15 Aralık 2019 Pazar Saat:
04:47
18-11-2019
  

Hadisler Işığında Hacamat

Hz. Ali şöyle buyurur: “Hacamat bedene sıhhat verir ve idrak yetisini arttırır.”

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Özgür Düzgün

 

HACAMAT NEDİR?

 

Hacamat, derinin üstünden belli bölgelere, ihtiyaç dâhilinde; jilet, kupa, vakum gibi araçların yardımıyla tamamlanan rahmani bir uygulamadır. Bir işin Rahmani olması onun rahmetle, nurla olan bağını kuvvetlendiren; kalpten, içten, dıştan, görünen ve görünmeyen gelen rahmeti gölgeleyen, tıkayan ya da perdeleyen tüm etkileri çökerten, yıkan, dağıtan, uzaklaştırıp arındıran bir savaşçı gibi kurtarıcı vesilelerin en anlamlısıdır.

 

KISACA HACAMATIN TARİHÇESİ

 

Hacamatın, kadim Mısır tarihinde pis kanla vücuttan toksinlerin arındırılıp her türlü hastalığa çare olarak kullanılan bir tedavi yöntemi olduğu delilleri bugün elimizde mevcuttur. Bu tedavi yöntemi, Ortadoğu’da Peygamberimizden önce de uygulanmış bir yöntemdir.

 

Hipokrat ve Galen’in, hacamatı yakından ilgilendiren kan türleri hakkındaki söylemleri oldukça meşhurdur. Galen, vücuttaki kan aldırmayı hastalıklardan kurtulma yolu olarak belirtmiştir. İlk olarak vücutta dolaşmayan kan atık kandır ve çıkarılmalıdır. İkinci olarak 4 kan türü vardır ve bunlar hem sağlığın hem de hastalığın kaynaklarıdır. Galen, vücudun farklı yerlerini kesip kan akıtarak bazı hastalıkları tedavi etmiştir.

 

İbn-i Sina eserlerinde hacamat için, aybaşlarında veya ay sonlarında vücutta yeterli kan toplanması ve yükselişi olmadığından yapmanın çok etkili olmayacağı gibi konulardan bahsetmiştir. Doğu tıbbında ise kan aldırma ve kupa tedavisi tarih ve günümüzde sıkça uygulanan bir metot olarak süregelmiştir. Genelde bu uygulamalarda kanda durgunluk varsa uygulamadan önce akupunktur yapılmış ve yapılması da tavsiye edilmiştir. Çin tıbbı bilginlerinden Su Wen der ki: “Cennet ılık olduğunda, güneş parlak olduğunda, kan fazlalığı olduğunda ve enerji arttığında hayat gücü var demektir ve kolayca kan alınabilir.”

 

Bazı araştırmacılar akupunkturun keskin malzemelerle kan akıtılarak uygulamaya başladığına inanmaktadır bu da şimdiki kullanılan iğnelerle ilişkilendirilebilir. Akupunktur tedavisinde kullanılan vücuttaki aşırılıkları boşaltmak, dengelemek, rahatlatmak veya kronik hastalıkların tedavisi için, organın sıhhati için kanatma yerleri ve yöntemleri mevcuttur. Mesela kulak kanatma, dilaltı kanatma, burun ucu kanatma, diz arkası kanatma, iki kaş arası kanatma vb. ve bunun için de birçok iğne ve keski aletleri mevcuttur.

 

Kuzey Amerikalı yerliler Bufalo boynuzu ile kupa tedavisini uyguladığını rapor ederler. Bu boynuzlar ‘Babylon’ Asya İmparatorluğu zamanında da kullanılmıştır. Amerika’da koloniler zamanında kanatma yöntemlerini insanların sıkça kullandığından bahsedilmiştir... Ve yine bu konularla alakalı olarak son incelediğimiz “Asteklerin Unutulmuş Tedavi Yöntemleri” adlı kitapta, vücuttaki belirli organların belirli zamanlarda kanatma yöntemleriyle ilgili bir tedavisinin olduğu söz edilmiştir. Bu konuların geneline bakacak olursak; insanlık tarihindeki tedavi yöntemleri ciddi bir benzerlik gösteriyor. Bunu da insan fıtratıyla bağlamak kaçınılmazdır.

 

Avrupa’da 19. yy’da, kan akıtma için sülük yönteminin kullanılmış olduğunu görüyoruz. Fransa’da 15. yy’dan beri yaklaşık kırk milyon sülük kullanılmıştır. Finlandiya’ya bakacak olursak 15. yy’dan beri geleneksel sauna ile birlikte, boynuz kupaların kullanıldığı görülüyor... İspanya, Almanya, İngiltere, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 16. yy ve 19. yy arası ülkeye göç eden göçmenler tarafından çeşitli hastalıkların tedavisinde hacamat yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca Ortadoğu ülkeleri, Endonezya, Malezya gibi Müslüman ülkelerde hacamatın saygınlığı yaşatılmaya devam ediyor. Çin ve Japonya’da günümüzde hala aktif bir şekilde hacamat uygulamasının yapıldığını görüyoruz...

 

Osmanlı İmparatorluğu zamanında, hastalıkların birçoğunda tedavi yöntemi ile birlikte bir ara da kullandıkları bir gerçektir. Osmanlı hekimliğinde hacamat, her zaman ilk sırada yer almıştır. Hacamatın tıbbi tekniğini ileri götüren hekimler de Osmanlı hekimleridir. Hekimler ve cerrahların uyguladığı gibi halk da kişisel olarak hacamat yapabiliyordu. Osmanlı tıbbında tedavi; bedende biriken ve azaltılmazsa hastalık yapan zararlı maddelerin uzaklaştırılması esasına göre temellendirilmişti. Hacamatın yani kan aldırmanın insan sağlığına birçok katkıda bulunduğu tıbbi bir gerçeğe dayanır. Hacamat için yüzyıllardır kullanılan ‘hacamat zembereği’ Osmanlının icat ettiği zamanın makbul bir cihazıdır. Örneğin; Amasya Şifahanesi Baştabibi, 15. yy Fatih döneminin meşhur Osmanlı hekimlerinden Sabuncuoğlu Şerafeddin ‘Pnömotoraks’ (akciğer sönmesi) tedavisinde hacamatın kullanıldığını bildirmiş ve tıp metinlerinde de kullanım şeklini bizlere aktarmıştır. Bu eser çağdaş üniversite kütüphanelerinde de yerini almıştır.

 

Yıllar sonra şunu anlıyoruz; hacamatın tarihi ne kadar eski ve çok yönlü olursa olsun,  bizim için Peygamberin sıkıntılı zamanlarında kurtuluş için yaptırdığı, göklerde meleklerin tavsiye ettiği, ama günümüzde iyiden iyiye ötelenmiş ve terkedilmiş, en önemlisi kadri anlaşılamamış ve yeteri kadar anlatılamamış en büyük miraslardan birisidir…

 

İSLAM KAYNAKLARINDA HACAMAT

 

Hacamat tedavisine dair İslam kaynaklarında 600’den fazla birbirinden kıymetli rivayete rastlanmaktadır. Bunlardan bir kısmı vücut sağlığı için hacamatın gerekliliğini dile getirirken, bir diğer kısmı bu tedavinin vaktini ve yapılış metodunu, geri kalanlar da hacamat öncesi ve sonrasını konu almaktadır. 

 

 

  • “Sizin tedavi olmak için başvuracağınız en iyi çare hacamattır.”

 

  • “Bir şeyde deva varsa veya bir şeye deva olacaksa, bir hayır var ise bu: hacamatta, bal şerbetin de ve tedaviye uygun ateşle dağlamaktadır. Ancak ben ateşle dağlamak suretiyle yapılan tedaviyi sevmiyorum.”

 

  • “Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götürüldüğüm gece karşılaştığım meleklerin, her büyük cemaatin hepsi bana: Ya Muhammed! Kan aldırma işine devam et.” diyordu.

                                                   

  • “Şifa üç şeydedir; bal şerbeti, kan aldırma ve dağlamak. Fakat ümmetimi ateşle dağlamaktan men ederim.”

 

  • “Hacamat aç karnına daha faydalıdır. Kan aldırmak aklı ve bellek gücünü artırır, hıfz etme kabiliyetini kuvvetlendirir.”

                                                                    

  • “Peygamber (sav) ihramlı iken kendisinde bulunan baş ağrısından dolayı kan aldırdı.”

 

  • “Ebu Ubeyd, Abdurrahman b. Ebi Leyla şöyle rivayet etmiştir: Allah Resulü büyü yapılınca başından boynuzla hacamat yaptırdı.”

 

  • İmam Cafer-i Sadık şöyle buyurdu: “Hacamatın bedendeki etkisi aynı baharın ağaçtaki etkisi gibidir.”

 

  • Allah Resulü şöyle buyurur: “Hacamat İlahi peygamberlerin sünnetidir.”

 

  • İmam Cafer-i Sadık şöyle buyurdu: “Allah Resulü ne zaman bir ağrı ve hastalığa müptela olsa, onu hacamatla defederdi.”

 

  • İmam Cafer-i Sadık şöyle buyurdu: “Pazar günü yapılan hacamat, tüm hastalıkların şifasıdır.”

 

  • İmam Cafer-i Sadık şöyle buyurdu: “Perşembe gününde, gün batımına kadar kan hacamat noktalarında toplanır ve daha sonra yine dağılır; öyleyse gün batmadan hacamat yaptır!”

 

  • Hz. Ali şöyle buyurur: “Hacamat bedene sıhhat verir ve idrak yetisini arttırır.”

 

  • Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Eğer bir şeyde şifa varsa onlardan biri hacamat kupasında ve bir diğeri de baldadır.”

 

  • Efendimiz başka bir yerde de şöyle buyurmuştur: “Hacamat yaptırmak güzel bir adettir; nitekim hacamat gözlere aydınlık verirken ve ağrılara da son verir.”

 

  • İmam Cafer-i Sadık şöyle buyurdu: “Baş bölgesine yapılan hacamat, yedi hastalığı ortadan kaldırır ki; bunlardan birisi delilik ve bir diğeri de gözlerdeki zayıflıktır.”

 

  • İmam Hadi şöyle buyurdu:“Hacamattan sonra bir tane tatlı nar yiyin ki; bu kanı sakinleştirir ve onu (daha da) temizler.”

 

  • Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “İnsanın (Hicri Kameri) ayın 19 ve 21. günlerinde hacamat yaptırması çok iyidir.”

 

  • Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Ne güzel bir bayramdır o, insanın kendisine hacamat yaptırdığı gün; gerçekten de (hacamat) göze parlaklık verir ve dertleri silip götürür.”

 

  • İmam Cafer-i Sadık şöyle buyurdu: “Kan koyulaşıp sizi öldürmeden önce hacamat yaptırın.”

 

  • İmam Cafer-i Sadık şöyle buyurdu: “Allah Resulü beline hacamat yaptırır ve ona ‘hayat kurtaran’ adını verirdi.”

 

  • Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Kafaya yapılan hacamat insana yapışan yedi hastalığın şifasıdır; delilik, cüzzam, ala hastalığı, uyuşukluk (uyuklama hali), diş ağrısı, baş ağrısı ve gözdelerdeki perde hissi.”

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler