19 Eylül 2020 Cumartesi Saat:
20:34
28-05-2020
  

Kitab-ı Mukaddes’in Muteberliği

Onlar: “Allah, bir insana herhangi bir şey indirmemiştir” derken, Allah’ı hakkıyla tanımadılar...

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

 

Kitab-ı Mukaddesin itibarını iki açıdan incelemek mümkündür:

 

1. Kitap ehlinin görüşü;

 

2. Din harici araştırmacıların görüşü.

 

Bu konuda Müslümanların görüşü yukarıdaki iki gruptan farklıdır ve onuncu bölümde geniş olarak ele alınacaktır.

 

1. Kitap Ehlinin Görüşü

 

Yahudilerin ve Hıristiyanların Eski Ahit kitabının doğruluk, güvenilirlik ve kutsallığına olan inançları tamdır. Öte yandan aynı şekilde Hıristiyanların Yeni Ahit kitabının doğruluğuna, güvenilirliğine ve kutsallığına olan inançları da tamdır. Nitekim Müslümanların da Kuran-ı Kerim’e olan inançları bu şekilde tamdır. Bu inanç hususunda aralarında herhangi bir fark yoktur.

 

Onlar semavi bir kitap için gereken her türlü lakap ve saygıyı Eski Ahit ve Yeni Ahit için uygun görmektedirler. Kitab-ı Mukaddes, tanrının kitabı ve vahiy gibi ifadelerin bu kitaplar için kullanılması yaygın olan bir durumdur. Çağdaş araştırmacılardan Michelle Thomas şöyle yazmıştır:

 

“Hıristiyanların inancına göre Allah mukaddes kitapları beşer eliyle yazmıştır. Bu inanç esasınca şöyle derler: Mukaddes kitapların bir ilahi bir de beşeri müellifi vardır. Diğer bir ifadeyle Hıristiyanların inancına göre; Allah, Kitab-ı Mukaddes’i Ruh’ul Kudüs’ün ilhamları vesilesiyle meydana getirdi ve bu amaçla insanlardan olan müellifleri onları yazması için harekete geçirdi. Onlara öyle bir yardım etti ki, sadece O’nun istediği şeyleri yazdırlar.

 

Görüldüğü gibi Hıristiyanların bu konudaki inançları İslami düşüncelerden farklıdır. Hıristiyanlara göre Kitab-ı Mukaddes’in son müellifi Allah’tır. Ancak bu işi kendisine çalışan beşeri müellifler yoluyla gerçekleştirmiştir. Kitab-ı Mukaddes’in müelliflerinin her biri belli bir dönemde yaşamaktaydı ve kendi zamanlarının rengine bürünmüşlerdi. Aynı şekilde bu müellifler tıpkı diğer insanlar gibi dil hususundaki sınırlar ve ilim hususundaki sıkıntılardan dolayı mücadele vermekteydiler. Esasen Hıristiyanlar Allah’ın Kitab-ı Mukaddes’i imla ettiğini söylemiyor. Bilakis onların inancına göre O, müelliflere kendilerine has yöntemle Allah’ın mesajını açıklamak için başarı vermiştir.”[1]

 

Yahudiler ve Hıristiyanlar Tevrat’ın Hz. Musa tarafından yazıldığına inanırlar. Aynı şekilde Eski Ahit’in diğer kitapları da peygamberlerden bazılarına nispet verilmiştir. Hıristiyanların inancına göre dört İncil Hz. İsa’dan yıllar sonra havariler ve havarilerin havarileri tarafından yazılmıştır. Hıristiyanlığın başlangıcında sadece Eski Ahit’in kitapları semaviydi. Zamanla Yeni Ahit’in kitapları da Hıristiyan toplumlarında kutsallık kazandılar. Bütün Hıristiyanlar her zaman ve her yerde günümüzdeki İncil’in Hz. İsa’nın hayatı ve sözleri olduğuna ve Matta, Markos, Luka ve Yuhanna tarafından yazıldığına inanmaktadırlar. Luka İncil’inin başlarında şöyle geçer:

 

“Sayın Teofilos, birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.” (Luka; 1:1-3)

 

Şu husus da ilginçtir; günümüzdeki İnciller yalnızca Hz. İsa’nın sözlerini getirmekte ve asla kendilerine ait hikmetli sözleri ve dini ilimleri Allah’ın mesajına nispet vermemektedirler. (Günümüzdeki Tevrat’ta ise Hz. Musa’nın hayatı ve sözlerinin yanı sıra bir takım mesajlar da eklenmiştir.)

 

Gayet açıktır ki; Kuran-ı Kerim’de de buyrulduğu üzere (Âl-i İmran/3-4; Maide/46-47; Meryem/30 ve Hadid/27) hakiki İncil Hz. İsa’ya nazil olmuş ve ona bahşedilmiştir. O kitabın da günümüzdeki İncillerle alakası yoktur.

 

Tarihin gösterdiği kadarıyla Hıristiyanlar Hz. İsa’ya herhangi bir kitabın verildiğine inanmamaktadır. İncilleri ise sadece onun hayatını ve sözlerini içeren bir kitap olarak görmektedirler.[2]

 

Yine Michelle Thomas şöyle yazmıştır:

 

“İncillerin yazılmasından önce sözlü bir gelenek vardı. Hıristiyanların inancına göre Hz. İsa yaklaşık 30 yılında vefat etti ve onun takipçileri onu tanımış, yaptıklarını görmüş, sözlerini işitmiş ve onunla olan hatıralarını hafızalarında korumuşlardır. İlk Hıristiyanlar ibadet için bir araya geldiklerinde o hatıralar anlatılırdı. Zamanla nakledilen bu hatıralar, belli bir kalıp haline getirildi ve hacmi artırıldı.”[3]

 

İsa Mesih’in bir kitabı olmadığı genellikle herhangi bir yerde belirtilmez. Çünkü bu mesele Hıristiyanlar açısından açık bir konudur ve hiçbir Hıristiyan bir kitabın varlığını zihninden geçirmez. Ancak Müslümanlarla olan görüşme ve tartışmalarda bu konu gündem edilmektedir ve onlar bu inancı reddetmektedirler. Michelle Thomas şöyle eklemektedir:

 

“Hıristiyanlar asla İsa’nın İncil adında bir kitabı olduğuna inanmamaktadırlar. Müslümanların Kuran ve peygamber hususundaki inançları gibi İsa vasıtasıyla vahyin gelmesi şeklinde bir konunun Hıristiyanlıkta yeri yoktur. Hıristiyanlar İsa’yı vahyin tecessümü olarak görmektedirler. Onların inancına göre o, mesaj taşıyıcısı değil, mesajın ta kendisiydi. Bu yüzden biz Hıristiyanlar İsa’nın yazmış olduğu veya öğrencilerine imla etmiş olduğu bir İncil peşinde değiliz.

 

Hıristiyanların İsa’yı kelimenin veya ilahi mesajın tecessümü olarak görmesi anlaşıldıktan sonra şimdi dikkat edilmelidir ki; onların inancı esasınca İnciller onun öğrencilerinin çabalarının sonucudur ki; ilham, Mesih’e olan imanları ve bu imanın onun takipçileri arasındaki anlamı yoluyla ilan etmişlerdir. Bu dört İncil’in her biri Mesih hususunda özel ve belirli bir şahitlik etmektedir. İnciller bakış açıları ve detaylarda birbirinden farklı olsa da hepsi İsa’nın kimliği ve onun vasıtasıyla takipçilerine ulaşan ilahi mesajın niteliği konusunda görüş birliği içerisindedir. Buradan da anlaşıldığı gibi Hıristiyanlar bir İncil’i kabul edip diğer İncilleri bırakmaya yanaşmazlar. Çünkü onların imanı dört İncil’in tamamının öğretileri üzere kurulmuştur. Onların inancına göre herhangi bir İncil’in kenara itilmesi imanlarına eksiklik getirir.

 

Bu konu Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasındaki vahiy anlayışındaki farkı da bize göstermektedir. Hıristiyanlar sadece dört İncil’e inanmakta ve dört İncil’in doğru olduğunu savunmaktadır. Zira ilk Hıristiyan toplumu onların Allah tarafından olduğuna inanmaktaydı. Gayet açıktır ki; Hıristiyanlığın imanı elçilerin ve İsa’nın öğrencilerinin imanı üzere ayaktadır. Daha önce de söylediğimiz gibi ilk Hıristiyanların inancına göre Allah’ın ruhu onların toplumu (kilise) için hidayeti sunmuştur.

 

Bu konudan anlıyoruz ki; Allah, kader belirleyici otuz yılda (M. 30-60) yazılı olan İncil’in olmadığı ve İsa’nın sözleri ile işlerinin sözlü olarak nakledildiği dönemde o toplumu hidayet ediyordu. Ruh’ul Kudüs ilham yoluyla İncillerin yazarlarını bu kitapları yazmaları ve İsa’nın seçkin sözlerini ve birçok davranışını kaydetmeleri yönünde yönlendirdi. Ruh’ul Kudüs’ün özellikle yaptığı işlerden biri de şuydu ki; İncil yazarlarının inanç konusundaki görüşlerini İsa’nın yaşamı, ölümü ve yeniden dirilişi yoluyla Allah’ın insanlara anlatmak istediklerine hidayet etmekti. Sonunda ilk Hıristiyan toplumu Ruh’ul Kudüs’ün kılavuzluğuyla sayısız kitaplar içinden dört İncil’in de aralarında bulunduğu 27 kitabı kabul etti ve bunların ilham yoluyla yazıldığını ikrar etti. Bu yazılar Yeni Ahit olarak adlandırıldı ve tarih boyunca Hıristiyan imanının temel kaynağı sayıldı.

 

Hıristiyanlığın mukaddes kitaplarla vahiy arasındaki ilişki inancı İslam’da olan inançtan farklıdır. Müslümanlar Kuran öğretileriyle meydana gelen bir ümmettir. Onlara göre Allah, peygamberi gönderdi ve Kuran’ı ona vahy etti. Böylece İslam ümmeti oluştu. Ancak Hıristiyanlar der ki: Hıristiyanlık Ruh’ul Kudüs’ün irşatları, özel iman ve Allah’ın İsa’ya vahyinden söz eden kitaplarıyla oluşmuştur. Böylece Hıristiyanlığın mukaddes kitaplarının Yahudilerin Eski Ahit kitabından 46[4]bölüm ve Yeni Ahit’ten 27 bölüm olmasını kararlaştırdılar.

 

Mukaddes kitaplar konusundaki bu görüş birliği bir nevi icma yoluyla hâsıl oldu. Bu görüş birliği çok çabuk elde edildi ve mukaddes kitapların ilk fihristi 150 ile 200 yılları arasında hazırlandı. Birkaç asır sonra kilise resmi olarak hangi kitapların mukaddes sayılması gerektiğini açıkladı (nitekim Trent konseyi 1546 yılında böyle bir işi gerçekleştirmişti). Mukaddes kitaplar hakkında alınan son kararlar Hıristiyanların geleneksel inançlarını onaylamaktan başka bir şey değildi.”[5]

 

Hıristiyanlar mukaddes kitaplarını tespit ettiler ve bu tespiti Ruh’ul Kudüs’e isnat ettiler. O kitapların semavi olduğu yönünde üç inanç ortaya çıktı:

 

1. Temkin: Yani Allah geniş rahmeti gereği mesajını biz insanların kapasitesine göre indirmiştir.

 

2. İmla: Yani Ruh’ul Kudüs mukaddes kitapları imla etmiştir.

 

3. Allah’ın telifi: Yani Allah, Eski Ahit’in ve Yeni Ahit’in nihai müellifidir. Ancak onların kelimelerini de kurması gerektiği anlamına gelmez.

 

Sonunda II. Vatikan Konseyi, mukaddes kitaplar hakkında “Allah’ın Sözü”adlı yasada görüşünü beyan etti ve o yasanın on birinci maddesinde onların mukaddes olduğunu geniş bir şekilde ele aldı.

 

Kuran-ı Kerim’de kitap ehlinin semavi kitaplar hakkındaki inançları geçmektedir:

 

 وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهٖ اِذْ قَالُوا مَا اَنْزَلَ اللّٰهُ عَلٰى بَشَرٍ مِنْ شَیْءٍ قُلْ مَنْ اَنْزَلَ الْكِتَابَ الَّذٖى جَاءَ بِهٖ مُوسٰى نُورًا وَهُدًى لِلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُ قَرَاطٖيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثٖيرًا وَعُلِّمْتُمْ مَا لَمْ تَعْلَمُوا اَنْتُمْ وَلَا اٰبَاؤُكُمْ قُلِ اللّٰهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فٖى خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ 

 

“Onlar: “Allah, bir insana herhangi bir şey indirmemiştir” derken, Allah’ı hakkıyla tanımadılar. De ki: “Musa’nın insanlara, bir nur ve hidayet rehberi olarak getirdiği, sizin de parça parça kâğıtlar haline getirip gösterdiğiniz, çoğunu da gizlediğiniz kitabı kim indirdi? Size, sizin de babalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi.” De ki: “Allah (indirdi).” Sonra bırak onları, daldıkları şeyde oynayadursunlar.” En’am/91

 

Numune tefsirinde yukarıdaki ayet kitap ehlinin Tevrat ve İncil hakkındaki görüşleri dikkate alınarak açıklanmıştır.

 

2. Din Harici Araştırmacıların Görüşü

 

Günümüz ilimleri dinlerle olan bağlantısını kopardığı ve tabiat ötesi inancının tarih, sosyoloji ve arkeoloji gibi çeşitli ilim dallarında yeri olmadığı için ilim adamları Kitab-ı Mukaddes’i sadece ve sadece insanlar tarafından yazılmış eski bir yazı olarak görmektedirler. Bu insanlar yaratıcının insanla olan vahiy irtibatını bilimsel konuların haricinde görerek bu tür şeylerin ilim konularından olmadığını söylemektedirler. Onlar, (bağımsız tarih kaynaklarında geçmediği için) peygamberlerin varlığı hakkında bile kuşku duymaktadırlar.

 

Dini harici olan bu bilim adamları Eski Ahit’in 2500 senelik bir geçmişi olduğuna ve Yeni Ahit’in de geleneksel kilise tarihine yakın bir tarih olan 1900 yıldan daha fazla bir geçmişe sahip olduğuna inanmaktadırlar.

 

 

 


[1]     Michelle Thomas, Kelam-ı Mesihi, (Tercüme: Hüseyin Tevfiki, Kum: Merkez-i Mutalaat ve Tahkikat-i Edyan ve Mezahib, 1998), s.26.

[2]     Müslümanların İslam Peygamberinin (saa) Kuran-ı Kerim hakkındaki açıklamalarına olan inançlarının tam aksine.

[3]     Kelam-ı Mesihi, s.43-44.

[4]     Protestanlara göre Eski Ahit 39 kitaptır. Çünkü onlar, 7 Apokrifa’yı kabul etmemektedirler.

[5]     Kelam-ı Mesihi, s.49-51.

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler