek, ona başvuracağız.

 

Bu iki yöntemle olacak. Birincisi kalbimizle tevessül ediyoruz. Bu zaten kalp ile olacak şey. Güvenmek. İnsan güvenirse, bunun arkasından diğer bağlantılar da gelecektir. Yeter ki tüm itimadı ona olsun.

 

İkincisi de, zaten Ehl-i Beyt’in tüm dedikleri senin elinin altındadır. Soracağın tüm soruların cevabı açıklanmıştır. Eğer merak eder araştırırsan, hepsi tek tek önüne çıkacaktır.

 

Bu durumda anlıyoruz ki Ramazan ayı; imam Mehdi(as)’siz olmaz, olamaz. Yetim kalır Ramazan.

 

Siz ve İmam Mehdi(as) beraber Ramazan ayındasınız. Oruç tutuyorsunuz. İftar açıyorsunuz. Aynı havayı teneffüs ediyorsunuz. Sen onu tanımasan da o seni tanıyor. O senin, benim, onun ve hatta inanmayanların bile velisidir. O halde kendini imamsız, başsız, yalnız, bireysel asla düşünme! Böyle bir gaflete düşme.

 

Tek değilsin. Aramızda bir nur var. Hakkıyla kul olan, Kur’an’ın tam bilgisi onun yanındadır. Ve bizleri her yönden tanıyor. Rabb’in ve melekler onu teyit ediyor.

 

Evet, biz de, o da Ramazan ayında. Her ikimizde kulluk görevimizi yapıyoruz. Ancak roller farklı. O Kur’an’ı ekmiş kalbine. Ben ise ekmek istiyorum. O benden sorumlu. Ancak benimde ona karşı sorumluluklarım var… O nurun, hakkın,  hidayetin kendisi. Ben ise ona koşmak, elinden tutmak isteyen birisi.

 

Ancak şuna dikkat çekmek isterim. Her ikimizin de amacı aynı. Her ikimiz de Allah’ımızın isteği olan Kur’an’ın içeriğini hayata getirmek. Bu bir hayal değil. Bu bir amaç. İnanmayanlar istemese de tüm dünyanın aydınlık günlere ulaşması, yalnızca Allah’ın istediği yaşam tarzının gelmesi ve cennet günlerini bu dünyaya taşımak.

 

Saf/8 “Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler hoş görmese de Allah nurunu tamamlayacaktır.”

 

Bu nedenle bu günleri hayal edenler ve hayatına gaye edinenler rollerinin gereği olarak İmam Mehdi(as)’nin yanında dururlar. Ve isterler ki onun bu amacında, onun yanı başında olsunlar ve kendileri de bu yolda rol alsınlar.

 

Çünkü biz bu yolla Hz. Muhammed’in de hayalini gerçekleştirmiş oluruz. Dolayısıyla yüce Allah’ında bu dünyada yapmamızı istediği şey buydu.

 

Hz. Adem(as)’den beri başlayan süreç bu değil miydi? Tüm yeryüzünün yaratıcısına teslim olması.

 

Saf/9  “O, Resulünü hidayet ve hak dinle gönderdi ki, müşrikler istemese de onu, bütün dinlerin üstüne çıkarsın.”

 

Eğer imam Mehdi (as) ile beraber yol almayı düşünmezsek, Allah için yaptığımız her hayırlı iş yarım kalır. Bireysel olur. Bütünün bir parçası olmaz. Ve yalnızlaşır. Çöle düşen bir yağmur damlası gibi… Ya da bahçede tek kalan bir çiçek gibi… Ya da kalabalığın içinde yalnız kalmak gibi…

 

Böyle bir tabloda kimse kendini görmek istemez. Bu nedenle İmam Rıza (as) İmamet konusu ile ilgili şöyle bir açıklama yapar.

 

“...İmamet, dinin yuları, Müslümanların nizamı, dünyanın salahı ve müminlerin izzetidir. İmamet, İslâm'ın gelişen kökü ve yükselen dalıdır. İmam'la namaz, zekât, oruç, hac ve cihat kâmil olur…”

 

Bu duruma göre imamsız Ramazan ayını asla düşünemeyiz. Gerçekten Ramazan ayında arınmak, kalbimizin yüklerini indirmek ve gerçekten güzel şeyler kalbimize ekmek istiyorsak, işin ehline başvurmamız gerekmektedir. Rahmet ve mağfirete koşmanın başka bir yolu yoktur.

 

Başka kapılara koşmak, ellerin boş kalması demektir.

 

Oysaki biz bu ayda çok şey yakalamak, kazanmak istiyoruz. Neden bu fırsatları kaçıralım ki? Belki de Ramazan ayı bir daha bana kısmet olmayacak!

 

Bu nedenle imam Mehdi(as) ile beraber Ramazan ayını yaşadığımızın kıymetini bilelim. Bizler aslında çok şanslıyız. Çünkü bizler biliyoruz. İmam Mehdi(as) ile beraber olduğumuzun hem bilincindeyiz, hem de aynı safta olduğumuzun farkındayız. Bu onur ve kıvanç herkese nasip olmaz. Bu nedenle imam Mehdi(as) ile beraber amacımıza sarılacağız. Tâ ki beraber Kuran’ın dediğini ve dolayısıyla Rabbimizin isteğini gerçekleştirelim inşallah. Zaten fereci istemenin sebebi de bu değil miydi?

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !