Duyurular
14 Haziran 2012 Perşembe12:27
  

Iraktaki Kutsal Mekanlar

Necef’teki en kutsal mekan, kuşkusuz Hz. Ali (a.s)’ın türbesidir

 

 

 

Bu gün, tarihin en büyük firavunu büyük şeytan emperyalist Amerika'nın vahşice yağdırdığı bombalarla istila edilen Irak toprakları, insanlık tarihi boyunca en eski medeniyetlerin ana yurdu ola gelmiştir. Bu yüzden bu toprakların her bir köşesinde insanlık tarihinin en eski medeniyetlerinin bir izine bir kalıntısına rastlamak mümkün olmakla birlikte, bu medeniyetlerce kutsal sayılan eser ve mekanlar da bu topraklar üzerinde bolca bulunmaktadır. Bir bakıma bu toprakları, İslam dini, ve hasetsen de Ehl-i Beyt mektebi açısından çok kutsal kabul edilen eser ve mekanların ana yurdu olarak da addetmek mümkündür. Bu nedenle dergimizin bu sayısında bu topraklar üzerinde bulunan İslam ve Ehl-i Beyt mektebince kutsal kabul edilen mekanları kısaca tanıtmak istiyoruz.

 

Necef'deki Kutsal Mekanlar

 

1- Hz. Ali (a.s)'ın Türbesi:

 

Necef'teki en kutsal mekan, kuşkusuz Hz. Ali (a.s)'ın türbesidir. Bilindiği üzere Hz. Ali (a.s); önce Aişe, Talha ve Zübeyr tarafından başlatılan Cemel savaşını, sonra da Muaviye'nin önderliğindeki Siffin tuğyanını ve bilahare kendi ordusu içinde meydana gelen Hariciler başkaldırısını bastırmak amacıyla  hilafet merkezini, bu gün türbesinin bulunduğu yerin takriben on kilometre yakınında bulunan Kufe kentine taşımak zorunda kalmıştı. Ve bütün bu olayların ardından Hz. Ali, zamanın en kötüsü olan İbn-i Mülcem tarafından Ramazan ayının 19. gecesi namaz esnasında Kufe mescidinde zehirli kılıçla terör edilip 21 Ramazan gecesi şehit olunca, hem kendi vasiyeti hem de düşmanlardan gizli tutulmak maksadıyla Hz. İmam Hasan, İmam Hüseyin ve has yaranlarınca geceleyin gizlice sonradan Necef'ül Eşref ismini alarak Ehl-i Beyt Şiaları'nın özellikle de ilmi merkezi olacak olan bu şehrin bulunduğu mekana getirilerek, Ehl-i Beyt İmamları'nca Hz. Nuh (a.s)'ın kendisi için hazırlamış olduğu mezarı yanı başında bizzat o peygamber tarafından Hz. Ali için hazırlanmış olduğu belirtilen mezara defnedilmiş ve bu mezarın yeri, İmam Ali'nin kendi evlatları ve has yaranı dışında herkesten gizli tutulmuştu. Ve bilahare düşman tarafından gelebilecek hürmetsizlik tehlikesi ortadan kalkınca, İmam Ali'nin defnedildiği bu mekan, İmam Cafer Sadık ve diğer Ehl-i Beyt İmamlarınca bütün Ehl-i Beyt dostlarına tanıtılmış ve hem kendileri hem de Ehl-i Beyt dostları tarafından ziyaret edilen bir kutsal mekan haline getirilmiştir. O tarihten itibaren de git gide bu mekan, Ehl-i Beyt dostlarının yerleşip yaşadığı bir yerleşim yeri halini almıştır. Özellikle de Ehl-i Beyt mektebinin büyük ilmi şahsiyetlerinden Şeyh Muhammed bin Hasan et-Tusi'nin, 445 hicri yılında Bağdat şehrindeki büyük kütüphanesi, evi ve eğitim merkezinin muhalif Sünni gruplarca yakılması sonucu, bu mekana güç edip eğitim merkezini burada dair etmesiyle de Necef şehri, Ehl-i Beyt mektebinin en önemli ilmi merkezi oluvermiş, bin yılı aşkın bir sürece Ehl-i Beyt mektebinin, akli ve müspet ilimlerden tut, dini alanlardaki en büyük ilmi şahsiyetleri bu ilim merkezinde yetiştirilmiş ve en büyük ilmi eserleri bu merkezde yetişmiş olan büyük ilmi mercilerce ortaya konmuştur. Ancak tarih boyunca çeşitli zalimlerin yağmalarına ve tecavüzlerine maruz kalan bu ilim ve irfan merkezi, tarihinin en büyük zulüm ve baskısını Irak'ın şimdiki zalimi Saddam yönetimi tarafından görmüştür. Muhammed Bakır es-Sadr gibi onlarca büyük dini ve ilmi mercileri bizzat Saddam'ın kendi eliyle katledilmiş, yüzlerce büyük ilmi şahsiyetleri de sürgünlere gönderilmiş veya zindanlarda çürütülmüştür; böylece tarihinin en sönük halini almış ve bu gün böylesi bir derin geçmişe sahip olan bu ilmi merkezde sadece parmakla sayılabilecek kadar az sayıda öğrenci ve eğitimci kalmıştır; onlar da çok pasif bir eğitim ve öğretimden öteye geçememektedirler.

 

2- Hz. Adem'ın Mezarı:

 

Ehl-i Beyt imamlarından gelen bazı hadislerde Mekke'de Ebu Kubeys dağındaki bir mağarada defnedilmiş olan Hz. Adem'in mübarek cesedi, Hz. Nuh tarafından Nuh Tufanı olduğu sırada tabut içerisinde gemide taşınarak Necef bölgesine getirildiği ve bu gün Hz. Ali'nin mezarının bulunduğu yerde defnedildiği yer almıştır. Dolayısıyla Ehl-i Beyt dostları Ncefte Hz. Ali (a.s)'ı ziyaret ederlerken, Hz. Adem (a.s)'ı da ziyaret edip selamlamaktadırlar.

 

3- Hz. Nuh'un Mezarı:

 

Yine Ehl-i Beyt kanalından gelen bazı hadislerde Hz. Nuh (a.s)'ın da mezarının Hz. Ali (a.s)'ın mezarının yanında yer aldığı geçmektedir. Dolayısıyla Hz. Ali ziyaret edilirken Hz. Nuh (a.s)'a da selam gönderilir.

 

4- Vadii Selam Mezarlığı:

 

Necef şehrinde Ehl-i Beyt dostlarınca ziyaret edilen yerlerden biri de Vadii Selam mezarlığıdır. Zira bu mezarlıkta bir çok Ehl-i Beyt mektebi büyük şahsiyetlerinin mezarlarına ilaveten Hz. Hut Peygamber ile Hz. Salih Peygamber'in mezarlarının da yer aldığı Ehl-i Beyt hadislerinde rivayet edilmiştir.

 

Kufe'deki Kutsal Mekanlar

 

Kufe şehri Ehl-i Beyt mektebinde özel bir konuma sahiptir. Öncelikle Kufe şehri Hz. Ali (a.s)'ın hilafet merkezi olma açısından o hazrete ait bir çok hatırayı kendinde barındırmaktadır. Dolayısıyla Necef şehrinin takriben on kilometre yakınında yer alan ve şimdi Necef şehriyle karışacak kadar birbirine yaklaşan bu şehirde yer alan kutsal mekanlara da kısaca bir göz atacağız.

 

1- Hz. Ali'nin Evi:

 

Hz. Ali (a.s)'ın takriben beş senelik hilafet döneminde yaşantısını sürdürdüğü ev, henüz bile orijinal şekliyle ayakta tutulmakta ve o hazret ve kutlu hanedanına ait hatırları günümüzde canlandırmaktadır. Bu ev içerisinde Hz. Hasan'ın, Hz. Hüseyin'in Hz. Zeynep ve Hz. Ümmi Gülsüm'ün odaları bu kutsal evi ziyaret edenlerce gezilip görülmekte ve Hz. Ali ve evlatlarının su ihtiyaçlarını karşılamak için açmış oldukları su kuyusundan teberrük kastıyla su alınıp içilmektedir.

 

2- Hz. Ali'nin Mescidi:

 

Kufe Mescidi, Hz. Ali'nin hilafet döneminde günlük, Cuma ve bayram namazlarını ikame ettiği, halkı savaş ve yönetimle ilgili diğer konularda bilgilendirdiği ve bu hususlarda gerekli kararları aldığı ve ilan ettiği merkezdi. Bu gün, Nehc-ül Belağa adlı kitapta toplanmış olan Hz. Ali (a.s)'ın insanlık alemine aydınlık meşalesi niteliğindeki hikmetli hutbeleri ve buyruklarının çoğu bu mescitte irad edilmiştir.

 

Ayrıca Hz. Ali (a.s)'ın bu mescitte namaz kılarken secde esnasında İbn-i Mülcem tarafından başına indirilen zehirli kılıç darbesiyle terör edilmiş olması bu mescide başka bir anlam kazandırmıştır. Mescit içindeki Hz. Ali'nin başına kılıç darbesinin inmesi sonucu mübarek kanının aktığı yer, altın çerçeveyle kapatılarak bu mekana gelen Ehl-i Beyt dostlarınca ziyaret edilmektedir.

 

İlaveten, Hz. Nuh (a.s)'ın evi ve Nuh Tufanı esnasında suyun yerden fışkırdığı evindeki tandır da bu mescidin avlusunda yer almaktadır. Bu mekan da oraya gelen Müslümanlar tarafından ziyaret edilmektedir.

 

Sonra, Ehl-i Beyt kanalından gelen hadislerde bu mescidin özel bir kutsiyete sahip olduğu yer almıştır. Dolayısıyla hadislerde Mescid-ün Nebi ve Beyt-ül Mektis mescidi gibi Kufe mescidinin de ziyaret için yol kat edilmeye layık olan mescitlerden biri olduğu kaydedilmiştir.

 

Ayrıca Hz. Adem gibi bir çok peygamberin de bu mescitte makamı vardır. Zira ki, Ehl-i Beyt kanalından gelen hadislerde bu ilahi peygamberlerin de bu mescitte ibadet ettikleri bildirilmiştir. Hatta bazı hadislerde Allah Resulünün bile miraca giderken Beyt-ül Mektis mescidini ziyaret ettiği gibi bu mescidi de ziyaret edip onda namaz kıldığı kaydedilmiştir. Bütün bu nedenlerle Kufe Mescidi, Ehl-i Beyt mektebi açısından özel bir önem ve mevkie sahip olup ziyaret edilen kutsal mekanların önemlilerindendir. 

 

3- Müslim Bin Akil'in Türbesi:

 

Bilindiği üzere, Hz. İmam Hüseyin (a.s) Kerbela'ya gelmeden önce, Kufe'den gelen onlarca davet mektubu üzerine, amcası oğlu Müslim'i, kendi temsilcisi olarak bu şehre göndermiş ve o, ilk başta halktan tam bir destek almasına rağmen, Yezid'in gizlice bu şehre göndermiş olduğu özel temsilcisi Ubeydullah bin Ziyad'in tahdit ve hileleri sonucu yalnız kalarak mezlümane bir şekilde şehid edilmiştir. İşte o hazretin türbesi bu şehirde yer almış olup bu gün Ehl-i Beyt dostlarınca ziyaret edilen kutsal mekanlardan bir diğeridir.

 

4- Hani Bin Urve Turbesi:

 

Hz. Müslim bin Akil şehid edilirken o hazreti evinde saklayan Kufe şehrinin ileri gelenlerinden Hani bin Urve de şehit edilmiştir. Dolayısıyla Ehl-i Beyt dostları bu Ehl-i Beyt yolu şehidinin de türbesini ziyeret etmekteler.

 

5- Meysem-i Temmar Türbesi:

 

Hz. Ali'nin şehadetinden sonra Hz. Ali'nin bir çok sadık yaranı Muaviye ve Yezid valileri tarafından yakalanarak şehit edilmişlerdir. Kufe şehri valisi Ubeydullah bin Ziyad tarafından şehit edilen bu kutlu insanların önde gelenlerinden Meysem-i Temmar ve Reşid-i el- Hicri gelmektedir. Kufe şehrinde ayrıca bu gibi mübarek zatların da türbeleri bulunmakta ve Ehl-i Beyt dostlarınca ziyaret edilmektedirler.

 

Kerbela'daki Kutsal Mekanlar

 

1- Hz. Hüseyin (a.s) ve Yaranının Türbesi:

 

Şüphesiz Kerbela'da bulunan en kutsal mekan Hz. İmam Hüseyin (a.s) ve yaranının mübarek mezarlarının bulunduğu türbedir. Bilindiği üzere, Hz. İmam Hüseyin (a.s) mel'un Yezid ordusu tarafından Kerbela çölünde yetmiş iki yaranı ile birlikte susuz olarak şehit edilmişlerdir. İnsanlık tarihinin en büyük kara lekesi olan bu feci cinayetten sonra İmam Hüseyin (a.s) ve yaranından bir çoğunun mübarek bedenleri aynı yerde defnedilmişlerdir. Dolayısıyla bu mübarek zatların türbeleri bir aradadır. İmam Hüseyin (a.s)'ın türbesinde yer alan şehitler arasında ayrıca İmam Hüseyin'in genç oğlu Ali Ekber ile süt emer çocuğu Ali Asker'in yanı sıra, İmam Hasan (a.s)'ın oğlu Hz. Kasım ve Hz. Zeyneb'in iki çocuğu ve diğer Ehl-i Beyt gençleri de bulunmaktadır.

 

2- Hz. İmam Hüseyin'in Kardeşi Celal Abbas'ın Türbesi:

 

Kerbela faciasında üç günden beri susuz olan Ehl-i Beyt çocukları, kızları, hanımları için su getirmeyi amaçlayan Hz. Celal Abbas, Fırat'ı kuşatan Yezid ordusunu yararak kendini Fırat suyuna kadar ulaştırmış, kendisi de pek susuz olduğu halde, ağabeyi ve imamı olan İmam Hüseyin'in susuzluğunu hatırlayarak avcına doldurmuş olduğu suyu tekrar Fırat'ın sessiz sessiz akan suyuna döküvermiş ve sırtındaki tulumu aceleyle doldurarak biraz da düşmanın gözünden kaçarcasına hurmalıkların arasından Ehl-i Beyt çocuklarının bulunduğu çadırlara yönelmiştir. Pek şecaatli olan Abbas bu defa savaşmak niyetinde değildi; tek gayesi su tulumunu sağlam olarak çadırlara ulaşmaktı. Bu yüzden de kendini düşmandan gizlemeye çalışıyor hurmalıkların arasından hareket ediyordu. Ama ne yazık ki, Ehl-i Beyt'e bir damla bile su içirmemeğe kararlı olan düşman, ona pusu kurmuş, ilk önce sağ kolunu sonra da sol kolunu haince arkadan vurarak kesmiş, sonra da dişleriyle tutmaya çalıştığı su tulumunu okla nişan alarak Abbas'ın ümidini boşa çıkarmıştı. İşte böylesi bir zulümle şehit edilen Hz. Celal Abbas'ın türbesi de Kerbela da İmam Hüseyin (a.s)'ın türbesinin takriben iki üç kilometrelik bir mesafesinde bulunmaktadır. Hz. Celal Abbes'ın türbesinin İmam Hüseyin ve diğer şehitlerin türbesinden ayrı olmasının nedeni de bütün şehitleri bir araya toplamaya çalışan İmam Hüseyin'in Hz. Abbas'ın naşını, tike parça olduğundan dolayı diğer şehitlerin yanına getirmeyişidir. Yani İmam Hüseyin Hz. Abbas'ın bedenini parçalara ayrıldığından diğer şehitlerin bedenlerini topladığı bölgeye getirememiş ve öylece Fırat nehrinin yakınlarında bırakmıştı. Dolayısıyla üç günden sonra İmam Hüseyin ve yaranının bedenlerini defnetmeğe gelen Beni Esat kabilesi de o hazreti bedeninin bulunduğu yerde defnetmişlerdir. Velhasıl Kerbela'da bulunan önemli kutsal mekan ve türbelerden biri de Hz. Celal Abbas'ın türbesidir.

 

3- Hürr-i Riyahi'nin Türbesi:

 

Kerbela'da Ehl-i Beyt dostlarınca ziyaret edilen türbelerden biri de Hürr-i Riyahi'nin mezarının yer aldığı türbedir. Bilindiği üzere Hürr-i Riyahi, ilk başta Yezid ordusunun komutanı olarak İmam Hüseyin (a.s)'ın önünü kesip İmam'ın Kufe'ye gitmesini engelleyerek Kerbela'ya yönelmesine vesile olan kimsedir. Ancak o İmam Hüseyin ile Yezid arasında bir anlaşmanın sağlanacağını sanıyordu. İşin ciddi olduğunu ve İmam Hüseyin (a.s)'ın Yezid karşısında teslim olmayacağını anlayınca, büyük bir hata yaptığının farkına vararak, kendisiyle birlikte Yezid ordusunda bulunan iki oğluna; ‘ben kendimi cennet ile cehennem arasında görmekteyim ve and olsun Allah'a ki, cehennemi seçmeyeceğim' diyerek, İmam Hüseyin'e katılmak istediğini açmış ve onlarla birlikte atlarını sulamak bahanesiyle Yezid ordusundan ayrılmış ve hızla gelerek İmam Hüseyin'a ait az sayıdaki ordunun bulunduğu yere yaklaştığında da atından inerek yerde sürünerek Hz. İmam Hüseyin (a.s)'ın huzuruna gelerek kendisi için tövbe imkanının olup olmadığını sormuş ve İmam (a.s) da ona; ‘senin tövben de kabuldür' buyurması üzerine, ilk başta iki oğlunu sonra da kendini imam Hüseyin uğruna ilk feda eden kimse olmuştur. Bu zatın da türbesi Kerbela'da bulunmaktadır. Ancak bu zatın türbesi İmam Hüseyin'in türbesinin bulunduğu yere daha uzak bir mesafede yer almaktadır. Nedeni de bu zatın kabilesi güçlü bir kabile olmakla birlikte Yezid'in ordusunda da onun kabilesinden bir çok insan bulunmaktaydı. Kerbela'de Yezid ordusu Hz. İmam Hüseyin ve yaranının mübarek naaşları üzerinde at sürme kararı aldıklarında onun kabilesinden olanlar gelip Hürr'ün ve oğullarının bedenini uzak bir bölgeye götürerek defnetmişlerdir. Dolayısıyla da bu zatın ve çocuklarının mezarı İmam Hüseyin ve yaranının türbelerinden daha uzak bir mesafede yer almıştır.

 

4- Müslim'in Çocukları İbrahim ve Muhammed'in Türbeleri:

 

Hz. Müslim Kufe'ye gelirken kendisiyle birlikte beş ile on yaşları arasında olan İbrahim ve Muhammed isminde iki çocuğunu da getirmişti. Hz. Müslim Ubeydullah bin Ziyad tarafından şehit edilince, bu çocukları da yakalanıp, hapse atılırlar. Ancak bir yıl sonra onlara zindanbanlık yapan kimse onların Hz. Müslim'in çocukları olduğunu anlayınca, kendisi de Ehl-i Beyt'i sevenlerden olduğundan onları serbest bırakır. Bu arada hapishaneden kaçan bu iki yavru İbn-i Ziyad'ın askerlerinden biri tarafından yakalanarak Fırat nehri kenarında şehit edilir ve mübarek bedenleri orada defnedilir. Dolayısıyla Kerbela şehrine gelen Ehl-i Beyt dostları bu şehrin yakınlarında olan bu iki yavruya ait türbeyi de ziyaret etmekteler.

 

Ayrıca Kerbela şehitlerinin şehit düştükleri yerler, Kerbela hadisesi esnasında Ehl-i Beyt'in çadırlarının kurulduğu mekan gibi bir çok Ehl-i Beyt'i simgeleyen mekanlar da bulunmakta ve bütün bunlar Ehl-i Beyt mektebi mensuplarınca kutsal kabul edilip ziyaret edilmektedir.

 

Bağdat'ttaki Kutsal Mekanlar

 

1- İmam Musa Kazım Ve İmam Muhammed Taki'nin Türbeleri:

 

Bağdat'ın Kazimiyye bölgesinde Ehl-i Beyt İmamları'ndan İmam Musa Kazım (a.s) ile İmam Muhammed Taki (a.s)'ın mübarek türbeleri yer almaktadır.

 

İmam Musa Kazım (a.s), Abbasi halifelerinden Harun Raşid, İmam Muhammed Taki (a.s) ise, yine Abbasi halifelerinden Mu'tesim tarafından Medine'den o zamanın hilafet merkezi olan Bağdat'a getirilmiş ve her iki imam da bir süre hapiste saklandıktan sonra, İmam Musa Kazım (a.s) Harun'un, İmam Muhammed Taki (a.s) da Mu'tesim'in emriyle zehirlenerek şehit edilmiş ve Bağdet'ın Kazimiyye bölgesi olan şimdiki türbelerinin bulunduğu yerde defnedilmişlerdir.

 

Ayrıca Ehl-i Beyt mektebinin bir çok büyük şahsiyetlerine ait türbelerle birlikte, Ehl-i Sünnetçe kutsal sayılan Şeyh Abdul Kadir Geylani, el-İmam Edhem ve el-İmam Ebu Hanife gibi şahsiyetlerin  mezarları da Bağdat'ta bulunmaktadır.

 

Semarra'daki Kutsal Mekanlar

 

1- İmam Ali Naki (a.s) ve İmam Hasan Askeri (a.s)'ın Türbeleri:

İmam Ali Naki (a.s) Abbasi halifelerinden Mütevekkil, İmam Hasan (a.s) ise yine Abbasi halifelerinden Mu'temit tarafından ilk başta askeri amaçla inşa edilen ve sonra da hilafet merkezine dönüştürülen Samirra şehrinde göz altında ve hapiste tutulmuş ve nihayetinde de adı geçen halifelerin emirleriyle zehirlenerek şehit edilmiş ve her iki imam da İmam Ali Naki'nin bu şehirdeki evinde defnedilmişlerdir. Ve o günden bu güne bu iki imamın mübarek mezarları Ehl-i Beyt dostlarının ziyaret ettikleri kutsal bir türbe haline gelmiştir.

 

2- İmam Muhammed Mehdi (a.f)'ın Doğduğu Ev:

 

Yukarıda açıkladığımız üzere, Abbasi  halifelerinden Mütevekkil İmam Ali Naki (a.s)'ı Mu'temid de İmam Hasan Askeri (a.s)'ı kontrol altında tutmak için hilafet merkezleri Samirra'da kalmaya zorlamış, yer yer de hapishanede ve bazen de kendi evlerinde göz altında tutmuşlardı. Bu göz hapsi ve kontrol özellikle de İmam Hasan Askeri (a.s) hakkında daha fazlasıyla uygulandığını görmekteyiz. Zira ki, onlar Ehl-i Beyt mektebinde İmam Hasan Askeri'ye on birinci imam olarak inanıldığına ve on ikinci imama ise, son kurtarıcı olan İmam Mehdi olarak inanılacağını biliyorlardı. Bu yüzden de o hazretin bir erkek evladının olup olmadığını kesin olarak bilmek istiyorlar ve bu amaçla İmam Hasan Askeri'nin evinin içi bile kontrol altında tutmaya çalışıyorlardı. Hatta eşinin hamile olup olmadığı bile evinin içini kontrol için görevlenen casuslar tarafından gözetiliyordu. Ama Hz. Musa'nın dünyaya gelişini önlemeye çalışan Firavun'a rağmen, Hz. Musa'nın gizlice dünyaya gelişini ve bizzat Firavun'un kendi eliyle korunmasını sağlayan Allah Teala, Hz. İmam Mehdi'nin de gizlice dünyaya gelmesini ve zamanın halifesi Mut'temid dahil bütün düşmanlardan korunmasını sağlamıştır. İşte İmam Muhammed Mehdi (a.s)'ın doğduğu ev de bu şehirde bulunmakta ve bu gün Ehl-i Beyt dostlarınca ziyaret etmektedir.

 

3- İmam Mehdi (a.s)'ın Annesi Hz. Nercis'in Mezarı

 

Bilindiği üzere İmam Mehdi (a.s)'ın annesi Rum İmparatoru kızlarından Nercis Hatun'dur. İşte bu mukaddes hanımefendinin mezarı da bu şehirde bulunmaktadır ve Ehl-i Beyt dostlarınca ziyaret edilmektedir.

 

Ayrıca Ehl-i Beyt mektebinde özel mevkie sahip olan İmam Ali Naki (a.s)'ın teyzesi Hekime ve evlatlarından Seyit Muhammed gibi muhterem zatların mezarları da bu şehirde bulunmaktadır.

 

Medain'de kutsal Mekanlar

 

Irak'ın Medain şehrinde ise, Ehl-i Beyt mektebinde has öneme sahip olan Selman-ı Farisi, Huzeyfet-ül Yemanı ve Cabir bin Abdullah gibi Allah Resulünün Ehl-i Beyt'e bağlı has sahabelerinin mezarları bulunmaktadır. Bu zatların mezarları da Ehl-i Beyt dostlarınca ziyaret edilen türbeler arasında yer almaktadır.

 

Musul'daki Kutsal Mekanlar

 

Musul şehrinde ise, Hz. Yunus peygamber ile Hz. Şiit Peygamber'in mübarek türbelerini bulunmaktadır. 

 

 

 
 
 
     
 
Yorumlar 0 yorum
Bu habere ilk yorum yapan siz olun.
Kategorideki Diğer Haberler