26 Mayıs 2019 Pazar Saat:
12:45
15-01-2019
  

Molla Sadra ile Şefaati Okumak

Şefaat izni alacak ve şefaat işinde cemaatin önüne düşecek ilk kişi İslam’ın Nebiyy-i Mükerrem’i Hazret-i Muhammed Mustafa’dır.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Şefaat Kapısını Açan Kişi

 

Kıyamet vuku bulduktan sonra müminlerden bir grup, iman kuvvetinin nuru ve salih amelle hızlı şekilde cennete girecektir. Diğer bir grup ise işledikleri günah nedeniyle tutuklanarak umutla şefaati beklemeye koyulacaktır.

 

Ne kötülük fazilet ve akıl sığınak / Ne de şefaatçi özrün faziletinden başka
Şimdi kulunu affediyor işte / Affedilmekten umutsuz ceza gününde
Fukaralığım övgümde hepsi bu / Huşum duamda hepsi bu

 

Allah Teâla, günaha boğulmuş müminleri yine de umutsuzluğa sevketmemiş ve rahmetini onların halini de kapsayacak hale getirmiştir. Allah’ın geniş rahmetinin gölgesinde günahkâr müminlerin her biri, amelleriyle mütenasip biçimde şefaate mazhar olacaktır.

 

Şefaat izni alacak ve şefaat işinde cemaatin önüne düşecek ilk kişi İslam’ın Nebiyy-i Mükerrem’i Hazret-i Muhammed Mustafa’dır (s.a.a). Çünkü Hazret, hilkat ve yaratılışın cevheri geçmişteki peygamberlerin ve kıyamete kadar da gelecekteki evliyaların muallimidir. İşte bu sebeple ahirette de en yüksek mertebeyle nasiplendirilecek ve herkesten önce şefaat kapısını açmaya koyulacaktır. Tüm Müslümanlar, icma ile onun şefaat hakkını kabul etmektedir.

 

Dedi ki Peygamber: Diriliş günü / Nasıl terkedeyim mücrimleri gözü yaşlı
Asilere şefaatçi olayım canla / İşkenceden kurtarmak için onları
Asileri ve ehl-i kebairi cehd ile / Ahdi bozma azabından çekip alayım
Her nebi bir şey ister Allah’tan / Ben şefaat istedim ceza günü

 

Hulasa Peygamber-i Ekrem (s.a.a) kıyamette şefaat için ilk izin verilen kişi olarak cehenneme girecek ve kalbinde zerre iman bulunan herkesi cehennemden çıkaracaktır. Bu şekilde Allah dilerse, mümin ümmetinin isyankarlarını bile çıkaracak, cehennemden ve orada tutulmaktan kurtaracaktır.

 

Şefaatin Peygamber’e (s.a.a) Münhasır Manası

 

Peygamber-i Ekrem (s.a.a) kıyamet günü şefaat kapısının fatihi, şefaat cemaatinin önderi ve Allah’ın izniyle ilk şefaatçidir. Çünkü şefaat asaleten ona münhasır olacaktır. Fakat şefaatin Hazret’e münhasır kılınması, başkalarına şefaat için izin verilmeyeceği manasına gelmez. Bilakis bunun anlamı şudur ki, insanın kuvve-i nazari bakımından -murad edilen imandır- ilmî kemal hasebiyle daimi azaptan kurtuluşu mümkün değildir. Hatim mertebeli Nübüvvet Madeninin (s.a.a) ilmî hakikatlerinden istifade vasıtası hariç. Bu da, ya evliya için olacağı gibi vasıtasızdır, ya da ulema için hasıl olacak şekilde vasıtalıdır. Yahut da avam Müslümanlar için hasıl olacak hikaye ve temsil sebebiyledir.

 

Molla Sadra açısından bir ilim eğer nübüvvet deryasına bağlanmıyor ve ondan feyiz almıyorsa hakiki ilim sayılmamaktadır ve kurtuluşu sağlamayacaktır. Dolayısıyla bu ilimleri etkin hale getirmek için nübüvvet madeniyle bağ kurmaktan başka çare yoktur. İşte bu, şefaatin Peygamber-i Ekrem’e (s.a.a) münhasır olmasının manasıdır.

 

Peygamber Dışındaki Şefaatçiler

 

Molla Sadra pek çok eserinde, Peygamber-i Ekrem (s.a.a) dışında melekler, peygamberler, evliya, kâmil müminler gibi başka kişilerin de şefaate izinli olduklarına işaret etmektedir. Bunlardan her birinin şefaati, çok sayıda ayet ve rivayete dayanmakla aşikar biçimde sabittir.

 

Zâdu’l-Müsafirkitabında bu konu vurgulanarak şöyle geçmektedir:

 

Hiç kuşku yok naslar meleklerin, nebilerin, evliyanın ve kâmil müminlerin şefaatinin sabit olduğuna delalet etmektedir. Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

 

"Arşı taşıyanlar ve onların etrafında bulunanlar Rablerini övgüyle tesbih eder, ona iman eder ve iman edenler için istiğfarda bulunurlar. Rabbim, rahmet ve ilmin herşeyi kuşatmıştır." (Mümin/7)

 

Bunu esas alan Molla Sadra, çeşitli eserlerinde, başkalarının şefaat edebilmesinin şarta bağlı olduğunu açıklamaya koyulmuştur. Bazı eserlerinde enbiyanın şefaatine, diğer bazılarında Hazret-i İsa’nın (a.s) şefaatine ve başka eserlerinde de meleklerin, hakimlerin, ulemanın ve şehitlerin şefaatine işaret etmektedir. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) dışındaki tüm şefaatçilerin şefaat edebilmesinin şartını, ilimlerinin nurunu nübüvvet ve velayet mişkatından iktibas etmek olarak görmektedir. Çünkü ilimlerini bu kaynaktan almayan kimselerin ilminin gerçek olmadığına inanmakta ve onları mecazen hakim ve âlim olarak nitelendirmektedir.

 

Kıyamette Son Şefaatçi

 

Allah Teala’nın âlemin hakiki müessiri olduğu ve âlemdeki her bir eserin onda nihayet bulduğu dikkate alındığında ondan başka hiçbir gerçek müessirin sözkonusu olamayacağı anlaşılacaktır. Şefaat hususunda da hakiki müessir Allah’tır. Her türlü şefaatin mebde ve menşei odur. Bununla birlikte kıyamette Allah’ın izniyle önce tüm şefaatçiler şefaat teşebbüsünde bulunacaklardır. Herkesin şefaati sona erdiğinde Erhamu’r-rahimin’in hükmüyle Allah Teala’nın şefaatinin mevkii gelecektir. Molla Sadra bu konuyu teyit ederken bir hadise istinat ederek şöyle der: “Sonra Allah’ın buyurmasıyla melekler şefaat edecek, peygamberler şefaat edecek, müminler de şefaat edecek ve geriye Allah’tan başka kimse kalmayacak.” Şefaatçilerin şefaati sona erdiğinde Erhamurrahimin’in hükmü zuhur edecektir.

 

Dolayısıyla şefaate başlayacak son kişi Allah Tealadır. Hadislerde de bu konu vurgulanmıştır. “Şefaat edecek son kimse Erhamu’r-rahimin’den ibarettir.” Bu şefaatin ardından ve “Rahmetim gazabımın önüne geçmiştir.” bittikten sonra ilahî hışım ve gazap sönerek azap kesilecektir.

 

Molla Sadra, sözünü daha da güçlendirmek ve vurgulu hale getirmek için Muhyiddin İbn Arabi’nin Fütuhat’taki şu sözüne istinat eder: Bil ki, Allah isimleriyle şefaat eder. Bu itibarla “erhamu’r-rahimin” ismi, azabın bu taifeden (muazzebin) kalkması için “kahhar” ve “şedidu’l-ikab” ismi karşısında şefaatte bulunur. Bu nedenle Rasül-i Ekrem (s.a.a) şefaat babında şöyle buyurmaktadır: “Geriye erhamu’r-rahimin kalacaktır.”

 

  

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler