24 Kasım 2020 Salı Saat:
00:06
08-10-2020
  

Güzel Olanı Hatırlamak Yolu Açar

Ey Musa! Kibri ve övünmeyi bırak. Kabrin sakini olacağını hatırla ve bu seni şehvetlerden alıkoysun.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

İnsan zihinsel ve fiziki aktivitelerini artması sonucu gaflete düşer ve bir süre önce bildiği şeyi unutuverir. Bu yüzden insan eğitimindeki zeminin olgunlaşması için ona daha önce bildiği şeyler sürekli hatırlatılmalı ve gafleti giderilmelidir. Ne zaman ki insanı eğitmede önemli ve tesirli konular hatırlatılarak onun gafleti giderilirse “tezekkür” yöntemi kullanılmış olur. Yüce Allah şeytanın vesveselerine karşı koymada bu yöntemin önemi ve rolünden şu şekilde söz etmiştir:

 

 إِنَّ الَّذينَ اتَّقَوْا إِذا مَسَّهُمْ طائِفٌ مِنَ الشَّيْطانِ تَذَكَّرُوا فَإِذا هُمْ مُبْصِرُون

 

“Takvalı olanlara Şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah’ı, O’nun mükâfat ve azabını) hatırlarlar ve hemen (hakkı) görürler."[1]

 

Şimdi hatırlandığında şehveti dizginleyen ve cinsel dürtüyü kontrol altına alan konulardan bazılarını zikredeceğiz:

 

Allah’ı Anmak

 

İslamî kaynaklarda Allah’ı anmak, cinsel sapkınlıkları önlemeyi sağlayan en önemli konulardandır. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:

 

وَ قَلْعُ‏ عُرُوقِ‏ مَنَابِتِ‏ الشَّهَوَاتِ‏ بِدَوَامِ الذِّكْرِ لِلّٰهِ وَ لُزُومُ الطَّاعَةِ لَهُ

 

“Şehvetlerin kökünü kazımak, Allah’ı anmadaki devamlılık ve O’na itaatteki bağlılıkla mümkün olur."[2]

 

Peygamberimizden (s.a.a) rivayet edilen bir hadis-i kutside Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

 

إِذَا عَلِمْتُ‏ أَنَ‏ الْغَالِبَ‏ عَلَى عَبْدِي الِاشْتِغَالُ بِي نَقَلْتُ شَهْوَتَهُ فِي مَسْأَلَتِي وَ مُنَاجَاتِي

 

“Kulumun, vaktinin çoğunu benimle meşgul olarak geçirdiğini gördüğümde onun şehvetini benden isteyişe ve benimle münacata yönlendiririm."[3]

 

Bu yüzden İmam Seccad (a.s), Allah’tan bunu istemiş, şöyle arz etmiştir:

 

اللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ وَ اجْعَلْنَا مِنَ‏ الَّذِينَ‏ اشْتَغَلُوا بِالذِّكْرِ عَنِ الشَّهَوَات

 

“Allah’ım! Muhammed ve Muhammed hanedanına salat-u selam gönder ve bizleri senin zikrinle meşgul olup şehvetlerden yüz çeviren kimselerden kıl."[4]

 

İlahi Nimetleri Anmak

 

Allah’ı anmanın yanı sıra O’nun nimetlerini yâd etmenin de ahlaki bozulmaları önlemede önemli etkisi vardır. Züleyha, Yusuf’tan (a.s) hevesini almak istediğinde kapıları kapadı ve Yusuf’a şöyle dedi: Gelsene! Fakat Yusuf şu cevabı verdi:

 

مَعاذَ اللّٰهِ إِنَّهُ رَبِّي أَحْسَنَ مَثْوايَ إِنَّهُ لا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ

 

“Allah’a sığınırım. O benim rabbimdir. Bana güzel bir yer vermiştir. Kuşkusuz, zalimler kurtuluşa ermezler.”[5]

 

Sonuçta Yüce Allah’ın geniş kapsamlı nimetlerini anmak; ezcümle kendisini kuyudan kurtarıp Mısır azizinin sarayına ulaştırmasını hatırlaması, Yusuf’un bu tehlikeli durumdan başı dik şekilde çıkmasına vesile olmuştur.

 

Ölümü Anmak

 

Ölümü anmak suretiyle başka bir âleme girmek, şehvetin tuğyan etmesini engelleyen konulardan biridir. Bu yüzden Yüce Allah Hz. Musa’ya şöyle buyurmuştur:

 

يَا مُوسَى ضَعِ الْكِبْرَ وَ دَعِ الْفَخْرَ وَ اذْكُرْ أَنَّكَ سَاكِنُ الْقَبْرِ فَلْيَمْنَعْكَ ذَلِكَ مِنَ الشَّهَوَات

 

“Ey Musa! Kibri ve övünmeyi bırak. Kabrin sakini olacağını hatırla ve bu seni şehvetlerden alıkoysun."[6]

 

Onun için İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

 

فَكَفَى بِالْمَوْتِ وَاعِظاً وَ كَانَ رَسُولُ اللّٰهِ ص كَثِيراً مَا يُوصِي أَصْحَابَهُ بِذِكْرِ الْمَوْتِ فَيَقُولُ أَكْثِرُوا ذِكْرَ الْمَوْتِ فَإِنَّهُ هَادِمُ اللَّذَّاتِ حَائِلٌ بَيْنَكُمْ وَ بَيْنَ الشَّهَوَات

 

“Nefsiniz sizi şehvetlere doğru çektiğinde ölümü anmayı çoğaltın. Öğüt veren olarak ölüm yeterlidir. Resulullah (s.a.a), çoğunlukla ashabına ölümü anmayı tavsiye ederdi ve şöyle buyururdu: Ölümü çok anın; zira o lezzetleri kıran, sizinle şehvetler arasında engel olandır."[7]

 

Elbette kabir ziyareti ve dünyanın kalıcı olmayıp ölümün yakın oluşundan söz eden Nehcü’l-Belaga gibi kitapları okumak, insanda ölümü anmayı güçlendirici konulardandır ve neticede şehvetin kontrol altına alınmasına vesile olur.

 

Ahireti Anmak

 

Kur’an-ı Kerim’de zina edene iki kat azap, ebedi ve zelil edici bir ceza verileceği şu şekilde beyan edilmiştir:

 

وَ الَّذينَ لا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ إِلهاً آخَرَ وَ لا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتي‏ حَرَّمَ اللّٰهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ وَ لا يَزْنُونَ وَ مَنْ يَفْعَلْ ذلِكَ يَلْقَ أَثاماً يُضاعَفْ لَهُ الْعَذابُ يَوْمَ الْقِيامَةِ وَ يَخْلُدْ فيهِ مُهاناً 

 

“Onlar, Allah ile birlikte başka bir ilaha yalvarmazlar; Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa, cezasını bulur. Kıyamet günü azabı iki kat olur ve orada zillet içinde sürekli kalır."[8]

 

Cinsel günahlara bulaşmanın kıyametteki çetin sonuçlarını hatırlamanın tesirine binaen Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

 

من خاف النارَ تَرَکَ الشهواتِ

“Ateşten korkan şehvetleri terk eder."[9]

 

Dolayısıyla kıyameti ve oradaki zorlu menzilleri anmak da şehveti dizginlemek için etkili bir faktördür.

 

 

 


[1]     Araf, 201.

[2]     Bihar’ul Envar, c. 70, s. 396.

[3]     et-Tahsin fi Sıfati’l-Arifin, İbn Fahd Hilli, s. 26.

[4]     Bihar’ul Envar, c. 91, s. 127.

[5]     Yusuf,23.

[6]     el-Kâfi, c.8, s.46.

[7]     Emali, Muhammed b. Numan Ukberi Bağdadi, Tercüme-i Hüseyin Üstad Veli, s. 264.

[8]     Furkan, 68-69.

[9]     Bihar’ul Envar, c. 74, s. 96.

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler