07 Ağustos 2020 Cuma Saat:
06:12

İnsan ile Allah Arasındaki İrtibat

23-12-2019 10:29


 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

Birinci derecede insanın Allah ile olan irtibatıdır.

 

Öncelikle insan Allah ile irtibat kuramadığı sürece Allah insanla irtibat kurmaz. Allah'ın insan ile irtibatı Rahman sıfatıyladır, yani geneldir. Bu irtibatta tüm yaratıklarla beraber insanın zalimiyle, mazlumuyla, fasıkıyla, mü'miniyle.. yani Allah'ın yarattığı her sıfata sahip tüm insanlar dahildir. Bu Allah'ın adaleti gereğidir.

 

Aklını kullanan mü'min bir kulun Allah ile irtibatı ise Rahim sıfatıyla ilgilidir.

 

Öncelikle bilinmelidir ki; Allah ile irtibat kurmak isteyen bir insanın kendisiyle irtibatta oluşuna bağlıdır. Kendisiyle doğru ve sağlıklı irtibatı olmayan, barışık olmayan ve kavgalı olan bir insanın Allah'ın Rahim sıfatı içine girerek Allah ile irtibat kurması mümkün değildir.

 

Kur'an-ı Kerim, öncelikle "insan Allah ile irtibat kurmalıdır" açıklamasını yapmaktadır. Sonra üç derecede ise Allah'ın insan ile irtibatta olduğunu beyan etmektedir. Çünkü bu üç derecede hiç bir fark yoktur. Allah farklı farklı yöntemlerle insan ile irtibatta olduğunu belirtmektedir.

 

Birinci ayet şöyle buyuruyor;

 

"Kullarım, beni sana sorduklarında (onlara de ki); Ben (onlara) yakınım, bana dua edenin duasını kabul ederim. Onlar da benim çağrımı kabul edip bana iman etsinler. Umulur ki (hakka) erişirler." Bakara/ 186

 

Ayet-i kerime net bir şekilde irtibatın anahtarının insanın elinde olduğunu açıklamaktadır. Öncelikle insanın Allah ile irtibat kurma gereksinimi söz konusudur.

 

Kur'an-ı Kerim, insan ile Allah arasında dört merhale ile irtibat halinde olduğunu beyan etmektedir. Öncelikle insanın kendisini tanıması, kendisiyle sağlıklı irtibatta olması, kendisiyle barışık olması ve kavgalı olmaması gerekmektedir. Ne demek bu? Yani insan kendi hakikatini tanıyabilirse rabbini tanımış olur. Kendini tanımak yani insanın aklı, kalbi ve nefsi uyum içinde çalışması ve her üçü de Allah'ın emir ve hükümlerini vahyin doğrultusunda kabul edip, Allah'a (c.c) eksiksiz itaat etmesi demektir.

 

Bu özelliğe sahip bir insan gerçek anlamda Allah'ın Rahim sıfatı çizgileri içine girerek O'nunla irtibatı sağlamlaştırır.

 

İkinci, üçüncü ve dördüncü merhalede ise Allah'ın insan ile olan irtibatıdır.

 

Bu irtibatlar farklı yaklaşımlarda olsa da, aralarında hiç bir mesafe bırakmadan aynı ölçü içindedir.

 

Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor:

 

"Ve biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz." Vakıa/86

 

Bu ayet şunu açık ve net belirtiyor ki; Allah, biz insanlara başkalarının hatta anne ve babamızın yakınlığından daha yakındır.

 

Yine buyuruyor:

 

"Gerçekten biz insanı yarattık ve nefsinin ona yaptığı vesveseyi biliyoruz. Biz ona, şah damarından daha yakınız." Kaf/16

 

Bu ayet gösteriyor ki; insan ile Allah arasındaki irtibat ve mesafe o kadar yakındır ki insanın nefes alma damarından daha yakın ve iç içedir.

 

Yine şu ayette buyuruyor:

 

"Ey iman edenler! Size hayat verecek olan şeye çağırdığında, Allah'a ve Peygamber'e icabet edin ve Allah'ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve toplu halde ona doğru götürüleceğinizi bilin." Enfal/24

 

Bu ayette yine açıklandığı gibi insan ile Allah arasındaki mesafenin olmadığı hatta Allah mümin ve muvahhit bir müminin kalbinde olduğunu beyan etmektedir.

 

Allah'u Teala Hz. Resulullah'a (saa) şöyle buyuruyor: "Ey Habibim! Beni sana sordukların da; Ben, mü'minlerin kalbindeyim diye cevap ver." Bu gösteriyor ki; mü'min bir insanın kalbi Allah'ın makam yeridir. Allah, Rahim sıfatı çizgileri içine giren bir mümine o denli yakındır ve hatta iç içe beraber olmaktadır.

 

Allah-u Teâla Hz. Resulullah'a (saa) şöyle buyuruyor:

 

‘Günahkâr bir kulum bir kez tövbe edip bana bir adım gelirse, ben ona iki adım yaklaşırım. Gece namazı kılan bir kulumla diz dize aynı konumda otururum.’

 

Bunlar Allah'ın kuluna olan teveccühü ve ne kadar yakın irtibatta olduğunu gösteren hakikattir.

 

Elbette murat fiziksel anlamda yaklaşım değildir.

 

İmam Muhammed Bakır (as) şöyle buyuruyor:

 

"Allah, mümin kul ile günahının arasına girer, onu cehenneme götürülmesine engel olur ve kâfir ile itaati arasına girer onun cennete girmesine engel olur."

 

Çünkü kâfir genel Rahman sıfatına münhasır olarak Allah'ın adaleti çizgileri içinde itaatten kaçınarak yaşamış ve irtibatı koparmıştır. Mümin ise Rahim sıfatı çizgileri içinde itaatkâr olarak yaşamış ve irtibatı güçlendirmiştir.

 

Allah'ım! Bize, bizimle kendi aranda, senin bizimle irtibatı kuran ve kurdurtan özelliğe sahip sıfatı kazanan ve itaati eksiksiz yerine getiren mü'min kullarından olma tevfikini nasip eyle!..

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !