22 Eylül 2019 Pazar Saat:
15:03
02-02-2019
  

İslam İnkılabı ve İmam Humeyni

Bir talebeyim ben, bir dönem İran'dan ayrılmıştım şimdi de geri dönüyorum. Hepsi bu...

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

İslam İnkılabı'nın önderi Ayetullah İmam Humeyni'nin sürgünde bulunduğu Fransa'dan uçakla ülkesine dönmesinin üzerinden tam 40 yıl geçti.

 

Peki, 

“Büyük Kuruş'u mu İran'a Sokuyorsunuz?”

 

 

O gün, Karşılama Komitesi Tahran'dan Paris'e telefon etmişti. Ben İmam'ın hem telefonlarına bakıyor, hem de yazışmalarını takip ediyordum. Telefonun diğer ucunda Şehit Dr. Beheşti vardı ve şöyle diyordu:

 

"İmam'a iletiniz, hazırladığımız İran'a giriş programının detayları şu şekildedir: Havaalanına kırmızı halı serilecek ve göze hitap edecek ışıklandırma çalışmaları yapılacak, havaalanından Beheşt-i Zehra'ya ise helikopter ile geçiş yapılacak..."

 

Telefon konuşmasının hemen ardından İmam'ın yanına çıktım ve Dr. Beheşti'nin bu dediklerini bir bir kendilerine aktardım. İmam her zamanki gibi pürdikkat tüm söylediklerimi dinledi ve ardından ciddi bir yüz ifadesiyle şöyle buyurdu:

 

"Git efendilere söyle Kuruş'u mu[1]İran'a sokuyorlarmış? Asla böyle şeylere gerek yok. Bir talebeyim ben, bir dönem İran'dan ayrılmıştım şimdi de geri dönüyorum. Hepsi bu. Ben ümmetle beraber olmak istiyorum. Onlarla beraber yürümek istiyorum. Ayaklar altında çiğnensem dahi."[2]

 

“Kardeşlerimin Yanında Olmam Gerekiyor.”

 

İmam, Paris'ten Tahran'a hareket edeceği zaman gazetecilerden birisi şöyle bir soru yöneltmişti: "Tahran'a adımınızı attığınız zaman çok kanlar dökülebilir, buna rağmen ülkeye dönme taraftarı mısınız?" İmam bu soru üzerine şöyle dedi: "Kardeşlerimin yanında olmam gerekiyor."[3]

 

Hiç!”

 

İmam Humeyni'nin Paris'ten Tahran'a geldiği uçakta bir gazeteci kendilerine şöyle bir soru yöneltmişlerdi:

 

"Artık İran topraklarına adım atmak üzeresiniz, ne hissediyorsunuz?"

 

İmam da cevap olarak:

 

"Hiç!" demekle yetinmişti.

 

Bunun üzerine bazı bahane peşinde koşan ve art niyetli insanlar televizyonu arayarak:

 

"İmam neden bunca yaptığı fedakârlıklar ve çok sevdiği inkılabı benimsemiş gençleri göreceği bir anda nasıl olur da hiçbir şey hissetmez?!" 

 

Diye eleştiride bulunmuşlardı. Günlerden bir gün İmam'ın yanına gittim ve konuyu arz ettim. İmam şaşkınlık içerisinde şöyle buyurdular:

 

"Ne kadar da insafsızlar! Havaalanında yaptığım konuşmada halkın bunca yaptığı fedakârlıklar, duygu ve hisleri karşısında omuzlarımda ağır bir yük olduğunu ve buna cevap veremeyeceğimi söyledim ama İran topraklarına adım atma konusunda hiçbir şey hissetmemiştim. Çünkü benim için; İran da, Irak da, Kuveyt de aynı."[4]

 



[1]Büyük Kiros, Farsça'da Kuruş olarak telaffuz edilen; II. Kiros, ya da Büyük Keyhüsrev, MÖ 576-MÖ 529 tarihleri arasında yaşamış ve Pers İmparatorluklarından Ahameniş Hanedanı'nın kurucusu ve ilk kralıdır. II. Kiros, günümüz Türkiye coğrafyasını da kapsayan geniş topraklara hükmetmiştir. (Mütercimin Notu)

[2]Firdevsipur, İsmail, Keyhan, 05.07.1988

[3]Sergüzeştha-i Vije ez Zendegi-i İmam Humeyni, C.3, S.106

[4]Firdevsipur, İsmail, Sergüzeştha-i Vije ez Zendegi-i İmam Humeyni, C.4, S.150

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • islam shab khiz   04-02-2019 21:42

    ya zehra (sa)

  • Muharrem   02-02-2019 15:30

    Ruhun sad olsun

Kategorideki Diğer Haberler