07 Ağustos 2020 Cuma Saat:
12:17

Modern Dünyanın Köleliği

25-06-2020 01:00


 

 

 

 

 

 

 

 

 
  
 
 
 
Kölelik, bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması ve aynı zamanda hizmetcisi, uşağı ve kulu olmasıdır. Kölelik; Antik Mısır, Babil, Mezopotamya, Eski Yunan ve Roma Medeniyetleri'nden itibaren binlerce yıllık geçmişi olan, eski inanç, felsefe ve uygarlıklarda kökleşmiş bir kurum haline gelmiştir. Kölemenlerin bu medeniyetlerde  bulundukları durumlar içler acısı iken uğradıkları aşağılık kompleksi tavırları ve  hiçe sayılan kişiliklerinin, yok edilen ve sönen hayatlarının hepsini, kendini yeryüzünde tanrının gölgesinden ziyade, kendisini tanrı yerine koyan; firavun gibi şahsiyetler için harcandığı ve onların tahtlarını sağlamlaştırmak için feda edildiği görülmektedir.
 
Bu durum, insani bakımdan hiçbir şey ile açıklanamayacak kadar trajedik bir hale bürünmüştür. Öyle bir noktaya gelmiştir ki, kölemenlerin kendilerini efendisi olarak gördüğü firavunî zorbalar için esir edilmekle kalınmayarak esirlikle beraber varmak istenilen, kölemen hayatına daha yolun başında bir sürü insan yığını arasında bir geminin içinde, ellerinde ortamı cehenneme çevirecek; zebani yüzlü kahrolası yaratıkların kırbaçları ile çıplak bedenlerinde hissettikleri acılar arasında kölemen dansı adı verdikleri, zehr-i dansın çığlıklarında kıvranırken onların bu ızdıraplarına  merhametsizlikten vicdanları kuruyan, zalim zorbalar ise kadehlerin şakırtsında o anları büyük bir kahkaha eşliğinde izleyip zevk alırken kulları olarak gördüğü kölelerine, zulmün her çeşidini tattırmaya devam ediyorlardı . 
 
Çok eski tarihlerde yaşanılan; kölelik düzeni daha çok savaşta esir düşenler, ağır suç işleyenler, borcunu ödeyemeyenler, korsanlar tarafından kaçırılanlar; köle kabul edilir, köle pazarlarında satılır ve erkek kölemenlerin çocukları da köle olarak efendisine hizmet ederdi. Ayrıca başka bir kölelik hâli olan cariyelik ya da halayık olarak bilinen, yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, savaşta esir alınan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan, genç kadınlardı. Bu kadınlar efendilerinin;  vahşi, insanlık dışı, barbar ve hayvani arzuları arasında  birer cinsel meta olarak kullanılırdı. 
 
Köleliğin en acı örneklerini; Mısır Firavunları döneminde, İslâm öncesi cahiliye döneminde, Avrupa ülkelerinin Afrika’yı sömürdüğü yıllarda, Amerika’da 20. yüzyılın ortalarına kadar görmek mümkündür. Her ne kadar bugün kölelik düzeninin bittiği iddia edilse de aslında aynı düzen farklı boyutlarıyla devam etmektedir.
 
Günümüz modern dünyanın köleliği ise gelişen teknoloji, ilerleyen bilim, yeni enerji arayışları, doğal zenginliklerin ülkelerin çıkarları doğrultusunda kullanılma isteği arzusu, ekonomik sömürü yerlerini arama hırsı, daima ezilen, daima bağlı, daima sömürülen halk kitleleri ile beraber bu doğrultuda hareket eden şahıs, topluluk ve ülkelerin olması ile beraber bu zalim düzen, sinsi bir şekilde ve eski dönemlere nazaran, çok daha ağır şartlarda devam etmektedir. Postmodern dünyanın köle düzenini eski tarihi kölelikten ayıran en büyük özelliği ise uygulanış, algılanış açısından güncel ve çağdaş olarak farklılık göstermesidir.
 
Modern dünyanın köleliği tanımı, kredi kartı borçları nedeni ile bankalara herşeyini vermek zorunda kalan kişilerin, oluşturdukları huzursuzluklarla beraber kendileri köle hale getirdikleri yetmiyormuş gibi aile fertlerini de bu uğurda köle hale getirmeleri, küresel şirketlerin daha fazla para kazanmak için bir meta haline dönüştürdüğü kadınları; reklam, moda ve fuarlar aracılığı ile adeta bir teşhir ürünü olarak kullanması, fabrikalarda uygunsuz çalışma koşulları altında, güvenlik tedbirlerinden yoksun alanlarda asgari ücrete çalışan; ezilen, sesini duyuramayan milyonların susturulması, bazı ülkeler de erkek çocuklar okusun diye kızların zorla çalışma hayatına sokulması ile  eğitim hakkı ellerinden alınan kızların; birde üzerine erkeklerin aldığı ücretin yarısı kadar ücret alması, genç kızların farklı geleneksel ritüeller ekseni ile veya gözünü para hırsı bürümüş aileler tarafından zorla evlendirilmeleri, bedenlerini fuhuşa feda eden kadınların, seks kölesi haline getirilmeleri, geçmişte başka ülkelerden zorla koparılan insanlar, köle olarak efendisine hizmet için sunulurken günümüzde ise insan tacirleri finansal kazanımlar için savunmasız insanları kandırarak ya da zor kullanarak onları (özellikle) fuhuş / cinsel sömürü, zorla çalıştırma çerçevesinde sömürmesi, bir çocuğun ya bir bedel karşılığında ya da istismarına sebebiyet verecek herhangi bir alışverişe konu edilmesi; gelişmiş ülkelerde, hafta içi işten başka bir şeye vakit ayıramayan, hafta sonu geldiğinde ise hayvandan daha aşağılık hallerde zevk ve sefaya terkedilmiş milyonların oluşturulması gibi çeşitli şekillerle yapılmaya çalışılmıştır.
 
Ve böylece köleliğin; en acımasız, en merhametsiz, en iğrenç yüzüyle yaşamaya çalışan milyonların; kalbine, kulaklarına, gözlerine, duygularına, yüreklerine, bedenlerine ve ruhlarına modern dünyanın kölelik düzeni prangalar vurmuş.İnsanlık zindana atılıp can çekişirken yeşilliklerle donanmış yeryüzü ormanları duvarlarla örülmüş, engin masmavi denizler bacadan çıkan birikmiş kötü kalpli ruh hastası patronların; kustuğu karanlık, korkunç vahşetleri ile bezenmiş gökyüzünün aydınlığı, dehşet verici bekçilerin gölgesinde, özgürlüğe kanat çırpmaktadır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !