26 Mayıs 2019 Pazar Saat:
13:13

İnsanı Yöneten Dört Güç

20-04-2019 14:34


 

 

 

 

 

 

 

Bil ki: Ahlak kitaplarında anlatıldığı üzere insanın bedeni bir ülkeye benzer. Âlemlerin Rabbi Allah onu mücerret/soyut ruhun hizmetine sunmuş ve ruh için bu memlekette uzuvlar, hisler, zahirî ve batinî güçler ile birlikte nice askerler ve hizmetçiler karar kılmıştır. Burada bunlara özet olarak işaret etmek istiyorum.

 

Yüce Allah bu güçlerin her birine belli görev tayin etmiş, fakat içlerinden "Akliye", "Şeheviye", "Gazabiye" ve "Vehmiye" adındaki dört kuvveyi/gücü bu ülkenin hâkimleri ve yöneticileri karar kılmış, diğer güçleri ise bunların emrine vermiştir. Bedendeki diğer güçler sürekli bu dört hâkim gücün eli altında ve onlardan emir alma konumundadırlar.

 

"Akliye"nin görevi, işlerin hakikatlerini idrak etmek, hayır ve şerleri birbirinden ayırmak, güzel işlere emredip kötü şeylerden sakındırmaktır.

 

"Şeheviye"nin asıl vazifesi, bedenin bekasını sağlamaktır. Nefsin ilerleme ve kemalini elde etme aracıdır. Zira bu birkaç günlük dünyadaki yaşamı yemesine, içmesine ve evlenip çoğalmasına bağlıdır.

 

"Vehmiye"nin aslî görevi, cüzî şeyleri anlamak ve insanı doğru yola iletecek işlerin inceliklerini öğrenmektir.

 

"Gazabiye"nin aslî görevi de dıştaki zararlı şeyleri bedenden uzak tutmak, aklın emrinden çıkıp kendi başlarına harekete etmek isteyen şehvet ve vehim güçlerini zorlayıp doğru yola getirerek, aklın iktidarına boyun eğdirmektir.

 

Bu Dört Yöneticinin Açıklaması

 

Onlardan biri, kral olan ruhun veziri Akıldır. Akıl ruhun, devamlı olarak kendisiyle istişare hâlinde olması için tedbirler peşindedir. Ruhun emirlerine itaat etmekte, onun gözetiminde beden ülkesinin işlerini düzene sokmakta, böylece kral ruhun ilahî-manevî seyir ve yolcuğu için gereken hazırlıkları yapmakta, uygun zeminleri oluşturmaktadır.

 

İkincisi Şehvettir. Şehvet, aslî görevinin dışında bir de savurganlığın ve taşkınlığın sebebidir. Tamah, yalan, lüzumsuzluk, başıboşluk, bozucu ve ortalığı karıştırıcıdır. Vezir olan aklın her dediğine muhalefet eder. İşi gücü kral ruhun yolunu kesmek ve onu kendi boyunduruğu altına almaya çalışmaktır. Şayet ruh, hayvanlar gibi şehvetin esiri olursa yemek, içmek, cinsel ilişki, araba-binek, elbise, ev ve benzer dünya süslerini elde etmek için şeheviye gücünün verdiği her emre boyun eğer, bunların doğru veya yanlış olduklarını ölçmek için veziri olan akılla istişare etmeden şehvete tâbi olur.

 

Üçüncüsü gazap ve öfkedir. Şehrin bekçilik görevi bunun sorumluluğundadır ve vezir olan aklın emrine asi olan askerleri, hizmetçileri hizaya getirmekle mükelleftir. Ne var ki sert, kaba, keskin, korkusuz ve şerirdir de. Bu sebeple her türlü öldürme, dövme, vurma, kırma, zulüm, eziyet, düşmanlık ve nefrete taliptir. Sürekli kral ruhu aldatmakla meşguldür. Böylelikle aslî görevini unutup ruhu boyunduruğu altına almayı, aklın fermanını kulak ardı etmesini, aklı dinlememesini ister; yırtıcı ve vahşi bir hayvan özelliğine dönüşüp, bedenin elinde kesme ve parçalama aracı, işkence aleti olmasını yeğler.

 

Dördüncüsü vehimdir. Bunun aslî görevi dışında bir başka özelliği ve mesleği de var ki o da kandırmak, aldatmak, hakikati gizlemek, hıyanet etmek ve fitne çıkarmaktır. Bedenin sultanını kendisine boyun eğdirip itaat ettirmek ister; ruhun, aldatma, şeytanlık, fesat ve kandırma yönündeki emirlerini yerine getirmesini ve aklın da o yönde fikir üretmesini, böylece sınırları aşmasını yeğler.

 

Beden ülkesinin hâkimiyetini ele geçirmek için sürekli birbiriyle çatışan farklı eğilimlere sahip bu dört gücün ihtilaf etmesi sonucu, bunların etkisi altında kalan insanda devamlı farklı eylem ve söylem zuhur edecektir. Bazen onda meleklerin eserleri ve kutsîlerin amelleri görülür, bazen hayvanlara özgü eylemler, bazen yırtıcı ve vahşi hayvanların özelliği, bazen de şeytanın at koşturduğu alana dönüştüğü gözlemlenir. Bu durum, bunlardan birisi diğerlerini alt edip dizginleri ele alıncaya kadar bu şekilde devam eder. Biri hâkmiyeti eline alınca da diğerleri onun hükmüne boyun eğer. Bu aşamadan sonra artık ruh ve nefisten oluşan insanda o gücün etkileri, eserleri görülür; o güce mahkûm insan da söz konusu hâkim gücün âleminde ve onun isteklerine uygun yaşar.

 

Dolayısıyla eğer beden ülkesinde akıl saltanat sürecek olursa, insanın hem nefsinde hem ruhunda meleklerin eserleri zahir olur. Böylece ülkenin durumu hep düzenli olur, sahibi ise meleklerin sınıfına girer. Ama eğer şehvet, gazap veya vehim hâkimiyeti ele geçirir de saltanat kürsüsüne kurulursa beden ülkesinde onların eserleri görülür, netice itibariyle düzen bozulur ve ülke harabeye döner, dünya yaşayışı ve ahireti birbirine karışır; öyle bir ülkenin sahibi insan ise ya evcil hayvan ya yırtıcı hayvan veya şeytan sınıfına girer. Bundan Allah'a sığınırız...

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !