14 Temmuz 2020 Salı Saat:
22:34
27-11-2019
  

Hz. Ali'yi Peygamber'in Sözlerinde Okumak

Ali Nihânî Yozgadî’nin ‘Menâkıb-ı Murtazaviyye’ Adlı Eserinde, Hz. Ali Hakkında Rivayet Edilen Bazı Hadisler ve Bu Hadislerin İşlenişi

Facebook da Paylaş

 

 

  

 

İsmail YILDIRIM

 

Kur’an-ı Kerim’den sonra İslam dininin temel kaynakları arasında gelen hadis, ihtilafa düşülen konularda insanları aydınlatan, böylece hidayet ve rahmet kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’in kendisine indirildiği Peygamber’in sözü olarak üstün bir değer taşır.

 

Hz. Peygamber’in, İlahi emir ve yasakların yanında, sahabelerin faziletleriyle ilgili hadisleri olduğu gibi, başta dört halife olmak üzere gerek gruplar halinde gerekse tek tek sahabelerin fazileti hakkında hadisleri de vardır. Bilindiği üzere Hz. Ali, Peygamber’in amcası Ebu Talib’in oğlu ve aynı zamanda neslinin devamına da vesile olan kızı Fatıma’nın kocasıdır. Dolayısıyla Hz. Peygamber, kendisini “ilim şehrinin kapısı” diye vasıflandırdığı Hz. Ali hakkında; onun üstün meziyetlerini, ahlakını, şecaatini vs. tasvir eden sözler söylemiş veya söylediği sözler raviler tarafından nakledilerek, yazıya geçirilmiş ve günümüze kadar gelebilmiştir.

 

Bu makalede, Bektaşi tarikatına mensup Ali Nihani Yozgadi’nin (1835-1906), Menakıb-i Murtazaviyye adlı eserinde; Hz. Peygamber’in, Hz. Ali hakkında rivayet ettiği bazı hadisler ele alınacak, hadislerin işlenişi hakkında bilgi verilecektir.

İslam kültürünün Hz. Peygamber’den sonra en önemli siması Hz. Ali, bu dine ait ilimler, mezhepler ve tasavvuf ekolleri tarihinde önemli bir yer tutar. Lakâbı Haydar; unvânı ise Emîıli’l-Mü’minin’dir. Hiçbir zaman puta tapmadığı için daha sonraları "Kerrema’llâhu Vechehu" dua cümlesiyle anılmıştır ama diğer sahabeler İslam öncesi hayatlarında putlara tapındıkları için bu unvana layık görülmezler. Sadece Müslüman Arap dünyasının değil, İslamiyet’i kabul eden bütün kavimlerin geçmiş ve şimdiki zamanları itibariyle hayatında, edebiyatında değerli bir mevkie sahip olan Hz. Ali, Türk tarih ve kültüründe bir “milli kahraman” gibi benimsenmiş ve sevilmiştir.

 

Hz. Ali, Hz. Peygamber’den intikal eden İlahi bilginin kanalı sayılması vesilesiyle pek çok tasavvuf ve tarikat erbabınca “Şah-ı Velayet” kabul edilmiş; diğer taraftan katıldığı savaşlarda gösterdiği yiğitlikler sebebiyle “Esedullahi’l-galib” unvanım almıştır.

 

Hz. Peygamber’in peygamberliğinden önce beş yıl evinde ve peygamber olarak gönderildiğim. 610 yılından vefat ettiği 632 yılına kadar yaklaşık 20 yıl yakınında bulunan Hz. Ali, O’nun en çok sevdiği ve değer verdiği insanlardan biri olmuş; akıl, zekâvet, dirayet, züht, takva, cesaret gibi meziyetleri dolayısıyla Hz. Peygamber tarafından defalarca övülmüştür. Okuryazar oranının çok yüksek olmadığı ve Hz. Peygamber’in ilim tahsilini teşvik ettiği bir cemiyette okuma yazmayı bilenler arasında yer alan Hz. Ali, Hz. Peygamber’e vahiy kâtipliği ve yazıcılık yapanlardan olduğu gibi, Kur’an ilimlerini de en iyi bilen sahabelerdendir. Bu vasfı dolayısıyla Hz. Peygamber O’nun hakkında: “Ben ilim şehriyim, Ali onun kapısıdır.” buyurduğu rivayet olunmuştur.

 

Hazret-i Ali’nin Menkabevî-Destanî Şahsiyeti

 

Hz. Ali’nin, İslam’ın yayılış tarihinde ve Müslümanlar arasındaki ilim, takva, ihlas, samimiyet, fedakârlık, şefkat, kahramanlık ve şecaat gibi yüksek ahlaki ve İnsani vasıflar bakımından müstesna bir yere sahip ve Kur’an ve sünneti iyi bilenlerden biri olduğunu hemen hemen bütün Şii ve Sünni kaynaklar ittifakla belirtirler. Onun destani şahsiyetini belirgin bir bicimde müşahede ettiğimiz cenk-namelerinde, savaş sırasında gösterdiği yiğitlikler şöyle tasvir edilir:

 

Hazret-i Ali Düldül’e biner, Zülfikâr’ı kuşanır ve Hayber Kalesi’nin üzerine yalnız başına yürür. Kırk arşın genişliğindeki hendeği atlar. Nara atınca dünya deprem oluyormuş gibi sallanır. Önüne çıkan düşman pehlivanlarını Zülfikâr ile ikiye böler. Bütün düşmanlar şaşırır. Daha sonra otuz üç bin batman demirden yapılmış kale kapısını tutar, kapıyı koparır ve kırk adım uzağa fırlatır. Üzerine kırk kişinin toplanarak attığı bir taşı, Zülfikâr ile havada ikiye böler. Kale kapısı yerinden kopunca İslâm askeri girip kaleyi alır.

 

Konuya ilişkin Muallim Naci, İslam tarihine ait 850 civarında kişinin biyografisinden meydana gelen Esami’sinde Hz. Ali’nin portresini şöyle çizer:

 

“Aliyyu’l-Murtaza (İmam Ali bin Ebi Talib): Hayber kapısını attığı meşhurdur. Herhangi pehlivan ile cenk etmiş ise gâlib gelmiş ve “Esedullâhi’l-gâlib” unvanını almıştır. Kılıcı bir kere ururdı. Bir uruşda ikiye bölerdi. Hazret-i Peygamber tarafından hediye edilen Zülfikar (iki uçlu) adlı kılıcını gazalardan biri sırasında büyük bir maharetle kullandığı esnada hakkında “La feta illa Ali la seyfe illa Zülfikar” sözünün söylendiği rivayet edilir.”

 

İslam tarihine ait eserleriyle tanınan şarkiyatçı Philip Hitti, Hz. Ali’nin menkıbevi şahsiyetini şu cümlelerle ifade eder:

 

“...ideal bir Arabın sahip olduğu vasıf ve şahsiyeti nefsinde toplamış bulunuyordu. Savaşta cesur, istişârede akıllı, konuşmasında beliğ ve açık, dostlarına karşı hakikatli ve sadık, düşmanlarına karşı âlicenap olan Hz. Ali, hem Müslümana has, hem de Müslüman bir bahadıra yakışan iki faziletinde örneği olmuş; ismi etrafında sayısız, sonsuz şiirler, vecizeler, dinî öğütler ve menkıbeler örülmüş bir kimsedir.”

 

XIX. asır Bektaşi şairlerinden Ali Nihanî de bu türde mensur bir eser meydana getirmiştir. Menakıb-ı Murtazaviyye on iki bab şeklinde tertip edilmiş olup, her bir bab kendi içinde muhtelif konuları ihtiva eden bir eserdir. Çalışmamıza konu olan, Hz. Peygamber’in Hz. Ali hakkında rivayet ettiği hadisler, eserin ikinci bölümünü teşkil etmektedir.

 

Müellif bu bölümde, her bir hadisi menkabet başlığı altında ele almış; ele aldığı hadisin hemen akabinde kaynak kişi veya eseri vererek tercüme etme yoluna gitmiştir.

 

Müellif eserinde, Hz. Ali hakkında rivayet edilen hadisleri ravilerin dilinden aktararak veya kaynakların ismini zikrederek vermiştir. Kaynak kişi diye tabir ettiğimiz raviler, Hz. Peygamber’in, Hz. Ali hakkında rivayet ettiği hadisleri ya bizzat Hz. Peygamber’den işitmiş ya da diğer raviler tarafından nakledilmiş olan hadisleri rivayet etmişlerdir.

 

Söz konusu bölümde, nakil-menkul durumu hemen göze çarpmaktadır. Hadislerin menşei olarak gösterilen kaynaklar ise, Şii ve Sünni mezheplerin çatısı altında kaleme alınmış eserlerdir. Müellif, eserin bu babını hazırlarken hemen her kaynağa başvurmuş, Hz. Ali ile alakalı hadislerin tamamına yakınını eserinde yer vermeye çalışmıştır.

 

Ali Nihanî, bu türde yazılan eserlerden farklı olarak, kendi eserinde muhtelif kaynaklarda görmüş olduğu hadisleri aynen almış fakat hadise ek olarak onu tercüme etme yoluna gitmiştir. Yazarın hadisleri aynen verip, tercüme faaliyetine girişmesi, yaşadığı devir ve muhit esas alınırsa müellifin, döneminde aydın bir medrese muallimi ve dini ilimlere vakıf olduğu kanısını da uyandırır.

 

Konumuz gereği özellikle şunu da belirtmemiz gerekir ki müellif eserinde, Hz. Ali hakkında rivayet edilen hadislerin sahih veya Sünni, Şii itikadına uygun olup olmadığı vs. gibi sorulara cevap arama gayretinde değildir. Fakat biz, söz konusu hadislerin hangi hadis kaynaklarında geçtiğine ve hadislerin sıhhatli bir şekilde kullanılıp kullanılmadığını da yine teyit edip, dipnotta göstermeye çalıştık.

 

Hz. Ali İle İlgili Bazı Hadisler ve Eserde Ele Alınış Şekilleri

 

“Bab-ı divum Seyyidu’l-Mürselin’in (salla’llahu teala aleyhi ve sellem) Emiru’l-Mu’minin hakkında fem-i pak-i Muhammediyelerinden şeref-sadır olan hadis-i şerife ve ol zat-ı faizu’l-berekatı sitayiş buyurdukları ekavil-i munifeler beyanındadır.”

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem): Sahih-i Tirmizi ve Mesabih ve Mişkat ve Sava’ik-i Muhrika’da Katade ve Abdullah Arar rivayetiyle masturdur ki:

 

Çün ol Hazret ashabdan her iki miyanda akd icin buyurdı. Hazret-i Emir’e hiçbir kimse tayin buyurmadı. Hazret-i Emir eyitdi: Ya Resulallah! Benim biraderim kimdir? Ol Hazret buyurdı: Ya Ali! Dünya ve ahiretde sen benim biraderimsin.

 

[.. .rivayetiyle kayıtlıdır ki Hz. Peygamber, her iki dünyada da ashabıyla bir sözleşme yaptı. Fakat Hz.Ali’yi buna da hiletmedi. Buna binaen Hz.Ali şöyle söyledi: Ya Resulallah! Benim kardeşim kimdir? Hz. Peygamber: Ey Ali! Sen her iki cihanda da kardeşimsin.]

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

İstiab’da Selman-ı Farisi (radıya’llahu anh) rivayetiyle masturdur ki ol Hazret buyurdı: Havz-ı Kevser vurud-ı cihetinden ve bu ümmetin evveli İslamiyyet cihetinden evvel olandır ki Ali ibn-i Ebu Talib’dir.

 

[...rivayetiyle kayıtlıdır ki Hz. Peygamber buyurdu: Kevser havuzunun akış yönünden ve İslamiyet cihetinden evvel olan Ali ibn-i Ebu Talib’dir.]

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

Sahih ve Muslim ve Buhari’de Bera'ibn-i Azib’den mervidir ki ol Hazret İmam Ali icin buyurdı: Sen benden ve ben sendenim.

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

Müsned-i Ahmed bin Hanbel ve Hidayetu’s-Sü’eda’da masturdur ki ol Hazret buyurdı: Be-durusti senin için söylerim. Ancılayın ki karındaşım Musa didi. Bar-i Hudaya! Benim için Ehl-i Beytimden bir vezir kıl Ali ki biraderimdir. Anınla puştumu kavi eyle ve emrimde şerik kıl.

[...kayıtlıdır ki Hz. Peygamber şöyle buyurdu: Doğrusu benim kardeşim Hz. Musa’dır. Ey Allahım! Benim icin Ehl-i Beytimden bir yardımcı ver ki Ali benim kardeşimdir. Onunla sırtımı (arkamı) güçlü eyle ve emirlerimde bana ortak kıl.]

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

Tefsir-i Sa’lebi’de İbn Mes’ud’dan mervidir ki ol Hazret buyurdı: Hikmet on eczaya kısmet oldı. Tokuz cuz’u Ali ve bir cuz’u cümle nasa virildi.

 

[...rivayet edilmiştir ki Hz. Peygamber şöyle buyurdu: İlim on parçaya taksim edildi. Dokuz parçası Ali’ye ve kalan bir parçası da insanlara verildi.]

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

Emiru’l-Mu’minin’den mervidir ki ol Hazret buyurdı: Ya Ali! Tahkik sen bab-ı cenneti dakk ider ve bila-hisab ana dâhil olursun.

 

[...rivayet edilmiştir ki Hz. Peygamber buyurdu: Ey Ali! Doğrusu sen cennetin kapısını çalar ve hesaba çekilmeden cennete girersin.]

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

Emîrü’l-Mu’minin’den mervidir ki ol Hazret buyurdı: Bir kimsenin ki ahir kelamı bana ve Ali’ye salavat ola, ol kimse cennete dâhil olur.

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

Sünen-i Darekutni ve Sava’ik-i Muhrika ve Faslu’l-Hitab’da Ebu Bekir es-Sıddik’den (radıya’llahu anh) mervidir ki ol Hazret buyurdı: Hiçbir ehad sıratdan güzar idemez. Meğer Ali ibn-i Ebu Talib ana cevaz vire.

 

[...rivayet edilmiştir ki Hz. Peygamber buyurdu: Hicbir kul, sırat köprüsünden geçemez, ta Hz. Ali ona izin vermedikçe.]

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

Sahih-i Tirmizi ve Hilyetu’l-Evliya ve Evsat-ı Taberani’de ve Cabir Ensari’den ve Meveddet’de ve Müstedrek-i Hâkim ve Sava’ik-i Muhrika’da Emiru’l-Mu’minin’den mervidir ki ol Hazret buyurdı: Ben ilmin şehri ve Ali anın babıdır. Zira ki bir kimse ilme talib ola, lazımdır ki ol kapıya gele.

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

Mu’cem-i Taberani’de ve Sava’ik-i Muhrika’da ve Mustedrek-i Hâkim ve Bahru’l-Ma’arif’de İbn Mes’ud’dan ve Faslu’l-Hitab’da Ebu Bekir’den (radıya’llahu anha) mervidir ki buyurdı: Ali ibn-i Ebu Talib’e nazar itmek ibadetdir.

 

[...rivayet edilmiştir ki Hz. Peygamber şöyle buyurdu: Hz. Ali’ye bakmak ibadet hükmündedir.]

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

Musned-i Ebu Ali ve Musned-i Bezzar ve Sava’ik-i Muhrika ve İstiab’da Sa’d bin Ebi Vakkas’dan (radıya’llahu anh) mervidir ki buyurdı: Her kim Ali’yi sever, tahkik beni sever. Her kim ana buğz ider, tahkik ol bana buğz ider. Ve her kim ana eza ider, tahkik bana eza ider. Ve her kim bana eza ider tahkik Hüda Teala’ya eza ider.

 

[...rivayet edilmiştir ki Hz. Peygamber buyurdu: Ali’yi seven beni sever. Her kim ona kin beslerse, bana kin beslemiş olur. Ve her kim Ali’yi incitir, beni incitmiş olur. Kim beni incitirse doğrusu Yüce Allah’ı incitmiş olur.]

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

Muhammed ibn-i Haşan ibn-i Ali’den mervidir ki ol Hazret buyurdı: Be-durusti taht-ı arşda levh-i mahfuzda bir mektub vardır. Yazılmışdır ki Ali ibn-i Ebu Talib Emiru’l-Mu’minin’dir.

 

[...rivayet edilmiştir ki Hz. Peygamber şöyle buyurdu: Doğrusu Allah indinde, levh-i mahfuzda (her şeyin kayıtlı bulunduğu İlahi levha) bir mektup vardır ve üzerinde Hz. Ali’nin, müminlerin emiri olduğu kayıtlıdır.]

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

Menakıb-ı Hatib’de ve Bahru’l-Ma’arif ve Hulasatu’l-Menakıb’da masturdur ki ol Hazret buyurdı: Be-durusti Huda Teala Mi’rac gicesi bana zeban-ı Murtaza ile buyurdı: Didim Ya Rabbi! Bana hitab iden sen misin ya Ali’dir? Buyurdı: Ya Muhammed! Ben eşya gibi olmadım ki nasa kıyas olunam veya anların teşebbuhatlarıyla tavsif kılmam. Seni benim nurumdan ve Ali’yi senin nurundan halk eyledim. Serairine muttali oldum. Ali’den muhabbetli bir kimse bulamadım. Bu cihetden anın lisanıyla tekellüm eyledim. Ta kalbin aram-gir ve muvaneset-pezir ola.

 

[...kayıtlıdır ki Hz. Peygamber şöyle buyurdu: Doğrusu Yüce Allah, Mi’rac gecesi benimle Ali ibn-i Ebu Talib’in lisanı ile muhatap oldu. Ve ben de sordum: Ya Rabbi! Sen mi benimle muhatap oluyorsun yoksa Ali mi? Allah bana buyurdu ki: Ya Muhammed! Ben eşya gibi bir şey değilim, insanlar ile kıyas edilemem ve eşyalar ile vasıflanamam. Gizli şeylerine vakıf oldum fakat Ali’den daha sevgili olanını görmedim. Böylece kalbin mutmain olsun diye onun diliyle sana muhatap oldum.]

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

Emiru’l-Mu’minin’den mervidir ki ol Hazret buyurdı: Hak Subhane ve Teala her nebi için bir vasi kıldı. Pes Şit vasi-i Adem ve Yuşa vasi-i Musa ve Şem’un vasi-i isa ve Ali bana vasidir. Ve ol dunya ve ahiretde hayra T-evsıyadır. Ve ben halkı togrı yola davet eylerim. Ve Ali ol rah-ı Huda’yı izae vu ruşena idicidir.

 

[...rivayet edilmiştir ki Hz. Peygamber buyurdu: Yüce Allah her peygamber için bir varis kıldı. Şit, Hz. Adem’in; Yuşa, Hz. Musa’nın; Şem’un, Hz. isa’nın ve Ali benim varisimdir. Ali, her iki cihanda da varislerin en hayırlısıdır. Ben halkı doğru yola davet eylerim, Ali ise Allah’ın yolunu ışıklandıran ve aydınlatandır.]

 

  • Menkabet, kale’n-Nebiyyi (salla’llahu teala aleyhi ve sellem):

 

Sahih-i Vakidi’de Ebu’l-Hamra’dan mervidir ki ol Hazret buyurdı: Bir kimse ki ilminde Adem’e ve takvasında Nuh’a ve zühdünde Yahya’ya ve batşında Musa’ya nazar itmek, murad itmek ide gerekdir ki Ali ibn-i Ebu Talib’e nazar eyleye.

 

Şerefu’n-Nübüvve’de yine Ebu’l-Hamra’dan bu hadis-i şerif bu ibaretle masturdur:

 

Cevahiru’l-Ahbar ve Hidayetu’s-Su’eda’da Cabir’den bu ibaretle mervidir.

 

Yani bir kimse muhabbet ide, nazar itmeğe heybetinde İsrafil'e ve rutbetinde Mikail’e ve celadetde Cebrail ve İslamiyyet’de Âdem’e ve haşyetinde Nuh’a ve hulletinde İbrahim’e ve hüznünde Ya’kub’a ve cemaletde Yusuf’a ve münaacatında Musa’ya ve sabrında Eyyub’a ve zühdünde Yahya’ya ve sünnetinde Yunus’a ve vera’ında İsa’ya hasebinde Muhammed’e pes gerekdir ki Ali ibn-i Ebu Talib’e nazar ide. Zira hasail-i enbiyadan toksan haslet anda vardır ki Huda Teâla Ali’de cem itmişdir ve andan gayrı hiçbir ehade cem itmemişdir.

 

[...yani eğer bir kimse İsrafil'in heybetim, Mikail’in kıdemini, Cebrail'in yiğitliğini, Âdem’in İslamiyyet’ini, Nuh’un korkusunu, İbrahim’in sadık şahsiyetini, Yakub’un hüznünü, Yusuf’un güzelliğini, Musa’nın yalvarıp yakarışını, Eyyüb’ün sabrını, Yahya’nın zühdünü, Yunus’un sünnetini, İsa’nın takvasını ve Hz. Muhammed’in soyunun temizliğini tasavvur ediyorsa; Hz. Ali’ye nazar etsin, onun şahsiyetini öğrensin. Çünkü Yüce Allah, peygamberlerin bütün güzel ahlakını Hz. Ali’de toplamış ve ondan başka hiç kimseye de vermemiştir.

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler