01 Aralık 2021 Çarşamba Saat:
06:14
23-12-2020
  

Koronalı Günleri Nasıl Sakin ve Rahat Atlatabiliriz

Dua ve Münacatın Ruhsal Sükûnet ve Rahatlığa Etkileri..

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Birçok insan son günlerde yersiz ıstırap ve stres yaşadıklarını dile getiriyor ve bunun sebebini de bilmiyorlar. Bundan kurtulmak için Kuran okumak, Peygamber (saa) ve Ehl-i Beyt İmamlardan (sa) tavsiye edilen duaları okumak, birçok endişe ve kaygımızı ortadan kaldıracaktır.

 

Son zamanlarda birçok birey ve aile fertleri korona virüsünün kontrol edilememesi nedeni ile stres ve sıkıntılardan kurtulmak için hep bir çare ve reçete peşindedirler. Fazladan ıstırap çekmek, stres, karamsarlık, üzüntü ve şiddetli vesvese nedenleri ile aile ve toplumun sorun ve sıkıntılarını giderecek bir kurtuluş ve arayış içerisindedirler. Bir grup insan kapılarını kapatarak inzivaya çekilirken, bir diğer grup ise hiç bir şey olmamış gibi davranabiliyorlar, fakat sonuçta korona virüse yakalanıyorlar. Ama bir kesim de vardır ki; çok rahat ve sakin bir ruh haliyle, kendilerine hâkim olup bu elim hastalığı kontrol edebiliyorlar.

 

Koronalı günlerde doktor ve hemşireler hastalar için fedakârca çalışıp hizmet vermekte ve bu konuda tüm enerjilerini harcamaktadırlar. Fakat bir kesim ise alternatif tıp bilgileri veya birbirleriyle yapmış oldukları fikir alışverişi sayesinde, kendilerine yetişip ve ailesinin iyileşmesini sağlayabiliyorlar. Bu kesimden olan kişiler, dua, münacat, namaz ve tevekkül ile Allah’a yönelen kimselerdir. Her şeyi Allah’a havale ederler zaten vakti geldiğinde hastalık kökten yok olacaktır. Elbette bunun manası, uzman doktorların bu hastalığı yok etmek için aşı ve ilaç peşine gitmemeleri değildir, belki tüm halkın sağlık kurallarına uymaktan başka bir çaresi olmamasıdır. Asıl şifa vericinin Allah olduğu, tevekkül ve dua ile Allah’a yönelmeleri gerektiği manasındadır.

 

Çoğu İnsan Stresi Azaltmak İçin Dua Eder

 

Kültür Sanat ve İletişim Enstitüsü'nün yaptığı “Korona virüsü hakkındaki görüşlerinin araştırılması” başlıklı araştırmanın sonuçlarına göre, korona virüsünün tedavisi için halkın yüzde 61'i dua etmeyi tercih ediyor. Bu anket 2020 yılı 20 Mayıs-31 Mayıs tarihleri ​​arasında telefon görüşmeleri ile yapıldı. Bu araştırmanın istatistiksel popülasyonu, ülkenin şehir ve köylerinde yaşayan 18 yaş ve üzeri vatandaşlardan oluşmuş ve 2.112 kişi rastgele seçilerek mülakata alınmıştır.

 

Ulusal Dini Soruları Yanıtlama Merkezi'nde uzman olan Zehra İbrahimî; Allah'ın takdirine razı olmanın dua ve ibadetle çelişmediğini söylüyor: 

 

“Dünyada olan her şey Allah'a atfedilir ve insan ona razı olmalıdır, ancak hastalıkların önlenmesi için insanların mücadele etmesi gerekir. Sağlık kurallarına uymak, evde kalmak, dua ve ibadet gibi manevi yollarla buna destek olabilir. Elbette manevi bakış açısıyla, tüm bu hastalıklar insanların uğraşmak zorunda olduğu ilahi bir imtihan olabilir, bazen istenen sonuç verilemeyebilir, ancak her halükarda ona göre hareket etmek bir kul olarak görevimizdir ve takdir Allah'ındır.” diyor.

 

Büyük Bir Sığınağı Kendimize Dayanak Yaptığımızda

 

Bu korona günlerinde dua ve münacatlarla moralimizi yüksek tutabiliriz. Allah'a yakarma ve yönelme insanı umutlandırır ve güçlendirir. Çünkü güvenli bir sığınağımız olduğunu hissederiz ve bu da endişe ve tedirginliklerimizi azaltır. Ruhsal ve fiziksel hastalıklar bizi sardığında, Yaratıcıya sığınmayı bir tür hastalık önleme veya bir çeşit tedavi olmak olduğuna inanırız.

 

Bu günlerde kaygı ve ruhsal stres, fiziksel hastalıklara muzdaripliğe büyük ölçüde neden olabilir. Bu dönemin psikolog ve psikanalistleri, insanların zihinsel yükünü azaltmaya yönelik tekniklerin çoğunun, Allah'a dua ve münacat etmek olduğunu bildirmektedirler. Dua etmek için sakin ve konforlu, konsantre olmamıza ve kaygıyı gidermemize izin veren yerleri seçmek daha iyidir.

 

Dualarımız kalpten, içten ve samimiyetle olursa, kalbimiz daha da ferahlar, kalbimizin huzurunu artırır, tüm zihinsel ve fiziksel güçlerimizi kuvvetlendirir.

 

Duanın bir başka etkisi de manevi doruğa ulaşmaktır: İnsan Allah'a dua ederek, manevi hazza ulaşır. Bugünlerde doktorlar ve sağlık çalışanları, diğer insanlara hizmet ve onlara yardım ederek manevi bir zevk duygusu yaşıyorlar ve biz de bu manevi zevki dua ve münacat yoluyla kendimiz için yaratabiliriz.

 

İmam Seccad şöyle buyuruyor: “Allah'ım kalplerimizi seni anmakla, dillerimizi sana şükretmekle ve bedenlerimizi de sana ibadetle meşgul et.”

 

Bu dönemde ibadete vakit ayırabiliriz, özellikle ezan vakitlerinde aile fertleri de bizlere eşlik edebilirler. Çocuklarımıza Allah’ın mutlak kudrete sahip olduğunu, bütün kötülükleri yok edebileceğini öğretelim. Birlikte bu hastalık ve şerlerin ülkemizden ve bütün insanlığın üzerinden yok olması için dua edelim. Bu duanın kendisi bizlerin ruhsal rahatlığa ulaşmamıza sebep olabilir. Diğer taraftan çocuklarımızı da Allah’a dua ve münacatla yönlendirmeye alıştırabiliriz.

 

Duanın diğer özelliği Allah hakîkatine yönelme ve zati sükûnete erişmeye ilave olarak bizi gafletten uzaklaştırmasıdır. Dua gaflet gidericidir. Hayatımızdaki günlük meşgaleler, evde haberleri seyretmemiz, günlük gelişen olaylar ve başka işler kendimizden ve Allah’tan gafil olmamıza sebep olmaktadır. Dua ve münacatlarla bu günlerde Allah’a yönelme fırsatını daha fazla oluşturalım. Ölüm ve kıyamet gününe teveccüh edip, bilinçlenelim.

 

Bizlerden her biri bu korona günlerinde azizlerini kaybetmiş olabilirler, psikologlar taziye merasimi için değişik yollar önermektedirler; böylece kıymetli yakınlarımızı kaybetmeyi daha rahat kabullenebileceğiz. Ama en önemlisi Allah’la sohbet, kıyamet ve herkesin öleceği, Allah’tan geldiğimiz gibi tekrar O’na döneceğimizi yâd etmek. Böylece daha rahat azizlerimizin hastalanmalarını ve ölümlerini kabulleneceğiz.

 

Huzura Kavuşmak İçin Birkaç Dini Tavsiye

 

Bu günlerde sükûnete ulaşmak için en önemli tavsiyeler şöyle sıralanabilir:

 

"ماشاءَ الله لا حَولَ وَ لا قوّهَ اِلّا باللهِ العَلِیَّ العظیم"

 

"Maaşallah, Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" 

 

Sabır rivayetlerinde, İmamların ve din büyüklerinin tavsiyelerinde şöyle gelmiştir; kalpten ve sadık bir niyetle mezkûr zikri çokça söyleyiniz. Sabır ve sükûnet kazanmak için Ankebût suresini okuyunuz.

 

Mirza Ahmet Aştiyanî ‘Hediye-i Ahmedî’ kitabında el-Mizan tefsirinin yazarı Allame Hüseyin Tabatabaî'den şöyle aktarmıştır:

 

“Huzura kavuşmak için otururken ve ayaktayken elinizi göğsünüzün üzerine koyun ve birkaç kez Ra'd suresinin 28. ayetini okuyun.

 

الذّینَ امَنوا و تَطمَئِنُّ قُلوبُهُم بذِکرِ اللهِ اَلا بذِکرِالله تَطمَئِنُ القلوب

 

“Ellezîne âmenû vetatmeinnu kulûbuhum bizikri(A)llâh(i) elâ bizikri(A)llâhi tatme-innu-lkulûb”

 

“Onlar inanan ve Allah'ı anmakla gönülleri huzur bulan kimselerdir. İyi bilin ki gönüller, ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.”

 

Allah'a iman edenler için en sükûnet verici duadır bu.

 

Bir diğer husus da hiç şüphesiz şükretmek insan huzurunun enönemli kaynağı olarak kabul edilir. Sağlıklı olduğumuz için her sabah Allah'a şükretmeliyiz. Bu ruhsal ve fiziksel anlamda vücudumuzu olumlu yönde etkiler.

 

Neticede âlemlerin Yaratıcısından ve Peygamber Efendimiz ve onun Ehl-i Beyt'ten yardım istemek, hayata daha güçlü tutunmamızı sağlar.

 

Bilmeliyiz ki Allah'ın kullarına olan sevgisi bitmez tükenmez.

 

O hiç kimseden rahmetini esirgemez. Rahmet yağmurunu herkesin üzerine yağdırır..

 

«اَلا بذِکرِالله تَطمَئِنُ القلوب»

 

"Kalpler ancak onu anmakla huzur bulur." 

 

Mefatihû’l Cinan’daki dualar; Kumeyl, Nudbe gibi farklı dualar Aşura Ziyareti, Ziyarat-i Cami'a Kebir vs... endişe ve kaygılarımızın çoğunu hafifletebilirler. Sürekli tövbe etmek ve Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm, estağfirullah Rabbi ve atubu ileyh zikri de kaygıyı gidermede etkilidir.

 

Halebî şöyle nakleder: Biri İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) yanına gider ve şöyle der: Yalnız kaldığımda korkuyorum ve içimi bir hüzün ve keder kaplıyor. Ama insanlar arasında böyle hissetmiyorum.

 

İmam buyurur; önce elini kalbine koy ve besmele çek. Sonra elini kalbine koy ve 7 kere:

 

أَعُوذُ بِعِزَّةِ اللَّهِ وَ أَعُوذُ بِقُدْرَةِ اللَّهِ وَ أَعُوذُ بِرَحْمَةِ اللَّهِ وَ أَعُوذُ بِجَلَالِ اللَّهِ وَ أَعُوذُ بِعَظَمَةِ اللَّهِ وَ أَعُوذُ بِجَمْعِ اللَّهِ وَ أَعُوذُ بِرَسُولِ اللَّهِ وَ أَعُوذُ بِأَسْمَاءِ اللَّهِ مِنْ شَرِّ مَا أَحْذَرُ وَ مِنْ شَرِّ مَا أَخَافُ عَلَی نَفْسِی

 

“Eûzu biizzetillah ve eûzu bikudretillah ve eûzu birahmetillah ve eûzu bicelalillah ve eûzu biazametillah ve eûzu bicemiillah ve eûzu biresulillah ve eûzu biesmaillah ve eûzu min şerri ma ahzeru ve min şerri ma ehafu a’la nefsi” söyle.

 

O adam bunu yaptı ve sonra “Yüce Allah'a şükürler olsun ki, korkum geçti ve huzura kavuştum!” dedi.

 

Son olarak, İmam Cafer-i Sadık'tan bir rivayetimiz var;

 

Korkularımızı yenmek için Al-i İmrân suresinden:

 

حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ

 

“Hasbuna(A)llâhu veni’me-lvekîl”[1] zikrini okumalıyız.

 

Keder için Enbiya suresinden:

 

لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَۗ اِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَۚ

 

“Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu mine-zzâlimîn”[2]

 

Hile ve aldatmaca için Mü’min (Gafir) suresinden:

 

وَاُفَوِّضُ اَمْر۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بَص۪يرٌ بِالْعِبَادِ

 

“ve ufevvidu emrî ila(A)llâh inna(A)llâhe basîrun bil’ibâd”[3]

 

 

 

 

 


[1] Ali İmran Suresi 173

[2] Enbiyâ/87

[3] Mü’min/40

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler