06 Aralık 2021 Pazartesi Saat:
16:54
23-10-2021
  

İmam Cafer-i Sadık'ın Sireti

Ey ölümden önce olan, ey sesi duyan ve ey ölümden sona kemiğe et giydirecek olan...

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

A- İmam Sadık’ın (a.s) İbadeti:

 

  • İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) dualarından bazı örnekler: Fuzeyl b. Gassan, babası vasıtasıyla Medine halkından olan bir muhaddisten  şöyle rivayet etmiştir: İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle dua ediyordu:

 

"Allah'ım! Beni kendine itaatle aziz eyle ve günah işlemekle zelil etme. Allah'ım! Bana verdiğin geniş rızkla rızklarını daralttığın kimselerle yardımlaşmayı bana nasip eyle."

 

Ebu Muaviye (Gassan) şöyle diyor: Ben bu duayı Said b. Selem'e okudum; bu eşrafın duasıdır dedi.[1]

 

Nasr b. Kesir'den şöyle nakledilmiştir: Bir gün Sufyan-i Sevri'yle birlikte Cafer b. Muhammed'in huzuruna gittiğimizde ona hacca gitmek istediğimi ve bana, hacda okumam için bir dua öğretmesini istedim. O hazret şöyle buyurdu: Kâbe’ye ulaşınca elini Kâ'be'nin duvarına bırakarak şöyle de: “Ya sabik'el fevt, ya samie's savt ve ya kasiye'l izam-i lehmen be'd'el mevt (Ey ölümden önce olan, ey sesi duyan ve ey ölümden sona kemiğe et giydirecek olan.") Sonra da hacetlerini açıkla." Süfyan anlayamadığım bir şey söyledi; fakat İmam Sadık (a.s) onun cevabında şöyle buyurdu: "Ey Süfyan! İstediğin şeye ulaşırsan çok "elhamdulillah" de. Eğer istemediğin bir şeyle karşılaşırsan "la havle ve la kuvvete illa billah" de ve eğer rızkının sana zamanında ulaşmadığını düşünürsen çokça istiğfar et (bağışlanma dile).[2]

 

İmam Sadık’ın (a.s) Allah Teâla huzurundaki dualarından örnekler

 

Bir rivayette şöyle geçer: Davud b. Ali b. Abdullah b. Abbas, İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) ashabından olan Mualla b. Huneys'i öldürerek mallarını aldı. Bu haber İmam Sadık’a (a.s) ulaştı. İmam (a.s) bu haberi alınca eve giderek geceyi sabaha kadar namazla geçirdi. Sabahleyin o hazretin şöyle münacat ettiğini duydular: "Ey en büyük güçlerin sahibi, ey en şiddetli hilelerin sahibi, ey karşısında bütün yaratılmışlar zelil olan izzet sahibi! Bu azgından bizim intikamımızı al." Az bir arayla (aynı gün şehirde) ağlama sesleri yükseldi ve Davud b. Ali'nin ansızın öldüğü bildirildi.

 

Hakem b. Abası-ı Kelbi'nin, "Zeyd'inizi dara vurduk; Mehdi'nin dara vurulmasını görmemişim" (Bu şiirle Zeyd’in iddialarının doğru olmadığını ifade etmek istemiştir) şeklindeki şiirini İmam Sadık’a (a.s) naklettiklerinde, İmam (a.s) titreyen ellerini gökyüzüne kaldırarak şöyle buyurdu: "Allah'ım! Hasan b. Abbas-ı Kelbi'ye köpeklerinden birini musallat et." Bir süre sonra Ümeyyeoğulları bir iş için onu Kufe'ye gönderdiklerinde yolda bir aslan onu parçaladı. Bu haber İmam Sadık’a (a.s) ulaşınca secdeye kapanarak, "Bize verdiği vaadini gerçekleştiren Allah'a şükürler olsun" dedi.[3]

 

İmam Sadık’ın (a.s) İlmî Makamını İtiraf

 

1- Abdulhalim Cundi:

 

İmam Sadık (a.s) babasının göğsünde ve kitaplarında olan her şeyi aldı… O, İslam ümmeti için en büyük örnek ve "Medine'nin yedi uleması" diye adlandırılan yedi ilim kaynağından biridir.

 

Ömer b. Abdulaziz, "Eğer Ümeyyeoğulları'nın fitnesinden endişelenmeseydim onu kendimden sonra halife seçerdim" demiş, kendi görevlilerine sünneti İmam Sadık’tan (a.s) yazmalarını emretmişti.

 

Ehl-i Beyt çocukları hiçbir zaman çocukluklarını boş yere harcamamış, boş durmamışlardır; onlar sonraki nesillerde imamet çizgisini sürdürmek mesuliyetini omuzlarında taşımışlardır; bu yüzden Kur'an, itret ve siretten ibaret olan kendi ilimleri dışında diğerlerinin de ilmine tamamen vakıf olmaları gerekiyordu. Çünkü İbn-i Abbasın da dediği gibi, Kur'an-ı Kerim onların ailesinde nazil olmuş, sünnet onların evinden çıkmış ve siret de onların kendilerinin hayat şeklidir.

 

Bu hedeflere ulaşmanın yolu da bilindiği üzere bir yandan dilbilgisine tamamen vakıf olmaktır. Bu ise İmam Sadık’ın (a.s) belirgin özelliklerden biridir. İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) Arapça’daki eşsiz gücünü bilmek için sözleri çeşitli anlamlarına göre tefsir etmedeki eşsiz gücüne bakmak gerekir. Daha sonraların o hazretin fıkıh ve din alanındaki hadislerin dayanağı olduğunu, beyan alanının güçlü bir otoritesi olarak bu hadislerin derinliklerinden doğrudan doğruya veya dolaylı olarak en derin anlamları çıkardığını görmekteyiz.

 

İslam tarihinde İmam Zeynelabidin'in evi, kapsamlı ilim, mükemmel takva ve halka hizmet konusunda halkın kalbini kendisine yönlendiren ve gözlerini kendisine diken örneklerle doluydu.[4]

 

2- Muhammed Ebu Zühre

 

İslam uleması, aralarındaki tüm ihtilaflara rağmen İmam Sadık’ın (a.s) ilmi ve üstünlüğünde olduğu gibi hiçbir konuda ittifak ve icma etmemişlerdir. O İmam’ın döneminde yaşayan tüm Ehl-i Sünnet uleması o hazretten istifade etmiş, Malik ve Süfyan b. Uyenne, Süfyan-i Sevrî gibi onun tabakasında yer alan sayıları çok olan herkes ondan ilmi almıştır. Ebu Hanife de İmam Sadık (a.s)'la aynı yaşta olmasına rağmen İmam Sadık’tan (a.s) ilim almış ve çeşitli fırkaların ihtilaf konularını her ketsen daha çok vakıf olduğunu itiraf ederek onu insanların en bilgini saymıştır. Yahya b. Said-i Ensarî, Eyyub-i Secistani, Eban b. Tağlib ve Ebu Amr b. Alâ gibi tabiinin önde gelenlerinden büyük bir grubu fıkıh ve hadiste ondan rivayet nakletmişlerdir; bu gruptan sonra tabiinin izleyicileri ve sonra imamlar ve müçtehitler ondan nakletmişlerdir…

 

Kaldı ki İmam Sadık’ın (a.s) ilmi sadece hadis ve İslam fıkhıyla sınırlı değildir; İmam Sadık (a.s) kelam dersi de veriyordu; Mutezile ve akaidi alanında akli yöntemlere başvuranlar, İmam Sadık’ı (a.s) kendi imamlarından sayıyorlardır; İmam Sadık’ın (a.s) bu konuda onlarla değerli tartışmaları vardır.

 

İmam’ın (a.s) dersini verdiği diğer bir ilim, varlıkbilimi başka bir ifade ile felsefedir. Öğrencisi Cabir b. Hayyan, ondan İbn-i Hallikan'ın Vefayat-ul A'lam adlı kitabında değindiği risaleleri nakletmiştir. Bu şekilde İmam Sadık (a.s), ister geçmişte dersi verilmiş olsun, ister olmasın kendi döneminde yaygın olan tüm bilimlerin dersini vermiştir.[5]

 

3- Zehebî

 

İmam Sadık (a.s) keskin düşünce ve ince bakışıyla ilimleri yardı; öyle ki dünya onun ilmiyle doldu. "Beni kaybetmeden benden sorun; benden sonra hiç kimse benim söylediğim hadislerin benzerini size söylemeyecektir" söyleyen de odur veya bu sözü ceddi Müminlerin Emiri Hz. Ali’den (a.s) başkası söylememiştir.[6]

 

 

 

 



[1] - Hafız Ebu Nuaym-i İsfehanî, Hilyetü’l-Evliya, c.3, s.196; Ebu Haccac b. Yusuf-i Mezzi, Tehzibu’l-Kemal, c.5, s.91.

[2] - Hafız Ebu Nuaym-i İsfehanî, Hilyetü’l-Evliya, c.3, s.196; Ebu Haccac b. Yusuf-i Mezzi, Tehzibu’l-Kemal, c.5, s.92.

[3] - İbn-i Sebbağ-i Malikî, el-Fusuli'l-Muhimme, s.215-216; İbn-i Hacer-i Heysemî, Savaiku’l-Muhrika, s.396 ve Mumin Şeblencî, Nuru'l-Ebsar, s.162.

[4] - Günümüz yazarlarından Mısırlı Abdulhalim Cundî, el-İmam Caferu's-Sadık, s.140-142.

[5] - Günümüz yazarlarından Mısırlı Muhammed Ebu Hüreyre; el-İmamu Caferi's-Sadık, s.66.

[6] - Zehebî, Tarih-i İslam, c.6, s.45 ve Tezkiretu’l-Huffaz, c.1, s.157.

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler