Duyurular
13 Ağustos 2012 Pazartesi16:11
  

Şehid-i Sani (r.a)

Şeyh Zeynuddin b. Ali b. Ahmed Amuli [Ö. H/966, M/1545]

57309-22.jpg


 

 



DOĞUM YERİ

Şia mektebinin yetiştirdiği güzide ve ender fakihlerindendir. Asıl adı Şeyh Zeynuddin b. Ali b. Ahmed Amuli Cebai olan ve Şehid-i Sani lakabıyla tanınan bu yüce fakih hicri 911'de Lübnan'ın güneyindeki Cebi kasabasında âlim ve fakih bir ailede dünyaya geldi.

Şehid-i Sani'nin (r.a) ailesi döneminin meşhur âlim hanedanlarındandı. Şia'nın parmakla gösterdiği, varlığıyla iftihar ettiği, İslam ilimlerini en derin ayrıntılarıyla inceleyen, fıkıh ve içtihat alanında İslam fıkhının temel taşlarını oluşturan seçkin âlimlerdendir. Şehid-i Sani (r.a) bereketli hayatı boyunca verdiği eserler bakımından eşine ender rastlanan bir şahsiyet olmuştur. Şehid-i Sani'nin Şeyh Hasan adında bir oğlu oldu. Şeyh Hasan'ın (r.a) yazmış olduğu "Mali-mu'd-Din fi'l Usul" kitabı günümüzde havzalarda ders kitabı olarak okutulmaktadır. Şehid Sani hanedanından gelen ve günümüzde meşhur bir âlim olan Şehid Seyyid Muhammed Bakir Sadr (r.a) büyük bir âlimdir.[1]

ŞEHİD SANİ'NİN (R.A) TAHSİLİ

Şehid Sani dokuz yaşlarında babası Ali b. Amuli'nin nezdinde mukaddime ilimleri niteliğindeki Arap edebiyatı, Muhtasaru'n-Nafi ve el-Lüm'atu'd-Dimeşkiyye kitapları okudu. Ancak on dört yaşlarında hicri 925'te babasını kaybetti. Baba acısı onu derslerinden alıkoymadı. Babasının vefatından sonra Meys kasabasına giderek tahsiline halasının kocası olan Şeyh Ali b. Abdülali Meysi'nin yanında devam etti. Orada sekiz yıl kaldı. Kaldığı bu sekiz yıl içerisinde Muhakkik-i Hilli'nin "Şeraiu'l-İslam", Allame Hilli'nin "İrşadu'l İzhan" ve Şehid Evvel'in "Kavaid" kitaplarını okudu. Şehid-i Sani (r.a) 22 yaşlarında üstadı ve halasının kızıyla evlendi. Hicri 933'de Kerek Nuh'a giderek bir yıl büyük âlim ve muhakkik Seyyid Bedruddin Hasan Ereci'in huzurundan istifade etti. Üstadının vefatından sonra doğum yeri olan Cebai'ye dönerek dini tebliğ etmeye başladı. İlme doymayan Şehid hicri 937'de tarihi Dimeşk şehrine gitti. Büyük filozof ve aynı zamanda hekim olan Şeyh Muhammed b. Mekki'den tıp, hikmet ve heyet dersleri aldı.

Şehid-i Sani Dimeşk'ten Mısır'a gitti. Kahire âlimleriyle görüşerek onların eğitim metodu ve araştırmalarıyla aşina oldu. Kaldığı müddetçe büyük üstatların ilminden istifade etti.

Edebiyat, Usul-u Fıkıh, Geometri, Maani-Beyan, Mantık ve Tefsir derslerini başta Sahabuddin Ahmed Remli ve Molla Hüseyin Curcani olmak üzere toplam 16 üstadın yanında okudu.

Şehid-i Sani hicri 943, 17 Şevval'da hac amellerini yerine getrimek amacıyla Mısır'dan ayrıldı. Ziyaret aşkıyla ıssız ve yakıcı Mısır ve Hicaz çöllerini aşarak vayih topraklarına vardı. Hac ve umresini yaptıktan sonra Resul-i Ekrem'in (s.a.a) türbesini ve Baki İmamlarını (a.s) ziyaret etmek için Mekke'den Medine'ye gitti. Burada da ziyaret amellerini tamamladıktan sonra vatanına geri döndü.[2]

Şehid'in öğrencilerinden İbni Uvdi şöyle nakleder: "Şehid-i Sani'nin (r.a), vatana dönüşü tıpkı rahmet yağmuru gibi bereketli oldu." İlmi şöhreti sayesinde artık taklit mercii olmuştu. Âlimler ve ilim sevdalıları bu yüce şahsiyetin ilim ve ahlakından feyiz almak için çeşitli beldelerden ziyaretine geliyor ve sıcak nefesinden faydalanıyorlardı.


ŞEHİD SANİ'NİN (R.A) YETİŞTİRDİĞİ ÖĞRENCİLER

Şehid-i Sani (r.a) geniş bir öğrenci kitlesine ders veriyordu. Caferi, Hanifi, Şafi, Maliki ve Hanbelî mezheplerine ait fıkıh ve akait konularına hâkim ve vakıf olduğu için herkesin mezhebine göre fetva veriyordu.

Şehid'in öğrencilerinden bazıları:

1-Seyyyid Nuruddin Ali Amuli (r.a)

2-Seyyid Ali Hüseyni Amul-i Cezyini (r.a)

3-Şeyh Hüseyin b. Abdüssamed Harisi Amuli (r.a)

4-Hürr-i Amuli (r.a)

5-Bahauddin Muhammed b. Ali Uvdi Cezyini (r.a)

ŞEHİD SANİ'NİN (R.A) MANEVİYATI

Ravzatu'l Cennat kitabının yazarı merhum Hansari Şehid-i Sani hakkında şöyle der:

"Şimdiye kadar Şia âlimleri arasında saygınlıkta, ilimde, anlayışta, titizlikte, programlı çalışmakta, üstat sayısının çok olmasında, zarafette, maneviyat içerikli etkin söz söylemekte, eserlerinin kusursuz oluşunda, onun gibi büyük birine rastladığımı hatırlamıyorum."

Şehid-i Sani (r.a) ilmi ve fıkhı açıdan üstün bir yeteneğe sahip olmasına rağmen günlük ihtiyaçlarını karşılamak için çalışıyordu. Hatta bu konuda akşamları hava karardığında merkebine binerek, şehirden uzaklaşıp odun toplayarak geçimini sağladığı rivayet edilmiştir.[3]

ŞEHİD SANİ'NİN (R.A) ESERLERİ

Şehid-i Sani (r.a) güçlü bir yazardı. Geniş ve kapsamlı ilmiyle 55 yıllık kısa ömründe çeşitli konularda İslam ve Şia âlemine değerli ve paha biçilmez 70 eser bıraktı.

Şehid'in bazı eserleri:

1-er-Ravzatu'l-Behiyye fi şerhi'l-Lüm'ati'd-Dimeşkiyye

2-Ravzatu'l-Cinan fi şerh'i İrşadi'l-Ezhan

3-Keşfu'r-Raybet'i en-Ahkâmi'l Giybet

4-Mesaliku'l Efham fi şerh'i Şeraii'l-Ahkâm

5-Esraru's Salât

6-Hakaiku'l İslam

7-Risaletun fi Salati'l Cuma[4]

ŞEHADET MÜJDESİ

Şeyh Bahaî'nin (r.a) babası Şeyh Hüseyin b. Ali Abdüssamed Harisi (r.a) şöyle der: "Bir gün Şehid Sani'nin yanına vardım. Derin düşünceye dalmıştı. Neden düşündüğünü sorduğumda, şöyle cevap verdi: "Kardeşim sanıyorum ki ben ikinci şehit olacağım dedi ve ekledi; "Rüyamda Seyyid Murtaza'yi gördüm. Bir ziyafet sofrası kurmuş ve Şia âlimleri de başına toplanmış, birlikte yemek yiyorlardı. Bende onlara katıldım. Seyyid Murtaz'a beni görünce ayağa kalktı ve hoş geldin diyerek Şehid Evvel'in yanına oturmamı söyledi."

Şehid-i Sani'de fazilet sahibi diğer şehitler gibi gözünü dünya hırsı bürümüş şahsi çıkarları peşinde olan bir grup dünyaperestlerin kurbanı oldu. Şeyh Hürr-i Amuli "Amelu'l Amul" kitabında olayı kısaca şöyle nakletmiştir: "Ceba ahalisinden iki kişi, aralarındaki bir anlaşmazlığı gidermek için Şehid Sani'ye müracaat ederler. Şehid' şer'i usullere göre aralarında hükmeder. Aleyhine hükmedilen kişi, bu hükme karşı çıkarak Seyda şehir kadısına sığınır. Şehid Sani'yi Şiilik ve Rafızîlikle suçlayarak şikâyet eder. Kadı Şehidi tutuklatmak için emir çıkarır. Kadının askerleri Şehid Sani'yi (r.a) bulamadan geri dönerler. Bunun üzerine kadı Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'e mektup yazarak Şii mezhebine mensup bir âlimin halkı saptırarak Şiiliği yaymak istediğini bildirir. Bu haber üzerine Yavuz Sultan Selim Şehid'i tutuklaması için birini görevlendirir. Ancak bu şahısta, Şehid-i bulamadan geri döner. Yavuz Sultan Selim bir müddet geçtikten sonra bu iş için veziri Rüstem Paşa'yı görevlendirerek Şehid-i bularak, mezhebi hakkında bilgi almasını ve Şii olduğu anlaşıldığı takdirde derhal tutuklayıp saraya getirmesini ister.

Vakit kaybetmeden harekete geçen Rüstem Paşa Şehid'i hacca giderken yakalar. Şehid, hac amellerinin bitmesine kadar ondan mühlet ister. Rüstem Paşa Şehid'in bu isteğini kabul etti. Hac amelleri biter bitmez Şehid'i tutuklayarak o zamanlar Osmanlıların merkezi olan İstanbul'a götürür. İstanbul yakınlarındaki Beyazıt denilen köy'e vardıklarında Rüstem Paşa şeytan sıfatlı fasık biriyle karşılaşır. Rüstem Paşa'ya kim olduğunu sordu. O'da olayı ona anlattı. Sonra şeytan görünüşlü adamın kışkırtmalarıyla Rüstem Paşa Şia'nın büyük âliminin başını keserek Yavuz Sultan Selim'e götürür. Sultan Selim emrine itaat edilmediğini ve onu sarayına getirmediğini gerekçe göstererek onu idam ettirdi.[5] Şehit edildiği gece etraf köyler deniz sahilinden bir nurun yükseldiğini fark ederler. Merakla yanına geldiklerinde başsız bir bedenle karılaşırlar. Kim olduğunu araştırmadan onu sahile yakın bir yere defnederek küçük bir türbe yaptılar.

 

Kerim Uçar

 


[1]-Mefahir'u İslam, c.4, s.481, "Ali Devani."


[2]-Ayanu'ş-Şia, c.7, s.149.

[3]-Ravzatu'l Cennat, c.3, s.352, "Hansari."

[4]-ez-Zeria, c.1, s.296.

[5]-Amelu'l Emel, c.1, s.90-91.
 

 
 
 
     
 
Yorumlar 0 yorum
Bu habere ilk yorum yapan siz olun.
Kategorideki Diğer Haberler