16 Aralık 2018 Pazar Saat:
03:02

Mağara ve Nur

04-09-2018 12:13


 

 

 

 

 

 

 

Bir mağara.

 

Karanlık ve karmaşık…

 

Mağaranın dışında bir Nur,

 

İçeri süzüleni cılız ve az.

 

Buna rağmen göz alıyor, büyülüyor.

 

Dışarı çıkmak yasak,

 

Mağarada derine inmek de olmazdı…

 

Kalp acı acı arayışta,

 

Ruh yorgun ve aç…

 

Ve…

 

Duydu ki dışardaki o nura Ali derler.

 

Kalbi yerinden çıkacak gibi,

 

Evet, Ali!..

 

Ne güzeldi söyleyişi;

 

Ali, Ali, Ali…

 

Peki, kimdi Ali?

 

Onu tanımak için mucizeye gerek yoktu ki.

 

Çünkü o Ali'ydi.

 

Nurdu.

 

Okumak istedi Ali'yi.

 

Satırların arasında Ali'yi aramak…

 

Adının nakşedildiği sayfalar daha mı güzel kokuyordu ne?

 

Gözlerden damlalar düşüyordu.

 

Ateşten farksızdı artık gönül evi…

 

Aynı ‘Gadir’ gibi.

 

Bir kelimeye değiyordu gözler;

 

'Veliyullah'

 

Habibullah'ın dilinde

 

Önce arşa şeref veriyordu

 

Sonra arza…

 

Satırlardan ayrılırken gözler,

 

Can yüreğini yokluyordu sözler.

 

Daha önce hissetmediği bir histi.

 

Evet,

 

Huzurdu şek ve şüphe yersizdi.

 

Karanlık yoktu.

 

Zerrece manasız bir şey görmüyordu.

 

Yasak yoktu.

 

Ve manaya karıştı ruh…

 

Artık Ali'si vardı.

 

Lebbeyk deyince ‘Yettim!’ diyen…

 

Ali…

 

Zikrim, imanım,

 

Özlediğim…

 

'Aleyhisselam'

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Yazarın Diğer Yazıları