07 Ağustos 2020 Cuma Saat:
11:48
05-02-2020
  

Mizaç ve İnsan

İnsan coğrafyadan etkilenir. “Coğrafya insanın kaderidir” İnsan iklim ve mevsimden etkilenir. İnsan yeme ve içme kültüründen etkilenir ve karakteristik bir özellik kazanır. İnsan mesleki alışkanlıklardan etkilenir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

FATİH SİNAY 

 

Mizaç ilmi tarihsel olarak kökeni antik Yunan ve daha öncesine dayanan insan ve çevresini kuşatan her şeyi sıcaklık-soğukluk, ıslaklık ve kuruluk nispetlendirmesiyle tanımlayan hem teorik hem de pratik bir ilimdir.

 

Mizaç ilmi dört unsur temellendirmesiyle izah edilir. Yaratılmış her şeyin belirli bir mizacı vardır. İnsan hariç diğer şeylerin mizacı sabit, insanda ise hareket halindedir. İnsan yaratıkların en mutedili olması sebebiyle hep değişkendir. Mutedil veya itidal ne demektir?

 

Mutedil aşırı olmayan, ifrat ve tefriti olmayan, orta halli anlamlarına gelen bir kelimedir.

 

İnsanı üzerinde taşıyan dünya, güneş sistemimizin en mutedil gezegenidir. Dünya gezegeninin dört mevsimi tam olarak bütün etkileriyle yaşayan bölgeleri coğrafik olarak mutedildir. Bu coğrafyalar üzerinde ikamet eden kadim topluluklar mutedil halklardır.

 

Cemadat yani madenler, nebatat yani bitkiler, hayvanat yani hayvanlar mutedil değil sabittirler. Bunlar insanın gıdasını oluşturur. Yeri geldiği zaman ise ilaç temellerini oluşturur. İnsan ise yaratılış itibarı ve imtihanı sebebiyle değişim mecburiyetindedir. İnsan coğrafyadan etkilenir. “Coğrafya insanın kaderidir” -İbni Haldun- İnsan iklim ve mevsimden etkilenir. İnsan yeme ve içme kültüründen etkilenir ve karakteristik bir özellik kazanır –İbn-i Sina – Galen- İnsan mesleki alışkanlıklardan etkilenir. İnsan ayrıca cibilliyetinden yani genetik mirasından ayrıca etkiler alır. Buna kavmi özellikler de dâhildir.

 

Mutedil mizaca sahip olan insan aynı üzerinde ikamet ettiği gezegeni gibi gençlik, delikanlılık, yetişkinlik ve ihtiyarlık dönemlerinden geçer. Fakat insanda diğer yaratıklarda olmayan cüz-i irade melekesi vardır. Cüz-i irade sadece insana verildiğinden dolayı insan sadece dört element baz alınarak tespit edilemez.

 

İnsanda bir de beşinci element vardır.

 

İçinde bulunduğumuz gezegen güneş sisteminin en mutedil gezegenidir. Bu mutedillik durumu kendi içerisinde sürekli dönüşüm ve yenilenme özelliğine sahip olmasındandır. Dünyamız dört element üzere inşa edilmiş üzerinde yaşanabilen tek gezegendir.

 

Yerkürenin güneşe olan uzaklık ve yakınlık nispetlendirilmesi sebebiyle her paralelinin kendine has bir mizacı, ayrıca yine gezegenimizin yüzey şekillerinin de münferit olarak bir mizacı vardır.

 

Yerkürede ayrıca bitki örtüsü çeşitliliği ve çeşitli hayvanlar bulunur ve yine nebatat dediğimiz bitkilerin ve hayvanların kendine has değişmez mizaçları vardır.

 

İbn-i Sina insan hariç diğer tüm yaratıkların mizaçlarının değişmemesinin sebebini ilaç ve besinlerin bu yaratıklardan oluşması hikmeti olarak beyan eder.

 

İnsan ise yukarıda izah etmeye çalıştığımız gibi sadece kavmi mizacı sabit olmakla birlikte sürekli değişimdedir. Bu ise cüzi irade sahibi olan insanın imtihanıdır.

 

İnsan yaratılmışların en şereflisi ve Allah’ın halifesi olarak haşredildiği için sürekli murakabe halinde olmak zorundadır. Bu murakabe sadece kalbi olarak ibadet ve taât olmayıp kendisine emanet edilen nefsi, sorumlu olduğu ailesi, müntesibi olduğu vatanı, bireyi olduğu insanlık ve en önemlisi yaratılmışların en şereflisi olarak Allah’a karşı sorumluluğu gereği bir farziyettir.

 

Ve insan bu farzı yerine getirmek için kendi cinsi haricinde hiçbir yaratığa verilmemiş bir donanıma sahiptir.

 

Akıl…

 

Peki, akıl nedir?

 

Bu soru Cafer-i Sadık (as) tarafından talebesi Numan bin Sabit’e sorulmuştur.

 

Cevap olarak ise “Akıl iyi ile kötüyü – doğru ile yanlışı ayırt eden melekedir”  cümlesini alınca.

 

“Onu inekler de yapıyor.” karşılığını vermiştir.

 

Bu sefer Numan bin Sabit yani ileride İmam-ı Azam olarak tanıyacağımız Ebu Hanife “Peki akıl nedir?” sorusunu yineleyerek bizlere ilmin usulünün nasıl olması gerektiğini öğretir.

 

Peki, akıl nedir?

 

İlim bir hazinedir ve anahtarı meraktır.

 

İlim sandığını açan merak anahtarının dişleri ise sorulardır. Soru iki amaç için kullanılır:

 

1- Bilgiye ulaşmak

 

2- Muhatabını zor durumda bırakmak

 

Numan bin Sabit yani Ebu Hanife sorusu ile ilim sandığının nasıl açılması gerektiğini bizlere daha talebe iken öğretir.

 

Peki, akıl nedir?

 

Cafer-i Sadık (as) “Akıl iyilerin içinde en iyiyi seçen melekedir” diye cevap verir.

 

İlk olarak tanımlanan akıl tamamen reddedilmemiş fakat eksik bırakılmıştır. Burada karşımıza iki tür akıl çıkmaktadır:

 

İlki hayvanlarda da bulunan akl-u maaş.

 

Akl-u Maaş: Yani geçimlik, maaşlık akıl. Bu akıl dört ihtiyacı gidermek için bahşedilmiş bir melekedir. Meleke; hiçbir emek sarf etmediğimiz halde karşılıksız olarak bizlere verilen özelliklerdir:

 

1- Beslenme

2- Barınma

3- Korunma

4- Neslin devamı

 

Her yaratık beslenme, barınma, korunma ve neslinin devamı için Allah tarafından donanımlı yaratılmıştır. Yukarıda bahsettiğimiz dört ihtiyaç rızık başlığında işlenir ve rızkın ise kefili bellidir.

 

Akl-u maaş hem hayvanlarda hem de insanlarda bulunur. Fakat insanın tüm odak noktası ve emeği sadece rızık endişesi merkezli bir yaşam olursa sıkletinden daha aşağılara tenezzül eden güreşçi gibi donanımının hakkını vermediği gibi hayvanlardan da aşağıda bir mevki edinmiş olur.

 

O halde insana verilen akıl hangisidir?

 

Akl-u Maad: Akl-u maad; sonrasını düşünen, ileriye doğru hesaplamalar yapabilen, mütalaa ve analiz yetisine sahip olan, hesap yapan, hesap veren, vereceği hesabın dahi hesabını yapan melekedir. İnsanda her iki akıl da bulunur. Ve akıl da yaratıklardan bir yaratık olduğu için zaafları vardır.

 

Peki, aklın zaafları nelerdir?..

 

 

http://www.kolektiftip.com

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler