24 Haziran 2019 Pazartesi Saat:
18:10

İhlas Gemisinin Kaptanı

22-03-2019 14:34


 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bismihi Teâlâ

 

 

Sınırsız övgü ve sonsuz Hamd-u senaya şayan olan Allah’ı, ne övenler hakkıyla övebilmiş ne de nimetini saymaya kalkanlar, nimetlerini bu saymanın üstesinden gelebilmişlerdir.

 

O, varlığı vacip olan her şeyden müstağni, tüm varlığı insanın hizmetine sunan, kahrı ile bir anda tüm kâinatı yok etme gücüne sahip kadir-i mutlak iken, rahmeti kendisine vacip kıldığı insanın her türlü isyan ve nazlanmasına karşılık rahmetini, gazabını dahi kuşatacak kadar sonsuz ve sınırsız kılmıştır.

 

Selam ve esenlik insanlığın hidayet öncüsü ve Kur’an mucizesi ile âlemlere rahmet olarak görevlendirilen, Nebiyyi Mükerrem’in (s.a.a) üzerine olsun.

 

O Kur’an ki sözü, tüm insanların sözünden üstündür. Zaman ve mekân tutsağı olanlar, ona benzer ya da onun bir kısmına benzer bir cümleyi kurmaktan bile acizdirler.

 

Ona yönelen, tekâmül ve gelişim sürecini “kâmil olmak” rütbesiyle tamamlar.

 

Ondan yüz çeviren, kazanabilecekken kaybetmeyi tercih eden müflisler durumuna düşer.

 

Onun pınarından ab-ı hayat içenler ebedi hayat kazanır.

 

Onu kılavuz edinenler, kalplerinin batısından güneşi doğurur.

 

Onunla hem dem olan paha biçilmez azık alır. Derinliklerine dalanlar, değerli inciler toplar.

 

Birunu güzel, derunu derindir onun…

 

İnsanlığın karanlık ve inişli çıkışlı yoluna aydınlık, insanca yaşamasına bir sağlık reçetesidir o.

 

 Sözlerinin güzelliği baharların armağan ettiği, bereketli yeşermelerdir.

 

Gönüllerin cilası, kaybolanlara yol, hastaların şifasıdır onun pınardan akan berrak maneviyat çeşmesi.

 

Ve O öyle bir ırmaktır ki coşkun akışı hiçbir zaman durmayacaktır…

 

Ve sonsuz selam ve saygılar, yüceler yücesi, güzeller güzeli, varlık gülistanının Muhammedi gülünden sonra, Mecid Kur’an ve sedid sünnet ile birlikte hidayet sancağını yere düşürmeden, insanlığın hidayetini ve esenliğini deruhde eden pak, temiz ve masum Ehlibeyt’ine olsun.

 

Özellikle Velayet Şahı, Hakk’ın mihveri, Resul vasisi, ihlas gemisinin kaptanı, her sahada galip ancak bir o kadar da mazlum olan Murteza Ali’nin üzerine olsun.

 

O Ali ki, fesahat ve belagat mülkünün yegâne sultanı, insaf ve adaletin ta kendisi, ilim ve hikmetin avcısıdır. Tevhit ve marifet tarikinin bayrağı dürüstlük ve istikametin sıratıdır. 

 

Savaş meydanlarının yenilmez eri, merhamet ve şefkatin doruklarını fetheden rahmetin tecellisidir. “Emir’ul Müminin” lakabının münhasır layığı olan, vasiyi Resulullah, temiz fıtratı ve pak algısıyla bir taraftan Habibullah’ın ilim pınarından irtizak ederken, diğer taraftan Kelamullah’ın derin hikmetini yudumlayan, gözlerini açtığı edebiyatın zirvede olduğu ancak edebin ayaklar altına alındığı dünyada.

 

O Beytullahta dünyayı şereflendirirken, Allah da ona Veliyullah makamı veriyordu. Okulu Kâbe, komşusu Nebi,  dersi ise vahiy olmuştu. Gözü ilk Kâbe’yi görmüş, kulağı ilk olarak Nebi’nin Ali fısıldayışını duymuştu.

 

Evet, adı Ali olacaktı Allah’ın emriyle ve sözün emiri olacaktı söz var olduğu sürece.

 

Kur’an ve Resul pınarından beslenen o, Nebi’den sonra Hak ve hakikate susamışları sirab ediyordu.

 

Zahiri hoş, batını derin, Kelamullah’ın öğretileriyle tanıştırıyordu gönül dünyasına konuk olanları.

 

Savaş meydanlarında basiret ve hikmetin komutanı, halk içinde müşfik bir baba, kurtuluş yolunda vaaz-u-nasihatin öğretmeniydi o.

 

Ne iktidardayken gücün mantığına teslim oldu ne inzivadayken korkunun esiri.

 

İktidar ve inzivanın değiştiremediği sayılı insanlardan biriydi. Konuşmaya başladığında yüce dağların zirvesinden ve yağmur bulutlarında akan seller misali söz ustalarını fesahat ve belagate boğuyor, ilim ve hikmetle sırılsıklam ıslatıyordu.

 

İnsanlık tarihinin ebediyetine kadar akan alevi kelimeler, dostların gönül sedefinde inciye dönüşüyor, düşmanların bile hayranlığına sebep oluyordu ve oluyor.

 

Temiz fıtratla yola koyulan her seyri sülûk ehli Hakkı ve hakikati ararken, Hakkın mizanı Ali kapısına ulaşmaması mümkün değildir. Bu sebepledir ki, her gönül ehlinin gönül kandilidir İmam Ali.

 

O “sorun bana” derken, sual ehli herkese padişahlık yüzüğü verecek kadar cömert, ehil olmayana ise “tilke şigşigetun” der ve geçerdi. (faydasız bir şeye uğradıkları vakit, kerimler gibi geçer giderler- Furkan,72)

 

Feyiz vasıtası ve vahyin insanlığa açılan penceresi Resul-i Kibriya, Ali ve evladı Ali’yi insanlığa emanet ederken, sadece o gün yaşayanlara değil, her asırda ve her mekânda yaşayan tüm insanlığa armağan ve emanet etmişti.

 

Ola ki o gün onu anlamayanlar olur, ancak asırlar sonra gelen “kardeşlerim” diye asırlar öncesinden adlandırdıkları onu anlar ve kendilerine İmam edinirler.

 

İşte bunun içindir ki Ali’nin zamanını idrak etmeyenler Ali’den armağan hikmetler incisi Nehc’ül Belaga’ya bunca önem vermiş ve günümüze kadar yansıtmışlardır.

 

Ali’yi yaşamak isteyenler Nehc’ül Belaga’nın kodlarını iyi anlamalıdır.

 

Herkese Nehc’ül Belaga’lı mutlu ömürler dileyerek zaman ve mekân esaretinden kurtulmuş özgürlük mektebinin özgür imamının bereketli doğumunu özgür ve onurlu insanlara tebrik arz ediyorum.

 

Onun dünyaya gelişine sevincimi bu naçiz yazıyla dergâhına sundum

 

Umut ki makbul-i dergâh-ı şah-ı mülkü la feta ola.

 

13 Recep 1440

20 Mart 2019

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !