26 Kasım 2020 Perşembe Saat:
13:44

İslam’da Tasvir

20-05-2020 00:42


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hiç şüphe yok ki cahiliye döneminde irili/ufaklı yüzlerce put vardı ve bazen bu putlar basit bir taş parçasıydı. Hz. Muhammed (saa), yaşam tarzı bu şekilde olan bir topluma, radikal bir inanç getirdi. İslam ki, Allah’a şirk koşmayı büyük günahlardan saymakta, putları ve Allah dışında ibadet edilen her şeyi kesin naslarla reddetmektedir.

 

Tasvir kavramı, İslam için genel bir kavramdır; yani sadece resimler, heykeller, putlar, çizimler vs olarak ayrım yapmadan hepsini kapsayan ve tanımlayan bir kavramdır. Kur’an tasviri tanımlarken, temasil, ensab, esnam ve evsan kavramlarını kullanmışır. Temasil kavramı, timsal’in çoğuludur ve resim, heykel ve sembolleri kapsar. Ensab kavramı, nusb’un çoğuludur, dinsel taşlar ve put demektir. Esnam ve Evsan kavramları da aynı şekilde putu tanımlamaktadır.

 

Hem İslam dininin temel yasası Kur’an’da hem de yol gösterici olarak hadislerde tasvir konusuna değinilmiştir. Hadisler bağlamında, Ehl-i Sünnet ve Ehl-i Beyt taraftarlarının hadis kaynaklarında ittifak vardır ve hatta Şia fıkhı daha net bir tavır ortaya koymaktadır.

 

Tasvir konusu İslam dininin geldiği ilk yıllardan itibaren üzerine düşünülen ve hakkında tartışmaların olduğu hassas bir konudur. Yazılı kaynaklara baktığımız zaman İslam ile Yahudilik kaynakları tasvir konusunda aynı tutumu sergilerken, iki dinin arasında kalan ve Roma ile Yunan geleneğinin tüm kültürünü inancının içine alan Hristiyanlık, tabanda zıt bir tutum sergilemektedir.

 

Yüce kitabımız Kur’an’da tasvire dair geçen bazı ayetler şu şekildedir:

 

“Allah’a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra putlarınızla bir oyun oynayacağım! Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnızca onların büyüğünü bıraktı.” (Enbiya/57-58)

 

“Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bunlardan kaçının, umulur ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide/90)

 

Bu iki ayette açık bir şekilde dikili olan taşlar ve putlar şeytandan geldiği söylenen, pislik olarak nitelenmiş ve insanlara bunlardan uzak durulması konusunda net bir tavır ortaya konmuştur. Kur’an tasvir olarak benimsediği ve şekil vermek, güzel şekilde yaratılan anlamlarında “suret” kavramını kullanmış ve sureti sadece insanı yarattığı ayetlerde kullanmıştır. Bu mantıkta da insan dışında olan şeyler pislik olarak, çirkin olarak adlandırılmıştır.

 

Hadislerde geçen tasvir konularına da bir göz atalım:

 

“İçinde köpek ve tasvir bulunan eve melek girmez.” (Buharî/77,87)

 

“Resulullah şöyle dedi: Cebrail bana doğru geldi ve dedi ki, biz melekler içinde köpek, tasvir ve oturak bulunan eve girmeyiz.” (Kuleynî, Furuu'l-Kafî, 2)

 

“Putlar dışarı çıkarılınca, Peygamber içeri girdi ve iki rekat namaz kıldı.” (Taberî 1980:282)

 

Bu hadisler bağlamında baktığımız zaman, Ehl-i Sünnet’e göre tasvir ve köpek necis/pis varlıklardır ve bulundukları yere melek gibi her türlü kötülükten arındırılmış varlıklar giremezken, Ehl-i Beyt taraftarın da bu iki necasete bir de dışkı eklenmiştir. Yine namaz kılınacak bir ortamda hiçbir şekilde put olmayacağı ancak putlardan temizlendikten sonra namaz kılınacağı da bildirilmiştir.

 

İslam’ın yazılı kaynaklarında istisna durumlar elbette vardır: aktarılana göre Peygamber eşi Aişe evlendiği zaman elinde bezden bir bebeği vardır ve Peygamber gülümseyerek geçmiştir yani oyuncağa onay vermiştir. (Buhari ve Müslim ile Abu Da’ud, bl 1769,4913,4914)

 

Yine Aişe üstünde tasvirlerin olduğu bir perde asmıştır odasına ve Peygamber bunu görünce hemen kaldırmasını emretmiştir bunun üzerine Aişe ona, minder kılıfı yapıp yapamayacağını sormuş ve Allah Resulü minder kılıfı olmalarına izin vermiştir. (Buhari 77,91)

 

Aslında burada ki temel prensip, kişilerin karşısında, secde ettikleri yerin karşısında, veyahut da evlerinin bir bölümünde kendi bel kısımlarının üstünde olan tasvirler net şekilde men edilmiştir. Bu konuda Şia ile Ehl-i Sünnet ittifak halindedir.

 

Zira: “İmam Cafer Sadık şöyle dedi: O’na üstü resimli minder ve halıları sordum. Dedi ki: Bunların evde bulunmasında sakınca yoktur. Sordum: Peki ya tasvirler? Dedi ki: Üzerine bastığımız şey olduğu müddetçe sakınca yoktur.” (Kuleynî, Furuul-Kafî, 6)

 

İslam’da ressamlar ve heykeltraşlar hakkında da hadisler mevcuttur. Bu iki grup yaptıkları her eser için ahirette Allah onlara, yaptıklarınıza ruh üfleyin ve can verin diyecek ama ne kadar denerlerse denesinler ruh veremeyecekler ve bu süreç içerisinde sürekli azap göreceklerdir. (Buhari 77,89,2) (Kuleyni, Furu ul-Kafi, 4) Zira, musavvir (şekil verip yaratan) sadece Allah’tır. (Haşr/24)

 

Peki İslam hangi tasvirlere izin vermiştir?

 

Ağaç, hayvan ve çiçeklere ait resimler, heykeller ve diğer tasvirlere izin verilmiştir. Asıl yasaklanan  insan tasvirleridir. Burada şu konu aklımıza gelmektedir, Kur’an da Hz. Süleyman (as) kıssası anlatılırken, mabedi inşa için yardıma gelen cinler, mabedi süslemiş ve oraya mihraplar, oyma kazanlar ve heykeller dikmişlerdir.

(Se’be/13) Bu ayet heykelin haram olup olmamasını ve Sünettullah’ın gereğini sorgulatırken, Ehl-i Beyt taraftarları, İmam Cafer-i Sadık’tan şu hadisi getirerek olayın helal olduğunu vurgulamıştır: “Allah aşkına, bunlar adam ve kadın heykelleri değil, ağaç ve onun gibi şeylerdir!” (Kuleyni, Furu ul-Kafi, 7) Yani İslam, içerisinde insan olan her türlü tasviri reddetmiştir. Peki neden?

 

İslam’da tasvir sorununu ciddi manada tartışan ekol Mu’tezile’ye yakınlığı ile bilinen Ebu Ali Farisi (901-979)’dir. Akılcı yaklaşım içerisinde, Hz. İsa (as)’nın ve Hz. Süleyman (as)’ın kıssalarından yola çıkarak İslam’da haram olan ve men edilen tek tasvir türünün, şirk içeren tasvirler olduğunu söylemiştir. Zira eğer yapılan eser, Allah yerine ibadet edilecek, Allah’a ortak koşulacak bir eserse haramdır. Ancak değilse icaze verilmiştir. Emeviler dönemi ihtişamlı sarayları ile Fatımiler döneminde ortaya konan Ehl-i Beyt tasvirleri, şirk olmadığı sürece ortaya çıkarılabilecek eserlere örnektir ve ciddi anlamda ilk İslami sanat eserlerinin verildiği dönemlerdir.

 

Konuyu özetleyecek olursak; İslam’ın tasvirlere: resim ve heykellere olan tutumu ile put ve din taşlarına olan tutumu aslında bir ve aynı değildir. Allah’a ortak koşmak amacıyla yapılan, şirk barındıran her türlü put ve din taşı men edilmiş, haram sayılmış ve bulunulan ortam temizlenmeden bulunulmaması ve ibadet edilmemesine hükmedilmiştir. Ancak, resimler ve heykeller, namaz kılınan ortamın karşısında ise üzerlerinin örtülmesi yeterli görülmüştür. Evin duvarlarında bulunacak tasvirler hoş karşılanmamış ancak halı üzerine, minder üzerine, üstüne basılacak ya da oturulacak şeylerin olması durumunda uygun görülmüştür. Özünde İslam, bunlardan men ederken insanların tekrar putperestliğe dönmesinden korkmuştur. Emeviler dönemi, Fatımiler dönemi, İran’ın İslam devleti oluş süreci ve İran sanatının İslam dünyasına yansıması, Osmanlı devletinin Ermeni, Rum ve Avrupalı milletler ile tanışıp, İran’dan da getirdiği İslam sanatı ile birleştirmesi, İslam dünyasını akılcı bir dönüşüme sokmuştur.

 

Bugün ise, bir heykelin yıkılması/taşlanması için fetva veren hocalar aslında heykelin İslam’daki konumuyla değil, heykeli yapan iktidara karşı bir duruş neticesinde bunu yaptırmaktadır, muhalifliğini din ile meşrulaştırma sürecidir.

 

 

 

  

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !