10 Nisan 2021 Cumartesi Saat:
17:23
30-01-2021
  

İnsan Anladığını Aktarır

Kendinizi tanıyın, sevdiklerinizi tanıyın çünkü tanımak çok kıymetlidir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

 

Çok Gezen mi, Çok Okuyan mı, Çok Yatan mı?

 

İnsanların üzerinde saatlerce, günlerce yorum yapabileceği bir sohbet konusu bu. Kendi bildiğini, anladığını, sevdiğini, tecrübe edindiği, keyif aldığı, akışına uyan nokta üzerinde direnme sanatı.

 

İnsan birçok duygu yoğunluğunu bir arada yaşayan, karmaşık gibi görünen, ‘Kendini Tanıma Sanatı’ öğretilmeyen, alışılagelmiş konularla ve belleğine yüklenmesi istenilen duygularla hayatına devam eden bir varlıktır. Bu rutin hayattan çıkmadığı müddetçe ona aktarılanları almakla yükümlüdür. Kendini tanımadan yola devam etmektedir. Zaten bundan mütevelli çocuklarımıza anlamıyor, öğrenemiyor, beceremiyor, başarısız, yeteneksiz vs. gibi birçok yakıştırma yapıyoruz.

 

Öğretilmeyen ve öğrenme yolculuğuna girmediğimiz bu zaman diliminde kolaya kaçarak suçlamayı tercih ediyoruz. İnsan önce kendini tanımakla başlamalı hayata. Bize öğretilen o kalıplarla, öğretmek istedikleri, yaşamamızı istedikleri hayatlarla değil.

 

Eğer 'Kendini Tanımak!’ istersen buna küçücük bir dokunuş yapalım.

 

Öncelikle kendi yorumumuzu sizinle paylaşmak isteriz.

 

ÇOK GEZEN BİLİR..

 

Şimdi bunu çürütelim ve destekleyelim.

 

Öğrenme stilleri aşağıda belirteceğimiz üç kısımda cereyan eder:

 

 

 

 

1- GÖRSELLER 

 

Görüntüyü, renkleri görüntülerler.

 

* Konuşmaları; genellikle normalden yüksek ses tonuyla konuşurlar. Hızlı ve hararetlidirler. Zihinleri de konuşma esnasında çok hızlıdır. Elleri kolları hareket halindedir. (Işık hızı ses hızından fazladır.)

 

* Göz hareketleri; başları ve omuzları dik, yukarılara bakarak konuşurlar. (Algı Merkezi)

 

* Konsantrasyonlar; bir konu üzerinde konuşurken ense ve ense saçları ile oynarlar. Beyin arkası odaklanmalarını sağlar.

 

* Öğrenme; görerek ve not alarak (yazarak) bilgilerini artırabilirler. Gördüklerini hatırlar, çizimleri, yazıları, etrafını gözlemleyerek tanımlar ve kavrar.

 

* Oturma Şekilleri; sandalyelerinde koltukta öne doğru otururlar.

 

* Şarkıları; Görünce âşık oldum.

 

* İlişkiler; görmek, gezmek ister. (Hediye etmek)

 

* Güçlü yönleri; net ve güçlü görürler, resimleri, yazıları, renkleri, yüzleri, konumları görsel olan tüm detayları algılarlar. Anlatılmasındansa yazılı sunulmasını tercih ederler. Programlı ve düzenlidirler. Planlı ve programlıdırlar.

 

* Zayıf yönleri; duyduklarını uzun süre tutamazlar. Not almazlarsa zihinlerin de kalıcılığı olmaz. Görsel olmayan anlatımlar da uzun süre adapte olamazlar. Dikkatleri dağılır, öğrenme yetileri azalır. Programsızlığa ve düzensizliğe tahammülsüzdürler. Plansız yaşayamazlar.

 

 

 

 

2- İŞİTSELLER 

 

Sesleri, tonları algılıyorlar.

 

* Konuşmaları; tane tane konuşurlar, hiçbir detayı atlamazlar. Görsel insanlar gibi yüksek tonlamalarla değil, ses tonlamaları ile kendilerini ifade ederler. Konuşmaları ritmik ve musikilidir.

 

* Göz hareketleri; kulak hizasında sağa sola baş kısmı konuşan kişiye doğru eğiktir.

 

* Konsantrasyonlar; bir konu üzerinde konuşurken kulak hizası ile elleriyle uyarı verir, oynar, oyalanır.

 

* Öğrenme; dinleyerek öğrenir. Konuşulan sözleri tekrar ederler, dinleyerek ve tekrar anlatarak öğrenirler. Mülakat yaparak, soru sorarak, cevap vererek.

 

* Oturma Şekilleri; sandalyelerinde koltukta yan otururlar. Kulak yönünde otururlar.

 

* Şarkıları; Seviyorum, Seviyor musun?

 

* İlişkiler; duymak ister. (Sevgi sözleriyle)

 

* Güçlü yönleri; En iyi dinleyicidirler. İyi bir hatip olabilirler. İşittiklerini hatırlarlar, yazarken konuşabilirler. Erken konuşmayı öğrenen çocuklardır. Müzik dinlemeyi ve şarkı söylemeyi severler. Yabancı dile ilgileri vardır. Duydukları pek çok ses hatırlamalarını sağlar.

 

* Zayıf yönleri; gürültülü ortamlarda rahatsız olurlar ve konsantre olamazlar. Görseller ve görsel anlatımlar rahatsız edicidir. Dersi dinleyerek anlar. Okumak yerine,  dinlemeyi tercih eder. İsim hafızları kuvvetlidir. Yüzleri anımsamazlar.

 

 

 

 

3- DOKUNSALLAR 

 

Dokunuşlar, kokular, hislerle algılıyorlar.

 

* Konuşmaları; Aktarımları yavaş ve çok azdır. Çok az konuşurlar. Hızlı konuşmaktan hoşlanmazlar yavaş konuşurlar. Tartarak konuşurlar, kelimeleri arasında boşluklar bırakarak tane tane ifade ederler.

 

* Göz hareketleri; sağa ve yere bakma eğilimindedirler. (Algı Merkezi)

 

* Konsantrasyonlar; bir konu üzerinde konuşurken (alın) ön merkezli konsantre olurlar.

 

* Öğrenme; dokunarak ve uygulayarak öğrenirler. Yer oyunları oynarlar. Dokunduklarını hatırlarlar. Dokunduklarını ve yazdıklarını takip eder. Karalar, model inşa eder, kabartma yazılarla öğrenirler. Deney yaparlar. Yaşadıklarını hatırlarlar. Fiziksel etkinliklerle öğrenirler.

 

* Oturma Şekilleri; Kaykılarak, yaslanarak otururlar.

 

* Şarkıları; Soğuk Odalar.

 

* İlişkiler; Koku, lezzet, yemek. (Ava gidilir.)

 

* Güçlü yönleri; dokunma ve hareket önemlidir. Yapılanları hatırlarlar. Eğlendirirler veya eğlenirler. Rahat giyinirler. Hissettikleri ile konuşurlar. Hareket içeren etkinlikleri severler; koşmayı, gezmeyi, yüzmeyi, yemek yemeyi, pişirmeyi.  İş hayatında başarılı olurlar. Sportif olmaya müsaittirler. Bedenlerini tanırlar. Dans etmekte ustadırlar.

 

* Zayıf yönleri; konuşmaları veya görüntüleri hatırlamakta zorluk çekerler. Okumakta ve dinlemekte zorlanırlar. İşittiklerini anlamlandırmakta sorun yaşarlar. Yazım hataları yaparlar. Bulundukları ortamın durumuna önem vermeden hareket ederler. Vücut ile tepki verirler. (atarlar, iterler, vururlar). Farkında olmadan insanlara dokunurlar. (özellikle konuşurken)

 

İnsanı temsil eden bu sistemlerin faydasını birçok alanda sıralayabiliriz.

 

Dokunsal bir çocuğumuz var ise okulda başarısız olduğunu savunuruz. Çünkü çocuk algıları açılmadığı için ona dokunulup anlatılmadığından adapte olamaz. Buda öğrenimini engeller.

 

İşitsel bir çocuğa görsel materyallerle anlatmaya çalışırsak yine çocuğun öğrenimini engellemiş oluruz. Okulda dinlediği dersi gelip ailesinde bir bireye anlatma isteğine engel olduğumuzda çocuğun öğrenimini tamamlamasına yardımcı olamayız.

 

Görsel çocuğumuza saatler anlatarak resim yazı göstermeden anlattığımız müddetçe çocuğun ilgi alanına yoğunlaşmamış oluruz. Ve çocuklarımızı başarısızlıkla sonuçlarız.

 

Bu sistemlere birçok örnek verilebilir. İşitsel olan eşimize dokunsal davranırsak sizin onu anlamadığınızı düşünecek ve anlaşmazlıklarla boğuştuğunuzu göreceksiniz.

 

Önceliğimiz İnsan’ı tanımaktan geçmeli. Kendimizi tanıyarak, çocuklarımızı, eşlerimizi, arkadaşlarımızı tanıyarak birçok anlaşmazlığın problemin önüne geçebiliriz. Evlatlarımızın öğrenme yeteneklerini kavrayıp doğru yönde onları yetiştirebiliriz. Öğrenmenin yaşı yoktur. Okumak mı, yazmak mı, çizmek mi, gezmek mi, dokunmak mı? Öğrenmenizin yöntemi ne ise bulup, öncelikle kendinizi bulup öğrenmenin keyfine varın.

 

Kendinizi tanıyın, sevdiklerinizi tanıyın çünkü tanımak çok kıymetlidir.

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler