15 Aralık 2019 Pazar Saat:
04:48

Muhabbetin Miracı Kerbela’ya Ağlamak

15-09-2019 15:59


 

 

 

 

 

 
Kerbela vakıası ,insanlığa yüzlerce güzellik bağışlamıştır. İnsan olmanın göstergesi olan derin, içten duyguların tecellisi ağlamak bunlardan sadece biridir.
 
Ağlamak; insani özelliklerin en mazlum, en özgür, en sade, en cesur bedende zuhur etme şeklidir.
 
Hiç bir olay, vakıa  veya kıyam yoktur ki “üzerinden binlerce yıl “geçmesine rağmen “aynı anda“bazen onlarca bazen yüzlerce bazen binlerce bazen de milyonlarca kişiyle “aynı şeye “ağlanılsın!!
 
Öyle bir ağlama ki dil, din ,ırk ayrımı yapmadan  her yaş kesiminden çocuk ,genç ,yaşlı   gözetmeden aynı anda insanların ortak bir maneviyata buluşmasıdır.
 
Öyle bir ağlama ki  “hüzün ve muhabbet “buluşmasının sihiri, yorucu olmayan bilimsel izahı  yapılamayan bir “haz “deryasıdır sanki.
 
Başkalarının ne düşündüğünü umursamadan ve kimsenin niye sorusu olmadan, manevi olarak güçlü bir insan olmayı ağlayarak insanlara  gösterdiğimiz belkide tek an o andır!!
 
Ağlamak; kendimizden kaçmadan sadece “o anda “kalmanın şeklidir..Çok nadirdir anda kaldığımız,ağlamak da o anlardan biridir..
 
Ağlamak; şükür ve sabırdan uzak ölümü yok sayıp kariyer ve dünya nimetlerinin peşinde koşarken , sürekli bir şeylerin özlemi ve pişmanlıklarını yaşarken ve nice yılları geride bırakıp dünyadan bir anlıkta olsa kopup o anda kalabilmektir!!
 
Ağlamak; insani duygularımızın en hassas uç noktasıdır hassasiyetimizim uyarılmasına  izin verip insan olduğumuzu gösterme şekildir!!
 
Ağlamak; düşüncelerimizi duygularımızla harmanlanlayan  manevi miraçta  buluşturup  “rahmetle gözyaşlarına “dönüşmesidir!!
 
Ağlamak; hiç kimseyi takmadan  dünyanın dertlerinden karışıklığından sıyrılıp  insanlığın miracına ulaşmaktır!!
Başka bir deyimle muhabbetin en özel “anı’dır.”
 
Ağlamak; duygularımızı engellemeden  başkalarının önünde ağlayarak daha özgür insan olmayı talep etmektir!!
 
Ağlamak; özgürlüğümüzü anlık yaşama şeklidir!!!
 
Özgürüm çünkü insanım!!!
 
Özgürüm dünyanın kurallarından bir anda olsa kurtuldum!!!
 
Özgürüm kim ne der ne düşünür umrumda degil!!!
 
Özgürüm miraca  yol  alıp merhametle kucaklaşıp muhabbetle yağdım!!
 
 
Ağlayarak  hem kendimiz özgürleşiyor  hem de diğerlerinin de bunu yaparken daha rahat olmalarına vesile oluyoruz!!
 
Ağlıyoruz hep birlikte imam Hüseyin’in  Kerbela’da insanlığı uyanışa geçiren hutbelerine..
 
“Dünya hayatına bağlı kalan kimsenin ne kadar zavallı olduğunu ona karşı ihtiyatlı olmamız gerektiğini, dünyanın gelip geçici engebeli bir evden ibaret olduğunu, eğer dünya sadık olsaydı peygamberlere sadık olurdu diyerek Allah’tan gelip ona döneceğimizi hatırlatıyor ve bunun gibi diğer hutbelerinde de insanlığa kurtuluş yollarının mesajını veriyordu”.
 
Ağlıyoruz dünyanın vefasızlığının karşısındaki Kerbela’da yaşanan  vefaya ve muhabbete..
 
Ağlıyoruz Allah yolunda şehit olanlar birbirilerine  her zor anlarında sürekli muhabbetlerini göstermelerine..
 
Her yaş grubundan şehitler vardı ,olmalıydı ki binlerce yıl geçse de her insan kendinden Kerbela’da  bir şeyler bulup “ben” Kerbela’da olsaydım ne yapardım sorusunu sorabilsin.
 
İnsan olmamızı sağlayan insani öğretileri hatırlayabilsin.. Her yaş ve her durumda insan olmalıydı ki  anne, baba, kardeş, hala, amca, çocuk, genç, yaşlı düşünen her  insan kendini orada bulabilsin düşünceler, duygularla buluşup muhabbetin miracına ulaşsın.
 
Her kesimi temsilen  şehitler olmalıydı ki herkes kendinden bişeyler bulabilsin.
 
Ağlıyoruz kerbelada muhabbettin gücüne her mümin kendini unutup birilerinin dertlerine koşarken “benliklerinden”kurtulmalarına.
 
Ali asker babası İmam Hüseyin’in  kollarında  Allaha kurban olmasıyla,
 
Rugayye babası İmam Hüseyin’e  muhabbetini Allah’a şehadetiyle göstermesiyle,
 
Ali Akber küçük yaşına rağmen babası İmam Hüseyni yalnız bırakmamasıyla,
 
Ebulfazl Abbas vefasıyla  kardeşi İmam Hüseyin’in bel kemiğiyken şehadete yürümesiyle,
 
Zeynep Kerbala’daki çocukların kadınların ve kardeşi imam Hüseyin’in her derdine koşup her şehitte İmam Hüseyin’e destek olmasıyla,
 
İmam Hüseyin düşmanın kanlı kıyamına engel olmak için sürekli hutbeler vermesiyle muhabbetin en üst hallerini görüyor ve ağlıyoruz.
 
Analar, babalar, bacılar, kardeşlar, çocuklar kadınlar her candan acılar yaşandı. Bizlere de o acılara muhabbetinizi ağlayarak miraca yükselme mirası kaldı.
 
Aynı anda “bazen onlarca bazen yüzlerce bazen binlerce bazen de milyonlarca kişiyle “aynı şeye” ağlayıp muhabbetin miracına yükselebilmek!!
 
En değerli miras degil midir?
 
 
 
 
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !