28 Şubat 2021 Pazar Saat:
21:06
08-12-2020
  

Hz. Fatıma; Hak ve Batılın Anahtarı idi..

"Kim zamanının imamını tanımadan ölürse cahiliye ölümü üzere ölmüştür." (Müslim)

Facebook da Paylaş


 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Merhum Allame Eminî (el-Gadir kitabının yazarı) Gadir-i Hum hadisesini ve hadisini İslam kaynaklarından derlemek maksadıyla birçok İslam ülkesine yolculuklar yapmış, çeşitli şehirlerde çok sayıda Müslüman âlimlerle görüşmüş ve toplantılara katılmıştır.


Ehlisünnet'in yoğunlukta olduğu şehirlerden birine yaptığı bir yolculukta, Sünnî âlimler Allame'nin şehirlerine gelişinden haberdar olurlar. Bunun üzerine bir araya toplanıp Allame Eminî'yi bir akşam yemeğine davet etme kararı alırlar. Davetlerini ilettiklerinde Allame ilk başta reddetse de aşırı ısrarları sonucu onları kırmaz ve sadece akşam yemeğini birlikte geçirmek şartıyla daveti kabul eder. Yemekten sonra mecliste bulunan 70-80 Sünnî hadis hafızlarından biri Allame Eminî'ye bazı sorular sormak ve bir nevi tartışma ortamı yaratmak ister. Allame ise buraya sadece yemek için geldiğini ve tartışmalı konulara girmeyeceğini söyler. Fakat onlar, en azından meclis bereketlensin, kalpler nurlansın diye herkesin bir hadis okumasında ısrar ederler, böylece herkes sırayla bir hadis okur...


Sıra Allame Eminî'ye geldiğinde herkesten, hadisin senedinin sahih veya geçersiz oluşu konusundaki görüşünü dile getirmesine dair söz alır. Kabul ettiklerinde ise Resulullah'ın (s.a.a) şu hadisini okur: "Kim zamanının imamını tanımadan ölürse cahiliye ölümü üzere ölmüştür." (Sahih-i Müslim, c.6, s.22; Müsned-i Ahmed bin Hanbel, c.4, s.96)


Mecliste bulunan âlimlerin hepsinden hadisin sahih olduğuna dair itiraf aldıktan sonra da, "Şimdi size bir sorum var." der: "Acaba Peygamberimizin (s.a.a) kızı Hz. Fatıma (a.s) babası vefat ettikten sonra kendi zamanının imamını tanıyor muydu, tanımıyor muydu? Eğer tanıyor ve kabul ediyordu ise, imamı kimdi?"


Yaklaşık 20 dakika kimseden ses çıkmaz. Herkes sessizliğe bürünmüştü. Başları aşağıda derin bir düşünceye dalmışlardı; verecek cevapları yoktu çünkü. Ardından da bir bir meclisi terk etmeye başlarlar.


Galiba şunu düşünüyorlardı: Eğer Hz. Peygamber'den (s.a.a) sonraki o üç aylık veye Ehlisünnet'e göre altı aylık dönemde imamını tanımıyordu desek, Fatıma'nın cahiliye ölümü üzere öldüğünü söylememiz gerekir.

Hâlbuki o, cennet kadınların efendisidir ve cahiliye ölümü üzere ölmesi imkânsızdır. Yok, eğer kendi zamanının imamını tanıyordu desek, bu da doğru değil; çünkü Sahih-i Buharî'de Aişe'den naklen Fatıma'nın (s.a), ölene kadar Ebu Bekir'den uzaklaştığı, ondan razı olmadığı ve eşi tarafından geceleyin gizlice defnedildiği yazılır. (Sahih-i Buharî, c.5, s.82-83; c.8, s.3; c.4, s.42)


Ayrıca Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu da biliyorlardı: "Fatıma benim bir parçamdır, kim onu öfkelendirirse beni öfkelendirmiştir." (Sahih-i Buharî, c.4, s.210)

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler