26 Şubat 2020 Çarşamba Saat:
14:14
20-01-2020
  

Fuat Bol'un İftiralarına Cevap

“Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa zarar verirsiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurât/6)

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Ersan Baydemir

 

İnternette bir yazı linki gördüm. Tıkladım Hürriyet Gazetesi’nde bir köşe yazısı. Yazan Fuat Bol.

Birkaç paragraf okuyunca; bu gerçekten Hürriyet Gazetesi mi, diye bir daha baktım. Çünkü bırakın iftirayı, hakaret-i seviye de yerlerde.


İlerledikçe şaşırıyorum. Bu ne bilgisizlik, bu ne taassup…

 

Tarih bilgisi kıt, taassup çıtası yüksek birçok kişiden duyduğumuz yalanı burada da görüyoruz: “İran, tarih boyu hep Müslümanlarla savaşmıştır, hiçbir gayrimüslim devletle savaşmamıştır.” diyor.

 

Burada İran’a çatıyor gibi görünse de az sonraki cümleleriyle aslında İran’la değil İran’ın mezhebiyle derdi olduğunu belli edecek. Bu yüzden bu iddiaya da birkaç madde halinde özet olarak cevap verelim:

 

İlk cevap:

 

İran’ın Gayrimüslimlerle savaşları tarihin açık gerçekleridir:

 

>> 1 Kasım 1856 ila 4 Nisan 1857 arasındaki İngiltere-İran Savaşı

 

>> 1796’da Kaçarlar hakimiyetindeki İran ile Rus İmparatorluğu arasındaki savaş.

 

>> 1722-1723 Rus-İran Savaşı

 

>> 1804-1813 Rus-İran Savaşı

 

>> 1826-1828 Rus-İran Savaşı

 

>> Hizbullah üzerinden gerçekleşen ve Güney Lübnan’dan İsrail’i kovan ve hala devam eden savaş.

 

>> Hamas ve İslam-i Cihad gibi örgütler üzerinden Gazze’de İsrail’e karşı devam eden savaş.

 

>> İran, Bosna’ya gıda diye silah ve gazeteci diye asker gönderen hatta şehit veren tek İslam ülkesi olma iftiharını da ilelebet taşıyacaktır. Merhum Aliye İzzet Begoviç’in bu konuda net ifadeleri bulunuyor.

 

İkinci cevap:

 

Haritaya bakan her cahilin kolaylıkla anlayacağı bir şey var, günümüz İran’ının hiçbir gayrimüslim ülke ile sınırı yoktur.


Üçüncü cevap:

 

Bir savaşı eğer başlatan sizseniz suçlanırsınız. Birileri sizinle savaşmaya geliyorsa mesela Saddam birkaç şehrinizi alıp Tahran’a doğru ilerliyorsa buna karşılık vermek bir suç sayılabilir mi?

 

İran Üzerinden Şiiliğe Saldırı

 

Tüm bunları geçelim. Asıl mesele burası değil, çünkü bizim asıl meselemiz İran değil. Bizim asıl meselemiz bu ülkenin asli unsuru olan milyonlarca Şii ve Alevi’nin itikadına, kimliğine alçakça saldırılmasıdır.


Fuat Bol İran ile yetinmiyor ve İran’a saldırmasının asıl sebebinin Ehl-i Beyt Mektebi olduğunu açığa vuruyor ve diyor ki:

 

“İran Şia inancındadır, bu inanca göre sahabe (Peygamberimizin arkadaşları) bütünüyle kâfirdir. İmamlar (ayetullahlar) tıpkı peygamberler gibi masumdur. Nitekim İran anayasası kaynak olarak kitap, yani Kuran-ı Kerim’i (ki, o da eksiktir!) ve Peygamber’in sünneti yerine imamların sünnetini esas alır.”

 

Bu adam sokaktan geçen herhangi bir eli yüzü düzgün genci çevirip danışsa bu kadar bilgisizce yazı yazmazdı. Daha Ayetullah ile İmam arasındaki farkı bilmiyor. Daha Ehl-i Beyt ile ters düşmeyen, onlara haksızlık etmeyen Selman, Ebuzer, Mikdad, Ammar ve daha nice sahabelerin Şia için baş tacı olduğunu bilmiyor. Bilmiyor ki Şia’nın sahabeyle bir sorunu yoktur; Ehl-i Beyt’e haksızlık edilmesiyle sorunu vardır.

 

Avam ve cahil dahi olsa hiçbir Şia Ayetullahları masum veya İmam olarak kabul etmez.

 

Avam ve cahil dahi olsa hiçbir Şia bütün sahabeyi körü körüne tekfir edip, Peygamberimizin dostlarına karşı saygısızlık etmez. Şia bütün sahabeyi değil sadece Ehl-i Beyt ile çatışan, onlarla ters düşen hatta onlarla savaşan (Muaviye gibi), Peygamberimizin sahabelerini ve evlatlarını öldürüp, öldürtenleri kabul etmiyor.

 

Fuat Bol, bol bol iftira atmaya devam ediyor.. Çevresindeki mutaassıp insanlardan duyduğu yalan yanlış söylentileri bilgi gibi sunup Şia’yı Kur’an’ın tahrif edildiğine inanmakla suçluyor. Hâlbuki 1400 yıldır Ehl-i Beyt Mektebi’nin otoriteleri sayılan Şia âlimleri Kur’an’ın tahrif edilmediğini savunmuş; aynı bugün elimizde bulunan Kur’an’ı okumuş, aynı Kur’an için tefsirler, mealler yazmış ve hem Sünni hem Şii kaynaklarda Kur’an’ın tahrifine dair aktarılmış olan zayıf rivayetleri reddetmişlerdir.

 

Her yüzyılda yaşayan büyük hadis âlimleri, fıkıh âlimleri, tefsir âlimleri gizli saklı olmaksızın kitaplarında Kuran’ın elimizde bulunan Kur’an olduğunu bildirmiş hatta kelime kelime, ayet ayet Kur’an için tefsirler yazmışlardır.[1]

 

Fuat Bol hakkında az bir bakındığınızda ciddiyetten çok uzak biri olduğu, yazılarının sırf yazı yazmak için yazıldığını kolayca anlarsınız. Bu yüzden ben kendisini ciddiye aldığım için bu yazıyı kaleme almadım, nitekim kendisi eski mekânı olan Türkiye Gazetesi’nde bu yazıyı yazsa haberimiz bile olmazdı. Bizi asıl üzen şey böyle bir yazarın, böyle bir yazıyı ülkemizin sayılı ve prestijli gazetelerinden biri olan Hürriyet’te yayınlayabilmesidir. Bu ülke bu kadar sahipsiz olmamalı.

 

Her yerinden kalkan ‘mezhep fitnesi’ yapamamalı, istediğine istediği gibi sövüp sayamamalı.


Fuat Bol Şia’ya Kur’an tahrifi iftirasını attıktan sonra bakın ne diyor:

 

“Allah’a bu denli bir isnatta bulunan İslam dairesinde kalabilir mi?”

 

Yani açıkça ülkemizde yaşayan milyonlarca Müslüman’ı tekfir ediyor.

 

Biz böylelerini Sünni olarak görmüyoruz. Anadolu Sünniliği Hanefî ve Maturidî inancının “Kıble ehli tekfir edilmez” esasını benimseyen, bırakın başka mezhepleri başka dinlerle bile hoşgörü ile yaşamaya müsait bir anlayıştır.

 

Fuat Bol ve türevleri “Suudi-Selefi-Vahhabi-İşidî” anlayışın ülkemize sıçramış parçalarıdır ve inanıyoruz ki; bu bünye bu fitneci anlayışı sindirmeyecektir.

 

Her zamanki sloganımızı tekrar ederek bitirelim:

 

‘Sünni Şii kardeştir, fitneciler kalleştir!’


Ehlibeyt inancını özet olarak tanımak isteyenler bu çalışmaya bakabilir:

 

http://kerbela.net/ehlibeytmektebi.pdf

 

 

 

 


[1] Bakınız: http://tr.wikishia.net/view/%C5%9Eablon:%C5%9Eia_Tefsirleri

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • b haci   24-01-2020 09:56

    slm ersan hocam, hurriyet gazetesinde fuatin köse yazisina itiraz etmissin allah razi olsun, yalniz internet cikali gazete denen bisey kalmadi ki, eskiden demokrasilerde gazete hukuk, egitim ve memur kesimi ile dört sütünden birini olustururdu, simdi gazete olaylarin pesinden kovalayan zavallidir, her akli basinda gazetenin hararetli linklerine tiklasa adamlar tiklerin sayisini ahirette zikir sayacak, bence birakalim düsünce özgürlügü balonu ile avunsunlar, temelleri yikildi bari tiklar ile cennette zikirlerini cogaltmayalim

Kategorideki Diğer Haberler