Duyurular
29 Mart 2013 Cuma11:19
  

Kulluğun Nişanesi; Secde

Ben kıyamet günü ümmetimi alınlarındaki secde izlerinden tanıyacağım...

13910330163852796_PhotoL.jpg


 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Secdenin Tarihi
 

Allah Teala, Adem'i yarattıktan sonra meleklere ona secde etmelerini emretti,(*) İblis dışında hepsi secde etti ve Allah Teala İblis'i bu itaatsizliği nedeniyle kendi katından uzaklaştırdı.
 

(*) Tabii ki secde Allah'a hastır ve insan o zaman sadece meleklerin kıblesi oldu.


Kur'an-ı Kerim bu olayı defalarca tekrarlamaktadır ve Kur'an-ı Kerim'in tekrarlarının da sebepsiz olmadığını biliyoruz. Şayet demek istiyor ki:

 

"Ey insan! Bütün melekler senin için secdeye kapandılar! O halde sen niye seni yaratanın karşısında secde etmiyorsun? Ey insan! İblis, sana secde etmemesi yüzünden kovuldu. O halde sen Allah'a secde etmezken ne beklersin?"
 

İblis, "ben insandan üstünüm söyleyerek sana secde etmedi; acaba sen de, ben Allah'tan üstünüm, söyleyebilir misin? Sen bir zamanlar bir hiçtin ve dünyaya geldiğin zaman da tüm varlığın zaaf ve acizlikle doluydu, sonunda da aciz bir şekilde dünyadan göçeceksin; o halde varlık aleminin yaratıcısı karşısında nasıl kibirlenebilirsin?"
 

Her halükârda, insanı yarattıktan sonra Allah Teala'nın ilk emri secde emriydi.
 

Secdenin Önemi
 

Secde, Allah karşısında insanın en iyi halidir. Secde, Allah'a yaklaşmak için en iyi yoldur. "Secde et, yaklaş."
 

Resulullah'ın (s.a.a) sadık dostlarının nişanesi, alınlarında secde izinin görünmesidir: "Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları var."

Secde, insanı bütün varlık alemiyle uyumlu yapar; çünkü yıldızlardan bitkilere kadar göklerdeki ve yerdeki tüm varlıklar Allah'ın huzurunda secde ve huzu ederler:

 

"Göklerdekiler ve yerdekiler hepsi Allah'a secde ederler." (1)
 

"Necm (bitkiler, yıldızlar) ve ağaçlar (Allah'a) secde etmektedirler." (2)
 

Secde, Allah'ın melekleriyle uyumluluktur

 

Hz. Ali (a.s) buyuruyor ki: "Hiç bir gök katı yoktur ki, üzerinde secde eden bir melek bulunmasın." (3)
 

Secde, en yüksek kulluk derecesidir; çünkü insan vücudunun en yüksek noktasını, yani alnını toprağa sürerek Aziz ve Kadir Allah'ın huzurunda zillet ve acizliğini dile getiriyor.

 

Secde, alemin en büyük erkekleri ve kadınları için en büyük makamdır. Allah Teala peygamberine secde etmesini emrediyor; o da "sadece gündüzleri değil, geceleri bile secde et" buyuruyor: "Gecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun zaman O'nu tesbih eyle" (4)

 

Tertemiz ve abid bir kadın olan Hz. Meryem'e (s.a) ise hitap ederek şöyle buyuruyor:

 

"Ey Meryem! Rabb'in için divana dur ve secde et." (5)

Rükunun peşinden yapılan secde, insanı huzu ve huşunun zirvesine ulaştıran daha yüksek ve daha mükemmel bir merhaledir; dolayısıyla, Kur'an-ı Kerim'de genellikle yanyana zikredilmiştir:

 

"Ey inananlar, rüku edin, secde edin." (6)

 

"Onların rüku ve secde ettiklerini görürsün."7
 

Secde, Allah'ın ayetlerine imanın şifresidir: "Bizim ayetlerimiz o kimseler inanırlar ki onlara, kendilerine hatırlatıldığı zaman hemen secdeye kapanırlar." (8)
 

Gece secdeleri, Allah'ın salih kullarının nişanelerinden biridir: "Rahman'ın kulları gecelerini Rab'lerine secde ederek O'nun divanında durarak geçirirler." (9)
 

Secde, namazın ziynetidir. O halde namazın güzel bir şekilde yerine getirilmesi gerekir.

 

İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:

 

"Namaz kılınca onun rüku ve secdelerini güzel bir şekilde yerine getirin; bu durumda Allah Teala ona yedi yüz kat, hatta daha fazla mükafat verir." (10)
 

Secde, Allah Teala'nın meleklere karşı övünme vesilesidir; dolayısıyla peşice Allah'ın lütfünü kazandırır; öyle ki her secdeyle bir günah bağışlanır ve insan için büyük bir mükafat kaydedilir. (11)


Hz. Ali (a.s) buyuruyor ki:

 

"Eğer insansecdede nasıl bir rahmetin kapsamına girdiğini bilirse hiçbir zaman başını secdeden kaldırmaz." (12)
 

Secde, bencillik ve gurur ruhunu yok eder ve insanı kibirden kurtarır.(13)
 

Resulullah (s.a.a) buyuruyor ki:

 

"Ben kıyamet günü ümmetimi alınlarındaki secde izlerinden tanıyacağım." (14)
 

"İnsanın secde ettiği yer kıyamet günü onun lehine tanıklık yapacaktır" (15)

 

"Dünyada da o noktadan gökyüzüne nur yükselir." (16)
 

Rüku gibi uzun secdeler de insanın nimetlerinin devam etmesine ve ömrünün uzamasına neden olur. (17)
 

Secde o kadar önemlidir ki Allah Teala Hz. İbrahim (a.s) gibi büyük bir peygambere Mescid-ul Haram'ı tavaf edenler, kıyam, rüku ve secde de bulunanlar için temizlemesini emrediyor. (18)
 

Secdenin Hikmetleri
 

İmam Ali'den (a.s) namazın hikmetlerini sorduklarında şöyle buyurmuştur:

 

"Birinci secde, başlangıçta toprak olduğumuz ve başını secdeden kaldırmak, topraktan yaratıldığımız, ikinci secde tekrar toprağa döneceğimiz ve başını ikinci secdeden kaldırmak ise kıyamet günü mezarlarımızdan kalkıp haşrolacağımız anlamına gelir." (19)
 

İmam Sadık (a.s) buyuruyor ki:

 

"Secde Allah için olduğundan dünya ehlinin ilgi duyduğu yiyecek ve giyecek maddelerine secde yapılmamalıdır. Secde, insanı karın, elbise ve maddiyata değil, Allah'a yönlendirmelidir." (20)
 

Hadislerde şöyle geçer: "Her yanlışlık, yersiz konuşma, kıyam ve oturma için sehiv secdesi yapmanın nedeni, İblis'in seni hevesperestliğe tutsak ederek namazına zarar vermesidir. O halde İblis'in burnunun yere sürülmesi için namazdan sonra iki secde yap ve bil ki İblis'in meydana getirdiği her kaymada sen tekrar Allah Teala'nın huzurunda secdeye kapılmasıdır." (21)
 

Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Secdenin zahiri, alnı ihlas ve huşuyla toprağa bırakmaktır; onun batını ise bütün fani şeyleri kalbinden çıkarıp beka yurduna gönül vermek, kibir, yersiz taassup ve tüm dünya bağlarından kurtulmaktır." (22)

Secde Adabı
 

Burada, rivayetlerde geçen secde adabının bir bölümüne değiniyoruz: (23)
 

Rükudan sonra secdeye varmak için, eller dizlerden önce yere ulaşmalıdır. Secde ederken eller kulakların hizasında olmalı, erkekler dirseklerini yere yapıştırmamalı ve iki taraftan iki kanat gibi açılmalıdır. Sadece alın değil, burun da yere bırakılmalıdır. Namaz kılan kişi iki secde arasında oturunca, bedenin ağırlığı sağ ayağın üzerine gelecek şekilde sağ ayağın üst kısmını sol ayağın içine bırakmalıdır; çünkü sol batılın ve sağ ise hakkın sembolüdür. Secdede, farz olan zikrin yanısıra salavat getirilmeli, dua edilmeli ve Allah'ın korkusundan göz yaşı dökülmelidir.
 

Secdeden kalkınca tekbir getirilir ve tekbir getirince de eller yukarı kaldırılır.
 

Kerbela Toprağı
 

Her toprağa, hatta taşa ve ağaca pâk olması kaydıyla secde câiz ve sahihtir. Fakat İmam Hüseyin'in (a.s) türbetinin apayrı bir özelliği vardır. İmam Sadık (a.s) Kerbela toprağından başka bir şeyin üzerine secde etmezdi.
 

Kerbela toprağına secde etmek yedi hicabı yırtar. Hem namazı yücelere çıkarıp kabul olmasına neden olur, hem de namaz kılan kişiyi maddiyat bataklığından dışarı çıkarıp onu cihad, kan ve şehadetle tanıştırır.

İmam Hüseyin'in (a.s) toprağına secde, yani velayetle kılınan namazdır.
 

İmam Hüseyin'in (a.s) toprağına secde, yani şehadetle kılınan namazdır.
 

İmam Hüseyin'in (a.s) toprağına secde, yani namaz için ve namaz yolunda kan verenleri anmaktır.
 

İmam Hüseyin'in (a.s) toprağına secde, yani her günü Aşura ve her yeri Kerbela bilmektir.
 

İmam Hüseyin'in (a.s) toprağına secde, yani zulümle mücadele yolunda can ve başını vermek, ama zilleti kabul etmemektir.
 

Evet, İmam Hüseyin'in (a.s) mezarı cennet bahçelerinden bir bahçe ve cennet kapılarından bir kapıdır.
 

O hazretin kubbesinin altında dua kabul olur, orada kılınan namaz sevimli ve makbuldür.
 

O topraktan yapılan tesbih, eğer elde çevrilecek olursa sahibi sussa bile onun için "subhanellah" mükafatı vardır ve eğer Allah'ı zikrederek tesbihi çevirirse her zikir için yetmiş kat mükafat vardır.
 

Şunu da hatırlatalım ki, Kerbela toprağı için nakledilen önem, İmam Hüseyin'in (a.s) mezarından dört mil uzaklığa kadarki topraklar için geçerlidir. (24)

Şükür Secdesi
 

Secde namaza has değildir; diğer alanlarda da söz konusudur ve hatta bazen, farz secdesi olan dört ayetten birinin okunması durumunda farz bile olur.
 

Şükür yerlerinden biri, şükür secdesidir; hadislerde şükür secdesinin önemi vurgulanmıştır. Şükür secdesi, Allah'ın bize ve ailemize verdiği sonsuz nimetlerine teşekkür etmektir.
 

İmam sadık (a.s) şöyle buyuruyor:

 

"Bir nimeti hatırlayınca, teşekkür etmek için yüzünü yere bırak ve eğer insanların seni gördüğünü görürsen o nimetin şükrü olarak birazcık eğil." (25)
 

Resulullah'ın (s.a.a) devesinden yere inerek beş secde yaptığını gördüklerinde buyurmuştur ki: "Cebrail nazil oldu ve bana beş müjde verdi; bunun üzerine her müjde için bir şükür secdesi yaptım." (26)
 

Hz. Ali (a.s) bazen şükür secdesinde bayılırdı (27) ve İmam Mehdi'den (a.f), "şükür secdesi en gerekli sünnetlerdendir", buyurduğu nakledilmiştir. (28)
 

Şükür secdesinde her türlü zikir ve dua câizdir; fakat "şükren lillah" ve "el-hamdulillah" söylemek ve en büyük nimet olan Ehl-i Beyt'in (a.s) velayetini anmak tavsiye edilmiştir. (29)

 

Allah Teala buyuruyor ki, "Şükreden kimsenin mükafatı, benim de ondan teşekkür etmemdir." (30)
 

Şükür secdesinin belli bir zamanı ve mekanı olmamasına rağmen onun için en güzel zaman, namazlardan sonra ve namazın takibatından biri olarak yapılmasıdır.
 

Şükür Secdesinin Bereketleri
 

Rivayetlerde, şükür secdesi için bir çok bereketler beyan edilmiştir; biz burada özetle açıklamaya çalışalım:
 

Eğer namazda bir noksanlık olur da nafilelerle giderilmezse şükür secdesi onu telafi eder. Allah Teala'nın rızasını kazanmaya, insanla melekler arasındaki mesafeyi kalkmasına neden olur. Secdede yapılan dua kabul olur; on salavatın sevabı, ardır ve insanın on büyük günahının yok olmasına sebep olur.
 

Şükür secdesinin değer ve mevkii hakkında, Allah Teala'nın meleklere karşı şükür secdesiyle övünmesi yeter. (31)
 

Allah Velilerinin Secdeleri
 

İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:

 

"İbrahim'in (a.s) Halilullah makamına ulaşmasının nedeni onun toprağa yaptığı çok secdeleriydi." (32)

Hz. Ali (a.s), Resulullah'ın (s.a.a) düşmanların saldırısından kurtulması için o hazretin yatağında yatacağı gece, "eğer bu işi yapacak olursam siz selamet kalacak mısınız? diye sordu. Resulullah (s.a.a) olumlu cevap verince Hz. Ali (a.s) gülümseyerek bu lütuftan dolayı şükür secdesi yaptı." (33)
 

Müşriklerin önderi Ebucehl'in kesik başını Resulullah'ın (s.a.a) yanına getirdiklerinde o hazret şükür secdesine kapandı. (34)
 

İmam Seccad (a.s) her namazın sonunda, onu yerine getirmediğine şükretmek için şükür secdesi yapıyordur ve kendisinden bir bela defedildiğinde veya iki Müslüman'ın arasını bulduğunda ona şükür olarak secdeye kapanıyordu.
 

İmam secdelerini o kadar uzatıyordu ter içinde kalıyordu. (35)
 

Birkaç Nokta
 

1- Secde yeri o kadar değer kazanır ki hadislerde şöyle geçer: "Namazdan sonra hastalıklardan, afetlerden ve tatsız olaylardan güvende kalmak için secde yerine el sürerek yüzüne ve bedenine sür." (36)
 

2- Yatsı namazından sonra şükür secdesini unutmamak gerekir; çünkü bu secdede yapılan dua kabul edilir. (37)

İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:

 

"Kim ezanla ikame arasında secde yapar da secdede "secettu leke hazien, haşien, zelilen (Huzu, huşu ve zillet içerisinde sana secde ettim) derse, Allah Teala müminlerin kalbine onun sevgisini ve münafıkların kalbine ise heybetini düşürür." (38)
 

3- Secde Allah'a hastır ve hiç kimsenin, hatta peygamberin karşısında bile secde câiz değildir (39)
 

Müslümanlar Hebeşistan'a hicret edince, kafirler, Müslümanları ülkesine sokmaması ve onları dışarı çıkarması için bir gurubu -Habeşistan kralı- Necaşi'ye gönderdiler. Kureyş'in temsilcileri o dönemdeki gelenek gereğince Habeşistan kralı Necaşi'nin karşısında secdeye kapandılar, fakat Müslümanların temsilcisi Hz. Ali'nin (a.s) kardeşi Cafer secde etmedi ve "biz Allah'tan başka kimsenin karşısında secde etmeyiz", dedi. (40)
 

Hz. Yakub'la oğullarının Hz. Yusuf karşısında secdeleri de Yusuf için değil, Allah içindi ve Yusuf'a kavuşma nimetinden ötürüydü: "Ve hepsi onun için secdeye kapandılar." (41)


 

Ayetullah Muhsin Kıraati

 

 

Kaynaklar
 

1- Nahl, 49.
2- Rahman, 6.
3- Nehc-ul Belağa, 91. hutbe.
4- İnsan, 26.
5- Al-i İmran, 43.

6- Hac, 77.
7- Fetih, 29.
8- Secde, 15.
9- Furkan, 63-64.
10- Bihar-ul Envar, c.85, s.139.
11- Cami-ul Ehadis, c.5, s.466.

12- Cami-ul Ehadis, c.5, s.482.
13- Cami-ul Ehadis, c.5, s.453.
14- Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.4, s.189.
15- Cami-ul Ehadis, c.5, s.189.
16- Müstedrek-ul Vesail, c.4, s.485.
17- Vesail-uş Şiâ, c.4, s.928.
18- Bakara, 125.

19- Bihar-ul Envar, c.85, s.139.
20- el-Fıkıh, c.1, s.272.
21- Vafi, c.8, s.992.
22- Müstedrek-ul Vesail, c.4, s.484.

23- Vesail-uş Şiâ'nın dördüncü cildinde, s.950'den 980'e kadar kaydedilmiştir.

24- "Kamil-uz Ziyarat" kitabı 89. bab ve sonrası

25- Vafi, c.8, s.825.
26- Muhaccet-ul Beyza, c.1, s.346.
27- Cami-ul Ehadis, c.5, s.459.
28- Cami-ul Ehadis, c.5, s.453.

29- Cami-ul Ehadis, c.5, s.469.
30- el-Fıkıh, c.1, s.334.
31- el-Fıkıh, c.1, s.331.
32- Bihar-ul Envar, c.85, s.163.

33- Vafi, c.8, s.882.
34- Cami-ul Ehadis, c.5, s.475.
35- Bihar-ul Envar, c.85, s.137.
36- Sefinet-ul Bihar.
37- Vesail-uş Şiâ, c.4, s.1058.

38- Vesail-uş Şiâ, c.4, s.633.
39- Vesail-uş Şiâ, c.4, s.9864.
40- Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.1, s.461.
41- Yusuf, 100.

 
 
 
     
 
Yorumlar 0 yorum
Bu habere ilk yorum yapan siz olun.
Kategorideki Diğer Haberler